![]() |
| Yazar: Yekta Kopan, Desenler: Temür Köran, Yayınevi: Can Yayınları |
Ben bu kitabı çok sevdim. Kitabı gördüğüm ilk anda bu cümleyi içimde çoktan duymuştum. Yekta Kopan'dan en son bir şeyler okumamın üstünden rahat bir 2-3, hatta 4 yıl geçmiştir. Aslında kendisinin Kediler Güzel Uyanır isimli kitabını yeniden okumak isteğindeydim ancak kitabı kütüphanede bulamadım. Elim, belki de kendiliğinden, bu kitaba gitti. Belki de ben değil, aradığım kedili kitabın boşluğuna kıvrılan bu kitap beni bulmuştur kim bilir?
Kitap için öykü kitabı denmiş ve evet, kitabın içinde kısa kısa, hatta bazıları tek sayfalık öyküler yer alıyor. Ancak bu öyküler -bana kalırsa- öykü olmak için fazla taslak, yaşantı olmak için fazla buğulular. Bu öyküler sanki yaşanmış bir geçmişin yaşanmamış anlarındaki boşluklarının karalamaları gibiydi. Belki de kitabın daha ilk sayfasındaki o eksik cümlelerin nefes aralarında bile durulmuş hissetmemin ve kitabı daha o ilk sayfasında sevdiğimi kendime itiraf etmemin nedeni de budur.
Bazı okurlar bu öyküleri öykü gibi bulmayabilir. Çünkü, belki de, beynimiz her öykünün başı ile sonundaki noktalar arasında ilerlememiz gerektiği kabulüne alışıktır. Bu kitaptaki öyküler bu iki uç arasındaki doğrusallığı anlatmıyor. Bu öyküler, bu iki uç arasındaki doğru parçasının (sürecin) herhangi bir noktasını büyüterek anlatan kısa anlatılardan oluşuyor. Aynı şekilde kitabın içerisinde yer alan çizimler de öykülerin bu kesik anlatımını destekler nitelikte imgelerin birleşiminden oluşur gibi.
Kitapta yazar kurgu veya gerçek olduğunu ayırt edemediğimiz durumların üzerinde bıraktığı etkiyi olay akışı şeklinde değil de, imgelerin tanımlaması olarak ele almış. Bu öyküler sanki bir rüyada gördüğümüz anları anımsatıyor. Öyle gerçekçi hissettiren hayali parçalar... Bir de ilginçtir, kitap bana üniversite yıllarını çağrıştırdı. Hayır yıllarımı değil, genel olarak üniversite yıllarının kişinin bünyesinde bıraktığı tesiri. O yıllarda farklı hissediyorsun sanırım. Kesik kesik heyecanların toplamından kocaman bir gerçeklik. Yaşanmış, yaşanmamış, beklentili, beklediğinin içinde ve ötesinde... Herkesin üniversite yılları farklıdır ama üniversitedeki ilk gençlik halimizin imgeler dünyası, sanki, benzerdir. İşte kitap bana o etkiyi verdi. Üniversite yıllarının beklentili kesikliğini.
Kitaplarla kalın.
ALINTILAR
Bir gölge istediği kadar kaçar sanmıştım. Bir gölgeyi kim bulmak ister ki? Hele bir kara kedinin gölgesini... (Sayfa 9)
Oysa kekeme bir aşk, aslında en çok konuşmak isteyen aşktır. (Sayfa 15 - Kekeme)
İçimdeydim ve dışarıyı görebiliyordum. Biraz bulanık, biraz sarsak. Yo, sakın kızma bana, kafanı karıştırmak için böyle söylemiyorum; inan bana böyle görüyorum. Çünkü senin delice sevdiğin o sarı dünyaya içimden bakıyorum. Yüreğimin camdan olduğunu şu an anlıyorum. (Sayfa 19 - Kalos-eidos-scope)
Hafızadan silinen her anı, biraz daha özgürleştiriyor insanı... (Sayfa 27 - Kırmızı Kurdele)
En sessiz adımlarla dans etmeyi senden öğrendim, yalnızlığın hareketleri ezberindeydi. Ezberim zayıftır, öp beni... O kadar uzun bir rolün altından kalkamam, hayatının bir figüranı olarak sev beni. Maskelerimizi ikiye böldük, şimdi artık kabuslara gülme zamanı. Bir gölge dolaşıyordu aramızda mühür gibi ve bir tek o biliyordu görülebilecek bütün rüyaların tabirini. Uyuduk. Uyandık. (Sayfa 31 - Rüya Tabiri)
Sen, ruhumu avucunun içi gibi bilen bir şerif gibi davranmaktansa, kasabaya gelen gizemli yabancı olmayı yeğledin. (Sayfa 71 - Vahşi Batı)
Yeni bir yıl geliyor abi, diyor. Öyle, diyorum, öyle, ama ben bir öncekini bitirmedim henüz. (Sayfa 81 - Kestane)
Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.
.jpg)


.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder