Küçük
Bir Kesit #8
...
Genç adam
iç çekerek ceketini çıkarıp genç kızın omuzlarına bıraktı.
''Ama
şimdi sen üşüyeceksin.''
...
''Tam da
film klişeleri gibi oldu.''
...
Genç kız
gülmeye devam etse de genç adam bu durumdan hiçbir şey anlamamıştı ve
kesinlikle halinden memnun değildi.
Genç
kız bazen onu
anlasa bile işine gelmediği için anlamamış gibi yapıyordu. Hava da iyice
kararmıştı ama genç kızın bahsettiği macerayı hala yaşayamamışlardı. Genç adam
bu 'maceraların' kuş uçmaz kervan geçmez bu yerde yürümekten ibaret olmasını
umdu.
''İşte
geldik!''
Geldikleri yer ağaçlarla çevrili düzlük bir alandan ibaretti. Genç adam yüzünü
buruşturdu.
''Of
Ozan. Şu an tam bir muşmula suratsın.''
Şu deli
kız ona muşmula mı demişti? İşte bu kadardı. Genç adam dönüş yolunu da
bilmiyordu ki kızı şuracıkta bırakıp gitsin... Genç kız, onları buraya dolaştıra dolaştıra getirmişti.
Keşke ardında izler bıraksaydı. Neme lazım, bu kızdan her şey beklenirdi...
...
Genç adam
bıkkınlıkla başını salladı.
''Uzan!''
...
Genç adam
öylece kalakalmıştı.
''Uzansana.''
...
''Merak
etme namusun güvende.''
Genç kız
eğlense de, genç adam ciddiydi. Yine de genç kızın dediğini yapıp uzandı.
Zaten o an için başka çıkar yol da göremiyordu. Beraberinde genç kız da yanına
uzandı.
''Üstün
batmaz merak etme.''
...
Genç
adamın o an için en son düşüneceği şey buydu. Tabii... Üstünün batacağı da bir
anlığına aklından geçmişti. Yoksa şu deli kız büyücü falan mıydı?! Şimdi de onu
sadist eylemlerine kurban edecekti işte! Genç adam olabilecek bütün ihtimalleri
kafasında kurgularken hiç beklemediği bir şey oldu. Genç kız elini kaldırıp
yıldızlardan bir şekil çizdi.
''İşte
macera... Şimdi yıldızlarda dans edeceğiz.''
...
Genç kız
başını genç adama çevirdi.
''Hani
daha öncesinde sana hayal kurmakla ilgili bir ders vermiştim. İşte şimdi 2.
kısmındayız. Gözlerini kapat. Bak işte böyle.''
Genç kız
başını göğe döndürüp gözlerini kapattı.
''Şimdi
de yıldızların üstünden dünyaya baktığını düşün.''
...
''Tabi,
dans ettiğimizi de düşünebilirsin.''
...
.
.
.
Genç
kızın gözlerinden ılık gözyaşları akıyordu. Onları silmedi. Genç adamın
gözlerini bir süre daha açmayacağını biliyordu. O da başını göğe kaldırdı.
Gözlerini kapatmadan.
''Ozan!''
...
Aniden
gelen ses genç adamı ürküttü. Bir an nerede olduğu şaşırsa da karşısında
üzerine eğilmiş kişinin kocaman gülümsemesi onu kendine getirdi.
''Valla
bir an uyuyakaldın sandım Ozan. İtiraf et sen de sevdin şu hayal kurma
işini.''
...
''Senin
için bile umut varmış desene.''
Genç adam
kaşlarını çatsa da genç kız haklıydı. Hayal kurma işi artık genç adamı
korkutmuyordu.
''Hemen
kızma ama. Eğlendin değil mi?''
...
''Gülümsedin
işte. Buna içilir bak.''
Genç
adamın yüzü yeniden renkten renge girip kırmızı da karar kıldı. Şimdi de birlikte sarhoş
mu olacaklardı yani! Şaka gibiydi şu kız. Eşek şakası gibi...
Genç kız
kahkahalarla gülüyordu yine.
''Neyli
süt istersin... çilekli, çikolatalı?''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder