İçimdeki Sessizlik.

 

Kendimi nöronlarımdaki zehirden arınıyormuş gibi hissediyorum. En son ne zaman böyle hissetmiştim... En son ne zaman sessizliği hissetmiştim?

İzin vermek mi bunu sağladı, yoksa neyin sağladığından öte, neyin neden olduğunu mu sorgulamalıyım?

Türkçede çoğunlukla bazı ifadeleri yanlış bile olsa birbirleri yerine kullanıyoruz. Örneğin ''sağlamak'' kelimesi olumlu durumlar için kullanırken, ''neden olmak'' ifadesi olumsuz durumlar için kullanılır. İstendik bir sonuca bizi götüren maddeleri ifade ederken, ''sağladı'' demeliyiz; istenmeyen bir sonucun nedenlerini ifade ederken ise, ''neden oldu.''

Bu tabi ki günlük hayatta uyulması gereken mutlak bir kural değil ancak dilbilgisi ve anlatım bozuklukları konusu kapsamında evet, bir kural.

Üniversitede bir lisans dersimde bir hocam bu tip konularda gerçekten dikkatli ve katıydı diyebilirim. Koskoca sınıfta benden başka 'hata' yapan yok muydu bilemesem de (belki de kendini en çok ifade eden veya etmek isteyen ben olduğumdan), nedense hep ben uyarı alıyordum (ya da aklımda öyle kalmış, çünkü ismim bir hayli anılmıştı - buna rağmen bir türlü öğrenilememişti :). 

Derste ''adına'' kelimesi yerine ''için'' kelimesini kullanmamın doğru olmayacağını net ve detaylıca açıklamıştı hocam. Örneğin; ''yazmak adına buradayım'' yanlış bir kullanım. Bunun yerine, ''yazmak için buradayım'' demeliyiz. Çünkü ''adına'' aslında birinin yerine geçmek anlamında kullanılan bir edat. Bu cümlede ise burada bulunma amacımın nedeni belirtiliyor. ''İçin'' ve ''adına'' edatları birbirleri yerine kullanılmamalı.

Gündelik hayatta bu kullanıma kim dikkat eder: Pek az kimse. Ancak o derste o kadar uzun uzuuunnn doğru kullanım açıklanmıştı ki, evet, gerilmiştim. Böyle şeyler de hep benim başıma gelmiştir bu arada ahhahahah, galiba öğrenmeye açlığımdan dolayı hep kendime çektim...

Ne diyordum... Öğrenme açlığı. Ne diyordum... Sessizlik.

Sessizlik benim için unuttuğum bir haldi doğrusu. Öyle ki ben artık benim normalim, hatta ve hatta kişiliğim, özüm, varlığım seslilik sanmıştım. Oysa sadece, nöronlarımda dolanan bir çeşit... bir çeşit... Tutunduğum düşüncelerden kaynaklı bir çok seslilikmiş bu. Kendini kendine bile açıklama ihtiyacı. Bunun ötesinde bir ses yoktur muhtemelen.

Oysa sessizlik, gerçek bir sessizlik, aslında berraklıkla eşdeğermiş. Bunu hissettim. Bunu hiç bu kadar uzun süreli ve aslında tutarlı bir şekilde hissetmemiş, deneyimlememiştim. Resmen beynim sustu. Sessizlik, varoluşunu görmekmiş.

Hep sesliliğimi paylaşacak bir şeyin özlemi içinde oldum sanırım. Oysa zamanla, bu istek avuçlarımın arasından kayıp giderken... kafam karıştı. Bilmiyordum ki bu çözülme bana daha gerçek, benim gerçeğimi getirecek.

Belki de bunun sebebi büyümemdir. Yaşımın, evet biyolojik yaşımın büyümesidir. Olgunlaşmak bile çok seslilikten geçebilir. Oysa beyin gelişimi nettir, biyolojik bir süreçtir. Sanırım, beyin gelişimimle ilgili bir şey bu. :) Frontal lobum mu gelişti nedir... Öyle olmalı.

İnsanlar meditasyonla bile bu dinginliğe ulaşmayı hedefliyorlar. Oysa çok yanlış bir yolla bu deneyimleniyor genelde. Meditasyonda veya sadece dururken bile, hep bir şeyler düşünürüz. Bir şeyler yaparız. Bir şeyler söyleriz. Bir şeyler hissederiz.

Oysa sessizlik, sadece kendinde kalmak. Kendini eylediğin, oyaladığın, takıldığın ve hatta bunlara sebep olan bağımlı fikirlerini zihninden arındırmak. Bizlere -psikolojik gelişim için bile- düşünceleri zihinden atmamızı öğüt verirler; oysa kökü kazımadıkça bir fikri atarsın, bir benzeri belirir. Masum gibi görünür ama aynı fikrin lacivertinden öteye gitmez. Arındırmak lazım, atmak değil. Bunu fark ettim sessizlikle birlikte.

İçimdeki sessizlik bana mavi rengi çağrıştırıyor. Deniz gibi bir rengi. Deniz gibi bir hali.

Sanırım artık cırcır böceği kız değilim. İçimdeki cırcır böceği acaba neye dönüştü, merak ediyorum. Belki de hala bir cırcır böceğim vardır kalbimde ama belki de o, kelimelerin ötesindedir. Kelimelere tutunmuyor, onların yazı dilindeki kurallarını sorgulamıyor, sadece deneyimliyordur.

Evet belki de sessizlik, kelimeleri deneyimlemektir.


bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar