![]() |
| Yazar: Victoria Forester, Çevirmen: Süeda Çavuşoğlu, Yayınevi: Pegasus Yyaınları |
Piper uçabilen bir kız. Henüz bir bebekken bile bu yeteneğini doğallıkla kullanabilen küçük kız, başta ailesi olmak üzere çevresi tarafından bu yeteneği nedeniyle kısıtlanmış, dışlanmış ve hatta izole edilmiştir. Buna karşın uçma sevgisinden vazgeçmeyen Piper, dünyanın bile görmezden gelemeyeceği bir sorun haline gelir. Çünkü o farklıdır ve bu fark başıboş bırakılamaz. Bu nedenle de özel yetenekli çocuklar başta olmak üzere, dünyada özel güçlere sahip olan canlıların -bitkilerin, hayvanların ve diğer mikroskobik organizmaların- gözetim altında tutulduğu bir kuruluş duruma müdahale eder. Böylece Piper kendisini, kendi gibi özel yeteneklere sahip çocukların arasında bulur.
Hayatı boyunca merakı, soruları ve uçma yeteneği yargılanmış bu küçük kız için yeni evi, nihayet kendisini farklı hissetmeyeceği bir yerdir. Kuruluşun yöneticisi Dr. Hellion başta olmak üzere, burada kimsenin özel bir yeteneğe sahip olmayı tuhaf bir durum olarak görmemesi, Piper'ın bir yere ait hissetme ihtiyacını kısa bir süreliğine karşılar. Ancak küçük kız bu yeni evinde bile uçmamalıdır; yuvası olarak görmeyi istediği bu kuruluş bile ona uçmasını yasaklar. Burada bir tuhaflık olduğunu Piper çok geçmeden anlayacaktır. Kitap boyunca Piper'ın doğuştan getirdiği uçma yeteneğini kabullenme ve savunma yolculuğunu, yerleştiği kuruluşta yaşadığı maceralar aracılığıyla okuyoruz.
Kitabın asıl hikayesinin farklı bir yeteneğe sahip olmanın ötesinde, o yeteneği kabullenme, koruma ve yaşama cesaretine sahip olmak olduğunu düşünüyorum. İnsanlar belli konularda başarılı olmaya yatkın olarak doğabilirler; ancak bu yatkınlık yaşamın akışında karşılık bulmazsa söner ve bir anlamı kalmaz. Piper'dan beklenen de kendi öz benliğinden gelen bir heyecanı bastırmasıydı. Hayatta bizi heyecanlandıran, kalbimizden gelen bir tutkuyla, adeta bir itkiyle doğal olarak yaptığımız eylemler vardır. Örneğin benim için yazmak böyle bir eylem. Yazarken düşünmem bile; sadece yazmayı isterim ve yazarım. Piper da sadece uçabileceğini biliyor, uçmayı istiyor ve uçuyordu.
Herkesin tutkusu ve başarı elde edebileceği alan farklıdır. Herkes çalışıp çabalayarak, benim bahsettiğim o doğallıkla yapma haline erişemeyebilir. Örneğin bazı insanlar resim çizmekte yeteneklidir ve bu yeteneklerini pratikle birleştirirlerse çok başarılı olabilirler. Bazı insanlar resim çizmekte çok yetenekli olmasalar da pratik yaptıkça iyi bir seviyeye gelebilir, hatta başarı elde edebilirler. Ancak yetenek, çalışmanın ötesinde bir doğal eğilimdir; aslında benim bahsettiğim durum tam olarak bu. Bunu sadece sanat üzerinden örneklendirmek de dar bir bakış açısı olur. Bazı insanlar bilimsel konularda, bazı insanlar hayatın içinden pratik konularda, bazıları ise insan ilişkileri konusunda yetenekli olabilirler. Bazı insanlar iyi birer dinleyicidir, bazıları empatiktir; bazılarının varlığı bile şifalıdır, bazıları ise iyi bir konuşmacıdır.
Bazen yeteneklerimizin gölge yönlerini de çalıştırabiliriz. Örneğin bu hikayedeki Conrad üstün zekalı bir çocuktu; ancak zekasının küçümsendiğini düşündüğü ve gerçekten de eylem alanı bu bağlamda daraltıldığı için, zekasını acımasızlık yönünde kullanma eğilimi gösteriyordu. Yetenekler baskılandığında veya bu tür etkilere maruz kaldıklarında, gölge arketipleriyle de hayatta varlık bulabilirler. Örneğin bir insanın konuşması çok etkileyici olabilir; ancak bu yeteneği manipülasyon için de kullanabilir. Böylece aydınlık bir özellik, gölge tarafıyla birlikte çalışır.
Bu kitabı ilk kez ortaokula giderken okumuştum. O zaman kitaptan etkilendiğimi hatırlamıyorum. Çünkü kitabı yüzeysel bir bakışla okumuştum. Uçma yeteneğine sahip bir kızın hikayesini okumak ilgimi çekmiş olabilir ancak metnin alt anlamlarını pek de sorgulamamış olmalıyım. Kitap, çocuk kitapları kategorisinde değerlendirilebilecek olsa bile ben bu kitabın çocuklardan çok yetişkinlere hitap ettiğini düşünüyorum. Zaten kitabı bilinçli bir gözle incelediğimizde, çocuk edebiyatı ürünlerinin taşıması gereken çeşitli ölçütlere uymadığını görüyorum. Çocuk kitaplarında, kitabın hitap etmesi gereken yaş grubunun bilişsel ve duyuşsal özelliklerine duyarlılık gösterilmeli. Bu kitap ise, amiyane tabirle, ''paldır küldür'' yazılmış. Çocuklar yetişkin bilinciyle doğru ve yanlış ayrımı yapamazlar. Ergenlik dönemindeki çocuklar da henüz bunu bütünüyle yapabilecek durumda değildir.
Örneğin bu kitapta çocukların isyanını yetişkinler belli bir mantık dizgesi içerisinde okuyabilirler. Ancak bir çocuk veya ergen, buradaki alt anlamları sorgulamadan okuduklarını davranışlarına istenmedik şekillerde yansıtabilir. Derslerde hak etmediğini düşündüğü bir durumla karşılaştığına inandığında öğretmenini veya idarecileri ''kötü'' olarak görüp taşkınlık yapabilir. Her çocuğun aynı davranışı göstereceğini iddia etmiyorum. Ancak çocukların farkındalık seviyeleri de birbirinden farklıdır ve bu nedenle özellikle çocuk kitaplarında daha dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum.
Kitabı genel olarak sevdiğimi söyleyebilirim. Güzel bir hikayesi ve içinde kendimizden parçalar bulabileceğimiz noktalar var. Buna karşın kitabı duygusal değil, işlevsel bir bakışla incelediğimde başarılı bir çocuk kitabı olduğunu düşünmüyorum. Yine de ilgisini çekenlere önerebilirim, ben sevdim.
Kitaplarla kalın.
ALINTILAR
Hiç kimse değil, ancak kendiniz olmak, sizi bir başkası yapabilmek için gece gündüz elinden geleni ortaya koyan bir dünyada, insanın verebileceği en güç savaştır ve asla savaşmayı elden bırakmayın. - e. e. cummings
Bir şeylerin doğru olmadığını düşündüğün ama bunun ne olduğunu anlayamadığın hiç oldu mu? (Sayfa 12)
Anne kuş, yavrularından birini dürterek yuvanın kenarına doğru itiyordu. Küçük yavru, Piper'ın başparmağından daha büyük değildi ve azıcık tüyü çıkmıştı. Gagasıyla, yavrusunu sert bir şekilde ittirerek yuvanın dışına, dalın üzerine ve havaya doğru sürdü. Piper dehşet içindeyken, yavru kuş tüylü kanatlarını çırparak bir taş gibi düştü. Ama sonra, tam yere çarpmak üzereyken güçlükle kanatlarını şişirmeyi başararak düşüşünü durdurdu ve yavaşça, çok yavaşça yükselmeye başladı. Tam o anda ve orada, o küçük kuş uçmayı öğrendi ve Piper her şeyi gördü. (Sayfa 16)
Doğduğu andan itibaren Piper havada yüzüyordu. Bu, ona nefes almak kadar doğal geliyordu. Çünkü bunu hep yapmıştı, bu yüzden bunun büyük bir olay olduğunu düşünmemişti... (Sayfa 16)
Piper, ansızın, bir şeyi yapmakla onu planlamanın arasındaki büyük farkı öğrendi. (Sayfa 17)
Çoğu kez, her şeyi tek başına çözmek zorunda olmak yerine ona öğretecek birinin olmasını diledi. (Sayfa 25)
Birinci ders, Piper'ın çok geçmeden keşfettiği gibi şuydu: Toprağı hiç düşünme. Hiç. Düşebileceğinin ihtimalini bile düşündüğü anda düşüyor ve vücudunun bir bölümü toprağın bir bölümüne çarpıyordu. Hedefi gökyüzüydü ve aklını bunun dışında hiçbir şey düşünmemesi için eğitti. (Sayfa 26)
Ben bir bulut kadar hafifim ve bir kuş gibi özgürüm. Gökyüzünün bir parçasıyım ve uçabilirim. (Sayfa 26)
Bulutlarla ve yanından uçarak geçen kuşlarla dolu gökyüzünde olmak çok normal geliyordu. Yuvaya dönüş gibi. Ayrıca yüksekte olmanın, yerde geride bıraktıklarını, olduğundan önemsiz gösterdiğini fark etti. Neticede, onlar çok küçüktü ve gökyüzü çok büyüktü. (Sayfa 27)
Sanki Piper'ın içindeki kıvılcım kaybolmuştu ve Betty onun ruhunun kırılmış olabileceğinden korkuyordu. (Sayfa 29)
Herkesin, diğerlerinden daha iyi yaptığı bir şey vardır. (Sayfa 51)
Uçmakla ilgili tek problemin, oradaki tek insan olduğun için gökyüzünde kendini çok yalnız hissetmen. (Sayfa 63)
Bir hayalinin ve bir planının olmasının kimseye zararı olmaz. Çünkü eğer olmazsa, hiçbir yere gidemezsin. (Sayfa 64)
İnsan bir yerlere ait olduğunu hissetmeyi ister. (Sayfa 71)
O, benim ilk arkadaşım. Bir arkadaşa sahip olmak gerçekten güzel. İnsan kendisini... Birilerine aitmiş gibi hissediyor. Sanki birisi seni kolluyormuş ve sen de onu kolluyormuşsun gibi. (Sayfa 133)
Piper bir insanı özgür bırakmaya çalışmanın ne kadar zor bir iş olduğunu fark etmemişti. (Sayfa 193)
Çoğu zaman insanlar, görmek istedikleri şeyleri görürler, bu yüzden de Letitia mükemmel bir dış görünüşü yaratmak için çok fazla zaman ve enerji harcamıştı. (Sayfa 232)
Aklı her zaman güvendiği tek şeydi ve hiç kimse ona başka bir yol olabileceğini ne söylemişti ne de ima etmişti. Eğer aklında değilse, cevapları nasıl bulacaktı? Nerede saklanıyorlardı? Onlara nasıl ulaşabilirdi? (Sayfa 238)
Her insanın içinde saklı ve bulması zor olan derin, çok derin bir yer vardı. Eğer işler yeterince zor giderse ve hayat iyice zorlaşırsa, bazı insanlar o yere gidip bir daha asla geri dönmezler. Tabii ki, dış görünüşleri tersi bir izlenim bırakır. Her zaman oldukları gibi görünürler. Biraz da olsa eski hallerindeki gibi davranabilirler ama gerçek, asıl gerçek bundan sonra onlara kimsenin dokunamayacağı ve incitemeyeceği o çok derin yerin içinde saklanıyor olduklarıdır. (Sayfa 254)
Kaçmak cevap değil. (Sayfa 260)
Kararı vermek, bunu gerçekten uygulamaktan çok daha zormuş. (Sayfa 269)
Sonuçta kurtarılmak istemeyen birisini kurtaramazdınız. (Sayfa 281)
Sence bir insana mutlu olmak öğretilebilir mi? (Sayfa 301)
Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder