Işık Tanrıçası - Tanrıça Çağırma Serisi 3 (P. C. Cast) | Kitap Yorumu

Yazar: P. C. Cast, Çevirmen: Müge Özçelik,
Yayınevi: Pegasus Yayınları

Bu yazarın kitaplarından en son bundan yaklaşık on yıl evvel okumuştum. Hatta belki de daha bile önceydi. Ortaokul yıllarında Gece Evi serisiyle tanıştığım P. C. Cast'ın, bu kitabın da içinde yer aldığı yedi kitaplık Tanrıça Serisi'nden ise yıllar önce yalnızca Bahar Tanrıçası'nı okudum. Persephone'un, yani Bahar Tanrıçası ve Yeraltı Kraliçesi'nin öyküsünü yeniden kurgulayan bu uyarlamayı uzun zamandır tekrar okumak istiyordum. Ancak kitabı kütüphanede bulamayınca, seri içinde ulaşabildiğim kitaplardan biri olan Işık Tanrıçası'nı okumakta karar kıldım.

Pamela modern dünyada yaşayan ölümlü bir kadındır. Dekoratörlük işi için gittiği Las Vegas'ta tek başına zaman geçirirken Şarap Tanrısı Bacchus'un (Roma mitolojisindeki adıyla; Yunan mitolojisinde ise Dionysos olarak bilinir) oyunu sonucu kendisini bir ritüelin içinde bulur. Pamela'nın dileği aşktır. Bu dileğini tüm ruhuyla Tanrıça Artemis'e yöneltirken, kendisini tanrı sanan erkeklerden değil; hiç kimseye benzemeyen, ''tanrı gibi'' bir adamın hayatına girmesini istediğini söyler. Böylece Artemis ile Pamela arasında güçlü bir bağ kurulur. Artemis'in bu bağın ağırlığından kurtulmasının tek yolu Pamela'nın dileğini gerçekleştirmektir.

Ay Tanrıçası Artemis, bu göreve ikiz kardeşi Işık Tanrısı Apollon'u yönlendirir. Ancak Apollon'un da kendi içinde taşıdığı bir dileği vardır. Hades ile ruh ikizi Lina arasındaki aşkı düşündükçe, kendisinden beklenmeyecek kadar durgunlaşmıştır. Artemis'e göre bu ölümlü kadının dilek macerası kardeşine de iyi gelecektir. Böylece Apollon ile Pamela'nın yolları kesişir ve ikilinin aşkı keşfetme yolculuğu başlar. Kitap boyunca ise bir ölümlü ile bir ölümsüzün bu keşif yolculuğunu okuruz.

Tanrıça Serisi'nin her bir kitabında farklı bir tanrıçanın aşk ve aşk aracılığıyla kendini bulma yolculuğu anlatılıyor. Bu nedenle de serinin üçüncü kitabı olan Işık Tanrıçası'nı diğer iki kitabı okumadan direkt alıp okumakta bir sakınca görmedim. Kitabı okurken de olaylar arasında büyük kopukluklar yaşamadım. Yalnızca, serinin bir önceki kitabı olan Bahar Tanrıçası'na yapılan bazı göndermelere biraz Fransız kaldığımı itiraf etmeliyim. Buna rağmen bu göndermeler doğrudan ana kurguyla bağlantılı değillerdi. Yalnızca, Apollon'un ruh ikizini bulma merakı ve bu yolla aşkı keşfetme isteğinin kökeninin ikinci kitaptaki Lina (Persephone) ve Hades aşkıyla bağlantılı olduğunu anladım.

Bu romanda ise Işığın, Şifanın ve Müziğin Tanrısı olan Apollon'un; zevk, eğlence ve yeniliklerle dolu hayatını geride bırakarak tek bir kadının aşkını kazanmaya çalışmasının öyküsünü okuyoruz. Pamela bu antik dünyanın tanrısı için bilinmezlik demekti. Apollon Pamela'nın olduğu kadar, Pamela da Apollon'un dileğiydi. Tanrıça Artemis ise ikisi arasındaki ritüelden önce bile kurulmuş olan bağı somutlaştıran aracı oldu diye düşünüyorum. Ben, Apollon ile Pamela'nın başlangıçta ''ruh ikizi'' olduğunu düşünmüyorum. Her ne kadar kitap bunun romantizmi üzerine kurulmuş olsa da, onlar başlangıçta ruh ikizi değillerdi. Onlar bu bağı süreç içinde inşa ettiler ve kitabın sonuna geldiğimizde gerçekten de ruhları birbirinin yansımasına dönüştü (spoiler değil).

Bu kitabı çok sevdim. Hatta umduğumdan ve beklediğimden bile çok daha fazla sevdim. Bunun sebebi ne Pamela'nın öz farkındalık yolculuğu, ne Apollon ile arasındaki hem tutkulu hem de saf aşk hikayesi, ne de mitolojinin böylesine hafif ama yaratıcı bir bakışla kurguya aktarılmış olmasıydı. Elbette bunların hepsi kitabı sevmemde etkiliydi ancak ben en çok da, yolculuk temasını sevdim. Sanki kitabın daha en başında tüm olaylar baştan belliymiş gibi bir algıya kapılabiliriz ancak hayır; kitabın başında ne ortada bir ''aşk'' öyküsü vardı, ne de dileklerin tamamen kabul olma vaadi. Ortada yalnızca bir dilek vardı ve o dileği gerçekleştirmeye çalışan bir tanrıça, bir tanrı ve bir insan.

Ana hikayenin arka planında ilerleyen yan öyküler de romana ayrı bir dinamizm katıyordu. Özellikle de ikizlerin modern dünyada insan olarak yaşadıkları kısımları okumaktan ve Tanrıça Artemis'in ölümlülerin yaşamını keşfetmesini takip etmekten ayrıca keyif aldım. Hatta Artemis ile ölümlü yazar Eddie'nin hikayesini bağımsız bir kurgu olarak bile okumak isterdim!

Yunan mitolojisini modern dünyanın temposuyla harmanlayan, hafif ama keyifli bir roman. Alt metninde ise karakterlerin korkularında, umutlarında ve hayallerinde kendimizden parçalar bulmak mümkün. Ben, bu serinin diğer kitaplarını da okumayı kesinlikle istiyorum.

Kitaplarla kalın.


ALINTILAR

O gülümsediğinde periler kendilerinden geçer, tanrıçalar bile ilgisini çekebilmek için yarışırlardı. (Sayfa 56)


Flört etmek gerçekten de bu kadar değişmiş miydi? Tanrım, kendini yaşlanmış hissediyordu. (Sayfa 70)


Kuşkuları bir kenara at; ruhunu dile getir. (Sayfa 77)


Ve şimdi korkusunu dile getirebildiği için bu o kadar da korkunç gelmiyordu. Bu durum, gecenin bir yarısı kalkıp da dolabında bir öcü olup olmadığına bakmaya benziyordu. Oraya gidene kadar korkutucuydu ama dolabın kapağını açıp yatağına döndükten sonra o kadar da kötü değildi. (Sayfa 83)


Sürekli başkalarının beklentilerine göre yaşamaktansa kendi hayatımın kontrolünü elimde tutmanın daha iyi olduğuna karar verdim. (Sayfa 92)


Sürekli durum analizi yapmaktan vazgeçmesi lazımdı. Her şeyi olması gerekenden çok daha fazla zorlaştırıyordu. (Sayfa 108)


Sadece bazen her şeyin gerçekte göründüğü gibi olup olmadığını merak ediyorum. (Sayfa 115)


Başka bir kalp kırıklığı istemiyorum, 

Ağlamak için yeni bir başlangıca ihtiyacım yok. 

Zor yolu öğrenmek istemiyorum, 

Bebeğim merhaba, ah hayır, hoşça kal. (Sayfa 121)


Apollon onları izledi. Bazen sadece kendilerinin bildiği özel, gizli bir dille anlaşıyor gibiydiler. (Sayfa 140)


Pamela gün doğumunu seviyordu. Bu, Işık Tanrısı'nı da sevebileceği anlamına gelmez miydi? (Sayfa 164)


Aşkla ilgili çok bir şey bilmese de emin olduğu tek şey vardı. Ismarlama aşk olmuyordu, istediğin zaman başlatıp istediğin zaman bitiremiyordun. Malesef. (Sayfa 217)


Edebiyat okumuştu. Çok net ve iyi hatırlamasa da tanrıların ilgisini çeken ölümlülerin başına gelenleri biliyordu, özellikle de bu ölümlü bir kadınsa. Hiçbir zaman iyi sonlanmazdı, bilhassa da kadınlar için. (Sayfa 275)


Yanlış ilk izlenimler konusunda üstüne yoktu. (Sayfa 279)


Belki de yüzyıllardır aşkı tanımadığım için şanslıydım. Acı verici bir duygu olduğunu öğreniyorum. (Sayfa 297)


O solgun ve ruhani Diana'ya göre fazlasıyla ateşlisin. Alev alıyor ve parlıyorsun, sadece dolunay ışığıyla da değil. İçinde bir avcının kişiliğini taşıyorsun. Yarın, o elinde tuttuğun salak vazoyu atalım ve yerine yay ve bir sadak dolusu ok koyalım. Uysal Diana battı, yerine Tanrıça Artemis doğuyor. (Sayfa 299)


İncinmekten korkuyorum, sen bundan korkmuyor musun? (Sayfa 327)


Ömür boyu güvende olmak için o göz kamaştırıcı ışıktan mahrum kalır mıydın? (Sayfa 330)


Eddie'nin sahip olduğu gücün adı para. Çok para. Buna hayal gücünü de ekleyince, sihrin modern dünya versiyonunu elde ediyorsun. (Sayfa 336)


Şimdi düşününce anlıyorum ki gerçekte olduğu kişiye aşık olmamıştım; birlikte paylaşacağımız hayatın hayaline aşık olmuştum. (Sayfa 342)


Apollon Pamela'nın geçmişte yaşadığı duygularla mücadele edişini izledi. Ona yardım etmek, acısını silmek istedi ama geçmişin her bireyin kendi mücadelesini verdiği bir savaş alanı olduğunu biliyordu, Eğer Pamela geçmişteki kötülükleri yenemezse, geleceğinde de sonsuza dek karşısına çıkarlardı, İkisinin geleceğinde. (Sayfa 342)


Daha fazlasını isteyip onsuz kendini yarım hissetmenin ne demek olduğunu biliyorum. (Sayfa 346)


Sen de bir erkeği sevmek yerine bir hayali sevmeyi tercih eden o saf, genç kadın değilsin. (Sayfa 349)


Eğer onunla gidersem benliğimi kaybederim. Zamanla beni sevebileceği, bana ait olan hiçbir şey kalmaz. (Sayfa 389)


Her ne olursa olsun, onunla ilgili son hatırasının gözyaşları ve kalp ağrısı olmasını istemiyordu. Ona inandığını bilmesini istiyordu; gücüne ve aşkına. (Sayfa 391)


Pamela'dan bir şey öğrendiyse o da aşkta zorlama, ısrar ve sınırlamalar olmadığıydı. Onu zincirleyemezdi, tek yapabileceği onu sevmekti. (Sayfa 400)


Işık Tanrısı sessizce dizlerinin üzerine çöküp başını sevgilisinin kucağına gömdü. Pamela saçlarını okşarken de ağlamaya başladı. (Sayfa 417)



Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar