''Oooooo erkencisiniz Rüya Hanım.''
''Geç geleceğimi haber vermiştim ya canım, sen yemeğini yemedin mi?'' Genç kadın sönen ışığa elini sallamaktan vazgeçip holden gelen ışığın eşliğinde yere saçılan eşyalarını toplamaya başladı. ''Çok değil birkaç dakika evvel kapıyı açsaydın ya...''
''Zaten sesine uyandım Rüya. Zile bassan daha az rahatsız edici olurdu vallahi.''
''Özür dilerim Aslı...'' Genç kadın, salonun kapısına yaslanmış uykulu gözlerle onu izleyen arkadaşına yavaşça sokuldu. ''Git elini yıka bari Rüya... aaaaa!'' Aslı genç kadının kollarından sıyrılarak salonun baş köşesinde uyuklayan kedisinin yanına kıvrıldı. Bezelyecik sarı beyaz tüylerini hafifçe kıprıştırarak holün karanlığında dikilen genç kadına göz attı. Sonra uyuklamaya geri döndü. ''En azından bugün yorulmuş,'' dedi genç kadın kediye işaret edip. Trençkotunu çıkarıp askıdaki paltonun yanına astı. Sonra da banyoda kayboldu.
Günün en sevdiği anı ile en üşendiği zamanı aynı zaman dilimini kapsıyordu. Makyajını çıkarmak yüzüne rahatlık verdiği gibi gözünde büyüyor, büyüyor ve büyüyordu. Elimde olsa hiç makyaj bile yapmam diye düşündü avuç dolusu suyu yüzüne çarparken. Siyah kahve karışımı pamukları çöpe atıp banyodan çıktı. ''Çok yoruldum Aslı çok,'' dedi holden geçerken.
''Hı-hı, ben de...'' Genç kadın kedisine sarılmış uyuklayan arkadaşının titreşen göz kapaklarına bakıp gülümsedi. ''Kalk yerine yat uykucu!'' Bacaklarına çarpan yastık, uyuyan arkadaşını hafifçe kıpraştırsa da pek de etkili olmamıştı. ''Hı-hı...'' diye mırıldandı Aslı bir kez daha. Genç kadın iç çekip odasından battaniye getirdi. Arkadaşının üstüne örttüğü battaniyenin ucundan çıkan Bezelyecik'in kuyruğu usulca sallandı. Kedisi de onun gibi, diye düşündü genç kadın yavaşça başını sallayarak. Sonra da odasına geçti.
Yatağının ayak ucuna başı gelecek şekilde uzandı ve oflayarak yanına telefonunu almadığını fark etti. Offf, diye düşündü çantasındaki telefonunu ararken, çanta çanta değil ki... Kulaklığım nerede benim! diye söylendi. En sonunda düğüm olmuş bir kulaklık ve yüzde yirmi beş şarjlı telefonuyla nihayet yatağındaydı. Az kalmış ama sadece on dakika bile olsa yeter, diye düşündü. Rastgele bir müzik açtı. Ne dinlediğine bile dikkat etmeden dinlemeye başladı. Kendi kendine şarkının sözlerini mırıldanırken, tavandaki boya izlerinde dolanan parmaklarıyla belli belirsiz bir şekil çizdi. Bu belirsiz şekle uzanmaya çalışırken gözlerini kapattı. Şarkıyı başa sardı, yeniden yeniden. Telefonunun şarjı olanca hızıyla azalırken, bu şarkıyı dinledi.
Yatağındaki hareketlilikle gözlerini açtı. ''Şarjını hiç sonuna kadar kullanmazsın...'' dedi arkadaşı. Arkadaşının üzerindeki tişörte göz attı genç kadın. ''Benim tişörtüm mü o Aslı!''
''Kay bakalım...''
''Hem ince değil mi bu mevsim için? Hasta olursun vallahi...''
''Az evvel gözün görmüyordu tişört mişört hayırdır Rüyacığım? Kaayyyy!''
''Tamam bee!'' Genç kadın yavaşça yana kaydı, ''biraz daha Rüyaa!'' İkili tersten uzandıkları yatakta ayaklarını yatak başlığının ardındaki duvarda topladı.
''Bu benim de en sevdiğim uzanma biçimi,'' dedi Aslı. Sonra da genç kadının karnına hafifçe dokundu ''gıdı gıdı...''
Genç kadın yavaşça gülümsedi. ''Eeee,'' dedi sonra yorgunlukla, ''düğün hazırlıkları nasıl gidiyor? Ev durumları falan...''
''Stresli! Hiç sevmem böyle şeyleri... de, yetişkin olmak böyle bir şeymiş pooofff!'' Genç kadın karnında topladığı ellerine baktı, sonra da kollarını tıpkı arkadaşı gibi başından geriye doğru özgürce uzattı. ''Aslı?'' dedi sonra.
''Efendim!?''
''Nasıl bir his...''
''Ne nasıl bir his? Emlakçılarla konuşmak mı? Ber-bat!''
''Hayır...'' dedi genç kadın. Dudak kenarları kıvrılmıştı, ''yani... Onunla bir hayat kuracak olmak. Aşık olduğun kişiyle? Onu bulmuş olmak... O olduğunu nasıl anladın?''
''Anlamadım.''
''Yani... aşık ol-''
''Onu anladım şapşik.'' Aslı başını yana döndürüp arkadaşının yorgun yüzüne göz attı. Yüzüne uzanan bir tutam saçı geriye okşadı, ''onu bulduğumu anlamadım.''
''Nasıl olur?'' dedi genç kadın şaşkınlıkla yan dönerek, ''siz ikiniz...''
''Onu gördüğümde...'' dedi Aslı, ''onunla evleneceğimizi anlamadım. Onu gördüğümde...''
''Ne hissetmiştin Aslı? Nasıl bir his... Aynı mı, hala aynı mı?''
Aslı yerinden doğrularak arkadaşının yatağa dağılan saçlarını parmağında döndürdü, ''tam olarak değil. Zamanla... nasıl desem... dönüştü.'' Genç kadının tüm ilgisi arkadaşındaydı. ''Onu ilk gördüğümde... kalbim yerinden çıkacak gibi atardı. Ama aynı zamanda, sakin bir his. Açıklaması zor,'' dedi Aslı hafifçe araladığı perdenin camındaki odanın geceyle karışan yansımasına bakarak, sonra perdeyi indirerek dikkatini genç kadına verdi, ''saf bir histi,'' dedi sonra, ''beni bazen korkuturdu. Ya o öyle hissetmiyorsa... hayır, aynı yoğunlukta hissetmiyorsa... diye kendi kendime kuruntu yapar korkardım.'' Genç kadın da doğrulmuştu. Dikkatini arkadaşına verdi. ''Sonra ne değişti Aslı?''
''Sonra...'' dedi Aslı, ''sorumluluklarımız arttı, ortak sorumluluklarımız oldu. Aramızdaki hisler, ilişkiye karıştı ve artık ortak bir şey oluşturmuştuk.''
''Hisler alışkanlığa mı dönüştü?''
''Belki de...'' dedi Aslı hala uykulu olan gözleriyle bakarak, ''ama bu, hislerimizi azaltmadı. Sadece, hayatımıza oturttuğumuz bir şeye dönüştü. Bunu sanırım böyle açıklayabilirim. Onunla ayrıyken... eksik hissetmiştim. Çünkü o, içimdeki saf hisse karşılık geliyordu. Onunla olan birlikteliğimiz,'' genç kadın, arkadaşını tüm dikkatiyle dinlerken Bezelyecik'in mırıltıları odayı doldurdu, ''gel anneciğim... İşte, bilmiyorum Rüya, başlangıçta her şeyi idealize ederiz. Ben öyle yapmışım... Hislerimi, hislerimi idealize ederek onu sevdim. Bu, hislerim gerçek değildi demek değildi tabii ki ama... onu gördüğümde bile içim aç-'' Aslı duraksadı, ''neyse, sonrasında izin verdim. Kendime izin verdim sanırım. İdealize edilmiş korunaklı hislerdense, bu hisleri sevdiğim kişiyle paylaşmaya izin verdim. Sanırım o da aynısını yaptı ve işte bugün... Emlakçılarla uğraşıyoruz! Ah...'' Aslı dramatik bir şekilde yatağa geri uzandı. ''Sende ne var ne yok,'' dedi düşünceli yüzüyle boşluğu izleyen arkadaşına, ''hu hu Rüyaa?''
''Efendim?'' genç kadın irkilmişti, ''ha şey... Ne olsun işte, yayınevi Harukami Bey falan filan.''
''Sahi, ne oldu görüşme ayarlayabildiniz mi?''
''Ayarladım,'' dedi genç kadın. Hala dalgındı.
''Ayarladım? Ve bana söylemedin Rüya!''
''Aman canım,'' dedi genç kadın biraz daha canlanarak, ''aynı evin içinde karşılaşamaz olduk Aslı... Söylerdim yoksa, niye saklayım?''
''Tamam iyi... İyi de, sen neden bu kadar heyecansızsın? Hem işi bağlamışsın, ki kendine çok yükleniyorsun o vasat yer için... Hem de bu kadar solgunsun. Başka bir şey var halinde, ne oldu anlat!''
''Yok bir şey...'' dedi genç kadın karnını ovalayarak.
''Yemek yedin mi?''
''Evet yedim, sen?''
''Bu saate kalabilir miyim sence? Ohoooo... Şşşşş,'' dedi genç kadın oyuncu bir gülümsemeyle, ''Egelerle mi yemek yediniz?''
''Aslı...''
''Yoksa sadece Egeyle mi?''
''Aslı!''
''Tamam yaa... Hoş çocuk.''
''Aslı!''
''Tamam...'' Aslı hareketlenerek ayağa kalktı. ''Dur...'' dedi sonra genç kadın Aslı'nın koluna uzanarak. Sonra da pijamasını hafifçe kaldırarak göbeğindeki izleri gösterdi. ''Çok belli mi...'' dedi sonra sıkıntıyla.
''Kendini daha ne kadar yoracaksın...''
''Çirkin değil mi?'' dedi genç kadın ağlamaklı.
Aslı arkadaşının tokasından kurtulmuş saçlarını elleriyle hafifçe geriye taradı. ''Sen gerçekten şapşiksin. Uyu artık...''
Aslı genç kadının saç başlangıcına öpücük kondurarak odadan çıktı. Çıkarken ışığı söndürdü, telefonunu şarja takmayı unutmamasını tembihledi ve hala arkadaşının ayak ucunda uzanan Bezelyecik için odanın kapısını aralık bıraktı.
bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.
![]() |
| (Üç Kız Kardeş, Anton Çehov) |

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder