Ayçiçeklerinin adı hep ilgimi çekmiştir. Gerek duruşlarıyla, gerek bakışlarıyla Güneşle bir olan bu çiçekler, neden Ay'ı isimlerinde taşıyorlar diye düşünmüşümdür.
Bir keresinde onları yakından görmüştüm. Beklemediğim bir andı. Kafamı bir çevirdim, işte oradalardı. Bakışları bana dönük değildi. Sanki uzaklardaki bir noktadaki sevdiklerini selamlarcasına sarı, kocaman ve parlak bir gülümsemeyle dikiliyorlardı. Araba yanlarından hızla geçtiğinden, bu karşılaşmamıza dair aklımda yalnızca solgun bir hatıra, hatta o bile değil... solgun bir hatıranın anısı kaldı. Bu, yıllar yıllar önceydi.
Biraz daha yakın ama şimdilerde uzak olan ikinci bir tarihte yine onları gördüm. Aslında farklı bir yılın hemen hemen aynı mevsiminden bir andı. Bu sefer hazırlıklıydım, onları görmek için heyecanla bekledim. Sonra onlar geldiler, küskün bir gülüşle. Hala parlıyorlardı ama boyunları mı büküktü ne? Neredeydi benim parlak çiçeklerim... neredeydi onların ışıldayan yaprakları? Yoktu. Kurumaya yüz tutmuş güzel çiçekler. İşte karşımda olan buydu. Araba geçti gitti ve benim aklımda, bir kez daha, solgun bir hatıra kaldı.
Bu hatıranın da bir anıya dönüşmesini bekledim. Üçüncü sefer. Bundan iki yıl öncesi. Bu sefer umutsuzdum. Çünkü her şeye hazırlıklıydım. Yine bir yaz mevsimiydi. Bu sefer ben onlara dönük oturmuyordum. Saat gece yarısıydı. Onlar beni gördü mü bilmiyorum ama... ben onları göremedim. Hatta onları görmek istediğime dair içimde taşıdığım heyecan, evet bu sefer o da, artık solgun bir hatıraydı. Onları göremediğimi bile fark etmedim. Ne o yolculukta, ne sonrasında. Geçtiğimiz dolunayda sana Güneş ile Ay'ın aşk hikayesini anlatana kadar, aklıma ayçiçekleri gelmedi.
Onlar herhangi bir ayçiçeği değildi benim için. Onlar, yolda gördüğüm ayçiçekleriydi. Öylece, beklemezken. Bir anda karşıma çıkan ve beni heyecanlandıran ayçiçekleri. Birlikte havalı bir fotoğrafımın bile olmadığı, çünkü en azından yol üstündeki o çiçeklerle bunun olamayacağı ayçiçekleri. Güneş'i izleyen o çiçekleri gördüğüm anda sevdim. Bunun sebebi neydi bilmiyorum. Belki de kendi halinde oluşları. Aslında onları, evet o ayçiçeklerini ('the' ayçiçeklerini) ilk gördüğüm yıl bundan çok öncesinde kaldı ama... diğer seferki görmelerim veya görme ihtimallerim bile o ilk karşılaşmamızın yanında aklımda çok solgun canlanıyorlar. O ilk karşılaşmayı özel yapan neydi... bunu düşünüyorum.
Ayçiçekleri yılda bir kez açarlar. Biz onları tek bir çiçek olarak görsek de aslında göbeklerinde pek çok tomurcuk var. Sonra o tomurcuklar çiğdem oluyor ve afiyetle yiyoruz. Ve belki sonra da sivilcemiz çıkıyor. Neyse. :)
Ayçiçeklerinin diğer isimleri arasında günebakan, gündöndü, günçiçeği, günaşık gibi kullanımlar da bulunuyor. Çiçeklerin bilimsel adı ''helianthus annuus''tur. Bu isim, mitolojide ''Helios'' olarak bilinen güneş tanrısı ile ''Anthos''tan gelen çiçek kelimesinin birleşiminden oluşarak ''güneş çiçeği'' anlamına gelen Helianthus'u oluşturuyor. Annuuss kelimesi ise ''yıllık\ bir yılda büyüyüp tamamlanan'' anlamına gelmekteymiş. Mitolojide ayçiçeklerinin hikayesi, Clytie isimli bir su perisinin güneş tanrısı Helios'a karşılıksızca aşık olması sonucu yönünü hep ona dönmesi ve perinin gökyüzünde hareket eden güneşi yeryüzünde beklentiyle izlerken, sonunda bir çiçeğe dönüşmesi olarak bir anlatıya dönüşmüş.
