Geçen gün temizlik yaparken kardeşim fotoğraf albümlerimizi bulmuş. Annemle babamın evlilik ve hatta nişanlarından başlayıp fotoğraf makinelerinin yerini akıllı telefon kameralarının aldığı zamana değin çekildiğimiz tüm fotoğrafların olduğu albümleri. Onlara göz atarken iş yapma sürecim ertelendikçe ertelendi ve ben de bakmayı yarıda bırakıp başka işlerle ilgilendim. Bugünse bazı albümlere kendim göz atmak istedim.
Ben zaten banyo yaptırıldıktan sonra çekilen fotoğrafları görebildiğimiz eski makineleri ayrıca bir sevmişimdir hep. Çünkü bu fotoğraf makineleriyle çekilmiş fotoğraflar nasıl desem... an'ı yakalarlar. Fotoğraf çekilmek amaç değil, araçtır. O anı kaydetmenin aracıdır. Oysa günümüzde ruhsuz fotoğraflardan ortalık geçilmiyor. Bunu ben de önceden yapıyordum ama fotoğraf çekilmek için fotoğraf çekilmek an'ı değil, kendini göstermek. Bu da tercih edilebilir tabi ama ne bileyim işte, ben anların amaç, fotoğrafların araç olması fikrine daha yakınım. Gerçi bu fikrimin pekişmesinde son yıllarda iyice yorgun görünen ve bunun artık normalleştiği biri haline gelmiş olmamın da etkisi olabilir... Öhömmm, neyse!
Annemle babam çok gençler. Aslında bence yıllar içinde yüzleri pek değişmedi ama; işte bilirsin, gençlik başkadır. Gençliğin de bir ruhu var. Çoğu gençliğini veya ilk gençliğini geçirmiş kişi için genç birinin bu gerçeği görebilmesi şaşırtıcı geliyor sanırım. Oysa ben, ister inan ister inanma, tüm yaşlardaki ruhu görebiliyorum. Gençlik, gözlerde kendini gösteriyor değil mi? En çok gözlerde... Bu aslında yaştan bağımsız bir durum biliyorum. İnsanın her yaşta gözlerinden parlayan bir gençlik enerjisi olabilir. Bu değil kastettiğim. Benim kastettiğim, saf gençlik. Deneyimlerin en başındaki o... beklenti. Gençliği bir kelimeyle ifade edecek olsaydım sanırım, beklenti derdim.
Fotoğraflardaki genç anne babamın gözleri de böyle parlıyor. Bu, kalp kırıcı değil hayır. Hatta benim bunu görebilmem bence asıl kalp kırıcı kısım. Bu kadar genç biri, bunu neden fark eder? Etmemeli. Oysa ben fark ettim. O parlaklığı, o gençlik parlaklığını fark etmek... Gerçi bunu kardeşim de fark etmişti ve o benden genç :) ama... O bunu kişisel özelliklere yordu. Bense gençlikle bunu açıklıyorum. Çünkü acaba benim gözlerim hiç öyle parladı mı diye düşünüyorum. Aslında parlamış olabilir. Ve aslında evet, bu biraz da kişilik özelliğine bağlı kendini gösteren bir durum da olabilir. Ancak ben, gençliğin parlaklığını bence hiç\ pek?? yaşamadım. Bunun için hep çok yaşlıydım. Sadece gülümsedim ve sanırım böylece en azından fotoğraflarda parlayan gözlere sahip oldum. Biraz da genetik yardımla bunu başarabilmiş olmalıyım. İtiraf etmesem asla anlaşılmayacak bir şekilde, ittire kaktıra parlayan gözleri fotoğraflardan yansıttığımı görüyorum.
Annemle babamın ikisine de aynı anda benziyor olmam çok tuhaf. Evlatlık olduğumu düşünemeyeceğim kadar net bir benzerlik göze çarpıyor ve bu benzerlik eşit dağılım göstermiş. İnsan istese bu kadar eşit benzerlik olmaz yani o kadar eşit. Aslında insanlar bana bakınca ''aaaa annesi'' derler ama annem bunu uzun süre kabul etmemiş, belki de samimi bir şekilde ''hayır babasına benziyor'' demiştir. Ona benzediğimi kabul etmesi neden hep bu kadar zor oldu merak eden bir yanım var ama cevapla da ilgilenmiyorum artık.
Gençliğinde ışıklı bir kadınmış. Gerçi hala öyle, hep öyle olabilir. Belki de burcu nedeniyledir :), doğal bir çekiciliği varmış, var. Hele gençken, bence, Latin kadınlara benziyormuş biraz, biraz da eski Türk sineması oyuncularına. Hoş bir esmerlik ve doğal bir güzellik. Beni en çok da, onunla sarıldığımız küçüklük fotoğraflarım etkiledi sanırım. Ailece çekilmiş fotoğraflarımız veya kalabalıkta çekildiklerimiz vardı ama ikimizin... sadece ikimizin ben çocukken çekildiğimiz fotoğraflarını görmek... belki de bana bu yazıyı yazdıran durumdur. Bir de tabi onu çok güzel bulduğumu yazmak istemiştim. :)
Daha evvel sosyal medyada bir içerik görmüştüm. Sokak röportajı gibi bir içerikte insanlara ''sizce dünyadaki ennnnn güzel kadın kim'' diyorlardı ahahahhahah. Herkes birilerini diyordu, genelde aynı - benzer isimler. Bir kadınsa ''annem'' dedi. Bu soruyu bana sorsalardı, önce yolumu değiştirirdim, sokak röportajı ne alaka yyaaa :) ama baktım yolumu değiştiremiyorum şey derdim ben de... Annem.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder