Son günlerde kendimi tuhaf hissediyorum. Bu seferki, his; düşünce değil. Keşke düşünce olsaydı, böylesi benim için daha kolay olurdu. Onu eğip büker ve ondan kaçardım. Ama bu sefer... onun bir şekli yok. Aslında var ama bu şekil beni üzüyor. Neden üzüyor bilmiyorum. Belki de hayal kırıklığı. Bana kendimi salak gibi hissettiriyor. Bu da kuruntu, bir anlamı bile yok. Neyin hayal kırıklığı, yıkılan kocaman bir beklentinin. Ben öyle pek beklentileri olan bir kız değilim. Ben gidip alırım bir şeyi, ben yaparım. Saçma sapan emek veririm, sonra yan taraftaki kişi... İşte bu hayalim de böyleydi. Emek verdiğim bir şey değildi, sadece bir tasarı. Bir şekli bile yoktu ama güçlüydü. Çok güçlüydü. Hayatımda ilk kez onun gerçek olabileceğini biliyorum; sanırım bu nedenle kalbim çok kırılıyor. Çünkü benim salak hayalim bu değildi, işte bunu düşünüyorum. Kendimi kocaman bir aptal gibi hissettiğimi söylemiş miydim?
Bin beş yüzüncü kez... ahahahahah, bu şekilde cümleye başladığım bir yazıyı aylar önce yazmıştım. Kendime yoğunlaşmaya karar verdim demiştim. Bu sefer farklı bir kendine yoğunlaşma! İşte bu ayarda bir yazıydı. Belki yorumlarda başka birilerini de bir güzel motive etmişimdir. Yaparım ben, herkesi motive ederim. Dün birine akıllıca şeyler söyledim, sanırım ona iyi geldi. Ne kadar akıllıca şeylerdi gerçekten. Keşke verdiğim aklın birazını kendimde de kullanabilsem. Herkese yetebilecek ama kendine yetemeyecek biri olduğumu düşünüyorum. Gerçekten böyle düşünüyorum. İşte bu nedenle de bu sefer ''farklı'' olarak... ahahahhaha. Saçma sapan. Söylediğim bir şeyi yapmam ki. Kendime söylediğim neyi yaptım Allah aşkına? Başkalarına verdiğim sözleri ölsem de tutarım ha, sakın haaa, orası kesinkes öyledir de... Ya ben? Bana vermiş olduğum sözler? Sahi, ben kendime en son neyin sözünü vermiştim ya? Hiç.
Neden kendime hiç söz vermiyorum acaba? Huyumu bildiğimden mi ki? Ne sözü versem kendime, neyi vaat etsem? Neyi yap mutlaka sana güveniyorum desem... Bin tane akıllıca ve yararlı ve sonu mutlulukla biten şey buluruz. Ama ben tatminsiz bir kızım. Bundan. Evet, kendimi sapsalak hissediyor olmam bile bundan. Bu kadar tatminsiz olursan böyle olursun işte. Kupkuru kalırsın. Hiçbir şey olmaz elinde hiçbir şey!
Hepsi benim suçum mu o zaman? Ben ne rezil ne kepaze... :) Ben rezil biri miydim sence? Ben kötü biri miydim? Şimdiki yaşamımda veya belki de geçmişteki hatırlanmamış bir hayatta? Var mıydı öyle bir hayat acaba? Buna hiç inanmadım ama bilmiyorum. Belki de ben rezil biriydim. Ondan mı bu hayatımda bu kadar salak hissettim hep? Ondan herhalde.
Bunlar kendine bile yazılmayacak şeyler. Önceden olsa yazardım hani. Daha beterini yazardım. Belki de ben bunun faturasını ödedim. Öde öde bitmeyen fatura. Daha kabarık faturalar yok muydu hayatta? Ben neden... İşte bir ''salaklık'' daha. Boşversene neden neden bozuk plak gibi takıldın kaldın. Ah, bunlar benim için çok sıkıcı haller vallahi bak. Biri karşımda şöyle olsa kaçar giderim. (Gitmem.)
Belki de yeni manipülasyonum budur ha? Belki de baktım kendimi her çeşit yolla kandırdım çözdüm hepsini, bu sefer de buna sığınıyorum. Olacak olanı baltalamak! Belki de olmaz bir şey. Ne olacak ki, ben ne istiyorum ki? Hayat dediğin hep mücadele mi ki? Ben kendimi çok gereksiz ve anlamsız ve ne mana şimdi diyeceğin yerlerde bile savuna savuna algımı yitirdim bak sana söyleyeyim sevgili okur. Harbiden ne manaydı ya, ne manaydı...
Ben sadece doğru olanı yapmak istemiştim. Hep doğru olanı yapan bir kız oldum. Bundan mı mutsuz oldum ki? Bir kere bir sırt sıvazlama yaşasaydım, tatminsiz bir kız olmaz mıydım sence? Biraz kötü olsaydım, biraz fesat... Saftiriktim de üstüne. Gerçi bunları aştım ama... Ne manaydı gerçekten. Üstüne biraz ''korkutucuydum'' da. Amannnn hepsi geçmiş zaman. Yine de... Ben niye kızgınım acaba? Ben onu arıyorum biliyor musun? Tek bulamam, bulamadım ve bulsam ne bulmasam n-... Burada bulurum belki.
En sevdiğim element su elementi. Suyu seviyorum gerçekten. Suyla bir arada olmayı. Yazın herkes sever tabi de. :) Ben en çok toprağı veya havayı severim sanırdım. Ama en çok suyu seviyorum. Su beni güzelleştiriyor bence. Daha genç oluyorum. Gençliğin ışıltısı vardır ya hani, işte öyle. Tasasız ve parlak. Öylesine genç. Ben buna mı kızgınım? Neden? Herkes kendince arayıp bulmaz mı tasasız ve parlak gençliğini? Neden kızıyorum ki? Neyi umuyordum ki?
Bu belki de bir sürü çiziğin çığlığıdır. Böyle yazınca da ne büyük laf oldu. Büyük değil miydi? Ben önemsiz miydim yani? Başkasına büyüktü de bana küçük müydü? Abarttım mı yani? Çizik çiziktir ve bende bir sürü var.
Galiba bu yüzden kendimi görmeyi de istemedim. Çiziklerle dolu biri... Ne sıkıcısın İlkayyy... Gerçekten ne sıkıcıyım. Aslında önemsemediğim şeyleri önemli önemli anlatıyorum. Kızgınlığım böyle geçmeyecek ki. Sahi, ben neye kızdım ya?
Hiçbir şeye. Bundan kızgınım sanırım. Kızmadım kızmadım şimdi boşluğa kızıyorum işte. Ben buna kızgınım. Ne komik. Sahiden komik, iç çektirecek ve önemsiz görülecek kadar komik.
Ne sıcak bir hava. Ne hızlı bir zaman. Böyle giderse bu yaz da, bu yıl da biter. Biliyor musun daha yılın başında ben bu yılımı da gözden çıkarmıştım. Bu yılımı da ahahhahahah. Ne komik.
Hep saftiriktim ben ondan. Buna kız bir şeye kızacaksan işte. Hem bir sebebin olur, yaaaa öyle sevgili okur, öyle değil mi? Hem, bir sebebim olur.
Ne önemi var? Artık yok. Her şeye rağmen benim ben olmam mucizevi. Belki de kızmamalıyım. Böylece ''aptal'' olmamalıyım. Ben benim ya. İster zaman dursun, isterse geçsin ne önemi var? Var var olmasına da... aptal olma o zaman değil mi ya?
İlk kez, kendime yoğunlaşmaya karar verdim. Nasıl yaparım bilmem. Bilmiyorum ki, belki de kimse bilmez. Herkes kendisi mi öğrenir? Ben hep kendim öğrendim. Ben buna mı kızg- Herkes ken- Kendim bir şekild- Sıkıcı.
Kendine yoğunlaşmak kendine yoğunlaşmaya karar vererek olacak iş değil. Öğrenerek bile olacak iş değil. Hele bu yazı! Sadece bir iç rahatlatması. Bir boğuk çığlık, bir sinir gülmesi, bir saçma sapan pasif agresif tepki. Hiçbirinin bir önemi yok. Belki de önemli olan bir şey yok. Önemli olan şey, yazılmayacak şeyler. Önemli şeyleri yazmazsın.
Karşılıksız kalması. Ben buna kızdım. Her seferinde hep karşılıksız kalması ve hep kendimi sorgulamam. Oysa bazen sadece, karşılığı yoktur. Sende sorun olmasa da (olsa da), sadece karşılığı yoktur. Yine de... bari bir kere olsun, ben heyecan duyarken, hala heyecanım varken, bir konuda olsun ağzıma bir parmak bal olsun çalınsaydı. Belki böylece, bu kadar üzgün hissetmezdim. Aslında üzgün hissetmiyorum. Niçin üzgün hissedeyim, bunun bile karşılığı yok. Boşluk. Ben ona ve onun için kızıyorum. Hiçbir şey düşünmeyeceğim. Düşünmemek belki de insanın kendine verebileceği tek karşılıktır. Artık geleceğim için taktak taktak adım atmak istiyorum. Hayalmiş, istekmiş, beklentiymiş ve hatta düşünmekmiş bommmmboş iş. Taktak taktak. Heyecan bile önemli değil. Gerçekten öyle. İnsan ''kendine yoğunlaşırsa'' önemli değil. Bir yerlerde heyecanı yine görür. Beklenti insanı semeleyen, ''salaklaştıran.'' Artık akıllı olmak istiyorum, olurum umarım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder