Truva Tanrıçası - Tanrıça Çağırma Serisi 6 (P. C. Cast) | Kitap Yorumu

Yazar: P. C. Cast, Çevirmen: Gizem Onat,
Yayınevi: Pegasus Yayınları

Jacky ve Kat kızlar gecesinden sonra bir trafik kazasında yaşamlarını kaybedeceklerini bilemezlerdi. Tabii antik dünyada yaşayan iki genç kadının bedeninde uyanıp karşılarında üç Tanrıçayı göreceklerini de. Hera, Athena ve Venüs (kendisine Afrodit denmesinden hoşnut olmadığını sıklıkla belirtmiştir) Truva Savaşı'nın uzamasından hoşnut değillerdir. Ancak Olimpos'ta ikinci bir savaş çıkarmamak için bu düşüncelerini kendilerine saklayarak Zeus'un ruhu duymadan savaşı bitirmenin planlarını yaparlar.

Rivayet odur ki, ünlü Truva Savaşı'nın fitili üç güzeller yarışması ile ateşlenmiştir. Hani şu elma olayıyla. Deniz tanrıçası Thetis ile ölümlü kral Peleus'un Olimpos'taki düğününe, nifak ve anlaşmazlık tanrıçası Eris davet edilmez. Bilirsiniz ki böyle herkesin katıldığı büyük davetlere çağrılmayan, üstüne kötü şöhretli hanım ablalarımız, yani karakterlerimiz bunun intikamını muhakkak alırlar. Eris de boş durur mu, ''ooooo bu görkemli düğünde de ben hariç her güzel varmış'' diyerek düğün salonunun ortasına üstünde Grekçe ''En Güzele'' (Kalliste) yazan altından bir elma fırlatmaz mı... 

Hani efsane bu ya, elmayı gören üç Tanrıça; Olimpos tanrılarının kraliçesi baş tanrıça Hera, savaş ve bilgelik tanrıçası Athena, aşk ve güzellik tanrıçası Venüs elmanın kendisine ait olduğunu iddia eder. Olayın çözümü için baş tanrı Zeus'a baş vurulsa da, Zeus aman şimdi hanımla -Hera ile- başımız derde girmesin diyerek Truva Prensi Paris'i hakem olarak seçer. Bunun üzerine üç tanrıça da Paris'e kendisini seçmesi için rüşvet sunarlar. Hera, Avrupa ve Asya'nın krallığını, mutlak gücü; Athena, savaşta yenilmezliği ve bilgeliği; Venüs dünyanın en güzel ölümlü kadını olan Spartalı Helen'in aşkını vaat eder. Paris hangisini kabul etmiş dersiniz... Dünyanın en güzel kadını olan Helen'in aşkını. Tabii ortada ''küçük'' bir sorun vardır... Helen zaten Sparta Kralı Menelaos'un eşidir. Böylelikle on yıl sürecek olan Truva Savaşı başlar.

Kitapta bu üç güzel efsanesi bu kadar uzun uzun anlatılmıyor ancak savaş nereden nasıl çıktı, olaylar nasıl gelişti anlamamız için ben yorumumda ayrıca bu konuya değinmek istedim. Kitaptaki olaylar savaşın son yıllarında yaşanıyor. Buna göre hani en güzel kim yarışmasının ortaya atıldığı deniz tanrıçası Thetis'in düğünü vardı ya, işte o deniz tanrıçasının oğlu Akhilleus'un (Aşil) yaptığı seçim sonucunda bitmeyen savaş olayını konu alıyor. Homeros'un ünlü İlyada destanının başkahramanı olan Aşil, kendisine sunulan iki kadersel yoldan birini seçerek adını gücün, gururun ve kaçınılmaz insan yazgısının en büyük sembolü olarak edebiyata ve tarihe kazımıştır.

Efsaneye göre Zeus Aşil'e iki kader yolu sunar. Buna göre ilk yol kısa ve şanlı bir hayattır. Aşil'e insanüstü bir savaşçının gücü bahşedilecek ve Aşil bu güçleriyle savaşıp Truva Savaşı'nı kazanarak adını çağlar boyu unutulmaz kılacaktır. İkinci seçenekte ise Aşil evli, mutlu, çocuklu sıradan ama uzun bir hayatı sevdikleriyle paylaşacak ancak adı yüzyıllara kazınmayacak ve bir savaşçı olarak anımsanmayacaktır. On altı yaşındaki delikanlı ilk seçeneğin üstüne atlar ve böylelikle azılı savaşçının bedenine yerleşmesine izin verir. Ne zaman ki Aşil öfke ve tutku gibi kontrol etmekte zorlanacağı yüksek duygular hissetse, savaşçı onun bedenini ele geçirir ve artık Aşil bedenine dair kontrolünü kaybederek etrafında ne ve kim varsa yakar yıkar, öldürür. Duyguları olmayan acımasız bir yaratığa dönüşür.

Tanrıçalar, bilhassa aşk tanrıçası Venüs, yaşadığı modern dünyada özellikle de öfke kontrol problemi üzerine uzmanlaşmış çift terapisti ve psikolog Kat'in, Aşil'in bu duygu durum kontrolsüzlüğünü çözmesinde ona yardım edebilecek önemli bir kişi olduğunu düşünür. Tanrıça tam da genç kadını bu görev için seçmişken Kat'in arkadaşı Jacky ile birlikte ölmeleri, planda bazı oynamalara neden olur. Eş zamanlı olarak antik çağda iki başka kadın daha hayatını kaybetmiştir. Kat'in ruhu Truva prensesi Poliksena'nın, Jacky'nin ruhu ise prensesin hizmetlisi Melia'nın bedenine yerleştirilir. Böylelikle iki modern dünyalı kadın yeni bedenlerinde antik dünyadaki Truva Savaşı'nı aşkın rehberliğinde bitirme görevini üstlenmiş olurlar. Kitap boyunca da bu mitolojik öyküyü romantik bir yeniden uyarlama olarak okuyoruz.

Tanrıça Çağırma Serisi'nin her kitabında farklı tanrıçaların farklı ölümlü kadınlar ile yaptıkları anlaşmaların öyküsünü okuyoruz. Bu bakımdan serinin kitaplarını kronolojik bir sırayla okuma şartı bulunmuyor. Bu kitabı olayların farklı bir zaman diliminde geçmesi ve bir efsaneyi konu edinmesi nedeniyle merak edip okumaya başlamıştım. Tabii bir de üç büyük tanrıçayı birden kitapta görmek hoş bir durumdu. Akıcı bir anlatım ve sürükleyici bir kurguya sahip. Öte yandan bu serinin özgünlüğünü genel olarak seviyorum. Yunan mitolojisine ilginiz varsa ve romantik türde kitaplar okumaktan hoşlanıyorsanız bu seri hoş bir alternatif olabilir. Bu kitabı ise genel olarak beğenmekle birlikte olayların çok daha geniş bir ölçekte işlenme potansiyeli varken, yazarın bunu değerlendirmediğini düşünüyorum. Bir yerden sonra sadece Aşil'in cinsellik sorunlarını Kat'in bir terapist olarak çözmesini okur oluyoruz. Höhhh ama yani... Yine de kitaba kötü diyemesem de, beklentimi karşılayabileceği potansiyeli çok daha yüksekti diyebilirim. Bunun dışında kitabı okurken bolca güldüm. Özellikle de Jacky'nin sahneleri gerçekten komikti.

Kitaplarla kalın.


ALINTILAR

Ben bir savaşçı gibi yaşamayı ve sonsuz şöhreti seçiyorum! (Sayfa 11)


Bütün Annelerin Tanrıçası Hera, yalvarırım bana acı. Mümkünse sevgili oğlum ölmeden önce huzuru ve sevgiyi tatsın. Savaş ve Bilgelik Tanrıçası Athena, tüm ölümsüz ruhumla senden diliyorum ki Akhilleus savaşmayı seçmiş olsa da çocuksu bir aptallıkla yaptığı bu seçiminden daha uzun yaşamasını sağlayacak erdeme sahip olsun... (Sayfa 11)


Onlar kadınları suçlayıp duruyorlar ama aslında bütün işleri karıştıran, bu antik dünyanın lanet olası erkekleri ve onların modası geçmiş tutumları. (Sayfa 14)


Hera içini çekti. "Planın, çok dolambaçlı, karmakarışık ve her an hata yapılabilir cinsten." 

"Kesinlikle, bu yüzden bir o kadar mükemmel canım," dedi Venüs. "Aşk hiçbir zaman basit olmamıştır ve bu gösteriyi Aşk yönetiyor." (Sayfa 39)


Sakın unutma, Aşk Tanrıçası senin mükemmel olduğuna inanıyor. (Sayfa 76)


Zorbalardan gerçekten nefret ederdi. Bunca yıllık tecrübesi ona zorbaların karşısında zayıf olmamayı ve onlara her daim karşı koyulması gerektiğini öğretmişti. (Sayfa 101)


Kaçmak gibi bir niyetim yok. Sadece uğruna ölebileceğimi hissetmediğim herhangi bir şey için bir daha savaşmaya niyetli olmadığımı söylüyorum. (Sayfa 103)


Garip bir bedenin içinde, antik dünyadaki bir prensesi oynuyor olmasının bir önemi yoktu, Kat yine Kat idi. Tanrıçalar bile insanın özünün bedeninde değil ruhunda olduğunu söylemişlerdi. (Sayfa 113)


Siz çok ilginç bir kadınsınız, prenses. (Sayfa 121)


Canım, Tanrıçalar gözetlemezler. Biz sevdiklerimizi özenle izler ve onlara göz kulak oluruz. (Sayfa 181)


''Venüs, Yüce Tanrıçam! Dualarımı duydun!'' 

''Elbette, canım. Ağlayıp duracağına git de kıza açıl...'' (Sayfa 203)


Yeni keşfedilmiş aşk son derece güçlü bir duygudur. Çok özel bir sihri vardır. Ölümleri bertaraf ettiğini, ruhları iyileştirdiğini, kaderleri değiştirdiğini gördüm. (Sayfa 276)


Beni sevseydiniz bana yalan söylemezdiniz. (Sayfa 351)


Aşkın, yeterince güçlü olduğunda kaderin bile üstesinden geleceğini unutma. (Sayfa 371)



Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar