Tarot Kartları #4: İkililer.

klasik tarotta ikililer.

Tarot serisine dair üstüne konuşmak istediğim bazı kartlar var. Ramazan'dan önce bunu yapmak istiyorum. Hoş, aslında Ramazan ayı boyunca da paylaşsam bence sıkıntı olmaz ama belki hassas karşılayacaklar da çıkabilir. Bu nedenle şimdilik zihnimden fikirler akarken yazabildiğim kadarını somut olarak görmek istiyorum. Bazen bazı düşüncelerimi ilgili anda yazmazsam, sonrasında ya sonsuza kadar, ya da bir kez daha o uygun ilgili an gelene kadar yazamıyorum. Bu nedenle musluk akarken yazılarımı dolduruyorum. Kaldı ki, ilerleyen süreçte buna sadece zihinsel değil fiziksel olarak da yeterince zaman bulamayabilirim. Her neyse, konumuza geçelim.

Bir önceki tarot yazımda aslara yer vermiştim. Bu şekilde sayı merkezli ilerleme sebebim ise aslında numarolojik olarak her rakamın elementler üzerindeki etkisini görmemizi istemem. Belki ilerleyen ay veya yıllarda (üzerine yeni deste de alırsam) elementleri merkeze aldığım anlatımlarda da bulunabilirim. Neyse şimdiki konumuz, ikililer.

Aslarda başlangıç enerjisi olduğunu söylemiştik. Aslar 1 rakamına karşılık gelirler, yani öncülerdir. İkililer ise adı üzerinde ve gördüğünüz gibi karşıtlık ve denge sembolleri üzerinden işlerler. O mu bu mu, orası bu burası mı, öyle mi böyle mi... İkililerin üzerinde durduğu diğer bir önemli sembol (ve kavram) ise birlikteliktir. Ben ve sen, öyle ve böyle... gibi gibi. Bu bakımdan kartların en baskın gölge yanı için ise kararsızlık diyebiliriz sanırım. Eğer ikililerin aydınlık yanları olan denge ve\ veya birliktelik tutarlı bir şekilde sağlanamazsa, ortaya kararsızlık olarak bir gölge yön çıkar ve bu da pek tabii dengesizliğe neden olur. Dengesizlik kişinin zaman kaybetmesine, aklının bulanmasına, yorulmasına vs neden olabilir.

Şimdi de tek tek elementleri inceleyelim. Ancak elementler hakkında zaten az önce bahsettiğim bir önceki yazımda detaylı diyebileceğim açıklamalarda bulundum. Elementlerin doğası üzerinde şimdi bir kez daha durmayacağım. Bu bakımdan öncesinde bahsettiğim yazımı okuyup bu yazıma devam etmeniz sizin anlamanız için daha verimli olacaktır. Bu yazımda elementlerin ikili sistem üzerindeki etkisini anlamaya ve anlatmaya çalışacağım.


sol: klasik tarot, sağ: manga tarot

İlk elementimiz ateş. Ateş elementi tarotta değnek serisi ile sembolize edilir. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz üzere ikili kartlarda değnekler karakterin bir sağında bir solunda - bir ilerisinde bir gerisinde bulunur. Bu noktada (aslında önceki yazımda da söylemiştim ama) bir küçük parantez açmalıyım. Ben blogda yazdığım tarot serimde klasik tarot ve manga tarotu baz alarak açıklamalarda bulunuyorum. Çünkü elimde olan, benim olan ve dolayısıyla bilgi\ fikir sahibi olduğum iki deste bunlar. Ancak yukarıda da dediğim gibi belki ileride başka destem veya destelerim de olursa o destelerdeki sembolizmi ve tasarımı hoşuma giden bazı kartlar için ek yazılar yazabilirim (nasip kısmet :). 

Aslında klasik tarot ile manga tarot birbirine çok benziyor (klasik tarottan çok farklı çizilmiş desteler de var). Benim başlangıçta manga tarotu isteme sebebim çizimlerinin hoşuma gitmesiydi. Klasik tarot zaten bir klasiktir, onu da bu yüzden ilk destem olarak almıştım. Ancak zamanla destelerimle haşır neşir olduktan ve aslında onlarla tanıştıktan sonra, insana başlangıçta küçük gibi görünen bazı sembol ve çizim farklarının kartın anlamını beslediğini ve hatta belki değiştirdiğini fark ettim. Bunu sadece ikililer özelinde söylemiyorum. Aslar yazımda da buna örnek vermiştim mesela; genel olarak bazı sembol değişimleri kartlardaki anlamı dönüştürücü etkide bulunmuş. Bu da benim için keşif alanını genişleten bir şey. Tarotun ilgimi çekme sebebi de temelde zaten bu: Keşfetmek. Tarot aslında bir enerji okumasıdır (fal gibi okuyan da çıkar ama özü enerji okuması olmasıdır) ve kişiye kendi doğasını keşfetmesi için alan açar. Enerji okuması demek ise, mevcut düşünce ve eylem durumundaki halinin yakın geleceğini nasıl şekillendirebileceği üzerine tahminde bulunmaktır. Bu, faldan farklı bir şey. Çünkü iki kere iki dört değil; iki kere iki senin aklın kalbin bedenindir. :)

Her neyse, biz mevzubahis kartımıza dönelim: Değnek ikilisi.

Değnekler dediğim gibi ateş elementini simgeler ve ateş de tutku, heyecan, ilk kıvılcım gibi anlamlara gelebilir. İkili sistemde bu element, gelecek planlarını ve bu planlara ulaşmak için izlememiz gereken stratejik planları ifade eder. Bakın, bu noktada aslında elementin kendi içindeki anlamını kavramak çok önemli. Çünkü aslında her elementin kendi ana özelliği kartlar değişse bile korunuyor ve başka sahnelerde dönüşmüş versiyonlarıyla karşımıza çıkıyor. İkili kartlar için geçiş anıdır diyebiliriz sanırım (kupa ikilisi daha özel ve farklı tabi, oraya geleceğiz). Değnek ikilisi kartını incelediğimizde ise aslında kartın açıkladığım anlamını çizim üzerinde net olarak görebiliyoruz.

Klasik desteyi inceleyelim. Bir adam bir elinde bir değneği, diğer elinde dünyayı tutuyor. Aynı zamanda adamın arkasında da yere sabit başka bir değnek var. Adam, balkon\ teras gibi bir yerden ileriye, açık havaya bakıyor. Yani bu adam ununu elemiş değneğini sabitlemiş ve artık önünde tuttuğu değnek ile yeni bir yol aramaya hazırlanıyor. Dünya sembolü ise karakterin yeni bir vizyon arayışı içinde olduğunu gösteriyor. Karakterin beton zeminde (sağlamlık) durup yeşil çayırlar ve mavi gökyüzüne (özgürlük, ferahlık, belki belirsiz idealler) çevirmesi ise oldukça manidar. Bu adam, yola çıkmaya hazırlanıyor. 

Değnek ası kartında tutkulu, heyecanlı, içini kıpırdatacak bir fırsatın göklerden uzatıldığını görmüştük. Aslında değnek ikilisi kartına baktığımızda da adamın elinde tuttuğu değnek için ona uzatılmış yeni fırsat diyebiliriz. Karakter o fırsatı yakalamış ve şimdi onu nasıl büyütebilir onun planlarını yapıyor. Bu bir ilerleme kartı değil. Bu bir seçim aşaması kartı. Manga tarotta ise adamın ayakta değil oturmuş bir şekilde iki değneğini iki kolunda tuttuğunu ama dünyayı merkezine, iki değneğin ortasına, aldığını görüyoruz. Bu manga destesinde kartın bekleyiş anlamı karakterin oturuşuyla desteklenmiş. Aynı şekilde karakterin arkasında pek çok bulut var. Yani karakter henüz karar vermemiş, belirsizlikte. Bir yerde bulut varsa bilin ki orada kararsızlık vardır. Ahanda bunu bilir bunu söylerim. :) Öhömmm, neyse geçelimmm.

Ah geçmeden önce... Değnek ikilisi zaman olarak ne bildirir dersek... Vallahi kartın çıktığı bağlam ne ona bakmak lazım derim. Hangi konu özelinde çıktı, dizilimde mi çıktı tek kart olarak mı? Dizilimde çıktıysa hangi konumda çıktı... Bunlar hep önemli. Ancak şu var! Değnek serisi en hızlı seridir; çünkü, evet, ateş elementiyle ilişkilidir. Yani değnek ikilisi diğer ikili kartlara göre daha hızlıdır denilebilir ve kartın rakamı ikili olduğu için ikili vadelere dikkat etmekte yarar olabilir. Genellikle iki hafta denebilir belki... Biliyorum değnekler için günleri de ifade eder demiştim daha öncesinde ancak burada kartın anlamı da önemli. İkili kartlar kararsızlık, seçim öncesi belirsizliktir demiştik. E adam hangi ara karar verdi de, uygun adımı seçti de adımını attı? İşte buna bakıp, karta sorulan soruya bakıp zamanı tahmin edebiliriz. Bu kart(lar aslında - tüm ikililer) bende bir de şöyle işliyor... Herkeste böyle olmayabilir ama tarot okuyucusunun kartlarla deneyimi de önemli kartın anlamını çözmesinde. Bu ikililer benim için aslında karar verilince anlamı taşıyor. Değnek ikilisinde alınacak karar diğerlerine göre biraz daha hızlı olabilir.


sol: klasik tarot, sağ: manga tarot

Geldik kılıç ikilisine. Kılıç serisi tarotta hava elementi ile ilişkilidir ve zihni yani düşünceleri simgeler. Kartımızı incelediğimizde (klasik destedekini) kartın orta yerinde gözleri bağlı bir karakter ile karşılaşırız. Bu karakterin kolları çapraz bir şekilde yukarı kalkmıştır ve iki elinde iki kılıç tutar. Bu iki kılıç, belki artık sizin de anladığınız üzere, iki fikri simgeler. Fikirler kılıç gibi keskindir. İki fikir arasında kalmak ise insanın önünü görmesini engeller. Gerek klasik desteyi, gerek manga tarotu inceleyelim; her ikisinde de karakterin arka planında dalgalı bir deniz (manga tarotta bataklık) ile karşılaşırız. Deniz\ su sembolü duyguları simgeler. Karakterin zihninin karmaşıklığından dolayı önünü görememesi duygularını yönetememesine neden olur. Hatta manga tarotta bu durum bataklık olarak sembolleştirilmiş dediğim gibi. Yani zihnindeki ikilem, kişiyi duygusal olarak aşağı çekiyor. 

Klasik tarotta karakter beyazlar içerisinde. Bu beyaz giysi aslında (BENCE) karakterin henüz bir fikri benimsememiş olma halini, yani araf halini simgeliyor. Karakterin elleri kolları bağlı değil. Ellerini bağlayan kendisi. İki tane kılıcı havada tuttuğu için ellerini kullanamıyor. Dahası, kaç zaman boyunca iki kılıcı öylece havada tutmaya devam edebilir... Belirsizlik insanı yorar. Gözlerindeki bağı çözmesini engeller. Karaktere bu durumunu sorsak bize eminim ki, ''yapamıyorum,'' derdi, ''gözlerimdeki bağı çekip çıkaramıyorum.'' Çünkü iki kılıçtan birini (veya ikisini birden) bırakmaya hazır olmadığını düşünüyor. Bu sadece bir düşünce. Gözleri bağlı olan karakterin düşüncesi. İşte, kararsızlık insanın zihnine bunu yapabilir diyor kart.

Manga tarotta ise -destenin genel tasarımından kaynaklı olarak- maceracı gibi giyinmiş bir karakter göze çarpıyor. Yine klasik desteyle benzer bir konumda. Tek fark, bu karakterin kolları zincirlenmiş halde. Karakterin kollarını kavuşturduğunu ve belki de bundan güç alarak iki kılıcı (iki fikri) aynı anda havada tutmaya çalıştığını görüyoruz. Daha evvelce şu yazımda kupa 9'lusu kartı üzerinden şu ''el kol bağlama'' olayına değinmiştim. Kollarını bağlayan kısmetini alamaz; çünkü yeniliği alamaz. Aynı şeyleri tutar durur. Kol bağlamak, ben istemiyorum demektir. Karakter iki kılıcıyla yorgun ama onu kimse kurtaramaz. Çünkü kollarını bağlayan kendisi. 

Kartı incelerseniz fark edersiniz, karaktere bağlanmış zincirler de aslında kollarının kavuşmuş halde durması için var. Zincirler, karakterin kollarının birbirine kavuşmuş şekilde durmasını sağlıyor. Bu aslında içe dönüşün de sembolüdür. Ancak ferahlatan bir yerden değil; içe çöktüğün, büzüldüğün, tek bir canlılığı hissedemediğin bir yerden. Ayrıca bu destede karakterin gözlerinde bağ yok; karakter gözlerini kendi kendine yummuş. İsterse o gözleri açabilir, ancak açmamayı ''seçiyor.'' İşte, kararsızlık insana bunu da yapar. İnsanın zihnindeki ikilemler, gözleri kapatmasını sağlar. Belki başlangıçta bilerek kapatır karakter gözlerini. Ancak zaman geçtikçe fark eder ki, göz kapakları onları kaldıramayacağını ''düşüneceği'' kadar ağırlaşmış...

Kılıç kartları zihinsel süreçleri simgelediğinden dolayı zaman anlamı da biraz daha yayılım gösterebilir. Kılıç ikilisi zihindeki netleşme hali sağlanınca olur der. Ancak kartın numarası iki olduğundan ikili vadelere (iki hafta, iki ay gibi veya ayın 2-12-22-32 (pardon ahahaha) gibi zamanlarına da) dikkat edilebilir.


sol: klasik deste, sağ: manga tarot

Bir sonraki elementimiz su. Kupa kartları tarotta su elementi yani duygularımız ile ilişkilendirilir. Kupa ikilisi ise birliktelik, beraberlik, ortaklık, anlaşma, buluşma, belki kavuşma, uyum ve hatta ruhsal bağ gibi anlamlara gelebilir. Tek anlamı bu değil ama romantik anlamı yüksek olan da bir kart. İkili kartlar içinde de en minnoş olanı sanıyorum ki kupa ikilisi olarak bilinir. Bu da tehlikelidir. Çünkü hiçbir ''minnoşluk'' gökten zembille hayatına inmez. Emek vermen, onu var etmen veya var olmasına izin vermen gerekir. Ayrıca bu karttaki ''ruh eşliliği' imgesi gerçekten de aşk ilişkisi özeline daha yakındır. Tarotta kupa 6'lısı kartı da ruh eşliliğini ifade eder ancak o kart daha çok geçmiş yaşam bağından (gerçekliğine inanıyorsan reenkarnasyon da olabilir, normal bu yaşantından eskiden tanıdığın biri de) olan arkadaş, eş dost, hatta aile bireyi de olabilir. Kupa 2'lisi ise (birazdan uzuncaaa değineceğim) daha çok eril-dişil dengesi üzerine bir kart ve bu ikilik en bariz romantik ilişki deneyimiyle anlaşılır.

Kartı incelediğimizde birbirine dönük olan bir erkek ile bir kadının birbirlerine birer kupa uzattığını görüyoruz. Buradaki erkek ve kadın sembolleri aslında eril ve dişil yanımızı simgeliyor. Yin yang gibi. Eril ve dişil enerji sosyal medyada anlatıldığının ötesinde ve farklı olarak aslında bir arada bir bütün oluşturuyorlar ve birbirlerini besliyorlar\ destekliyorlar. Onlar bir arada bir takım. Aslında her iki enerji türü de (cinsiyetten bağımsız) birbirinin eşiti. Bu eşitlik temasını her iki karakterin de ne daha az ne daha çok, aynı şekilde ve aynı anda birbirlerine uzattıkları kupalardan (yani duygulardan) anlayabiliriz. 

Dişil enerji, besleyen büyüten ve aslında bunun için alan açan (yaratan\ oluşturan) enerjidir. Bakın mesela ''toprak ana'' bunun için güzel bir sembolik örnektir. Toprak anamız ne yapar; bitkilerin büyümesi için alan açar ve biz o alana tohum ekeriz, o tohum topraktan beslenir, büyür ve yayılır. Böylece yaşam alanı genişler. Dişil enerji genişleyen enerjidir (bu konuya eğer yazısını yazarsam ''İmparatoriçe'' kartında değiniriz). Tabi dişil enerji tüm bunları yaparken eril enerjinin eli armut toplamayacak herhalde. İsterse toplasın... kendi eder kendine bulur. Eril ve dişil enerji, bir takımdır. Eşitlerden oluşmuş bir takım. İnsanların çoğu bunu anlayamaz, belki de kavrayamaz. Ama gerçek bu. Her neyse, eril enerji, yapan eden enerji demektir. Zaten ''premses erkek'' söylemi de erkeklerin bir şey yapmak istememesinden türedi, yine kadınların kendi ayağına sıkmaları bence bu söylem bile ama neyse konumuz bu değil. 

Ne diyordum eril enerji yapan eden, başlatan, aksiyon alan aktif enerjidir. Kaldı ki bu iki enerji türü de zaten her insanın içinde bulunur. Yin yang'deki (bu sembolü severim) yin dişil yanımız, yang eril yanımızdır. Yang enerjisi düşükse kişi hareket edemez, eyleme geçemez ve hatta kıskançlık gibi semptomları bile olabiliyor imiş (bilemiyorum). Bunlar, bu enerji türleri, aslında cinsiyetten bağımsız çalışıyor ve her insanda var dediğim gibi. Ancak siz bir kadınsanız dişil enerjinizi dengelemeniz, kendi merkezinize dönmeniz lazım kız kardeşlerim veya ablalarım. Yoksa evet, üzgünüm, pehlivan olma enerjisini kabul eder onu yaşarsınız. İnsanlar da buna amenna der ve siz her şeyi tek başınıza yaparsınız vallaa. Alan oluşturamazsınız (çünkü başka başka işlerde zaten enerjiniz piliniz vs bitti gitti yok artık). Dişil enerjinizi çevreniz yer yutar size bir şey kalmaz öylece kalakalırsınız. Bu nedenle zaten kadınlara çok oynarlar. Neyse, konumuz bu değil.

Eril enerji ise erkek bireylerde daha çok oluyor. Kaba saba hırt olmak değil eril enerji bu arada. Veya dağ magandası olmak da değil. Bunlar enerji diyoruz, hırt olmaksa hırt olma seçimidir; ikisini karıştırmayalım. Öhömmm neyse, bazılarınız bana sinir olabilir, olmasın, benim okurlarım tatlı ve düşünen insanlar biliyorum. Enerji nedir dedik: Duygu düşünce eylem birliği. Eril enerji koruyan, sağlamlaştıran (imparator kartında değinirizzz - yazısını yazarsam), karar alan net olan, adım atan aktif (yang) enerjidir. Yani ben demiyorum spritüel camia diyor, kulağımıza küpe diye anlatıyorum hepimize. Bunları krallar ve kraliçeler kartlarında da (yazarsam) konuşuruz. Ayrıca evrenin doğumu bile bu iki enerji ile gerçekleşmiş diye bazı bilgiler edinmiştim ama bilimden sapmak veya insanların kafasını karıştırmak da istemem. Aşkı ararken evrenin doğumuna kadar gitmiştim tey yavrum teyyy... dünyaya bakmak aklıma gelmemiş, neyse. :) 

Bu arada yang (eril enerji) sembolleri güneş, aslan gibi şeylerdir. Aydınlık enerji yang enerjisidir. Aydınlık, hareketle oluşur. Bu bakımdan yang (eril) enerji aktif, hareketli enerjidir. Tarottaki güneş kartı da mesela eril enerjiyi simgeler. Ancak yang enerjisi sağlıklı çalışmazsa (az veya çok çalışırsa) kişi ya eylemde bulunmaz, ya da kendini paralar. Oysa sağlıklı bir yang enerjisi parlar, erkekler duyun! :)  Yin (dişil) enerji ise karanlık enerjidir. Buradaki karanlık-aydınlık zıtlığı, iyilik-kötülük olayıyla zerre alakalı değil. Bu daha çok zıtlık teması için söylenen özellikler. Yoksa ikisi birleşince hiçlik de varlık da bir olur, ikilik ortadan kalkar. Yin (dişil) enerji sabittir, durağandır. Onu harekete geçiren yang (eril) enerjidir. Ateş ve su imgelerinde de (tahminimce) ateş yang, su yindir. Çünkü yang sıcak, yin serin enerji olarak bilinir. (Bu konuya 'büyücü' ve 'azize' kartlarını anlatırken de değinebiliriz, kartlar birbirini tamamlar yani bunları boşa yazmıyorum, ana felsefe bu). Ateş elementinin arttırılması harekete geçme gücünü arttırır da derler (erkek olmanız gerekmiyor bunun için :). Yin (dişil) enerji ay ile ilişkilendirilir. Karanlık (ay'ı, güneş aydınlatır yani aydınlık karanlığı harekete geçirir), ve durgun olan yin enerjisi aslında alan açar. Yukarıda dişil enerji için ''genişleyen enerji'' ifadesini kullanma (ki bunu ben uydurmadım) nedenim de bu. 

Özetle arkadaşlar, okurlar, Neptün misafirleri... Bu yin yang felsefesi aslında bir'den gelip iki'ye ayrılma ve sonra yeniden 'uyumu' yakalama olayını anlatır. Bu dünyada her bi' şey ikilik üzerinden anlaşılır ve aslında çalışır (illüzyon metaforları burada devreye giriyor, ki bence bu metaforun kendisi bile bir illüzyon da neyse beyinleri yakmayalım). Karanlık aydınlık ile, sıcak serinlik ile, aktiflik durağanlık ile anlaşılır. İkili kartların da üzerinde durduğu temel prensip denge olduğundan dolayı konu konuyu açtı buralara geldik af buyrun ahahhah.

Ne dedik, eril dişil enerji menerji... Bunları geçelim. Ruhlar dünyasında yaşamıyoruz. Ancak geçmeden önce de bir sorgulasak da iyi olabilir sankim... Buna neden değindim? Pek çok tarot okuyucusu bu kartları ''ruh eşi'' kavramıyla ilişkilendiriyor, ruh eşi deyip geçiyor. İnanır mısınız ben (ki yıllar içinde bir sürü tarotçu izledim işsizliğimden) sadece tek bir kişide (buradaki kanal) bu kartın ''ruhunuzla\ yüksek benliğinizle\ veyahut içinizdeki çocukla buluşma'' (yani içinle kavuşcan gözün aydın) yorumunu duydum. Bir şeyleri, kavuşmaları hep dışarıdan bekliyoruz. Oysa daha kendimiz bile kendimizle parçalanmış halde iki farklı uçta yaşıyoruz... Ondan diyorum zaten tarot kendini tanıman içindir, yoksa onu bunu şunu anlasan ne anlamasan ne... (anlayamazsııınn da zaten de neyse).

Neyse lafı sulandırdım. Özetle bu kart çıkmışsa şayet... Eğer aşk bağlamında çıktıysa gözün aydın; ya sevdiceğinle barışacaksın kavuşacaksın vs., kimse yok diyorsan da ruhuna bedenine uygun birisi duygularını sana sunabilir (veya aynı anda sunarsınız ama mutlu son oranı yüksek). İş\ okul için bakıyorsan; anlaşma yapabilirsin, ortaklık kurabilirsin vs vs anlamlar. Birisiyle küssen veya aran limoniyse (aile, arkadaş, sevgili veya öğretmenin bile olur kimi sorduysan) onunla barışma olabilir. Çünkü kupa ikilisi duyguların birbirine sunulmasını simgeler özünde. İş ortaklığında bile aslında duygusal bir yerden uyum yakalamak vardır bu kartta. Kupalar duyguları anlatır. İkili sistemde kupa ikilisi ise eşitlik ile temellendirilmiştir. Karttaki iki karakter de birbirinden üstün değil. Ayrıca yüzleri birbirine dönük. Kaçan göçen yok. Arkadan iş çeviren yok. Alnı ak, sırtı pek birbirlerine bakıyorlar. 

