Yazmak bana iyi geliyor, kendimi genişletiyor. Bakış açımı genişletiyor diyecektim ama o ne ki... Tamam tamam, onun ne olduğunu elbette biliyorum. Bakış açısının genişlemesi daha farklı bir şey. Bunun için kendinin genişlemesine gerek yok. Kendinin göremediğin noktaları gidebildiği yere kadar gider ve işte artık daha uzak noktaları da görebilirsin. Kendinin genişlemesi ise... Bu daha farklıdır.
Yol bitmiştir. Kendindeki yol, bitmiştir ya da öyle bir şeydir. Bitmiştir yazsam, ukala olur muyum? Olmayım diye ''veya öyle bir şeydir'' diyorum. Veya öyle bir şeydir... Ama sen aslında anlıyorsun, ben aslında, ''öyledir'' demek istiyorum. Öyle bir şeydir, değil. Dediğim şey bu değil - yine de ''ukala'' görünmeyim istiyorum.
Kendimdeki yol bittiği için sağa sola bakınıyorum. Ben neredeyim, diye mi? Hayır, ışınlanmak için. Böylece genişleyebilirim. Ben neredeyim deseydim, bakış açımı genişletmeye çabalardım. Aynı dar alanımda oturur ve uzakları gözlerdim. Oysa ben, beni genişletmeye ihtiyaç duyuyorum. Yoksa nefes alamam. Alamam.
İçime bir derin nefes çeksem, belki şu an bile nefes alamam. Nefesimi tutmuyorum. Buna karşın azar azar kullanıyorum. Tüm oksijeni, benim payıma düşen oksijeni. Payımı genişletmem gerekli. Beni genişletmem gerekli. Bu da ancak; ışınlanmakla olur.
Yazmak oksijen yetersizliğimin uyarısını veriyor ve bu beni genişletiyor. Birlikte bakıyoruz bu uyarıya, buna panik oluyorum. Bir uyarıya değil de, o uyarıya birlikte bakmamıza panik oluyorum. Oysa bakmalıyım, bakmalıyız. Belki de insan bir tanığa ihtiyaç duyandır. Kendi başına genişleyebilir misin: bu ne kadar mümkündür?
Bunu biliyorum. Bilmem mi hiç, ben bilmem mi... Kendi başına çok da genişleyemezsin. Uyarı alarmının çalışıyla paniklemelisin. Yoksa, kendi başına genişleyemezsin üzgünüm.
Lise arkadaşımın düğünü olmuş. Bu biraz tuhaf hissettirdi. Onunla 11. sınıfta tanışmıştık. Ben yan sınıfa geçmek istiyordum ancak o sıralar herkes bir sınıfa geçmek istediğinden müdür yardımcısı beni başından savmıştı. Oysa yan sınıf sanırım daha kötüydü, emin değilim. Ne açıdan kötü bu konuda da emin değilim. Sanırım ergenlik. Bu açıdan kötü olabilir evet.
Çok nahif bir kızdı. Lisemizin bahçesini hatırlıyorum. Bana o yıllarda öyle gelmezdi ama geniş güzel bir bahçesi varmış; şimdi anılarımın solgun ışığından bunu görebiliyorum ne tuhaf. Benim anılarım hep bir ağacın altındaki banklarda millete bir şeyler anlatmamla başlıyor ahahahahhah, komik gerçekten. Acaba o arkadaşım beni nasıl hatırlıyordur? Ben onunla kendimi gördüğümde gevezeliğimi hatırlıyorum mesela. :)
Sanırım bana nazar değdi. Ne zaman eğlendiğim bir gün yeni fotoğraf paylaşsam cildim gözle görülür şekilde bozulur. Artık bunu bilimsel bir nedene ahahahhahahah, tamam tamam, nazara bağlıyorum (şşşş).
Geveze olmak istiyorum ben. Ben böyle genişleyebilirim. En son ne zaman geveze olabildim emin değilim. Ama ben geveze olmazsam mutlu bir hayatım olmaz, sana söyleyeyim. Benim gevezeliğim taaaa çocukluğumun kayıp günlerinde tescillenmişti: Cırcır böceği. Ben böyle genişlerim (şşşş).
Cırcır böceği olmayı özledim.
CIRCIR BÖCEĞİ OLMAYI ÖZLEDİM.
Çok özledim... Hayatta bir tek bunu özledim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder