![]() |
| Yazar: Michelle Hodkin, Çevirmen: Dilan Toplu, Yayınevi: Pegasus Yayınları |
Mara, lise öğrencisi genç bir kızdır. Hayatında her şey genç bir kızın yaşantısının normalliğinde ilerlerken büyük bir kaza yaşar. Üç kişinin göçük altında kaldığı yıkımdan sağ kurtulan tek kişi Mara'dır ancak olaya dair hiçbir şey hatırlamaz. Arkadaşlarını kaybeden Mara, bu korkunç olayın ardından ailesiyle birlikte başka bir eyalete taşınır. Yeni okulunda da başından bela eksik olmayacaktır. Okula yeni gelen gizemli kız kontejanından öğretmen ve öğrencilerin dikkatini çeker. Bu öğrencilerin başında okulun havalı entelektüel çapkını Noah Shaw gelmektedir. Kitap boyunca hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği bir kurguda Mara'nın yaşadıklarını okuyoruz.
Olaylar Mara'nın arkadaşlarıyla birlikte gece yarısı gittiği metruk binaya dönüşmüş eski akıl hastanesinin çökmesiyle başlasa da, aslında her şeyin başlangıcı Mara ve iki arkadaşının ruh çağırma seansında gerçekleşiyor. Kızların eğlenmek için başvurduğu bu olayda Mara kötü ruhlar tarafından işaretleniyor mu, yoksa kızlar ruhlardan haber alarak geleceğe dair bilgi mi ediniyorlar kitabın sonuna geldiğimizde bile bu durum belirsiz kalıyor. Bu ruh çağırma olayının kazadan önce gerçekleşmesi ise kitap boyunca biz okurlara Mara'nın gördüklerinin halüsinasyonlarının ürünü mü, bir çeşit süper gücü mü, yoksa yalnızca bir lanet mi olduğunu düşündürüyor.
Kitabı ilk kez lise yıllarımda okumuştum. O yıllarda muhtemelen çok da beğenmişimdir. Kitap genç yetişkin kategorisinde değerlendirilebilecek ilgi çekici bir kurguya sahip. Kitabı benzer tarzdaki kitaplardan ayıran durum ise özgün kurgusu. Tabii ki kitapta yine bizleri havalı-her şeyi bir çırpıda halleden çekici çocuk ile travmalı-olayların kilidini çözen gizemli kız ilişkisi, yeni bir ortama giren karakterin -özellikle de zengin okul çevresi- tarafından zorbalanması, lise öğrencisi herkesin arabasının olması (bak sen şu işe), doldurma romantiğimsi sahneler karşılıyor; karşılamıyor değil. Ancak bu tarz bir kurguyu uzun zamandır okumadığımdan mı bilmem, bu sahneleri okumak da bana gerçekten iyi geldi. Normalde artık bu tarz sahneleri okumaya inanın katlanamıyorum...
Bu kitapta ise tüm bu ergenlik kurguları klişelerinin arka planında özgün ve gerilimli bir olay örgüsü yer alıyor. Ayrıca kitap ilerledikçe görüyoruz ki, Noah yalnızca genç kızların ilgisini çeken Don Juan olarak köşe yastığı gibi kurguda bulunmuyor. Noah da Mara'nın içinde bulunduğu durumu kavramasında öneme sahip bir figür. Bu ayrıntıyı sevdiğimi özellikle vurgulamalıyım. Çünkü bu sayede kurgu tipik bir lise kurgusundan ayrışarak kendi içinde karakter kazanıyor. Kitapta gotik bir hava da bulunuyor. Hatta yazar az daha zorlasaymış dark akademi tarzına da ufaktan girebilirmiş.
Bu arada şunu da eklemeliyim; kitabı lise yıllarımda okuduğumda eminim ki genç kızların sevgilisi olan Noah'tan ben de etkilenmişimdir. Ancak şimdi aradan geçen yaklaşık on yıldan sonra kitapta ilgimi çeken erkek karakter Noah asla olmadı, Mara'nın abisi Daniel oldu ahhahahaah. Daniel iyi çocuk, Noah kötü (görünen) çocuk. Daniel geleceğini önemseyen, sorumluluk sahibi, nazik, düşünceli, romantik yanları da olan, kız arkadaş konusunda seçici, entel işlerden anlayan, üstüne komik ve uzun boylu bir arkadaş; daha ne... :) -Daniel'i övme paragrafımın sonu ahhahaha- Ah bir de ailesine bağlı, halden anlayan ve iyi bir abi. :) Bence iyi abiler, özellikle de kız kardeşine iyi abi olan abiler, hayatlarındaki kadına da saygılı olmak konusunda yeşil bayrak oluyorlar veya bana öyle geliyor bilmiyorum. Olumlu bir önyargım var bu konuda.
Kitabı ben severek okudum. Okuyamama sendromuna girdim gireceğim derken imdadıma yetişen, kendi türü içinde -dediğim gibi- öne çıkan özelliklere sahip sürükleyici bir kitap. Aynı zamanda Mara Dyer üçlemesinin ilk kitabı. Diğer kitapları da elimde bulunuyor ve en önemlisi olayların devamında ne olmuştu asla hatırlamadığım için kitapları sanki ilk kez okuyormuşum gibi bir merakla okuyacağım. Bu nedenle heyecanlıyım.
Kitabın kapağı için ise ayrıca bir parantez açmak istiyorum. Böyle güzel kapaklı kitaplar her ne olursa olsun okurun iştahını açma özelliğine sahipler. Bu duruma eskiden daha çok dikkat ediyordum. Ancak hala, daha başka türlerde okuduğum kitaplarda da, aynı kitap farklı yayınevlerinden basılmışsa çevirmen faktörü kadar kitabın kapağının özenine de dikkat ederek okuyacağım kitabı buna göre özenli olduğu izlenimini aldığım yayınevinden alıyorum. Kapak bence bir kitapta önemli kriterlerden birisi. Yayınevinin işini özenli yapıp yapmadığını gösteriyor diye düşünüyorum.
Eğer ki ben dünyayı kurtaracağım, düşündüren kitaplar okuyacağım diyorsanız bu kitap o kitap değil :), ancak çerezlik ama yine de özgün bir kurgu okumak istiyorum diyorsanız -kitabın basit bir anlatımı olduğunu unutmadan- bu seriye göz atabilirsiniz.
Kitaplarla kalın.
ALINTILAR
Aynada gördüğüm kız gülümsüyordu. Ama bu ben değildim. (Sayfa 36)
Noah içimdeki kötülüğü ortalığa çıkarıyordu adeta. (Sayfa 92)
Aslında bir bakıma, deliliğimi kabullenmek garip bir şekilde rahatlatıcıydı. (Sayfa 101)
Sahte olmaktan korkuyorum. Boş biri olmaktan. (Sayfa 186)
Senin yanında olmak hoşuma gidiyor. Herkesin bizi birlikte görmesi de. (Sayfa 234)
'''Gerçek nedir?' diye sormuş oğlan. ‘Eğer bir kız seni uzun, çok uzun bir süre severse gerçek olursun. Ama sadece oyuncak olarak görmez ve gerçekten severse,’” diye devam etti. ‘“Canın yanar mı peki?’ diye sormuş bu kez oğlan. ‘Bazen. Ama Gerçek olmuşsan, acı çekmekten de korkmazsın.’ (Sayfa 359)
Fazla gurur insanı kör eder. (Sayfa 381)
Bana tüm bunlarla başa çıkabileceğimi düşündürüyordu, birlikte başa çıkabileceğimizi. (Sayfa 382)
Sen sandığından daha güçlüsün. (Sayfa 393)
Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.
.jpg)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder