Bugün uzun zamandan sonra, biraz da spontane bir şekilde bir deftere yazdım. Yeni bir deftere. Yılın başında sana ''günlüğüm olacak'' dediğim defterim günlük olmak dışında pek çok şeye ev sahipliği yapan bir çarşamba pazarına döndüğü için, içimden ona yazmak gelmiyordu. İçimden sana yazmak da gelmiyordu. Ama ilginçtir, yeni defterimde sevgili Aomame'ye yazarken, iç sesimden hep sana seslendim sevgili okur. Acaba bu satırları blogda yazsaydım nasıl yazardım, sorusu hep satır aralarımda bile değil, kelime boşluklarımda dolaştı ve sonuçta... işte hiç de hesapta yokken buradayım.
Günlük yazmayı özlemişim. Beni rahatlattığını itiraf etmeliyim. İçimde bir yumru vardı, ara sıra beni yoklayan bir yumru. Onu ifade etmek iyi geldi. Bunu sana anlatamazdım sanırım; ya da anlatır mıydım... Bunu sana başka başka kelimelerle anlatırdım evet. Ama ben, dosdoğru anlatmak istedim. Birine anlatmak, bir yol arkadaşına anlatmak ve bunu dosdoğru yapmak. Uzun süre neden günlük yazmadığımı Aomame'ye açıkladım, neden bir şekilde hep ona döndüğümü de... Kusmak gibi dedim. Sana yazmadığım dönemde kustum, hayır kustuktan sonra yorulmuşum da, o yorgunluk geçsin diye bekledim tarzında bir şey... Bir yere bir kere ilk kelimelerini döktüğünde, sonraki tüm kelimeler yankıdan ibaret oluyor. İşte bu nedenle sana günlüğüme kurduğum cümleleri kuramam ve zaten kurmamak için de ona yazdım, sana değil.
Sana son olaylar hakkında yazmayı hiç düşünmedim. Çünkü neyin ne olduğunu sen de biliyorsun biliyorum. Önceden olsa yazardım sanırım. O zaman daha farklı biriydim. Evet, daha farklı düşünüyordum değil, daha farklı biriydim. Yazmanın bir şeye yararı olmayacağını bilerek yazmayı seçen biriydim. Oysa artık bunu kabullenen biriyim. Instagramda gündemi canlı tutmaktan da öte (çünkü orada da sınırlı takipçilerimin içindeki herkes her şeyin zaten farkındaydı), dayanamadığım için üç beş bir şey paylaştım. Duygularımı sindirmek için değil; çünkü öfke ve üzüntü bile bir noktadan sonra boyut değiştirdi bende. Evet çok üzüldüm. Çok çok çok üzüldüm. Bir de olayın üzücülüğüne üzülmem bir yana, o çocukları gözümün önüne çok net getirebildiğim için ayrıca üzüldüm.
5. sınıflarmış. Başka bir yaş grubu olsa da üzücü, hep üzücü. Bir şeyleri kıyasladığım yok. Buna takılacak saçmalıkta bir insan da burada olmadığından işte üzüntümü açıkça yazıyorum. O saçmalıktaysan, git.
Neden buna değiniyorum... Ben en çok küçük sınıflara, özellikle de 5. ve 6. sınıflara ders anlatmaktan ayrıca keyif almıştım. Neden biliyor musun? Çünkü onlar... bıcır bıcırlar. Daha çok çocuklar, çok. Ne olduğunu bile anlamamışlardır. Özellikle 5. sınıflar hareketli olurlar biliyor musun? Yerlerinde duramazlar. Çok çocuklar çünkü. Anladın mı, ayrıca gelen üzüntümü anladın mı? Çok çok çok küçükler. Anlamazlar bile...
Her paylaşım gördüğümde içim acıyor. Bu sistemli bir kötülüğün ürünü. Suçlu öğrenci ben geliyorum demiş resmen buna ayrıca sinirleniyorum. Ama elden ne gelir... Bu ihmallere elden ne gelir? Hep tekrar eden bu olaylara elden ne geliyor? Çok şey gelebilir ama hiçbir şey gelmiyor değil mi!? O zaman ben ne yazayım, ne söyleyim? Hiç.
Bu yazıyı, içimdeki sızı için yazdım. Bir farkındalık oluşturması imkansız, bir yararı bile yok. Ama gözümün önüne bıcır bıcır 5. sınıf öğrencileri geldi. Bu nedenle ağlarken sana yazdım.
Biliyor musun uzun bir süre seni kendime yol arkadaşı seçme nedenim bile buydu sevgili okur. Bir günlüktense sana yazma nedenim. Tanıdığım birindense, sana anlatma nedenim... Orada olduğun için. Merak ettiğin ve bu nedenle yazımda durduğun için. Bunun için teşekkür falan etmeyeceğim merak etme. İster ''yol arkadaşı'', ister arkadaşlar... birbirlerine birbirlerinin karşısında ağladıkları veya güldükleri için teşekkür etmezler. İşte, sana bu nedenle yazmayı hep çok sevmiş ve sevmediğim zamanlarda bile sana yazmayı bu nedenle tercih etmişimdir.
Ben artık haberleri takip etmekten de yoruldum. Bu son olay çok büyük bir olay ama olaylar bitmiyor ki... Aralarda hala başka taşkınlık ve ölüm haberleri görüyorum. Kadın cinayetleri, öfke nöbetleri... gibi haberler. Çok öfkeliyim. Biz üzülüyoruz ya... O çocukların, kadınların ve nicelerinin aileleri yıkıldı, yok oldu, bitti. Üzüntü az kalır. Çok üzücü. Çok çok çok çok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder