Benim konfor alanı dizim Sihirli Annem. Yılda bir kez mutlaka eski bir tatlı romantik veya tatlı aile veya tatlı arkadaşlık temalı eski Türk dizilerine sararım. Ama Sihirli Annem'e üç dört ayda bir muhakkak dönüş yapıyorum. Genelde orta yerinden rastgele bir bölüm açıp izliyorum. Bazen tamamını, bazen tatlı gülmeli kısımlarını. Hatta öyle ki, blogda bile farklı zamanlarda diziyi konuk ettiğim üç beş yazı yazmışımdır.
Yabancı dizilerden de böyle konfor alanı dizim var (bakınız Supernatural) ama yabancı dizilere sararsam duramam diye bizdeki diziler ilk uğrak yerim oluyor. Dizi izlemeyi de, yorum bırakmayı da, var olan yorumlara göz atmayı da seviyorum. Sihirli Annem'i benim için farklı kılan ise, muhtemelen diziyi seven çoğu kişide olduğu gibi, bu dizinin benim çocukluğumdan gelmesi.
Ben küçükken sihir temalı diziler çok popülerdi. Özellikle de çok çocukluk yıllarımı kapsayan sihirli dizileri ayrıca bir sevmişimdir. Sihirli Annem ve Acemi Cadı'nın yeri bende bu nedenle ayrıdır. Çünkü bu dizilerin bölümlerini ve karakterlerini kuzenlerimle (M. ve Ö. çünkü başka yaşıtım yoktu :) az canlandırmadık. Ö ile birlikte babaannemin -malesef- çiçeklerini yolup iksirler yaptığımız bazı zamanlar olmuştu (yemekler de ama ben iksir yaptığımızı da anımsıyorum). Özellikle de M. ile kendimize dizi karakteri rolleri verip canlandırmalar yaptığımız zamanlar hayal meyal aklımda.
Nesquik içerek koltuğa kurulup bu dizileri izlediğim zamanları anımsamak beni hep gülümsetmiştir. Biraz daha büyüdüğümde hafta sonları sabah erken kalkıp çizgi film ya da sihirli bir diziyi (o yıllarda Selena popülerleşmişti) izlediğim zamanların tatlı hissi de içimde bir yerde kıpırtılı bir nostaljidir. Yine de Selena, Prenses Perfinya, Bez Bebek gibi diziler -o yıllarda daha büyük bir çocuk olduğumdan olacak- benim favorilerim arasına giremediler. Benim en favorimse her zaman, evet, Sihirli Annem'di.
Bana ilk dilediğimi bu dizi vermişti: Peri olmak! Ah... Çilek periye öyle çok özenirdim ki! Evin ortasına salıncak kurması olsun, musluktan çikolata akıtması... Sonra benimle yaşıt olduğu için davranışlarımızı da benzetiyordum sanırım. Örneğin Sertap Erener'in Eurovision şarkısı olan Everyway That I Can'i Çilekle birebir aynı telaffuzla söylüyorduk (Altay Altayyy! :). Aynı zamanda Çilek ile Ceren'in odasındaki tüylü pembe telefonun rüyalarımın telefonu olmasının yanı sıra, evdeki tüm telefon hatlarının birbirine bağlı olması ve bu şekilde başkalarının konuşmalarını dinleme olayı da bana en az Çilek'in sihirleri kadar fantastik gelmiş olmalı.
Yine de benim en favori karakterim Çilek değildi. Evet, eski yazılarımı anımsayanlar hatırlayacaktır, Eda periydi. Ona bayılırdım. Hala izlerken en çok ona bayılıyorum. Özellikle de peri kıyafetlerine çok özeniyorum. Ben esmer bir kızım ve çocukken de esmerdim doğal olarak. :) Bu konuda hiçbir zaman ''ya keşke esmer olmasam'' özgüvensizliğim olmasa da (baba tarafım göçmen olduğundan benden sonra doğan tüm kuzenlerim sarı veya sarımtraktır, kardeşim bile), Eda perinin de koyu tenli olması beni kendisine yakın hissettirmiş olmalı. Bir de ben küçükken benim yanımda hep sarışın veya sarışınımsı kız çocukları için ''güzel'' sıfatı yakıştırılırdı. Benim esmerliğimle çocukken bile barışık olmam bu nedenle açıkçası biraz tuhaf. Yine de güzellik takıntımın o yıllarda zihnime ''güzellik başarıdır'' şeklinde kodlandığını düşünüyorum (ben çok çalışkandım ama yanımda hep güzellik başarı faktörü olarak anılmıştır :).
Her neyse. Çok çocukken saçlarımın taaa belime kadar uzun olduğu bir dönem hayal meyal aklımda. Aslında, bir itiraf, o dönem aklımda değil ama şu olay aklımda... Bu upuzun saçlarım bir anda omzuma kadar kestirilmişti de kendimi biraz buruk hissetmiştim. Sonra tv'de Sihirli Annem'in açık olduğu o anı anımsıyorum. Eda perinin de omuzlarında güzel saçları vardı ve o, evet, bir periydi! Bu nedenle çok mutlu olmuştum. İlginçtir, büyüdükten sonra da kendimi en çok saçlarım o boydayken yani omuzlarımdayken bir peri gibi hissettim (yani kendim gibi, şşşş :). Bu nedenle de yılda bir kez olsun saçlarımı o kadar kısa kestiririm ve bu hissi en azından ilk günlerde (veya ayda) alırım. Sonra da ''ama ne zaman uzayacaklar'' derim. :) Bu nedenle de saçlarımı uzatma kararı aldım. Varsın peri gibi hissetmeyim (ben zaten bir cadıyım :).
Yine Sihirli Annem'i izliyorum ve böyle birkaç gün ara ara izlerim herhalde. Ben böyleyim. Birkaç gün veya hafta yoğun izliyorum sonra bırakıyorum, sonra birkaç ay sonra yine aynı şekilde rastgele izliyorum ve rahatlıyorum. Bu dizi beni mutlu ediyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder