İlk kuralım: Özşefkat ve disiplin bütündür.

 

Sevgi ve özellikle öz sevgi temasından yazılarımda -çoğunlukla kendim için- bahsediyorum. Oysa özüne sevgi yalnızca çiçek böcek, canım cicim değildir; özüne sevgi aynı zamanda kendine yol göstermektir.

Kişisel tarihim boyunca kendime bunu sağlama girişimlerim oldu. Daha evvel çok daha başarılıydım... Zamanla paslandım malesef. Odağım daha kolay dağılır oldu. Ne olduğunu anlamadan araya zamanlar girdi ve ben yine dağıldım.

Bunun en büyük sebebi ise kendime kullandığım dil! Bu dil benim motivasyonumu düşürüyor. Ne kadar başka faktörler de etkili desek de, insan zihni ödül ceza sistemiyle ilerliyor okurlarım. Benimkisi öyle. Ancak ben kendi zihnimde kendime gelecekteki devasa bir cezayı konumlandırdığım için (istemediğim hayat), benim herhangi bir konuda adım atma girişimlerim hep süreklilik göstermiyor. Sanki hangi yoldan gidersem gideyim istemediğim hayata çıkacakmışım gibi bir düşünce (iptal iptal iptal) :).

Bu tabi ki doğru değil ve tabi ki doğru olmadığını biliyorum.

İyi haber: Beyin eğitilebilir bir organ. Aslolan beyni disipline sokmak. 

Bazı temel noktalar var. Bende işe yarayan şeyler (asırlar önce yaramıştı yani...). Bu nedenle genele vurup açıklamayacağım. Bende şu anda işe yararsa ileride yazarım.

Kendime kurallar belirledim. Karşıma astım. Altı ana kural. Altısını da burada paylaşmayacağım, çünkü bunlar kendime göre özelleştirdiğim kurallar. Ancak sizlerle fikir olması için ilk kuralımı paylaşıyorum:

1. Kendin hakkında daima iyi konuş.

Burada hem bir öz şefkat var, hem de kendine yol gösterme. Bakın, benim en en EN büyük sorunum geleceğimdeki hayatı içinde yaşamak istemeyeceğim bir hayat olacakmış gibi düşünmem.

(Kendim hakkımdaki kötü konuşma şeklim ''sen böylesin''leri aştı artık benim, pışık yemiyorum. Benim yediğim şey: Senin hayatın şöyle olacak (istemediğim şeyler) zaten zırvalıkları.)

Burayı uzun uzun açıklamıştım ama sonra gereksiz buldum. Bu bile...

ZIRVALIK.

Ama bu düşünce hep orada. Zaten hep olmadı ki bla bla. Çok bilmiş hadsiz işte bu düşüncenin sesi. Bu arada bu sesler hiçbir zaman ASLINDA bizim kendimize ait olmaz. Bize daha evvel biri veya birileri bunları söylemiş, beynimize tıkmıştır veya geçmiş olaylara dayalı bu sonuçlara ulaşırız... En azından benimkisinin nedeni bu.

Özetle... Bu kural çerçevesinde ilerleyeceğim.

Bu arada arada soran oluyor topluca yazayım, yani okumak isteyip de okuyamamış olan okurlarıma bir açıklama da borcum oldu. :) Çok yazı yazıyorum, çünkü artık kalem kağıt defter word kullanmıyorum bir süredir. Sadece blog kullanıyorum. Bu nedenle fikir gelince yazıyorum. E yani öyle olunca da, tamam güzel yazıyorum :P, ama öyle olunca da işte sonrada bir filtre gerekiyor. Hatta bir süre yazmayı da düşünmüyorum. Belki yorum yazısı gelir artık bilmiyorum, bakacağım. Bunu da arada soru geliyor diye yazdım. Evet bilinçli yazıyorum, evet bilinçli kaldırıyorum ve evet sonra da bilinçsizce yeniden paylaşıyorum. :)

Belki şu an taslak yaptıklarımı sonradan yine yayınlarım ama bilmiyorum, yayında dursa ne durmasa ne dediğim yazılar şu an yayında değil mesela. Daha genel geçer ve bana dokunmayan şeyler yayında. Bazen çok içimden yazıyorum, o yazılarımı çok seviyorum ama çok içimden şeyler artık yazmasam daha iyi.

O zaman, çav.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar