![]() |
| Yazar: Neil Gaiman, Çevirmen: Niran Elçi, İllüstrasyonlar: Dave McKean, Yayınevi: İthaki Yayınları |
Kitap, Koralin isimli bir kız çocuğunun yeni taşındığı evlerinde yaşadığı macerayı anlatmaktadır. Kaşif ruhlu ve meraklı bir çocuk olan Koralin'in anne ve babası daima meşguldür ve kızlarıyla ilgilenmezler. İlgisiz ebeveynler, adını bile doğru öğrenemeyen komşular ve ona caka satan siyah kedi... Koralin'in canını sıkmaktadır. Evlerindeki girilmesi yasak olan misafir odasının bir köşesindeki kilitli kapı Koralin'in ilgisini çeker. Gündüz tuğla döşeli bir duvara çıkan bu kapı, gece karanlık gölgelerin yeni evlerine giriş yaptığı bir kapıya dönüşür. Kapının ardına geçen Koralin'i kendi evlerinin solgun bir kopyası karşılar. Üstelik bu evde onu soğuk düğme gözleri ve yapmacık bir sevecenlikle diğer anne ve diğer baba beklemektedir. Koralin'in bu kopya dünyadan çıkışı o kadar da kolay olmayacaktır. Kitap boyunca küçük kızın gölgelerden oluşan diğer dünyadaki maceralarını okuyoruz.
Bu kitabı farklı zamanlarda başka bir baskıdan birkaç kez okudum. Hatta en son okuduğumda da şu yazımda yorumlamıştım. Kitabı ilk kez, şimdi de yeniden okuduğum bu müthiş baskısından okumuş olsam da, kitap kardeşime ait olduğu ve kendisi kitabı ödünç verdiği kişiden geri alamadığı için yıllarca kitabın bu baskısını bir daha göremedim (on yıl kadar olmuştur). Geçen gün kardeşimin kitaplarını karıştırırken kitabın bu baskısına rastlayınca hem sevindim hem de şaşırdım. Kendimi adeta eski bir dostumu görmüşüm gibi hissettim. Demek ki ödünç verilip de kayıplara karışmış kitaplar yıllar sonrasında bile bize geri dönebiliyorlarmış. Doğrusu, kardeşimin asırlar sonrasında bu kitabı nasıl geri alabildiğini merak eden bir yanım da var...
Bu kitabı çok seviyorum. Kitabın bu baskısına hele bayılıyorum! Aslında çeviri tamamen aynı; diğer baskıyla arasındaki tek fark kapağın tasarımı ve ciltli kapaklı olması. Ben bu baskının cildini de, tasarımını da hep ayrıca bir sevmişimdir. Hatta kitabı sevmemde bence kitabın bu baskısının kapağının büyük payı var. Kitabın kapağı bile okuruna macera vaadi vermiyor mu baksana şuna bi'!
Neil Gaiman'ın klasik tarzı olan gotik ögeler bu kurgunun da her köşesine yayılmıştı. Hikayeyi bir çocuk öyküsünden çıkarıp bambaşka boyuta taşıyan da zaten yazarın tarzının özgün ve gizemli havası diye düşünüyorum. Kitabın içerisindeki illüstrasyonları da beğenmekle ve kurguya çok yakıştırmakla birlikte, çizimlerin ürkütücü olduğu uyarısını yapmalıyım. Kitabın arka kapağında yazarın bu kitabı için yaptığı kendi yorumuna yer verilmiş. Orada şöyle bir cümle geçiyor: ''İnsanlar kitabı okumaya başladıklarında öğrendim ki, çocuklara macera yaşatan, yetişkinlere ise kabuslar gördüren bir hikayeymiş bu.'' Yazarın bu cümlesine sonuna kadar katılıyorum.
Kardeşim çocukken gerçekten basit şeylerden bile korkabilen bir çocuktu (lunaparktaki oyuncaklara tek binmek, karanlıkta uyumak ve tuvalete giderkenki koridor yolculuğu gibi). Bu kitabı ise korkmadan severek okumuştu. Gölgelerden korkan bir çocuğun, gölgelerle savaşan bir kızın macerasından korkmaması ilginç bir durum. Öte yandan belki de bu nedenle korkmamış olabilir. Bense kitabı ilk okuduğumda liseye gidiyordum. Kitabı ikinci ve sonraki okumalarımda ise üniversite ve işte sonrasındaydım. Şunu söyleyebilirim ki, kitabı ben de çocukken okusaydım gerilmezdim ancak bence de yazarın söylediği gibi bu kitap yetişkinleri daha çok gerebilecek bir kurguya sahip. Çünkü çocuklar bu öyküyü somut bir macera gibi görerek okurlarken; yetişkinler kurgunun soyut kısmına, yani düşünsel boyuta gerek bilinçli, gerek bilinçaltı boyutunda daha çok odaklanma eğilimindeler diye düşünüyorum.
Tüm bu maceralı kurgunun alt metninde ise bizleri hüzünlü bir öykü karşılıyor: Yalnız küçük bir kız. Bu kız, aslında anne ve babasını özlüyor. Diğer evde gördüğü tüm o -başta anne ve babası olmak üzere- ''diğer'' şeyler gerçekten varlar mı yoksa küçük kızın hayal gücünün ürünü mü bunu tam olarak anlayamıyor ve gerçekten yaşanmış olaylar gibi okuyoruz. Ancak bunların karakter için hayali veya gerçek bir macera olmasının okur için temelde bir önemi de yok. Önemli olan, küçük kızın kendi içindeki yalnızlık hissinin verdiği korkuyu, bu ürpertici macera ile aşması.
Kitabı bence alt sınır 12 yaş olmak üzere her yaştan okur severek okuyabilir. Kitabın ayrıca 2009 yapımı aynı isimli (Koralin ve Gizli Dünya) bir animasyon uyarlaması bulunmakta.
Kitaplarla kalın.
ALINTILAR
''Bu siste yolunu bulabilmek için kaşif olman gerekir.''
''Ben bir kaşifim,'' dedi Koralin.
''Elbette öylesin tatlım,'' dedi Bayan Forcible. ''Sen yine de kaybolmamaya bak.'' (Sayfa: 22)
Koralin neden karşılaştığı yetişkinlerin pek azının mantıklı konuştuğunu merak etti. (Sayfa: 28)
''Merhaba,'' dedi Koralin. ''Bizim evin bahçesinde sana benzeyen bir kedi gördüm. Sen diğer kedi olmalısın.''
Kedi başını iki yana salladı. ''Hayır,'' dedi. ''Ben diğer bir şey değilim. Ben benim.'' Başını yana eğdi; yeşil gözleri ışıldadı. ''Siz insanlar her yere yayılırsınız. Diğer yandan biz kediler, kendimizi bir arada tutarız. Ne demek istediğimi anlıyorsundur umarım.'' (Sayfa: 44)
Siz insanların isimleri vardır. Çünkü siz kim olduğunuzu bilmezsiniz. Biz (kediler) kim olduğumuzu biliriz, bu nedenle isimlere ihtiyacımız yoktur. (Sayfa: 45)
Koralin gecenin bir yarısı, yapayalnız ağlamaya başladı. (Sayfa: 61)
Kabusları kaçırtmak için sıcak çikolata ve bir kucaklama gibisi yoktur. (Sayfa: 65)
Bir şeyi korkmana rağmen yapıyorsan, bu cesurcadır. (Sayfa: 69)
Cesur olacağım, diye düşündü Koralin. Hayır, ben cesurum. (Sayfa: 71)
''Ah. Sensin,'' dedi siyah kediye.
''Gördün mü?'' dedi kedi. ''Beni tanımak o kadar zor değilmiş, değil mi? Adım olmamasına rağmen.'' (Sayfa: 75)
Ben bir kaşifim, diye düşündü Koralin kendi kendine. Ve buradan çıkmak için olabildiğince çok yol bulmam lazım. Bu yüzden yürümeye devam edeceğim. (Sayfa: 84)
''Seni sevmeyi planlamıyorum,'' dedi Koralin. ''Ne olursa olsun. Beni seni sevmeye zorlayamazsın.'' (Sayfa: 89)
''İsimler, isimler, isimler,'' dedi başka, çok uzaklarda kaybolmuş bir ses. ''Nefesten sonra ilk giden isimlerdir ve yüreğin atışı. Anılarımızı isimlerimizden daha uzun süre saklarız. Bir mayıs sabahı, çemberimle sopamı taşıyan dadımın, arkasındaki sabah güneşinin, esintide sallanan lalelerin görüntülerini hala zihnimde saklıyorum. Ama dadımın adını unuttum. Lalelerin de.'' (Sayfa: 95)
Ciğerlerinde hava, damarlarında kan, yüreğinde sıcaklık varken kaç. Zihnin ve ruhun hala sendeyken kaç. (Sayfa: 97)
Ruhlar ne kadar büyük olur? (Sayfa: 107)
Ne de olsa, göremediğiniz bir şeyden korkmak daha kolaydır. (Sayfa: 108)
Sanki gerçekten bir ev değil, bir ev fikriydi; ve o fikri besleyen kişinin iyi biri olmadığından emindi. (Sayfa: 119)
Diğer anne onu seviyordu. Ama Koralin'i, cimri birinin parayı sevdiği, bir ejderhanın altını sevdiği gibi seviyordu. Koralin, diğer annenin düğme gözlerinde yalnızca ve yalnızca bir eşya olduğunu biliyordu. Davranışları artık eğlenceli olmayan, tahammül gerektiren bir evcil hayvan. (Sayfa: 120)
Onun gerçekten bir şey yapamadığı kanısına vardı Koralin. Yalnızca gerçekten var olan şeyleri kopyalayıp çarpıtıyordu. (Sayfa: 133)
Sevgini tuhaf bir biçimde gösteriyorsun. (Sayfa: 144)
Bilge ol. Cesur ol. Kurnaz ol. (Sayfa: 163)
Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.
.jpg)



.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder