Fotoğrafımın Hikayesinin Adı: Heves.

 

Flash belleğimde eski fotoğraflarım var. Çocukluğumdan, ergenliğimden ve en son da -sanırım- bir 4-5 yıl öncesinden kalma fotoğraflar. Hatta bir flashımı sadece buna ayırmışım. :) Çünkü eski bilgisayarım gidiciydi ve ne zaman bozulacağını kestiremiyordum. İnternet veya teknolojik aletler üzerinden bir şeyleri, değer verdiğim bir şeyleri, depolamak da yaşlı ruhuma uzak kalıyordu. Ben de en ''güvenli'' görünen yol olan flash belleği seçmişim. :)

İnternette bir içerik gördüm aslında. Onu denemek için bu fotoğrafların bir kısmına göz attım. Çocukluk fotoğraflarıma. Birisi yapay zekaya çocukluk fotoğrafını atıp büyümüş halinin nasıl olabileceğini sormuş. Onu deneyecektim, sonra Mineciğim ile olan fotoğraflarımıza rastladım. Normalde M. derdim, sanki gizli saklı bir şeymiş gibi. Mine'nin haberi olmadan ondan bahsettiğimden sanırım (kim anlayacak ki :), onun ''gizlilik'' hakkı korunsun diye adını bile vermiyordum. Ama ismi öyle güzel ki, yazmak bile beni keyiflendiriyor. Canım Mineciğim. :) 

Fotoğraflarımızda Mine'nin anneannesinin evindeyiz. Bir bayramda çekilmiş. Şeker bayramında! :) O zamanlar anneannesine yakın oturuyorlardı. İnsanlar salonda konuşurken onunla birlikte ikimizin misafir odasında zaman geçirmesini sevdiğimi hatırlıyorum. Minelerin evini de hayal meyal hatırlıyorum. Mine karateciydi. Hemi de siyah kuşak, yaaa. Bir sürü madalyası vardı (hala var). Ama sonra karateyi bırakmıştı. Onunla birlikte bir yerlere gitmek istediğimizde annemler ''iyi bari Mine varsa olur'' diye, karateci ya, takılırlardı. 

O fotoğrafta onların evinde değil, anneannesinin evindeyiz. O ve ben misafir odasında bir koltuğa oturmuş, birbirimize sarılmışız. Benim üstümde uğur böcekli çorabım, kot eteğim ve morumsu bir kazağım var. Mineciğime iyice yanaşmış, sırıtmışım. Mine daha ciddi, boncuk gözleriyle objektife bakıyor. O fotoğrafı sizlerle paylaşmayı öyle çok isterdim ki! - Ama Mineciğim istemeyebilir :(.

Bazı fotoğraflar çok gerçektir ya, işte o da öyle bir fotoğraf. O anda kalmış bir hisse ait bir fotoğraf. En yakın arkadaşımla uzun zamandan sonra buluşmuş bir çocuğun sevinciyle gülümsemişim. Bu anın bir fotoğrafla ölümsüzleşmesi öyle kıymetli ki!

Eskiden, eski bloğumda, bir yazı dizim vardı. Yalnız benim çeşitliliğe gel. :) Bu konuda alçakgönüllü olamam, blog yazarken hep çok çeşitli konularda yazmışımdır. Belki yaratıcı, belki değil; ama kesinlikle çeşitli. Bu yazı dizim de, fotoğraflarla ilgiliydi. Başlığı neydi şu anda hatırlamıyorum. Bu seriyi çok çok önceden, belki de o yıllarda henüz liseye gidiyor bile olabilirim, yazmıştım. Fotoğraf karesi paylaşıp ''sizce bu anın hikayesi ne olabilir'' diye sorardım. Bu benim, şimdi bile, fotoğraflara ve fotoğraf çekmeye dair en sevdiğim durumdur. O anın hikayesini dondurmak.

Bu seriyi şimdi yapamam. O zamanlar telif melif asla düşünmeden pata küte güzel bulduğum fotoğraf ve resimleri yazılarıma eklerdim. Kendi çektiğim fotoğraflarla da bunu yapamam, çoğu dağ taş çiçek bayırla ilgili (bir hikayesi yok :). Yine de geçenlerde bu yazı dizim aklıma geldi. O ana dair bir şeyler uydurmak. Öykü uydurmayı seven yanım ile fotoğrafların yapısı birbiriyle fazlasıyla uyumlu.

Üniversiteye giderken de aslında fotoğrafçılığa eğilmeye karar vermiştim. Hatta yeterince cesur olsaydım, bunun uğruna okuduğum bölümü bile bırakıp bunu akademik olarak yapmak isteyen belli belirsiz bir fikrim vardı. Tamam biliyorum fotoğraf çekmek için bunun okulunu okumaya gerek yok ama belki de paralel bir evrendeki versiyonum bu belirsiz tasarısını uygulamaya koymuştur ve şimdi fotoğraf üzerine baya gelişmiştir diye öykü uyduran bir yanım da var.

Bunu okulum bittikten sonra da düşündüm. Bir sabah uyanmıştım, yatağımda hala uzanırken bunu düşündüğüm aklımda. Yeniden lisans bölümü okumak istediğim, bunu iş için değil sevdiğim için yapmak ve sadece gelişmek istediğim fikrini aklımdan geçirdiğim çok net aklımda. Sonra aman canım dedim. Çok geçmedi başka bir fırsatı yakaladım ve lisans bölümümün yüksek lisans sınavına girdim. Kazandım da. Kazanmayı hiç beklemezken kazanmıştım. Hiç hazırlıksız bir kazanç. Beni başarısız kılan da bu oldu sanırım.

Şimdi yeniden üniversite okuyacak mental güce sahip değilim. Maddi güce de, sanırım. Zaten bu gerekli de değil muhtemelen. Ama gereklilik veya somut sebeplerin ötesinde, ben aslında bu konudaki heyecanımı geçen yıllarıma yedirdim. 26 yaşın genç olduğunu söyleyeceksin. Öyle, gerçekten çok genç bir yaş. Ama insan eskiden düşündüğü bir şeye karşı hevesini yitirdiğinde en azından o konu özelinde kendini çok yaşlı hissedebiliyor. Heves, çok küçümsenen bir şey. Ben en çok da onun yasını tuttum kendimde. Hayır dramatik değil. Yani öyleydi ama artık değil. Artık başka şeyler düşünmem gerektiğini kabul ettim. Yeni konular bulmak ve bu yolla yeni hevesler üretmek. İnsan, hevesi olmazsa yaşamından keyif alamıyor bence. En azından ben öyleyim.

O fotoğrafı, Mineyle olan fotoğrafımızı görmek beni mutlu ettiği gibi içimde biraz buruk bir his de bıraktı doğrusu. O kız. O resimdeki kız, yani ben, öyle parlak ki sevgili okur. Benim de kendimce bir parlaklığım var sanırım ama o kızın parlaklığı gibi değil. O kız büyüseydi bence ben olmazdı. Ben neden o kızdan bu kadar uzağım bilmiyorum. Bu da biraz kalp kırıcı.

Büyüdüğümüz halimizi yapay zeka güzel çizemedi çünkü ben yapay zekanın en kötü versiyonunu kullanıyorum. :) Bizi analiz etsen dedim, nasıl insanlarız sence... Doğru şeyler söyledi. En azından benim hakkımda. Ona göre de soldaki uğur böceği çoraplı kız fazlasıyla parlakmış.


bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.


Yine de yazıyı fotoğrafsız kapatmayalım, işte bir alıntı.




18 yorum:

  1. Hazırlıksız kazanç sahiden okul bıraktırıyor, denendi onaylandı :)

    Veee evet.. Çocukluk fotoğraflarıma biraz fazla bakınca o buruk hissi ben de yaşıyorum epeydir. O kız şimdiki ben olamaz ya hu, hiç alakası yok yani :) Şu anki vaziyeti görse şoka girerdi herhalde, doktor bu ne Allahını seversen diye böyle ahshah :) Yaaa işte yeğennn.. Hayat böyleee derdim ben de ona :)

    Mineyle olan bağınızı çook sevdim bu arada, anlatış şeklin yumuş yumuş yaptı içimi. Daim olsun inşallah :) Güzel anılar, güzel insanlar çok kıymetli zira. Rüzgar yükseliyor, yaşamaya çalışmalı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya plan olması gerekiyor ki arkasında durabileceğin bir şeyin olsun. Yoksa oradan oraya savruluyorsun... Aslında bu bile sorun değil ama sonu her şekilde mutsuzluk bence. Bir daha okul işlerine girersem kafamda belirgin şeyler olmadan bu işlere bulaşmam :) Yeterince zaman kaybettim...

      Ve :))) güldüm gerçekten, öyle ya, benim çocukluğum da çok ama çok şaşırırdı :) Çocukken zaten tam potansiyelinde oluyorsun da, onu biraz yönlendirseydim bari. Bendeki gerçekleşmemiş ve aslında boşa gitmiş potansiyel enerjinin nedeni aslında bir önceki yazımda da konuştuğumuz korkaklığımdan dolayı oldu. Bütün enerjim bomboş aktı benim, bommmboş.

      Mineyi çok severim. Sanırım çocukluğuma dair özlediğim şeylerin arasında Mineyle olan oyunlarımız da var.

      Yorumun için teşekkür ederim :)

      Sil
    2. Tamamen aynı. Yıllarımı yedim hiç uğruna resmen, kaygılı düşüncelere teslim olup içten içe deli gibi korkarak ve tüm problemlerden kaçarak. Sürekli her şeyi erteledim böylece ve mevzuya aydığımda elimde hiçbir şey yoktu. :) Boşa gitmişti yirmilerimin ilk yarısı tamamen.
      -Ki bu konuda hala şaşkınım, nasıl böyle bir noktaya vardım vs gibi- Neyse bu tecrübeyle potansiyelimizi gerçekleştirdiğimiz (hepsi olmasa bile en azından tatmin edici bir kısmını) günler de gelir inşallah be neptünlü, Allah büyük :) Hem bence birçok konuda öndeyiz yaşıtlarımızdan zihinsel anlamda, ne kavgaların içinden çıktık yani. Kolay mesele değil kendinle çarpışmak ve sağ kalmak :)

      Sil
    3. Aslında belki okuduğun üzere uzun bir yanıt yazmıştım ama her ne hikmetse senin yorumlarına hep hayat hikayemi yazdığımdan silme gereği duydum :) Özetle, diğerleri faktörüne çok takıldığımı fark ettim ve yıllar içinde çok fazla kırgınlığım ve yalnızlığım birikti. Bunlara takılmadan kulağıma da küpe yapıp yani ders alıp önüme bakmaya karar verdim. Yani bu kararı uygulamaya karar verdim. Güzel günler artık bana o kadar da uzak gelmiyor. İnsan belki de lüzumsuz şeylerden arınmalı ilerlemek için. Senin için de her şey gönlünce olsun dilerim ki, sevgiler <3

      Sil
    4. İnşallahhh bence de öyle zaten ki :)
      Bugün öğrendiğim bir ingilizce kelimeyle bakıştım şimdi notlarımda, flourish. Çiçeklerden türemiş bir kelime. Çiçek açar gibi, sağlıklı bir şekilde büyümek ve güzelleşmek gibi anlamları var. Çok hoşuma gitti, tam da bize hitap ediyor gibi hissettim! :)
      Benden de çok sevgiler <3

      Sil
    5. Vallahi çenemin düşüklüğü nedeniyle beni terk ettin sandım Kara Balık ahhahahah, iyi ki yanıt yazdın yoksa kaçırttım sandım gerçekten :) Ne hoş bir kelime gerçekten, iyi ki paylaştın <3

      Sil
    6. Aksine mutlu olmuştum ya, iyi ki varsın <3 <3 Gitmek ne kelime sabaha kadar burdayız :)

      Sil
    7. Sen de iyi ki varsın <33

      Sil
  2. O fotoğraftaki kız hala burda bence… sadece biraz daha sessizleşmiş. Yazının her satırında o “heves” hala hissediliyor :) Çok güzel yazmışsın 🤍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim bu güzel yorumun için <3

      Sil
  3. Hokus pokus! Derin bir aşk ismindeki post'unu silmişsin, oysaki okumuştum ben onu öğlen arası iş yerinde. Zihnimde de yorumu belirlemiştim. Artık bu post silmeniz bana da zarar vermeye başladı, bilginize efenim ahah.

    Neyse konumuza gelelim. İlk heyecanı ve unutulmuş ritüelleri bir araya getirip sonucunda rahatlayabilmek güzel bir şey efenim. Benim bir arkadaşım var, balkan. O da marteniçka takar ve çok şık görünür. Bence marteniçkayı her daim tak, size yakışır ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahahaha, silmedim de yazıları biraz eledim diyelim :) Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Marteniçka da evet bir anlam aramadan daimi bileklik olarak kullanılabilir. Hoş görünüyor :)

      Sil
  4. Nostaljiyle yoğrulmuş bir akşam gibi. Uğur böcekli çorapla Mine’ye sarıldığınız kare güzel miydi? ahaha. Üniversite yıllarında fotoğrafçılığa yönelme isteğinizi anlayabiliyorum, aynı şeyi ben de yaşamıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzeldi :) Hatta paylaşırdım da işte burada paylaştığım fotoğraflar düşmez düşmez o fotoğraf google görsellere çıkar, bak şu işe sonra :) Böyle kafamda kurmalarım. Tek fotoğrafım olsa belki paylaşırdım ama yanımda Mine de olduğundan paylaşmadım yoksa sevimli bir fotoğraf :)

      Fotoğraf tabi ki her yaşta her zamanda çekilebilir hobi niyetine. Hatta belki işe de artık nasıl yapılacaksa döndürülebilir ama benim bahsettiğim kendimi baya baya bu alana adamaktı. Ben zaten kendimi bir şeye bi adayamadım ama bunun açlığını ve sıkıntısını da çekmiyor değilim... Öyle bir insanım yani, dur şunu bunu da yapayım insanı değil de kendini adayan psikopat tip :) Bir şeye hırsla asılmak istiyorum ama o şey artık yok gibi.

      Sil
  5. Fotoğrafı merak ettim, ne güzel anlattın. :) Güzel fotoğraf çekenlere imreniyorum gerçekten, ben pek beceremem.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, tatlıydı fotoğraf :) Ben öyle güzel bir şey gördüm mü (insansızsa :) fotoğrafını çekme huyuna sahibim. Estetik gören bir gözüm var bence ama kendimi de bu alanda geliştirmedim.

      Sil
  6. ínstaya dün cici fotolar koydundu. Bir de o gitar çalan ispanyol resmini hep çok sevdiğin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnstada keyifli şeyler paylaşıyorum ya :) Gerçi burada da keyifli şeyler paylaşıyorum bence ama arada ciddili oluyorum :P

      Sil

Popüler Yayınlar