
Arkadaşlar, yakın tarihlerde alışverişler yapmışım gibi görünebilir... Ama hayır! Ben demin yazı tarihlerime baktım, her mevsim bir alışveriş yapmışım. Yaaa. :)
Bu alışveriş de aklımda yoktu, evet! Yoktu gerçekten. Sonra ben milletin yıl sonu favorilerinde ne var bunlara bakarken, şu toplu gülümsemeli fotoğrafta gördüğünüz manga serisini kendime doğum günü hediyesi olarak almayı çok istedim ama nasıl istemek, aşerdim resmen. Neyse. Sonra da bir baktım alışveriş yapıyorum. :))
Kitaplarımı Kitap Sepeti'nden aldım. Reklam yok, para verip aldım.
Evet şimdi de neyi neden aldım faslına geçiyoruuuzzzuuzzz.
Benim güzellerim benim ballarım benim biricikleriiimmm.
Bu seriyi Ecmel Soylu'da gördüm. Hem animesini, hem mangasını baya bir övdü. Ben de dedim, ben neden okumuyorum ki? Neyse efenim sonra gittim baya 6-7 cildini falan sepete ekledim. Artık seriyi beğeneceğime nasıl ikna olmuşsam... Alışverişim sadece bu seriden ibaret olacaktı (en azından serinin yarısından, çünkü yamulmuyorsam 12 ciltti - 14 de olabilir). Her neyse ama sonra sadece manga almak bana paramı abur cubura harcıyormuşum gibi hissettirdi. Bu nedenle üç cildini aldım. Kalan alışverişimi kitaplara ayırdım.
Bu iki kitabı Melikşah Altuntaş'ın kitap kulübü (burada kitaplardan bahsediyor) için aldım. Geçen alışverişimde taaa haziran ayının kitabını can havliyle almıştım. Diğer beş ayın kitabının da baskısı yoktu. Sonra şimdi sipariş verirken baktım bu iki kitabın yeni baskısı gelmiş tabi hemen aldım. Zaten şu Salon Mars'ı kitap kulübünü bahane edip aldım. Kendim de okumak istiyordum. Ayrıca kitabın kapağı çok cool değil mi, çok sevdim.
Diğer kitabı almayacaktım. Paddy Clarke Ha Ha Ha'yı. Ama sonra kitabın anlatıcısının bir çocuk karakter olduğunu gördüm ve çocukların gözünden anlatılmış her şeyi okumaya bayıldığım için aldım.

Bu kitap bir ara çok konuşuldu. Bu yazar son yıllarda iyi parladı zaten. Tüm kitapları çok konuşuldu. Özellikle de Sarı Yüz isimli kitabını okumayan bir ben, belki bir sen (meçhul) kalmış olabiliriz. Tüm instagram halkı okudu bence. Neyse ben okumadım ve okumak için özel olarak bir isteğe sahip değilim ama yolumuz kesişirse onu da bir ara okurum ve biliyor musun bence severim de ahhahahah. Neyse öhömmm. Bu Babil'in yazarının Kuang abla olduğunu bilmiyordum ben. Hep orda burda duyuyordum, görüyordum kitabı. Neyse, en son yine Ecmel Soylu bu kitabı çok övdü. Bu arada Ecmel'in zevkiyle benim kitap zevkim tam olarak örtüşmüyor. O hala 2015 yıllarındaki genç yetişkin furyasının bu yıllara uyarlanmış kitaplarından devam ediyor sankim. Ben artık o tarz pek okuyamıyorum ama nedense bu kitabı severim gibi hissettim ya, bak vallahi çok severim gibi geldi hatta. Severim inşallah yoksa üzülürüm bak ahahhahah.

Ya ben çocuk kitabı almak da istiyordum. Hatta biraz araştırdım ettim. Çoğu kitabı artık kütüphaneden okuyorum zaten biliyorsun. Neden? Çünkü benim okuma hızıma ve maymun iştahlılığıma para dayanmaz (param da yok zaten). Bu nedenle çok okumak ve daldan dala atlamak için ilgimi biraz bile çeken şeyleri kütüphaneden hapır hupur okuyorum, çok da mutluyum. (Sonra da beğendiklerimi daha kendime almadan millete hediye ediyorum, yaaa işte böyle biriyim ahahahah *-*). Neyse. İşte kendime aldığım kitaplar da (zaten odamda da yer yok) her zaman okuyabileceğim ayarda olsun diye tikkat tikkat ediyorum. Bu nedenle de çocuk kitabı araştırdım. Üstüne mektup tarzı falan da okusam ya ben yaaaa dedim (çocuk kitaplarından bağımsız olarak). Biliyorum biliyorum Türk Edebiyatı'nda nadide eserlerimiz var (okuyacığııımm!). Ama ben, şöyle bana yakın olsun istedim. Bana yakın birinden. Bestilerimden.
Sylvia Plath bayıldığım bir isim. Ondan daha evvel Sırça Fanus'u okumuş, Günlükler'ini ise okumaya henüz cesaret edememiştim (bu yıl edeceğim, kitap elimde). Bu kitaplarını ise onun seçkisini tamamlamak için aldım. Sanırım elimde olmayan tek bir çevrilmiş eseri kaldı (Johnny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı kalmış ve ayyy ben bunu nasıl gözden kaçırmışım kapağı da dehşetül vahşetül güzelmiş yaaa ühü ühü, ben alana kadar lütfen kitabın kapağı değişmesin Allahım lütfennn), o da artık zamanla canım yeter (ahahhaha), öhöömm.
Ondan bir şiir kitabı, bir çocuk kitabı, bir de çizimleriyle mektuplarından oluşan bir kitap aldım. Sylvia'cığım çok yönlü bir kadındı onu biliyordum da, bu kadar iyi çizim yaptığını bilmiyordum. Çizimlerinin olduğu şu kitabı biraz inceledim ve açıkçası çok şaşırdım. Kitabın önsözünü Sylvia'nın kızı yazmış (adı aklımdan çıktı şimdi) neyse annesi vaktiyle resim için eğitim almış. Ah ah gencecik yaşında böyle on parmağında on marifet kadını soldurdular yazıklar olsun gerçekten. Neyse.
Şiir kitabını da boyu devrilesice kocası derleyip yayınlamış. Hiç haz etmiyorum o adamdan hiç. Neden haz etmediğimi Sırça Fanus kitap yorumumun (tık tık) yorumlarında tartıştım. Kitap yorumunun en altındaki yorumlar kısmından saydırmalarımı, aman pardon bilgi vermelerimi okuyabilirsiniz.

Bunlar da İngilişçe kitaplar. Evet görmemiş gibi aldım, hepsini aldım. Bunun nedeni, toplu halde alınca daha uygun fiyatlı olması veya bana öyle gelmesiydi. Bu kitaplara dair en sevdiğim şeylerden biri de sesli olarak da dinleyebilme seçeneğinin olması (qr kod okutup yapılıyormuş sanırım). Böylece telaffuz düzeltme çalışması da yapılabilir. Stage 1 için A1 denmiş ama o kadar da A1 değil bilin yani. Evet yine basit ama hiç İngilişçe bilmiyorsanız veya çok az biliyorsanız biraz anlayamayabilirsiniz. İlkokul 1. sınıf gibi değil de 3.-4. sınıf kitabı ayarında bir zorlukta dili. Stage 6 için de C1 diyor mesela ama hepsini çok kurcalamadım şimdi. Akşamleyin karıştıracağım. Kitapların yanında hediye olarak da bulmaca kitabı göndermişler, canımsınııızzz. Bunları bu arada dediğim gibi toplu set olarak aldım. Trendyol'dan aldım ve reklam yok para verdim. (Para verdiğimi her paragraf başı vurgulamam ahahahhaha -,-).

Bunu da yine Trendyol'dan hiç defterim yokmuş gibi aldım. Yoktu da bu arada. Böyle boylu poslu bir defterim yoktu vallahi okurcuğum. Günlük yapmak için aldım. Bayıldım da. Dış kabı olsun, sayfa kalitesi, boyutu vs olsun bayıldım. Ben kırmızı defteri canım Matt Notebook'tan aldım (reklam yok). Zaten bu tarz bir defter alacaksam direkt oradan alıyorum. Yanında da her seferinde hediye defter gönderiyorlar. Bu küçük boy şirin defter ile ayracı da hediye etmişler. Artık son defter alışverişimle birlikte deftere doymuşumdur inşallah maşallah ve güzel şeyler yazmayı diliyorum. Hadi hayali pastamı da üfüreyim. Üfff ahahhaha, ay ben neden böyle biri oldum ya neyse.
Evetttt. Benim alışverişim böyle idi. Neden bu kadar atarlı ve tuhaf bir yayın oldu bilmiyorum. Hadi çav.