Güneş'e aşık bir perinin aşkının yüzlerce baş vermiş gövdeli kocaman bir çiçeğe dönüşmesinin öyküsü, oldukça acıklı. Bu hikayede benim en çok ilgimi çeken ne imkansız veya karşılıksız aşk dramasıydı, ne de Clytie'nin güzelim peri haliyle kendini saçma sapan harap etme romantizmi. Benim en çok ilgimi çeken... hayır bekleyiş ve sabır da değildi (çünkü bu, anlamsızdı). Ben, sanırım, çiçeğe dönüşmüş güzel su perisinin bir çiçekte can bulan kalbinin atışını merak ettim. Yani, bir çiçeğin aşkını.
Ayçiçekleri nasıl sever?
Güneş'e aşık ayçiçeklerinin adındaki Ay, ne anlama gelir bunu araştırdım. Bunun bilimsel bir karşılığı yok. Bunun mitolojik bir öyküsü de, sanırım, yok. Ben aslında bu çiçeğin en çok ''günebakan'' ismini kendisine yakıştırırdım. Bana daha umutlu gelirdi bu isim. Daha şirin. Daha bu çiçek gibi gelirdi aslında. Güneşe baka baka büyüyen bu çiçeklerle, yıldızları izleye izleye büyüyen kendim arasında bilinçli olarak olmasa bile bir çeşit ilgi kurmuşum diye düşünüyorum.
Tüm dünyada ''güneş çiçeği'' (sunflower) olarak isimlendirilen bu çiçeklere bizde ona Ay'ın adını koymalarının sebebi, çiçeğin öyküsüyle ilgili değil, çiçeğin bizzat kendi varlığıyla ilgiliymiş. Bunu fark ettikten sonra bir anda Ay'ı içinde taşıyan bu isim, benim için tüm güneşli isimlerin önüne geçti. Çünkü Ay çiçeği ismi, aslında bu umutsuz aşık perinin hikayesinin adını taşıyan çiçeğe, yeni bir başlangıç fırsatı veriyordu!
Çiçeğin kocaman bir gövdesi ve devasa yaprakları olduğundan dolayı görünümü Ay'ı çağrıştırmış. Bu çağrışım da ay gibi parlayan anlamına gelecek şekilde olduğunu düşündüğüm bir şekilde, ona Ayçiçeği ismini vermiş.
Güneş'e aşık ayçiçeği belki de köklendiği bu yerkürede bir perinin güzelliğiyle büyürken; bereket, bolluk, güç, dayanıklılık, bağlılık, umut, yaşam enerjisi, hayatın geçiciliğine rağmen parlamak gibi anlamlarıyla kendi varoluş öyküsünü anlatıyor ve sadece kendisi olarak, varoluşundan gelen bir güçle sevmenin anlamını simgeliyordur.
Kim bilir... Yine bir gün, bu sefer daha yakından, ayçiçeklerini görürsem... bunu ona\ onlara da soracağım!
''Sevgili ayçiçekleri... siz nasıl seversiniz?''
Belki de Ay gibi güzel bu çiçekler, bir Güneş'in ışığında açmayı öğreniyorlardır. Ve bu, bence, tüm sınırsız aşk öykülerinden daha ölümsüz bir öykü. Sanırım böyle bir öyküyü kimse senden alamaz, sana veremez ve senin yerine var edemez.
Belki de ayçiçekleri böyle seviyordur. Kendileri gibi parlayarak.
bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.

Sevgili ayçiçekleri... siz nasıl seversiniz?'' Evet, sor bakalım ne diyecekler :) Onlarla bir hatıra fotoğrafı da çektirirsin :)
YanıtlaSilBir daha ayçiçeği bulduğumda çekileyim fotoğraf :) Benim bu hayatta en temel yanlışım fotoğraf çekmektir belki de. Fotoğraf çekilenler yürüdü gitti. Böyle şeyler düşünüyorum :)
SilAy çiçeği hikayesini bende çok seviyorum umutsuzluğun içindeki umut gibi
YanıtlaSilUmut kelimesine dair karmaşık hislere sahibim. Diğer insanların bu kelimede bulduğu şeyi kaybettiğimi düşünüyorum. Umudumu değil, direkt bu kelimeyi kaybettim sanki. Böyle bir his. Yine de çırpınıyorum. Onu bırakmak istemeyen bir yanım var ama olmuyor. Ben artık içimden güç üretmek istemiyorum. Her seferinde bunu yapsam da, artık bundan yoruldum. Keşke bana da dışarıdan bir şey verilseydi diye düşünüyorum. Son günlerde bunu bilinçli olarak düşünmediğimde bile bu his içimden yükseliyor engel olamıyorum. Öfkeleniyorum, evet hissettiğim şey bu. Umut kelimesine bile öfkeliyim... İnsanlara umut verilir. Küçücük izler. Sonra da bu izleri takip ederler. Benim en son gördüğüm iz, bana verilen iz neredeydi hatırlamıyorum. Oysa hep inanmıştım, böyle düşünüyor ve sonra böyle düşündüğüm için bile üzülüyorum. Yazılarımı yazma sebebim unutmamak, silme sebebimse bu çabamdan bile bunalmam sanırım. Artık umut etmek istemiyorum. İçimden akacak hiçbir şeye tahammül edemiyorum. Neyse, böyle şeyler hissediyorum. Bir yere akıtmam gerekliydi pardon :)
SilAyçiçekleri gibi ;) çok marjinal.
YanıtlaSilGizli stand-upçılar bence! Gündüz güneşe bakıp parlıyorlar, gece ise Ay’ın adını taşıyarak sahneye çıkıyorlar ehe. Onların aşkı mitolojidende gelmiyor, kendi gövdelerinin devasa spot ışığı mizahından geliyor ehe
Ooooo daha pek çok şey gibi sevmek hakkında içimde neler var neler :) Belki yeterince tetiklenirsem ilham perilerinin fısıltıları eşliğinde başka varlıklar gibi sevmek serisi devam eder :) Mesela geçen gün ateş böcekleri gibi sevmek fikri aklımda yandı söndü :) Haklısınız, onlar sadece parlıyorlar işte.
Silyeni türkü'den günebakan'ı armağan ediyorum sana ilkay ✿
YanıtlaSilTeşekkür ederim bu güzel parça için, sevgiler :)
SilAşk severiz ya işin içinden bir aşk hikayesi çıkması güzel :)
YanıtlaSilYorucu olmayan, dinlendiren, salak salak güldüren bir aşk ne iyi giderdi şimdi hahaaa :)
(ne anlatıyorum acaba sjdj)
Yaa ben de özledim, o hissi bile özledim kımıl kımıl :) Gerçi o da başa dert ama bin yıl geçti... Yeniyor muydu acaba :), görsem tanır mıyım?
SilYakın zamanda -bir ay kadar önce oluyor- bir gönül meselesi yaşadım gibi oldu çok ufak bir şey ve karsilikliydi da, üç bin sene sonra denk geldi hiç hesapta yokken. Bir yere varmayan ve şartların uyuşmadığı şekilde ama tabii ahshdh..
SilNeyse yine de muhabbetimizi özleyeceğim onunla, bir insanla oturup sonsuza kadar konuşmak istemek pek sık denk gelen bir şey değil sonuçta :)
Öyle işte kısaca çoook uzun zaman olmuş ve tadı damağımda kalan bu duyguları da ayrı özlemişim. Dilerim ikimiz için de doğru zamanda doğru insanlarla yollarımız kesişir :) Hayat tek başına pek de çekilecek dert değil gibi çünkü, birinden hoslaninca insan aa böyle bir yaşama şekli de varmış diye ayılıyor sanki mevzuya. Sevip sevilmek lazımmış resmen :)
O canlılık hissini yaşamak bile ne hoş. Ben o hissi özledim aslında. Birisiyle sohbet etmek de güzel ama ben asıl heyecanlanmayı özledim. Kalbimin atışını hissetmeyi, o kişi dünyanın en düz insanı olsa bile onu farklı görmeyi... Hep şimdi değil dedim son yıllarda, daha hayatımda yer yok. Böyle diye diye yaşlandım :) Neyse, umarım hayırlısı olur. En doğru istek hayırlısını istemek aslında. Dilerim senin için de hayırlısı, gönlüne en uygunu olur.
SilAynen öyle. Keramet bizde, içimizdeki hislerde :) Ben de aynı şekil yaşlandım
SilAy hemen gitti az devam edeyim. -Ben de aynı şekil yaşlandım resmen, artık otuzları bulur gibi geliyor bu işler bakalım nasip.. Önce bir ortalığı toparlamak lazım filan, tam bir kargaşayım :)
SilHayır otuzlara kadar olmazzz :) Biraz daha olur, olmazsa gelsin birlikte toplucaz yeter :) Şaka şaka, olacağı varsa oluyor bence. Bu işlerin böyle olduğunu düşünüyorum artık. neyse hayırlısı :)
Silokurken aklıma ivit o güneş ve ay ile ilgili yazın geldi :) the ayçiçeği ivit :) belirli oldukları için :) güneş ve ay çiçeği açıklamaları iyi oldu sağol ve aşk öyküsü de iyiymiş :) ay çekirdeği de ayda yenen demek ki :) papatya için de böyle keylfli bir yazı yazsanyaa :)
YanıtlaSilBir sonraki yazım da ayçekirdeği ile sivilcenin aşkına gelsin... *-* ahahahah neyse :)
Sil