Klasik tarottaki aslan ve onun altından aşağı inen birbirine dolanmış yılanların sembolü ise derin anlamlar taşır. Buradaki ''aslan'' yürekliliği, açıklığı, cesareti, kalpten gelen adımı, tutkuyu, çekimi, en önemlisi 'hareketi' de simgeler. Yılanlar ise ruhsallıkla ilişkilendirilir. Ruhsal şifayı, eril dişil dengesini (bunları laf olsun diye anlatmadık yaaa :) vs simgeler. Zaten karta ''ruh eşi'' anlamını veren başlıca sembollerden biri de bu yılanlardır. 

Bu kart dışarıdan çok ponçik görünse de aslında BENCE duygulardan doğan tutkuyu da ifade ediyor bir yandan ve bunu dünya düzleminde yapıyor. Bakın daha anlatmadık ama bir ''Aşıklar'' kartı da romantik bağlamda (ki tek anlamı bu değil bakmayın adına) değerlendirilebilir ancak Aşıklar kartı bu dünyayı değil (neptün'ü dermişim :) öte alemi simgeler. Göklerde buluşmuş iki karakter vardır orada. Kupa ikilisinde ise yeryüzünden bir sahne görmekteyiz. (Ki aşk bağlamında öne çıkan kartlar üzerine bir yazı 14 Şubat haftasına iyi gider hııımmmm :). Yani aslında bu kart, maddeden temellenir manadan değil. Bu nedenle de bu kartı çok seviyorum. Çünkü bu iki karakter (her ne kadar ''ruh eşi'' olsalar da) ruhsal düzlemde bir güçle değil, birbirlerini seçerek eşleşiyorlar ve bunu bilinçli bir seçimle yapıyorlar. İkili kartlar içinde diğer tüm elementler (birazdan tılsım ikilisine de değineceğiz) kararsızlık anlamı taşırken, bir tek kupa ikilisi ''seçim'' anlamına gelir. Zaten kupa ikilisi bir küçük arkana kartı; yani küçük arkanalar kadersel durumları değil, insanların eylemleriyle şekillenen durumları simgeledikleri için kart emek kokuyor emeeek.

Manga tarotu incelersek onda da benzer bir sahne görürüz. Ancak bazı ''küçük'' görünen farklarla. Örneğin bu destedeki kartta karakterler yeryüzünde değil bulutların arasındadır. Bulutlar için yukarıda ne demiştim?: Belirsizlik. Bulut ve belirsizlik ilişkisi aslında bu ikili sistemdeki kararsızlık temasıyla çok uyumlu. Desteyi tasarlayanlar detaylara dikkat etmişler ve küçük dokunuşlarla bile iyi yorumlamışlar. Ancak tüm bu belirsizliğe rağmen iki karakter birbirlerine dönük ve birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlar. Birbirlerini belirsizliğe rağmen bilinçli olarak seçmiş iki kişi var kartta. Ayrıca ''ben seni seçtim pikachuuu aman ruhumun eşi'' deyip olayı havada bırakmıyorlar; ikisi de birbirlerine somut bir şey uzatıyor. İki kupa: Karşılıklı duygular.

Stardust (Yıldız Tozu) isimli çok sevdiğim bir film var. Orada geçen çok sevdiğim ve hatta izlediğim tüm filmlerde duyduğum tüm replikler arasında favori repliklerim arasına giren repliği sizlerle paylaşmak istiyorum (ne cümle kurdum be :): ''Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyor. Sanki artık bana ait değil de sana aitmiş gibi. Kalbimi istersen sana veririm. Hediye, mal mülk istemem. Bağlılığını kanıtlaman da gerekmez. Sadece senin de beni sevdiğini bilmem yeter. Sadece, kalbim karşılığında... kalbin.'' - Stardust (Matthew Vaughn, 2007). 

Burada aslında ''bağlılığını kanıtlaman da gerekmez'' derken karakter karşısındaki kişinin kalbine (hislerine) güvendiğini ifade ediyor. Yani sadakat eksikliğini bilmemeyi istemeyi veya tek taraflı bir çabayı değil; içten bir güveni, bilme halini simgeliyor. Bunu kendi başına edinmemiş repliği söyleyen yıldızımız Yvaine, partneri eylemleriyle ona bu bilme halini (güveni) vermiş. Bu çok nadir ama çok gerçek bir şey değil mi? Burada filmi uzun uzun anlatmayacağım, zaten yazı çok uzadı ancak konuyla ilişkili olduğundan filmin içeriğine de biraz değinmek istiyorum. Tristran filmin başında hoşlandığı kız olan Victoria ona ilgi göstersin diye ''benden ne istersen sana getiririm'' modunda takılıyordu. Kız ondan kayan bir yıldızı istedi. Çünkü Tristran'a inanmıyor ve onun ilgisinden besleniyordu. Onun aşkı değildi inanmadığı, Tristran'ın kendisiydi. Bu yüzden zaten başaramaz diye onu gözden çıkardı ve ondan bir yıldız istedi (evet gerçek bir yıldız). Tristran aşkı için duvarın ötesindeki diyara gitti ve gerçekten de kayan yıldız Yvaine'ı buldu. Onu bir esir gibi yakaladı ve sevgilisine götürmek üzere peşinden sürüklemeye başladı. Ancak yolda, bir şey oldu... Tristran'ın ikili dünyasının (yaşadığı coğrafyadaki duvarla oluşan sınır) ötesinden gelmiş bu yıldız, ona bilmediği bir şeyi gösterdi. (Ne göstermişti net anlatabilmem için filmi yeniden izlemeliyim sorry).

Bu gerçek, Yvaine'nın söylediği gerçek, pek çoğumuza ''masal'' gibi geliyor değil mi? Oysa gerçek budur, insanlar uyumayı seçerler. Sonra da göremediklerine inandıkları asıl dünya gerçeklerine ''masal'' derler. Gerçek bir güven, sadakat, bağ ve uyum gibi şeylere. Herkes demez ama demeyenler bile... malesef, içgüdüsel olarak kendilerini geri tutarlar. Bunun doğru olabileceğine inanamazlar. Haklılar. Çoğunluğun inanmadığı bir şeye sen inansan bile fayda etmez. Bu nedenle kendini koruman gerekir. Yine de ben en çok, bu repliği sevdim. Sadece romantik bulduğum için değil, gerçek bulduğum için.

Ah laf lafı açtı yoruldum... Kupa ikilisi için zaman olarak ne söyleyebiliriizzz... Kupalar duygusal olgunluk ile ilişkilendirilir. Yani kupa serisinin olayı, kişiye katmak istediği ana ders budur: Duygusal olgunluk. Duygusal olarak karar alma halini simgeleyen kupa ikilisi ise bizlere biraz daha beklemelisin diyebilir. Su akışkandır ve onun durulup kişinin iç dünyasının berraklaşması, adım atabilmesi bu nedenle zaman alabilir. İkili vadeler göz önünde tutularak, aylar içinde sorulan sorunun yanıtının gerçek olabileceğini söyler kupa ikilisi. (İşte ne sorduysan ona göre yanıt değişecektir ama ikili vadeler ve haftalar - özellikle aylar teması önemli).


sol: klasik tarot, sağ: manga tarot

Geldik son elementimize ancak ben de açılım yapmışım gibi yoruldum. Hoh. Son element de böyle aslında biliyor musun? Ben tılsım ikilisine bakınca yorgunluğu görüyorum. :)

Tılsımlar, maddi\ somut dünya ile ilişkilendirilir ve toprak elementi ile sembolize edilir. Bu bakımdan en yavaş işleyen elementtir. Bir şeyin mana (düşünce) durumundan madde (fiziksel form) durumuna geçmesi için uygun koşulların sağlanması gereklidir. Bu da tabi ki zaman alır. Zaman demişken, bu sefer farklılık yapıp kartın zaman anlamını sonda değil başta ifade edelim madem. Tılsımlar yıllar ile ilişkilendirilir ancak tarot o kadar uzak vadeye kadar göremez. Zaten yukarıda ve önceki tarot yazılarımda bir milyon kere söylediğim gibi öncelikle kartın çıktığı bağlam yani soru önemlidir. Eğer ki sizin sorunuz uzun bir süreci kapsayan bir konuyla ilgiliyse, evet, gerçekleşmesi yılları bulabilir. Ancak yine yukarıda söylediğim üzere bazen tarot zamanı direkt vermez de olaylar üzerinden verir. Sen hazır olunca, şu falanca olay\ durum olunca vs gibi. Bu kartta da denge teması öne çıkıyor (inceleyeceğiz), yani mevcut durum somut olarak dengelenince veya stabilleşince o sorduğun şey olacak denebilir. Ama bu kart çıktıysa (dizilim önemlidir tabi ama yine de...) sorduğunuz şeyin olmasına daha var diyebiliriz. İkili vadelere dikkat, sabır önemli. Toprak olduğu için aslında buna göre mevsim tahmini de olabilir. Örneğin ezoterik olarak mevsimler de elementlerle simgelenmiş.

Ateş: İlkbahar.

Su: Yaz.

Hava: Sonbahar.

Toprak: Kış.

Bu sezonlara (açılımı yaptığınız zamana bakarak) dikkat edebilirsiniz. Siz açılımı yazın yaptınız ama toprak ağırlıklı bir sonuç çıktı diyelim. Kışa kadar yolu olabilir o olayın. Aslında bahsettiğim temelde bu.

Kartı incelediğimizde, ki artık bence siz de alıştınız bazı sembollere, ön planda bir karakterin iki elindeki iki tılsımı dengede tutmaya çalıştığını ve bunu yaparken gerçekten zorlandığını görürüz. Neden bu kadar zorlanır peki? Ben sustum, hadi size zaman veriyorum. Düşünün ve yanıtlayın. Cevabınız hazır mı? Az daha bekleyelim isterseniz... :)

.

.

.

Evet bence yeterince bekledik. Tılsımlar somut durumlarla, sistemlerle ilişkilidir. Bu nedenle de tutkulara, düşüncelere, duygulara benzemezler. En başta ağırdırlar; çünkü bir ''ağırlıkları'' :) vardır. Bu şey (ağırlık) sorumluluklar gibi soyut gibi duran durumlar bile olsalar, aslında ağırdırlar çünkü senin maddi dünyada bazı eylemlerde bulunmanı gerektirirler. İş, eğitim, para, mal mülk, kariyer ve hatta aile içi sorumluluklar... bunlar hep maddi düzen ile ilgilidir ve taşıması zordur. Bu nedenle de karakter iki tane tılsımı dengede tutmakta zorlanıyor işte.

Karakterin tılsımları durmadan birbirleri arasında hareket ettirerek kendince bir ritim, düzen, uyum tutturmaya çalıştığını, tılsımlar arasında çizilmiş 8'den yani sonsuzluk sembolünden anlayabiliriz. Bu kart, denge kurma çabasını yansıtır. Ancak karakter bu çaba içinde kendini kaybeder ve uzun süre bu ritme takık kalırsa, bir döngüye girebilir (sonsuzluk sembolü bunu anlatır). Karakterin arka planında gördüğümüz dalgalı deniz ise onun bu denge kurma çabasındaki iç dünyasının dengesizliğini, duygularının yükselip alçalmasını anlatır. Denizdeki tekneler göze çarpar. Teknelerin hareket etmesi için suya olduğu kadar rüzgara da, yani havaya da ihtiyaç vardır. Peki biz daha önce hava elementi için ne demiştik? Hava, düşünceleri simgeler. Karakter içinde bulunduğu maddi ikilikle cebelleşirken aslında aklında kırk tekne döner durur ahahahahha, bakın bu kartı böyle anlatan da çıkmaz değerinizi bilin. :)

Karta bakıyorum başka söylenecek bir şey var mı... İlgimi ilk kez çeken bir şey var: Karakterin bastığı zeminin düzlüğü. Her ne kadar kartın arka planında kaotik ve aslında hareketli bir manzara bizi karşılasa da, karakterin bastığı zemin yani toprak, dümdüz. Hiçbir engebe, yokuş, çukur vs yok. Manga tarotta az biraz taş eklenmiş ama zemin hala düz. Yani karakter tüm bu ikilikle uğraşmakta aslında stabilite buluyor. Bu durumun gölge yönü şu olabilir: Karakter kendini ikilik döngüsüne (üstelik maddi düzlemde bunu yaşamak çok daha kolaydır) kaptırıp kendini (duygu ve düşünceler tarafında) zorlayabilir. Denge yalnızca stabilliği (maddeyi) korumakla gelmez. Denge, farklı unsurların varlığını görmek, bilmek ve tanımakla gelir.


Evet. İkili kartlarımızın hikayeleri böyleydi. Bu kadar uzun bir yazı ben de beklemiyordum. Ama keyifliydi kabul edin. Keyifli ve yorucu. Şu eforu başka alanda gösterebilseydim ah ah. İşte, fikrimi aktarınca ben de genişliyor, yayılıyor ve büyüyüp parlıyorum. Aktaramayınca, sıkıştırılınca, zorlanınca, içimde tutunca... büzülüyor, daralıyor, karanlıkta kalıyorum. Gerçi bu yazıyı yazınca parlamadım yoruldum gereksiz yere ama olsun en azından farkındalık oldu biraz. :P 

Bu arada sevgili okur, bunları böyle uzun uzuunn anlattım ama hepsi teoride boş beleş iş, değil mi? Evet öyle biliyorum. Yine de bu sembolleri incelemek ve üzerine düşünmek bana hep sanki gece göğünde veya uzay boşluğunda uçuyormuşum gibi hissettirmiştir. Sanırım bu nedenle seviyorum. Bir de, en azından başlangıçta, kendime yaklaşmamda çok yararı oldu bu metafizik konuların. Sonra ne oldu bilmiyorum. Şimdi ne düşünüyorum bilmiyorum. Sanırım bu nedenle, sana geçmişi yazabildiğim için yazıyorum. Yani bunları daha önceden düşünüp sindirdiğim için rahatça anlatabildim. Yoksa anlatmazdım, hayatımın bir dönemini kaplasa da, bu konulara hiç girmez havalı havalı sanat edebiyat takılırdım. :) 

Yani, içimde yer etmiş, hoşuma giden bir şeyi saklardım. Sanırım son yıllarda kendim hakkında dürüst olmamı sağlayan şey de tam olarak bu. Artık kendim olarak algılanmak istiyorum. Zaten ben hiç daha iyi algılanayım diye bir role bürünüp kendimi gösteremem. Buna gerek de yok da... İnsanlar genelde böyle yapar ya... Belki ben de yapıyorumdur tabi :). Ama anladın bence, anladın anladın... Kendimi saklamak istememek bile değil de... (çünkü hiç saklamadım). Sadece sevdiğim bir şeyi veya ilgimi çeken bir şeyi söylemek gibi. İşte böyle bir şey. İşte, tüm bu tarottur odur budur (ve hatta aşktır ve (genel) yalnızlıktır) konuları, bana bunu öğretti.

Neyse, hoşça kalın.


bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar