Ağustos 2026.

 

Bazı kitapları okuduğum zamanları hatırlıyorum. Sonra da üzerinden o kadar zaman geçti mi yaaaa diyorum. Örneğin aklıma Ursula K. Le Guin'den okuduğum Mülksüzler geliyor. Büyülenmiştim. Neden bilmem. Yani evet, kitap da iyiydi ama büyülenecek kadar da değildir sanırım. Ben kitabı okuduğum andan keyif almıştım bence, ondan. O anın da pek bir numarası yoktu ama... Bir yaz akşamında hafif kaykılmış okuyordum onu. Sonra bir cümleyi başkalarıyla paylaşmak istedim. Sonra bir başkasını daha. Hangisini daha çok paylaşmak istiyorum bilemedim. Sanki paylaştığım biriciği bile gerçekten okunacakmış gibi. Hiç. 

Yine de paylaşmıştım. Böylece devasa bir arşivim oldu. Şunu da paylaşayım, bunu da. Devasa bir arşiv ve onları paylaşan biricik ben.

Saçlarımı tararken bunu düşünüyordum. Hayır, Mülksüzler'i değil; paylaşmayı bile değil. Ben neden böyleydim yaaaa; işte bunu. Eğer ki paralel evren teorisi gerçek olsaydı ben kesin başka bir evrende en şirret halimle ahahahhahah, öyle, en bencil, manipülatif, yalancıııı, düşüncesiz nicesi halimle... Öyle biri olmuşumdur bir paralel evrende biliyorum. Bu biricik halimde saftirik olmuştum mesela. Salak anlamında olmasa da... saftirik saftiriktir. :)

Sadece kendime dönmeliydim. ''Kusurum'' buydu. Kendime de dönmüştüm aslında, daha ne kadar dönseydim aaa canım!? Benim merkezim kaymış ondan. Kendime döndüğümde bile merkezim uzakta parlardı, ondan. Ben de dönüp durdum hayat yolumda. En sonunda başım döndü, bana bir kusmuk geldi -affediversin- ve işte... galiba ayağım takıldı da başka bir paralel benliğime düştüm. Büyümek bu mu sence? 

(Korkma, hala ''şirret'' değilim; belki de malesef...)

Hayatta bana en çok keyif veren şeylerden biri de kız kardeşimle aramın iyi olması. ''Sen de olmasan gülemeyeceğiz İiii.'' (Kızı ne zaman görsem şımarık çocuk modum açılır ve saçma saçma gülerim - o da güler.) Sanırım doğduğu günden beri sevdiğim tek kişi o. En uzun süre sevdiğim tek kişi, kız kardeşim.

Duygularımı kaybedeceğimi düşünmüştüm. Belki de bu sefer de fazla kendime döndüğümden. Döne döne döne döne... 

(Artık başım dönmüyor.)

Artık yıldızlar dönmüyor. Bazen öyleydi, biliyorsun. Bazen öyleydi... Onları tutmak, onlarla en olmadı çizimler yapmak isterdim. Bir yıldızdan öbür yıldıza uzanan parmağım bana yalnızca bir düşüş verdi. Yan tarafıma düşen kolum. Saatlerce havada tutamam ya canımm!

Son bir yılda çok kızdım. Çok çok çok çok. Neden bilmem. Bazen bir şeye kızınca duralıyorum ve kızasım geçiyor. Durduğunda her şeyle arana mesafe girer. Böylece durur. Belki de o ''şeyi'' ilk kez durarak görürsün, sen kendin durunca. Sanırım bunun adı ''mantıklı olmak''mış. Vallahi ilk kez öğreniyorum bu yaşımda hahahhahah (şaka şaka).

Bir aya daha başlıyoruz. Ağustos hakkında ne düşünürsün? Sever misin bu ayı? Ben hiç ağustos üzerine düşünmemiştim, hımmmmm. Bir şey bulamadım. Ağustos hakkında gerçekten hiçbir fikrim yok.

Belki de insan bir fikrinin olmamasına da izin vermeli. Evet bu klişe sonuca bağladım ahahahhha, ama inanarak bağladım. İnsan, bir fikrinin olmamasına da izin vermeli.

Güzel bir ay dilerim.


Mülksüzler, Ursula K. Le Guin




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar