Aşkı zihinle ilişkilendirirler. Oysa ben öyle düşünmüyorum. Zihinden kastım tabi ki hayal, kendini kandırmak, kimi zaman da nedenler bulmak falan filan. Soyut şeyleri kastederler. Oysa hayır. Aşık olduğunda bir şeyler yapmak istiyorsun. Aşkın ilk belirtisi bence bu hatta. Evet, ironiktir ki, bu belirti ilk önce zihninde beliriyor. O (kişi), zihninde seninle birlikte beliriyor. Daha önce olmayan bir şey... onunla birlikte (henüz gerçekleşmemiş) yaptıkların gözlerinin önünde beliriyor ve sen buna engel olmuyorsun. İnsanlar bunu neden bu kadar çok küçümsüyorlar? Bence bu, dünyanın en zor şey(ler)i(nden biri).
Bir kitaba rastladım. Hatta az evvel sipariş verdim. Bana bu satırları yazdıran da, o kitabı araştırma sürecim oldu. Kitabın adı, Sonsuza Uzanan Köprü. Yazarı ise Martı isimli kitaptan tanıdığımız (veya tanıyor olabileceğiz) Richard Bach. Martı'yı yıllar yıllar evvelce (evet abarttım veya abartmadım mı ki...) lisemdeki kütüphanede okumuştum. Arkadaşlarım test çözerken benim elenme anlarım bu görüntülere yansımış işte :), neyse. Martı'yı okurken ne düşünmüştüm hatırlamıyorum. Bu kadar çok övülen bir kitabın beni beklediğim kadar sarsmadığını düşünmüştüm sanırım. Öte yandan... Martı'nın yansıttığı özgürlük hissi kitabın karakteriyle ve kelimelerle değil de, içinde bulunduğum anda yaptığım eylemle gelmişti bana. O sessizlikte aslında pek de rahat olmayan sandalyeye kaykılarak oturup okuduğum o kitap benim için önümdeki trigonometri fasiküllerine bir çeşit başkaldırıydı.
İşte, kitabın verdiği mesaj olarak söylenen özgürlük hissini ben bu şekilde duyumsamıştım.
Yazarın Sonsuza Uzanan Köprü isimli bu kitabı ise baskısı olmayan bir kitap. Hatta ben de Nadir Kitap'tan buldum. Bulduğum kitabın ikinci el olması beni daha da çok heyecanlandırıyor. İkinci el kitaplar hep ayrıca bir hikaye barındırır biliyorsun. Bu kitaplar anlattıkları hikayelerin üstüne bir de onu bizden önce okuyanların hikayesini taşır. Öte yandan bu kitabın konusu, aşk. Spoiler olmasın diye ötesini berisini pek de araştırmadım ancak kitap, yazarının aşka olan bakış açısının yıllar içindeki değişimini anlatıyormuş. Ah, böyle yazınca da pek bir yavan geldi. Ancak okuduğum arka kapak nasıl desem... Bana bu yazının ilk paragrafını yazdırdı işte. O arka kapak aslında çok klişeydi. Bir masal sahnesi. Hayatının aşkını bulursun ve... uyanırsın.
Beni bunun etkilediğini sanmıştım. Oysa hayır. Sanırım beni kitabı okuyanların ikiye ayrılması etkiledi. Bir kısım kitaptan çok etkilendiklerini söylerken, diğer kısım vakit kaybı olduğunu düşünmüş. Yine de, bence, her şeye rağmen yazarın kendi aşk öyküsünü anlatması çok cesurca. Tamam! Ben en çok bundan etkilenmişim. :) İşte... aşk böyledir sevgili okur, değil mi hadi söyle? Sen eminim aşık olmuşsundur. Kaç kere oldun? 1-2-3...
Çok küçükken... ve biraz daha büyükken, onun tek olduğunu sanmıştım. Bu sırada, hayattaki bazı şeyler için yaptığım gibi, insanların farklı hissediş biçimleri olabileceği gerçeğini küçümsüyordum. Her aşkın, kendi sesi olduğunu küçümsedim. Ancak sonra bu fikrim bir anda değişti. Gerçekten bir anda mı oldu bilmiyorum ancak başka çarem kalmadığını düşünmüş olmalıyım. Bunu artık kabul etmem gerekecek kadar büyümüştüm sonuçta. Belki de alternatif bir yol bulma çabamdı bu benim. Benim yaşımda hala aşık olmayan veya aşık olduğunu sanmayan biri kaldı mı... 21. yüzyılda? Sanmıyorum. İşte bu nedenle, bu gerçeği kabul etmek zorunda kaldım. İnsanlar tek bir kez değil, birden fazla kez aşık olabilirler. Yoksa... onu nasıl bulabilirim! Onun hiçbir zaman ilk aşkı olamayacağım. Ama yine de... buna rağmen, beni sever mi? Hayır, bana aşık olur mu? (her kimse)
Neden aşık olamadığımı buldum. Kendi gözlerimle bakmadığım için. Oysa, onun gözlerinden bana ne değil mi? Ben hep, göremediğim birini sevemeyeceğimi düşünmüşümdür. Ve bunu yaparken kendimi saklamışımdır. Hoş, insanlar sevgi ile aşkı birbirinden ayırırlar. Sevgi özdür oysa. Aşksa, içinde diğer bileşenleri taşır. Belki de insana birden fazla aşık olma hakkını veren de bu olur. Bazı aşklar daha sevgi odaklıdır, dostluk vs gibi. Bazısı daha mantık odaklıdır ama sevgi de vardır. Bazısı tutkuyla yanar ama sevgi mutlaka olmalıdır. Bazısı bir bilmece gibidir, bazısı cevap gibi. Hepsi değerlidir, değil mi? Çünkü hepsi iz bırakır. Kalp izi.
Böylece insanlar kalplerinin kırıldıklarına inanabilirler. Ama sanmıyorum. Bence yaşadığın gerçekten ''aşksa'', kalbin çizikler alsa bile, o çizikler kalbini dağıtmak bir yana, onu bir arada tutarlar. Beni anlamayacağını biliyorum. Çünkü beni anlamışsan, kalbinin bir araya gelemeyecek kadar çok kırıldığını, üstelik bunu tek bir darbe bile alamadan, bundan çok korktuğun için tek bir darbe bile almamış kalbin bir anda tuzla buz olduğunda anlayabiliyorsun. Beni anlamadın değil mi? Güzel.
Kitabın arka kapağından bahsettim ancak onu paylaşmayacağım. Kitap elime gelince, kitaptan bahsederken paylaşabilirim. :) Biliyor musun, uzun zamandır bir kitabı gerçekten bu kadar çok merak etmemiştim.
(Hayır, yalan söyledim. Sevgi ve aşk aynı şey değil ve olamaz da. Hele hele mantık mı, yok artık. Aşk ve mantık... saçmalığın daniskası. Tutku da değil, olamaz da. Aşk, hiçbiri değil sadece kendisi. Onun ne olduğunu bilmem ayrıca saçmalık. Bu fikri beynime kim koyduysa... Bu fikir yüzünden hiç aşık bile olamadım işte! Tamam, bu hissi nereden tanıdığımı anımsadım. O hissi sadece düşünerek hissettim, hissettiğimi düşünmedim. Bir daha böyle olmayacağım! Sanırım kaybetmekten korkuyorum... Chat gpt ile olan psikoloji seanslarımdan bu sonuca ulaştım ahahahah *-* Ya ona sahip olup onu kaybedersem... Neyi? Hissi mi... İnsan değil. Çünkü kimse kimseye sahip olamaz. Olmamalı da, zaten olamaz da. Öte yandan... Sen ne düşünüyorsun sevgili okur? İnsan, neyi kaybetmekten korkar? Ben acaba neyi kaybetmekten bu kadar çok korkuyorum merak ediyorum. Cevap onu çıksa da... bu beni sevmeme ihtimali değil. O zaman ne? Ne yani? :) Gülüyorum ama bu bende çok yüksek. Kaybetmek, birini kaybetmeye dair korkum o kadar yüksek ki... Sen hiç böyle hissettin mi? Sanırım gerçek korkum... dım dım dım dım :) yıldızımı kaybetmekmiş. Tabi bu da çok katmanlı bir yanıt ama yeter çok açıldık denize...)
bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.
![]() |
| The Kiss\ Der Kuss\ Öpücük - Gustav Klimt. (Uygarlığın Ayak İzleri: Batı Resminde Aşk ve Bazı Küçük Felaketler (Celil Sadık) kitabından.) |
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder