Sanırım en büyük problemlerimden biri neye ne kadar zaman ayıracağımı kestirememem. Hayatım boyunca değmeyecek olay ve kişilere özellikle de düşünce boyutunda bolca bonkör bir şekilde zaman ayırmışımdır. Buna çoğu zaman ''kendim için yapıyorum'' mantığıyla yaklaştım ve evet pek çok şeyi bana kavratan da bu oldu ama öte yandan genelde gereksiz duyguları da beraberinde getirdi. Örneğin öfke.
Son günlerde insanlar çok gözüme batıyor. Kişisel temizlik bilmemeleri, gereksiz konuşmaları, kendilerini pazarlama çabaları ve nasıl yürüneceğini bile bilmemeleri. Böyle yazınca da yine biraz ''şeeeey'' oldu ama öyle gerçekten. Bazı insanlar toplumsal yaşamda ''sınır'' kavramından BİLE bihaber ve bu beni çileden çıkarıyordu. Bu kadar booommmboş olamazlar diye düşünüyordum. Sonra fark ettim ki ben böyle düşündükçe yaşamıma, bakın gerçekten, böyle insanları çekiyorum. Dış, en dış çevreyi kastediyorum. Neden insanlar bu kadar basit toplumsal konuları bile uygulamakta başarısızlar? Cidden bu soruyu bu ay içinde sıkça düşündüm. Ulaştığım yanıt: Düşünme gerek yok, oldu.
İnsan sanırım neye dikkatini verirse, karşısına gerçekten dikkatini yoğunlaştırdığı şey çıkıyor. Bu benim kişisel yaşamımda da hep böyle olmuştur. Neyden nefret ediyorsam hep burnumun en dibinde bitti. Neffrettt, gerçekten. :) Bu da tabi ki insanın ilerlemesi yönündeki engel. Çünkü düşünce boyutunda bile olsa bu parazit durumlar sülük gibi yapışıp insanın enerjisini, zamanını ve neşesini emer. İşin komik yanı, bir noktadan sonra ortadan söz konusu nefret edilen uyaranlar kalktığında bile senin o gerçeklikte kalmaya devam etmen oluyor, yani içine öyle bir işletiyorlar ki eski bezmiş düşünce yapısını, o yapı seninle kaldıkça aynı durumlar seni bırakmıyor. Ve zamanla, bunlar inanç kalıplarını, yani yargılarını oluşturuyor.
''Daha önce böyle oldu yine böyle olacak.'' ''Şu x kişi tiplemeleri (ki hayatta karakter değil de tip özelliği gösteren kişi sayısı malesef çok gibi görünüyor, evet keşke böyle olmasa bunu en çok ben isterdim), x olay\ durumları şöyledir böyledir...'' Kendini gerçekleştiren kehanet, öğrenilmiş çaresizlik, kafa karışıklığı ve önyargılar (kesin katı mutlak yargılar).
Buna zaman ayırmaya değmez. Ben kıymetliyim, enerjim kıymetli ve herkesin canı ceh...
Yok yok yok. Ben önceden daha saftirik biriydim. Pembe bulutlu bir kızcağız. Sonra ne oldu bilmem. Herhalde olanı olduğu gibi, biraz fazla olduğu gibi, görmeye başladım. Burada sorun yok. Sorun, olana (''beni ilgilendirmeyen'' (!) boyutuna kadar) takılıyor olmam olmalı. Gerçi bazı şeylere takılmamak elde değil ama dediğim gibi bunlar üzerine bir saniye bile düşünmeye değmeyeceğini, benim aklımı yormaya değmeyecek saçmalıkta durumlar olduklarını fark ettim. Odağımı kendime, yani benim için daha değerli ve anlamlı şeylere çevirmem gerektiğini. İnanın bana bazı kişi ve durumlar üzerinde bir saniye bile düşünmeye değmez. O kadar değersizler.
Hem, böyle hissetmek de istemiyorum. Gerçekten istemiyorum. Çünkü bu da üstünde durmaya bile değmeyeceğini bildiğim rezillikte bir düşünce yapısı. İnsan, ilerlemeli. Ben bunu bilirim (inanırım yazacaktım ama bu bir inanç değil, biliş). İlerleyen insan, kararmaz paslanmaz. Kalbi de, beyni de, bedeni de. Bu üçü, hizada durmalı. Kalp, zihin ve beden. Kontrol insanın kendinde olmalı. Dışsal koşullarda değil! Belki de beni öfkelendiren bile buydu. Bazı gereksiz durumların benden düşüncelerimi çalması. Bundan gerçekten nefret ederim ve buna izin veren de aslında benim. Bu nedenle hiçbir şeyi ve kimseyi suçlayamam. Bakın mesela çoğu kişide bu yoktur. Ben birilerini veya bir şeyleri eleştirirken bile şapkamı önüme koyup düşünürüm. Ben neyim ki diye. Ama çoğu insanda bunu düşünecek kapasite yok. Beni asıl bu öfkelendiriyor. Bu öfkenin yersiz olmasa da, gereksiz olduğunu bilsem bile beni her seferinde sinir etmeyi başarıyor. Bunun sebebi insanları bir şey sanmam sanırım. Düşünebilirler, anlayabilirler sanıyorum ama hayır; ya anlamıyorlar ya da anlamamak işlerine geldiği için anlamamayı seçiyorlar. Evet sorun bendeymiş, insanlardan ''çok şey'' bekliyorum. İnsan olmak davranışları gibi?
Sana anlattığım şeyleri sistemimden atmam veya sistemime almam daha kolay oluyor. İnsan sosyal bir varlık. Çevresinde alan tutuculara ihtiyaç duyuyor. Sanırım bu blogda bir çeşit kendi kavramlarımı oluşturdum :). Bu hoşuma gidiyor. Alan tutucu terimimden kastım... Alan tutmak işte. İnsanı kendinde tutmak da denilebilir. İnsan, çok kendiyle kalırsa dağılır. Yalnızlık güzellemesi yapanlar da dıııttt yesin. Hade ordan. :)
Daha keyifli, neşeli şeylere odaklanmak lazım. Gerçi daha dün marketteki fiyatlar beni sinir etti ama olsun (çok pahalı). Olsun, en azından sebepli bir bu ne beee tepkisiydi. İnsan sevmiyorum da değil bu arada. İnanın bana ben insanları insanların kendilerini sevdiğinden daha çok seviyorumdur. Sorun da bu. Nerede bir haksızlık ve saçmalık görsem, çok sinirlenirim. Diğerleri umursamıyor, ondan insan ''seviyorlar.'' Ben umursuyorum, bu nedenle sinirimi bozuyor bazı şeyler.
Sana bir şey anlatmak istiyorum. Aslında tüm bunları kardeşimle konuştum ve kız galiba benden sıkıldı ama böyle şeyler içimde kalınca sinirleniyorum. İçimde gerçekten harıl harıl yanan bir ateş var. Kelimelerle gün yüzüne çıkıyor bu alevler. İnsanın içinde ateş yanması da iyidir bu arada; canlı olduğunu gösterir. Çoğu kişinin içinde ateş yanmıyor bence, ki konumuz bu değil. Ne diyordum... İnstagramda bir hesap gördüm. Şimdi hesabın adını vermeyeceğim (zaten unuttum). Cücelik hastalığı olan genç bir kadın (aklına ilk gelen o fenomen değil, başka biri) kombin önerisi paylaşıyordu ve bu konuda gerçekten iyiydi. Çok da hoş bir kadın, kişiliği de gördüğüm kadarıyla uyumlu olan biri. Ancak gelen yorumlar o kadar hadsizdi ki sinirimden oturdum millete haddinizi bilin anlamında koca paragraf yazdım. Sonra, İlkay, dedim, sonra densizin biri yanıt verecek yine daha beter öfkeleneceksin hem sana mı kaldı bırak. Ama o kadar öfkelendim ki anlatamam.
Sorun şu. Başka birine, fiziksel görünümünü etkileyen bir hastalığı olmayan birine, o üslupla densiz densiz yorum bırakamayacak tipitipler bu kadına sadece fiziksel olarak farklı görünüyor diye saygısızlık yapabileceklerini düşünmüşler. Üstelik o kadar fesat ve kıskançlardı ki! Kadın kendine bir yaşam kurmuş. Ayrı evde yaşıyor, kendi parasıyla kendine güzel giysiler alıyor ve yaşamını dolu dolu keyifle yaşıyor diye afedersiniz kudurmuşlar kudurmuşlar. ''Bu bile böyle'' yazmışlar. Bu bile!? Sen nesin pammık premses? Bunlar bir de orda burda ''feminist'' bile geçinirler bak ciddiyim. Sonra da insanları neden ikiyüzlü buluyorum? Neden acaba, sence neden sevgili okur? İkiyüzlü oldukları için olabilir mi!
Her neyse, sakinim. Kızın bir de güzel bir ilişkisi var. Ona da nasıl kurulmuş, nasıl kıskanmışlar. Üremeyin, bunlar bile bilmem ne; tripleri. Sanane oglim sahaneeeee ne sanane. Bakın yine bana soldan soldan geldiler. Beyinleri mi çalışmıyor bu insanların anlayamıyorum. Bu kadar hadsizlik fazla çünkü. Ve sosyal medya insanın kendi öz kişiliğini yansıtması açısından güzel bir turnusol. Bunlar o kadar ''masum'' kaçan örnekler ki. O kadar leş insan gördüm ki. Gerçek hayata zaten değinmiyorum bile ama sosyal medyada da böyleler. Gerçek hayatta zaten ne kişisel temizlik bilirler, ne sınır bilirler, ne bir şey. Böyle düşünmek istemiyorum ama artık ben mi tahammülsüzüm diye gözüme batıyor, yoksa gerçekten artık insanlar benim gibi insanların sınırlarına saygılı kişiler için katlanılmazlar mı onu tam ayırt edemiyorum. Hayvanlar bile, ki bunu hakaret anlamında değil bilişsel gelişim anlamında yazıyorum bir gerçeklik olarak, kişisel sınırı bakın önemser. İnsan bilinci sözümona daha gelişmiş ama işte vaziyet ortada.
Yine de... Yine de evet, bu yazıya ayırdığım vakte bile değmez. Bunu biliyorum. Öte yandan sinirlendim falan ama... Üzücü. Şu vaziyet çok üzücü. İnsanların bu kadar duyarsız, saygısız, gelişmemiş kalmayı SEÇMELERİ (olmaları değil, bunu SEÇMELERİ) çok üzücü. Hepsi değil ama üzgünüm çoğunluk böyle gibi duruyor. Yine de, evet Polyanna yanım iş başında, insan odaklandığı noktaları seçebilir. Ben de en başta kendim için (yoksa insanlar bence buna değmez) iyi şeylere odaklanmayı seçiyorum, şu andan itibaren. Başarmak da zordur bunu bu arada, yani duyarlı insanlar için, saygılı anlayışlı insanlar için zordur. Rezillik gözüne batar çünkü. Ama deneyelim bakalım...
Cadı'nın da ateşi, öfkesi olur mu? Gayette olabilir ;)
YanıtlaSilGereksiz öfke ve saçmalıkların seni yormasına izin verme cadı. Odağını kendine ve değerli olana çevirmelisin bu hayatta, bu senin için ilerlemenin en estetik hali olur inan.
Ve ayrıca insanlar konusunda haklısın, asla biraz ''şeeey'' olmadı. İnsanlar konusunda analizin çok doğru. Ülkedeki insanların mezuniyet düzeyinden kaynaklanıyor.
Ya ateşi sadece yıkıcı bir öfke olarak görmemek lazım aslında. Ben zaten ateşle hareket eden bir tipim :) Tartışmalara, ilerlemek için bir şeyleri açık açık tartışmaya sorgulamaya önem veririm. Biraz kavgaşarlık olarak da algılanan bir özellik aslında ama öyle değil. Benim biten tüm arkadaşlıklarım bile böyle bitti ne diyorsunuz siz ahahahha, ben halı altına süpüremem.
SilBu konuyu da niye deşiyorum? İlerlemek için deşmek lazım da ondan. Bu konu beni çok meşgul etmeye ve içimdeki ateşi söndürmeye başladı. Buna izin veremem. İçimdeki ateş biraz bile sönmemeli.
Başkası umurumda değil, ben benim. Beni kendilerine benzetmeye başladılar. Onlar gibi üç maymun olamam. Onlar gibi kendimi iyi göstercem diye olmadığım biri gibi davranamam. Bakın ben daha ergenusken bile şu cümleyi keşfetmiştim ve hayat bana o yıllarda bile haklı olduğumu gösterdi. Şöyle: İnsanlar nasıl olduklarına (içsel olarak hani) değil, nasıl göründüklerine (kendimi nasıl pazarlarım hani) önem veriyor. İğğğrrenç. Öne geçmek için yarıştığın anlar olur ve gerekir, hayat böyle ve doğal. Benim bahsettiğim şey, olmadığın biri gibi olmak. Bu durum günümüzde doğal gibi karşılanıyor. Ama yine yazayım, iğrenç. Kimi kandırıyorlar, kendilerini mi? Evet. (Bunu başka yazıda yazayım desem, değersiz bir durum. Zaman ayıramam. - Ayırdı :)).
Bu arada mezuniyetle veya formal eğitim almalarıyla alakası yok. Ben üni okuyup da iki kelimeyi yan yana getiremeyen ve ikiyüzlü olan (ahahahah :) çok insan gördüm (ki genelde ikiyüzlüler böylelerinden çıkar). Eğitim diplomayla ölçülemez. Ben böyle şeyleri küçümserim hatta. Eğitimi değil (ki bahsettiğiniz ''diploma olayı'' eğitim değil, öğretimle ilgili bir kavramdır, eğitim her yerde olan bir şey), gelişmişliği diplomayla ölçmeyi küçümserim. Afedersiniz ne saçma bir mukayese! Kişi tabi ki eğitim almalı ama bunun tek yolu formal eğitim değil. Hayat şartları farklı olabilir, yine de kişinin mezuniyet belgesi olmasa bile İNSAN olabilir. Oysa öte yandan mezuniyet belgelerini yan yana dizmiş bir insan İNSAN OLAMAMIŞ (bakın OLAMAMIŞ, çünkü bunu SEÇMEMİŞ bu kısım çokomelli) olabilir. Her şey seçimle ilgili. İnsanlar neyi seçeceklerini seçebilirler, tüm bu yazılarım bunun üzerine kurulu!
Kişi bireysel olarak kendini geliştirmiş mi geliştirmemiş mi? İsterse dağın başında büyümüş olsun, isterse afedersiniz bombok bir yerden gelsin veya orada yaşasın; kendisi birey olarak bok kalmasın. Bilmem anlatabildim mi hani. Yoksa mazaret bol. Beni bu hayatta mazaret sinir eder sinir. İğreniyorum mazaret üreten ve bu yolla bok kalan tiplerden. Aman neyse.
Gereksiz insanlar konusunda eskiden öyleydim. Bunun farkına ben çabuk vardım şükür. Ama insanlar dışında da birçok konuda gereksiz şeylere kafa yormuşum ben. Bununla ilgili bir gönderi yazdım daha yeni... Gündeme çok kafa yormuşum ben. Bir de hep sınavlara çalışırken en gereksiz yerlere kafa yoruyodum nedense. Mesela lisede matematik hocamızın toplantıda aileme en zor soruları yapıp en kolaylarını yapamamış demişti. Ya da üniversitede bir kere en önde otururken sınava çalışıyorduk. Ben arkadaşıma şurası çoook önemli bak diyordum. Hoca duydu, geldi. Bunlara niye çalışıyorsunuz boşboş konular demişti :D Neyse bunlar biraz bağımsız konular ama aklıma bunları getirdi :)
YanıtlaSilBurada uzun uzun yazmıştım akşam olunca ne bu ya ne yazmışım deyip sildim hayat hikayemin bir kısmını doldurmuşum yine... :) Belki mail gelmiştir bilmiyorum, gelmediyse de sorun değil zaten gereksiz ayrıntılı bir yorumlar bütünüydü.
SilNeyse yani ben insanlara güvenmiyorum ve haklı nedenlerim var zaten çoğu da güvenilir değil ama bu konuyu sorgulamamaya karar verdim. Ama tabi yazımda bahsettiğim daha genel bir şeydi. Yani kişisel deneyimin ötesinde, insanların ikiyüzlülüğüne değinmiştim. Bir fikri sadece popüler veya moderen (modern değil moderen :) görünmek için savunan olsun, kendini iyi göstermek için her haltı yapan olsun, kıskanç tipler olsun bunları eleştirdim. Ayrıca nerede ne yapacağını bilemeyenleri... Çok var bunlardan ama çok dikkat ettiğim için de çekiyorum bence, gözüme batıyor yani. Bu nedenle dikkat etmeyerek gerçekliğimi değiştirmeye karar verdim :) Herkes de ne hali varsa görsün. Adaletsizlikleri, aptallıkları (afedersin) ben düzeltmicem neticede.
Odaklanacak daha keyifli şey bırakmadılar ki
YanıtlaSilYa zaten insan çevresinde ne varsa ona odaklanır. Hep aynı şeylerle karşılaşan biri başka neye odaklanacak Allah aşkına :)
Sil