![]() |
| Yazar: Robert Louis Stevenson, Çevirmen: Nurettin Elhüseyni, Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları |
Korsan dediğimizde aklımızda canlanan göz bantlı, papağanlı, kancalı, tek bacaklı vb gibi özellikleri simgeleyen korsan tiplemesinin oluşturulduğu kitap olan Define Adası'nı nihayet okuyabildim. Bu kitabı çocukken de görmüş, duymuş, üstüne merak etmiş ancak her nedense okumamış(t)ım. Nasip bugünümeymiş diyelim.
Kitap, Bill isimli yaşlı bir korsanın konaklamak üzere tenha bir pansiyona yerleşmesiyle başlıyor. Görünümüyle bile tekinsiz biri olduğunu belli eden bu alkolik korsan, beraberinde getirdiği sandığında bir define haritası taşımakta ve diğer korsanlardan saklanmaktadır. Kitabın anlatıcısı ve pansiyon sahibinin oğlu olan Jim, çocukluk yıllarında yaşadığı bu macera ile biz okurlara, korsanın gelişinden itibaren başlayıp ıssız bir adada korsanlarla birlikte bir definenin izini sürme yolculuğunu anlatıyor. İhanet, entrika, kaos, çarpışmalar... Kitapta farklı karakter tiplemeleri üzerinden insan davranışlarının kendi çıkarları için bürünebildiği halleri de gözlemliyoruz.
Kitabı okumaya başladığımda bana çocukluğumu anımsattığı için bir çeşit coşkulu hal içindeydim. Ancak kitap aktıkça bunun gerçekten başarılı bir macera romanı olduğunu düşünmeye başladım. Olayların seyrini tahmin etmek benim için zor veya şaşırtıcı olmasa da, sürükleyici kurgusu ve akıcı anlatımıyla kitabı ilgiyle okudum. Bugün bile ilgi gören bir kurguya sahip olan ve başka eserleri etkileyen bu roman, yayınlandığı 1881 yılında bir dergide tefrika edilirken eminim ki onu ilk kez okuyan okurları tarafından da benim şimdi hissettiğim coşkun hisle karşılanmıştı.
Kitaba dair en sevdiğim detay ise, karakterlerinin kişilik özelliklerinin aktarımı oldu. Özellikle de John Silver karakterinin insan doğasını yansıtma ve aynı zamanda kitaba mizahi bir hava katma özellikleri nedeniyle öne çıkan karakterlerden biri olduğunu düşünüyorum. Zaten bugün aklımıza gelen klasik anlamdaki biraz savruk, alaycı, yanar döner tarafı olan korsan tiplemesinin atası da (yanılmıyorsam) kendisi. En kan dondurucu olması gereken sahnelerde bile Bay Silver etkisiyle kitapta hep bir -en azından benim için- oyuncu hava hakimdi.
Aynı şekilde John Silver'ı öne çıkaran esas durum, onun bir korsan olarak insani özelliklerini yansıtmasıydı diye düşünüyorum. Bazı tiplemeler (korsan, cadı, şövalye vb gibi) belli özellikler etrafında okura\ izleyiciye yansıtılma eğilimindeler. Oysa o ''rolün'' altında karakterin kendine has bir kişiliği de yatıyor ve ben bir okur\ izleyici olarak o insani yanı da görmek istiyorum. O karakteri, bu kurgudaki gibi, bir korsan yapan insanı görmek istiyorum. Bir korsan zalimdir, yalancıdır gibi sıfatlar sıralamanın ötesinde, onun gri ve değişken yanlarını keşfetmek istiyorum. İşte, John Silver'ı da kitapta öne çıkaran durum bence buydu: İnsan yanı. Bu insani özelliklerini sevmek, beğenmek zorunda da değiliz bu arada; ancak bu insani özellikler karakteri gerçek yapan esas durum oluyor ve bence bu nedenle sıfatlarla örülmüş siyah-beyaz karakterlerdense, gri yanları olan insanları okumak çok daha keyifli, ilginç ve gerçek. Okuru\ izleyiciyi bir romana veya filme çeken de bence temelde bu oluyor.
Kitabı okumak film izlemek gibiydi diyecektim ancak hayır; kitabı okumak tam olarak tiyatro izlemek gibiydi diyebilirim. Yansıtılan bir gerçeklik vardı ancak bu gerçekliğin aslında bir dekor gibi değişken olduğu hissi kitabı okurken hep benimleydi. Normalde bu hissi sever miyim bilmiyorum ancak bu kitabı okurken sevdim. Dediğim gibi bence kitaba bahsettiğim ''oyuncu'' havayı katan etkenlerden biri de zaten buydu. Hep bir şey olacakmış, sanki okuru olan beni de içine katacakmış gibi bir his... macera hissi.
Benim severek okuduğum bir kitap oldu. Kitabı macera romanlarını (ve filmlerini) sevenler özellikle beğenebilirler. Ancak kitap her ne kadar çoğumuzun çocukluğundan bir anı gibi zihnimizde belirme eğiliminde olsa da, içerisindeki şiddet sahneleri nedeniyle çocuklar için çok da uygun olduğunu düşünmüyorum. Evet, macera romanı olması nedeniyle çocukların da kolaylıkla ilgisini çekebilir ancak bence bu, yetişkinler için yazılmış bir roman.
Kitaplarla kalın.
ALINTILAR
Korkaklığın bulaşıcı olduğu söylenir... (Sayfa 28)
Hikayeyi duymadın mı? Bu alçaklar para dışında neyin peşinde koşarlar ki? Para dışında neye aldırış ederler ki? O aşağılık leşlerini para dışında ne uğruna tehlikeye atarlar ki? (Sayfa 45)
Yaşadığımız şu tiksindirici çağı bir düşün! (Sayfa 55)
Bildiğim tehlikeyi bilmediğim tehlikeye yeğ tutar hale geldim hemen. (Sayfa 111)
İnsan nerede olursa olsun, sana diyeyim, kendi başına idare edebilir. (Sayfa 113)
...bir kişiye söylenen şey herkese söylenmiş demektir. (Sayfa 152)
Ölüme belki katlanabilirdim, ama başıma gelecek kötü sonu beklemeye katlanamazdım. (Sayfa 178)
Amacım sadece durumu açıklamak; gözdağı vermekten iyi sonuç çıktığını hiç görmedim. (Sayfa 215)
Birinin canımı bezdirmesine yeterince dayandım. (Sayfa 218)
Yahu, inanın ki, size laf anlatmaya çalışmaktan bıktım usandım. Sizde ne akıl ne de hafıza var. (Sayfa 226)
Kötü şeyleri ne kadar unutmazsan, yaptığım iyiliği de unutmayacaksın, bunu biliyorum. (Sayfa 235)
Ama boş inançlı birini neyin etkileyeceğini asla bilemezsiniz. (Sayfa 250)
Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.
.jpg)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder