Sanırım sile sile, içimdeki harfleri kazıya kazıya, belki kalbimi, ruhumu, zihnimi, inanç beklenti hayal umut mantık ve hatta kimliğimi kazıya kazıya, gökyüzümü genişletiyorum. Gökyüzüm artık parlıyor. Yıldızlarım, sanki onları biri karanlık gecenin göğüne öylece serpmiş gibi... bana bakıyorlar.
Artık yıldız bulmaca oyunu oynamıyorum. Ne tuhaf... daha bu yılın ilk yazısında bile sana ''yıldız bulmaca'' oyunum ile ''yıldız mektubu'' bırakma sanatının inceliklerini -hokus pokusunu şşşşş- açıklamıştım. Sahi, içinizden öğrenmek isteyen var mıydı? Hiç yıldız mektubu gönderme alıştırması yapan veya puslu gökyüzünden parlak bir yıldız çeken oldu mu?
Kendimde en sevdiğim özelliğim hareketli yapım. Bu nedenle, yaşadığım devasa sıkışıklık nedeniyle, depresyona girdim çıkamadım. Ruhum hareketli ama benim bedenim de hareketli. Zihnim de hareketli, kalbim de... Varlığım da. Ben yayılmalıyım. Hep bunu düşünüyorum. Düşünmem bitti aslında. Çoktan bitti. Tükendim çünkü, ondan bitti. Yoksa benim düşünmem de bitmezdi. :) Ben kendimi bastırmadım, bunu bilmelisin. Bilmeliyim. Ben, bastırılmamı kabul ettim. Kabul ettim. Bastırılmaktan kastım birinin gelip seni tutması değil -o da olabilir tabi- bastırılmaktan kastım... Bastırılmak. :)
Sanırım bir insanın altı ayda ancak sindirebileceği bir şeyi altı haftada yalayıp yutan bir ruhum var. Ah hayır ben milletle biiippppp yarıştıran tiplerden değilim -yıldızlar korusun- ama yine de... biliyorsun, dediğim doğru.
Bunun tabi ki benden aldıkları oluyor, oldu da. Nasıl atlattım bunu bilmem. Kendime bunu nasıl yaptım, işte bu soruyla yüzleşmemek için kaçar ya insan, ben de bundan mı kaçtım acaba? Nasıl yaptım kendime bunu?
İnsanın içini en çok cız ettiren şey, bence, kendine hak ettiği değeri vermediğini içten içe bilmesi. Alenen bilmek bile bir yere kadar sindirilir, hatta bir noktada mutlaka sindirilir de... içten içe bildiklerimiz... ah o bildiklerimiz. Bir yerde patlar, yıkılır, en olmadı yok olur... Hiç var olmamış gibi.
Bir cadı olan ben bile bu yok oluşu garipsedim. Ama dedim, amaaaa... Amaaaaaa... Ama... Ama ama ama ama ama ama amamamamamamammamamamm. AMA!
Yok. İnsan günün sonunda veya başında yüzleşendir. Bu sabah içime dokunan bir şeyle yüzleştim (yine). İnce ince kalbim sızladı bu sefer. Ne var canım, bu kızın da hep kalbi sızlıyor mu diyeceksin yani, de, de hadi sevgili okur, dedin mi? Kalbim hep parlıyor mu sanmıştın? Kimin kalbi hep parlar? Benim kalbim neden hep çok sızladı biliyor mus-
Kalbim parlamıştı. Yıkımımın ardından bunlar içime doğru. Evet, yine oturup düşünmedim. Beni bilirsin, beni fikirler düşünür ben fikirleri değil. Yine öyle oldu. Biliyorsun pek çok fikrimi, anımı sildim ya da doksan gün sonra kendini silsin diye geri dönüşüme gönderdim. Hah işte, işte, galiba içimde açılan boşluk... Boşluk yok. Ben bunu garipsedim, tuhafsadım, acayipsedim. Sandım ki silince boşluk olur, ben de...
Ben kendimle doluyum. Keşfedilecek yıldızlarımla. Bir yıldızın parlayışını artık gökyüzünün sisinde pusunda dar açıklığında kendime tutunarak aramıyorum. Bunu ilk kez söylüyorum, kendime bile. Kendime bile. Ne zor kendine söylemek. En zorudur kendine, en çok da sadece sadece sadece kendine, söylemek.
Bundan olacak yazmadan duramıyorum. Bu sefer bir itki hissetmeden yazdım. Bu nedenle bu yazımı silmeyeceğim. Ne zaman yazmazsam ölecekmişim gibi hissettiğim için yazsam, o yazımı mutlaka silerim. Hiç sevmem o yazımı hiç, hem de hiç.
Yıldızları izlerken ağlarım gülerim. Bazen de inanırım. Bu falanca şey olacaksa bir yıldız kaysın! dediğimde gözlerini kırpmadan bana bakan gece göğünün parıltılarına bile sakince bakarım. Olsuuunnn, ben inanıyorum!
Mutlu olacağıma inanıyorum. Ne o, kendime inanıyorum mu diyeceğimi sandın? Kendime de inanıyorumdur herhalde. Ama inanmak istiyorum mu acaba? Bunda beni delicesine öfkelendiren bir yan var... Bilirsin insanın kendine inanması da... başkasına söylemeden, kendine söylemeden, inanması da... Zor değil, ağırdır. Çok ağırdır. Oysa ben -özellikle de ARTIK- mutlu olmak istiyorum. Buna inansam da inanmasam da, en çok, mutlu olmak istiyorum.
Hak etsem de etmesem de, daha vakti olsa da olmasa da, içimde bulsam da bulmasam da. Umurumda değil. Ben... MUT-LU-OL-MAK-İS-Tİ-YO-RUM.
Mutlu hissetmek istiyorum. İstiyorum...
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)