![]() |
| Yazar: Robert Bloch, Çevirmen: Ömer Ezer, Yayınevi: İthaki Yayınları |
Ed Gein isimli gerçek bir seri katilin yaşamından ilham alınarak oluşturulmuş kurguda bizleri, Norman Bates isimli ana karakter karşılar. Günün sıradan bir anını sahneleyen kitabın giriş bölümünde, Norman'a dair birkaç ipucu edinme imkanı buluruz. Okuduğu kitaba kendini kaptıran Norman, dışarıdan gelen yağmur sesinden dahi irkilmektedir. Onun kendine ayırdığı bu sıradan anı bir şeyin bozmasından endişelendiğini görürüz: Annesinin gelişinin.
Norman kırklı yaşlarında yetişkin bir adam olsa da, tüm yaşamını annesinin gözetiminde geçirmiştir. Annesiyle birlikte motel işleterek geçimini sağlar. Norman'ın kitap okumayı sevdiğini görürüz. Dahası, okuduğu bu kitaplar üzerine fikir de yürütür. Norman'ın düşünce dünyasının çarpıklığı, okuduğu yetişkin kitaplarından öğrendiği fikirler ile dini saplantısı olan annesinin fikirlerinin bir karışımından meydana gelir.
Bir gün bu motele çalıştığı işyerinden para kaçıran Mary'nin yolu düşer. Mary yirmili yaşlarının ortalarında genç bir kadındır. Nişanlısının yanına giderken yağmurlu yolda kaybolan Mary, kendisini bu ıssız pansiyonda bulur. Mary, Norman'ın normal bir yaşantısı olmadığını verdiği tepkilerden ve anlattıklarından çıkarır ancak üzerinde durmaz. Buna karşın Norman, kadınlarla iletişim kurabilen bir adam değildir ve pek müşterisi olmayan bu motele yolu düşmüş bu genç ve güzel kadın fazlasıyla ilgisini çeker.
Genç kadının odasını gözetler ancak Norman'ı gözetleyen başka biri daha vardır. Anne, Norman'ı suç üstünde yakalamıştır ve bu günahın bedelini genç kadın ödeyecektir. Çünkü Anne'nin kuralları kesindir ve bu kuralları bozacak herhangi bir farklılık, anne oğulun yaşamını etkilemeden ortadan kaldırılmalıdır.
Kitapta ön planda cinayete kurban gitmiş genç bir kadının başına neler geldiğine dair olayları okurken, arka planda bizleri Norman ve Anne'nin sıradışı yaşamına dair gizemler beklemektedir.
SPOILER!
Norman dini konularda uç takıntılara ve tabulara sahip bir anne ile büyümüş orta yaşlı bir adam. Norman doğduğunda onları terk eden babası nedeniyle Anne figürünün oğluyla sağlıksız bir bağ geliştirdiği ifade ediliyor. Anne oğul arasında psikodinamik açıdan Oedipus kompleksi (Ödip Kompleksi) teması işlenmektedir. Norman'ın annesi cinsiyetler konusunda da takıntılı fikirlere sahiptir ve kadın erkek ilişkilerine, insan bedenine ve cinsiyet temasına günah bakış açısıyla yaklaşan ve Norman'ı da cinsiyetler konusunda korkuyla büyütmüş bir kadındır.
Annesinin Norman'ın bir yetişkinin bilincine sahip olmasını istemediğini ve bunu Norman'ın bebekliğinden gençlik yıllarına dek çeşitli manipülasyonlarla adamı kendine patolojik açıdan bağımlı hale getirerek yönettiğini görürüz. Norman annesinden habersiz karar alamayacak şekilde onun yörüngesinde bir yaşam sürer. Ancak cinselliğin günah olduğu konusunda katı fikirlere sahip annesinin evlilik dışı bir şekilde bir adamla ilişki yaşaması ve Norman'ın buna şahit olması, Norman'ın annesine karşı olan saplantısını tetikler. Böylece Norman, annesi ve birlikte olduğu adamı intihar süsü verecek şekilde öldürerek ilk suçunu işler. Bu ilk suç, Norman'ın diğer suçlarına da zemin hazırlayacaktır.
Norman annesinin kaybıyla baş edemez ve onun cesedini mezardan çıkararak bedenini tahnit eder. Böylece Norman'ın annesi onun zihninde ''Anne'' figürü olarak yaşamaya başlar ve karşısındaki ölü beden de onun bu senaryosunda ona yardım eder. Norman artık işlediği cinayetler için kendisini sorumlu tutmak zorunda değildir. Ona göre cinayetleri Anne işler, Norman ise hayırlı bir evlat olarak Anne'nin arkasını toplar. Bu noktada Norman'ın kişilik bölünmesi yaşadığını görürüz. Norman'ın eylemlerini şekillendiren olayları üç kişiliği yönetir: Norman'ın günlük yaşamını mümkün olduğunca az sorunla geçirmesini sağlayan yetişkin benliği, eylemlerini yöneten baskın benlik olan Anne benliği ve yetişkin Norman ile Anne arasında köprü görevi gören Çocuk benliği.
Norman'ın aynaya bakamaması da bu noktada dikkate değerdir. Bu durumda Norman'ın çocukluk ve gençlik yıllarında annesinin onun zihnine dikte ettiği fikirler sonucunda gelişen günah algısı belirleyici neden olduğu gibi, Norman aslında kendisini görmeyi de istemez. Çünkü annesini öldürmesinin suçluluk psikolojini yaşamamak için zihninde bir Anne benliği yaratmıştır ve o benlikten kopmak bir yana, o benliğin zihnindeki baskınlığını yitirmek bile Norman için bir varoluş problemi halini almış durumdadır.
Yetişkin Norman kendisinin Anne'den farklı bir kişilikte olduğunu düşünür. Hatta Anne'nin fikirlerinin hatalı, hasta düşünceler olduğunu ifade eder. Ona göre Anne sahiden de hastadır ve Norman iyi bir evlat olmasa akıl hastanesine kapatılması gerekmektedir. Norman annesinin tedavi olmamama halini de kendi üzerinden bir iyi evlat eylemi olarak değerlendirir. Ne olursa olsun Norman Anne'yi bırakamaz. Çocuk benliği Anne'ye daima muhtaçtır ve Anne benlik ile yetişkin Norman ne zaman karşılaşsa, Çocuk benlik ortaya çıkarak yetişkin Norman'ı baskılar. Yetişkin Norman bu nedenle de Anne'den kopamaz ve zihninin direksiyonunu ona verir.
Öte yandan yetişkin Norman annesinin yasakladığı ve günah kabul ettiği şeylere ilgi duymaktadır. Okuduğu kitaplar, cinselliğe olan suçluluk duygusuyla karışmış merakı ve ölmüş hayvanları doldurma (tahnit) ''hobisi'' buna örnektir. Bu durumu yetişkin Norman'ın Anne'ye bir çeşit başkaldırısı olarak da okuyabiliriz. Böylece Norman Freudyen bir bakışla id-ego-süperego arasında da denge kurmaktadır. Norman aslında topluma uyum sağlayan bir adam olduğunu düşünür. Toplumsal düzeni bozmasına neden olan durum, Anne'nin hasta olmasıdır. Anne Norman'dan kopamaz, bu nedenle de Norman Anne'den kopamaz.
Norman cinayetlerini annesinin elbiselerini giyip, onun gibi makyaj yaparak gerçekleştirir. Kendine geldiğinde ise yine Anne'nin arkasını toplayan bir ''hayırlı evlada'' dönüşür. Bu durum sırrı açığa çıkana kadar sürer. Kitaptaki gizem ve merak unsurlarını diri tutan da temelde budur. Kitabın ilk yarısında bir cinayet vakasının çözümüne dair bir kurgu akışını takip ederiz. Ancak olaylar geliştikçe fark ederiz ki, aslında okuduğumuz psikolojik bir vakanın öyküsü.
SPOILER BİTTİ!
Her ne kadar Norman karakteri Ed Gein'den ilham alınarak oluşturulsa da, gerçek yaşamdaki seri katilin suçları çok daha kan dondurucu bir boyutta diyebilirim. Bu bakımdan kitabın direkt olarak gerçek bir yaşam öyküsüne dayanmadığını ancak bu patolojik vakadan ilham alınarak yeni bir karakter oluşturulduğunu vurgulamakta fayda var. Kitabın ayrıca 1960 yapımı yönetmenliğinde Alfred Hitchcock'un yer aldığı Sapık (Psycho) isimli ünlü bir film uyarlaması bulunmaktadır.
Benim kitaba dair fikrime gelecek olursak, kitabı fazlasıyla ilgi çekici bulduğumu söyleyebilirim. Bunda yazarın kurduğu anlatı çatısının da payı büyük. Olaylar geniş bir perspektiften başlayarak meselenin özüne ineceğimiz açıdan daralarak ilerliyor. Bu durum da yukarıda dediğim gibi kitaptaki merak ve gizem unsurlarını diri tutan bir etken. Kitabın akıcı bir anlatımı ve sürükleyici bir kurgu akışı bulunuyor. Anlatıcılar arasında değişimin yer alması ise kitaba sanki bir filmin sahnelerinin geçişini izlermişim gibi bir dinamiklik katmış. Bu durumu ayrıca beğendiğimi belirtmeliyim.
Kısa sürede okuduğum ve oldukça ilgi çekici bulduğum bir kitaptı. Sapık, suç-korku türü içerisinde kendine önemli bir yer edinmiş metinlerden birisi. Konusu ilginizi çektiyse sizler de göz atabilirsiniz.
Kitaplarla kalın.
ALINTILAR
''Öyle mi, çocuk?'' Anne'nin sesi yanıltıcı şekilde nazikti ama Norman buna kanmadı. Ona ''çocuk'' derken kanmazdı. Kırk yaşındaydı ve o, Norman'a ''çocuk'' diyordu; ona bir çocuk gibi karşı davranıyor olması da işin cabasıydı. Keşke dinlemek zorunda olmasaydı! Ama dinlemek zorundaydı, dinlemek zorunda olduğunu biliyordu, her zaman dinlemek zorundaydı. (Sayfa 9)
Ne düşündüğünü biliyorum, Norman. Senin ciğerini bilirim ben, çocuk. Hayal edebileceğinden de fazlasını. Ama onu da biliyorum - neyin hayalini kurduğunu. Beni öldürmek istediğini düşünüyorsun, değil mi Norman? Ama yapamazsın. Çünkü sende o yürek yok. Kuvveti olan benim. Her zaman öyleydim. İkimize yetecek kadar kuvvet var bende. Gerçekten istesen bile bu sebeple asla benden kurtulamayacaksın. (Sayfa 12)
Aynaya bir şey fırlatınca ayna binlerce parçaya ayrılmıştı ve meselenin bundan ibaret olmadığını biliyordu; o da binlerce parçaya ayrılıyordu. (Sayfa 16)
Belki de hepimiz arada sırada biraz deliriyoruzdur. (Sayfa 30)
Yorgun ve perişan olmak nedir bilirdi, yardım isteyeceği kimsenin, anlayacak kimsenin olmamasını. (Sayfa 35)
Bir an Sam keşke yalnız olmasaydım diye düşündü. Mucizeler paylaşmak içindi. Müzik paylaşmak içindi. (Sayfa 53)
Ne kadar garip, dedi Sam kendine, sırf onları sürekli görüyoruz diye ya da aramızda güçlü bir duygusal bağ var diye bir insan hakkında her şeyi bildiğimizi zannediyoruz. (Sayfa 67)
Bir insan sırf küçük bir kasabada yaşıyor diye müzikle, kitapla, sanatla ilgilenemez mi? (Sayfa 69)
Arabaya binip basıp gitse şahane olmaz mıydı? Buradan başka bir yere, çok uzaklara gitse ve bir daha geri dönmese? (Sayfa 90)
Suçluluk hissine sahipsen, kendini kesin ele verirdin. (Sayfa 91)
Ondan korkmasına gerek yoktu, hem de hiç. O, Norman'dan korkuyordu şimdi. Evet, korkmalıydı da. Çünkü bir kez değil, tüm bu konuşma boyunca ona ''evlat'' demişti. (Sayfa 94)
Hayat da bir güçtür, yaşayan bir güç. Ve elektrikte olduğu gibi onu açıp kapayabilir, kapayıp açabilirsin. (Sayfa 122)
Analiz yapmayı bırakıp duygularına güvenmen gereken zamanlar gelirdi. (Sayfa 127)
Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.
.jpg)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder