Bu süreçte öğrenmeye çalıştığım temel davranış biçimi sakin ve sabırlı olmak. Bu konuda kendimi zapt etmek benim için gerçekten zor. Hani Shrek filmlerinin birinde eşek ve Shrek at arabasıyla yolculuk ediyordu. Eşek dakika başı ''geldik mi'' diye sorduğu için herkesin başının etini yemişti ve yolculuk da aksi gibi uzadıkça uzuyordu ya; işte benim de isteklerime yaklaşımım bundan hallice :) Varış noktasına daha yolumun olduğunu bildiğim halde ''ne zaman geleceğiz'' diye diretiyorum küçük bir çocuk gibi. Oysa biraz sabırlı olsam, biraz etrafıma bakınsam, hatta biraz keyif almaya baksam yolculuktan, kendime de eziyet etmemiş olacağım ama... Ama. :)
Her dolunayda öğrendiklerimi bir bir dış dünyaya çıkarıyorum. Heybemde bunlar bunlar var diyorum kendime. Sanırım bu durum artık benim için bir nevi alışkanlık halini aldı. Hatta bu durum kendiliğinden gerçekleşiyor bile diyebilirim. Sanki ay ruhumda medcezir oluşturuyor gibi hissediyorum. Böyle, dalgalar yükselip alçalıyor ve ben bazen bu çalkantıların arasında kayboluyor gibi hissediyorum. Hayır, bu kötü bir durum değil. Çünkü çalkantılar da benliğimin bir parçası.
Sadece bana ''beni gör'' diyorlar. Çünkü ben o kadar yüksek sesle ''geldik mi'' diyorum ki, etraftan gelen sesleri duyamaz hale geliyorum. Duymak için susmalısın oysa. Duymak için susmalısın... Ama ben kelimelerin çıkardığı seslerin arasında saklambaç oynamaya o kadar alışmışım ki, sobelemenin yollarını arıyorum. Peki neyi? Bilmiyorum. Çünkü bence bu bir şeyleri yakalamaktan ziyade kazanma hazzını tatmak istemekten ileri geliyor. Kolaya kaçmaktan, bir şeyleri görmezden gelmekten; yolculuğuna yolculuğum demek yerine, kabaca yolculuk demeyi istemekten ileri geliyor. Sahiplenmekten korkmaktan ileri geliyor. Sahiplenmekten korkmaktan.
Susmanın dinlemeyi kolaylaştıracağını bana doğa öğretti sanırım. Çünkü orada her şey basit ve doğal. Doğadaki oluşumlar büyük bir sükunetle yaşamın içinde varlar ve varlıklarını dile getirme çabası içinde olmak gibi bir dertleri yok. Öyle gözüküyor en azından. :) Oysa biz insanlar öyle değiliz. Evet doğanın bir parçasıyız ama uymadığımız boşluklara yerleşmek için zorluyoruz. Bazen oraya yerleşiyoruz da. Ama böyle bir durumda yerleştiğimiz o yerde rahat edebiliyor muyuz? Tartışılır.
Var olmak dışında her şeyi yapıyoruz. Zaman öyle hızlı akıyor ki, telaşa kapılıyoruz. Oysa zamanı bu kadar hızlı akıtan da bizler değil miyiz? Her şey tükeniyor. Ama en çok da benliğimiz. Sanki zamanın içinde eriyip gidiyor. Var olmanın güzelliğini keşfettiğimizde var olanları fark edebilir miyiz peki? Genel konuşmak hep yanıltır. Genel konuşmak bir çeşit ''sobelemece'' taktiğidir. Belki de artık benim için ''ben'' deme zamanı gelmiştir. Kullandığım iyelik ve kişi eklerini düzenlemeliyim sadece. Bu kadar basit. Var olmak kadar basit. Önemli olan varlığı sürdürmek.
bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.
![]() |
| (Sanat Kitabı, Alfa Yayıncılık). |

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder