Dolunay | Mart 2026

 

Bir varmış bir yokmuş... Zamanın başlangıcından çok öncesinde ışık, bu dünyaya ulaşmazmış. O zamanlarda bilinen uzay, derin uykudaki bir okyanusmuş. Bu okyanusta yüzen galaksiler, gezegenler ve uydular yıldızlardan bihaber yaşarlarmış. Hiçliğin bile uyuduğu bu evrende bilinmeyen uzayın ışığını düşlemek imkansızmış. Çünkü ışık yalnızca, uyuyan yıldızların göz kapaklarının altındaymış.

Bir zaman geçmiş, ne kadar olduğu bilinmez, bu sessiz okyanus titremeye başlamış. Derin uykudaki yıldızlar sessizliğin içinde bir anda var olmuşlar. Işık, galaksileri görünür kılmış. Gezegenler ve uydular dengelerini sağlamak için dönmeye başlamışlar. Dönerlerken etraflarını görmüşler. Bazı gezegenler halkalarına hayretle bakmış, bazıları uydularına bir yaklaşmış bir korkup kaçmış. Sonsuz karanlığın bir anda aydınlandığı bu bilinen evrende Ay, kendi varlığına yabancıymış. Çünkü o, ne gezegenlerin renklerine ne de yıldızların ışığına sahipmiş. 

Solgun Ay, içinde derin bir boşluk hissediyormuş. Bu yalnız delikanlı tüm sonlu evrendeki sonsuz karanlığına hapsolduğunu hissetmiş. Kendi şeklini bile seçemiyormuş. Yerkürenin etrafında dönen taştan kütlesiyle uzaklara gitmenin hayalini kurmuş. Onun bu hali Samanyolu'nun en güzel ve en parlak kızının dikkatini çekmiş. Solgun Ay'ın herkesten sakladığı özlemini ona baktığı ilk anda görmüş. Ay bundan bihabermiş. Uzak yıldızlarla şakalaşıyor, gezegenine bir yaklaşıp bir uzaklaşarak deniz ve okyanusları sinirlendiriyormuş.

Güneş meşgul bir yıldızmış. Isıtması ve aydınlatması gereken tam dokuz gezegeni varmış. Bir bakıma tam dokuz boğaz onun ışığına bakıyormuş... Güneş sorumluluklarını bırakamazmış. Tüm gün çalışan Güneş, geceleri yorgun argın sessiz karanlıkta uzak yıldızları izliyormuş. Ondan uzak olan kardeşleri yüreğinde ince bir sızı bırakıyormuş. Solgun Ay'ın sessiz bakışlarında gördüğü o hüzün, Güneş'in en derinden tanıdığı hismiş. Böylece Güneş, işinin daha az olduğu zaman olan geceleri Ay'ı göz ucuyla izlemeye başlamış. Onun kraterlerinin şeklinde dolaştırmış titrek ışığını. Önce ürkekçe, sonra gittikçe kabaran bir merakla.

Ay, Güneş'in ışığının değdiği yüzeyinde sıcaklığı ve varlığını hissediyormuş. Bu ışıkla parladığı gecelerde yerküre de karanlıktan kurtuluyormuş. Ay Güneş'in ışığından çekiniyormuş. Bu nedenle yüzünü ona tam döndüğü zamanlar sınırlıymış. Böyle nadir günlerde Ay, Dolunay haline geliyor ve aşkın sonsuz ışığıyla parlıyormuş. Bundan olacak onu en çok da o gün hayranlıkla izliyormuş yerkürenin varlıkları. Böyle zamanlarda ya huşuyla doluyor, ya da korkuyorlarmış. Böyle zamanlarda ya en derin korkularını kusuyor, ya da sevgiye sarılmaya hazır hissediyorlarmış. Yerkürenin varlıkları bile Güneş ile Ay'ın ayda bir buluşan gözlerinin aydınlığından hem çekinir, hem de büyülenirlermiş.


bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.

of içim kıyıldı arası şarkısı.


Heinrich Vogeler - Sehnsucht (Träumerei), 1900.
Tr: Özlem (Hayal kurma).




6 yorum:

  1. yine yazdın yani dolunayı :) güneş ve ayın öyküsü :) tarot şeysi de seni zenginleştirdi galiba başka bir pencere daha açtı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sefer şekilli şukullu yazdım :) Güneş ve Ay'a dair okuduğum aşk öyküleri beni tatmin etmedi, ben de onlara yeni bir öykü oluşturdum :P

      Sil
  2. Mitolojik bir masal havası tadında post! Işığın doğuşu, Ay'ın solgun yalnızlığı ve Güneş'le kurduğun bağ öyle destansı olmuş ki. Ay’ın Dolunay haline geldiğinde hem korku hem hayranlık uyandırması çok etkileyici bir metafor değil mi? Kozmik olayları duygusal bir ilişki gibi kurgulamışsın cadı, harika.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güneş ile Ay'ın hikayesinin farklı versiyonlarını okudum. Ana tema kavuşamamaktı. Değişken olan yönler ise kavuşamama nedenleri olan insani yanları (ve tabi ki uzak mesafe ilişkisiydi :). Neyse, ben de bundan ilham alarak ve iki tarafı da ''kötü'' göstermeyecek bir masal yazmak istedim. İlkay's versiyon oldu bu da :)

      Sil
  3. Masal gibi, çok hoş olmuş hikayen. Çok sevdim, güneşi ve ayı bu şekilde okumak iç ısıtıcı geldi. Kalemine sağlık. Sonraki resim de çok güzelmiş. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, beğenmene sevindim. Evet eklediğim resmi ben de çok seviyorum :)

      Sil

Popüler Yayınlar