Yeni Yıl Turtası | Kelime Oyunu 54

 

Giriş Notu: Bu yazımı taaa eski bloğumda, 13 Aralık 2021 tarihinde, yayınlamıştım. Hatta hatırlıyorum (o zamanlar üniversitedeydim) derse geç kalmama neden olmuştu. :) Neyse. Bir yeni yıl öyküsü. İyi okumalar.


''Yıldızın ışıl ışıl parlıyor gece göğünde,

Bana senin sesinden şarkılar fısıldıyor.

Gözlerimi kapatıyorum

Ve etraf ışığınla aydınlanıyor.

Ama sen yoksun…''

 

Noel Anne öleli tamı tamına 302 yıl 256 gün 22 saat 7 dakika 16 saniye geçmişti. Noel Baba, onun yokluğunun her bir saniyesini yüreğinin çarpışında hissediyordu. Yüreği artık eskisi gibi atmıyordu. Bir şeyler eksikti. Noel Baba aradan geçen asırlar sonrasında eksik olan bu şeyin hep orada kalacağını kabullendi. Özellikle de son yıllarda –son çeyrek asırdır iyice- kendini bir hayli salmış, tanınmaz hale gelmişti. Belki sakallarına çeki düzen verse veya öğünlerine dikkat etse görüntüsü eski haline çabucak dönebilirdi. Çünkü göklerde zaman farklı işlerdi. Ancak Noel Baba’nın eski haline dönebilmesi için bundan çok daha fazlası gerekliydi. Zaman onun için hızla, hem de ölümcül bir hızla ilerlemişti. Önceden ona sevimli bir hava katan ak saçlarıyla sakalları birbirine girmişti ve bu karmaşıklığın arasından parlayan gözleri öfkeyle bakıyordu. Yeryüzünden nefret ediyordu. Gülüşünden geriye yalnızca anılarda kendini gösteren bir hayalet kalmıştı.

Kuzey rüzgarları acımasızca eserken Noel Baba bulutların arasında kaybolmuştu. Kar yağacaktı. Soğuk değil ama kar taneleri içini titretmişti. Kar kristallerinden nefret ediyordu. Tam 302 yıldır. Her yılın son gününde söylediği şiiri yeni bitirmişti. Şiir tüm gökyüzünde yankılanıyordu şimdi. Siyah pelerinine iyice sarıldı. Kırmızı kürkünü çıkaralı asırlar geçmişti. Her yıl yeni yıl zamanı yeryüzüne inerken giydiği üniformasını yıllardır giymeye cesaret edemediği için onu odasında çürümeye bırakmıştı. Hem zaten artık bir önemi kalmamıştı. Çocuklar yıllardır ondan bir hediye almıyorlardı. Yeryüzüne bir daha asla inmeyeceğine dair kendine bir yemin etmişti ve bu yemini bozmaya hiç mi hiç niyeti yoktu.

Noel Baba aniden bir ses duydu. Rüzgara dikkat kesildi. Yine fısıltılar mıydı acaba? Her yeni yılda çocukların isteklerini getirirdi rüzgar. Ama ses yeryüzünden gelmiyordu. Gökyüzünden de. Noel Baba korkmuş ve heyecanlanmıştı. O ismi söylemek bile yüreğini acıtıyordu. Karşılık alamamaktan eskisinden de daha çok korkuyordu. Çünkü yüreği artık dayanıksızdı. Onu da Noel giysileri gibi çürümeye bırakmıştı.

‘’Yürü!’’ dedi sert bir ses. Noel Baba bu sesi anında tanıdı.

‘’Gabriella,’’ diye fısıldadı önleyemediği bir sevinçle ‘’burada mısın?’’  Bu bir sorudan çok dilekti. Ses yalnızca az evvel söylediğini tekrarladı. ‘’Yürü!’’

Noel Baba karşı koyamadığı bir gücün etkisiyle rüzgarı arkasına alarak bulutlar üzerinde yürümeye başladı. Yüreği bir çocuğun kalbi gibi heyecanla çarpıyordu. Bu heyecan onu korkuttu. Hayal kırıklığı yaşamayı istemiyordu. Kalbinin bunu bir kez daha kaldıracağından emin değildi. Ancak onu harekete geçiren içindeki bu güce karşı koyması ne mümkündü! O da yalnızca itaat etti. 

Yıllardır girmekten çekindiği evlerine girmişti. Evin her yanını sarmaşıklar sarmıştı. Çürümeye yüz tutmuş kapıyı zorlukla açtı. Kapıdan çıkan gıcırtılardan korkan gök fareleri oradan oraya kaçıştılar. 

‘’Önce temizlik!’’ dedi Gabriella’nın sesi. 

Noel Baba ‘’ama!..’’ diye itiraz edecek olduysa da bunu başaramadı. Adeta ağzı mühürlenmişti. Az evvel karşı koyamadığı güç onu yeniden ele geçirmiş gibiydi. Mutfağı sildi süpürdü. Ancak duramadı. Salona geçti ve ardından da evin diğer odalarına. En zoru da biricik eşiyle paylaştığı odasına girmek olmuştu. Ancak ses baskın çıktı. Noel Baba orayı da temizledikten sonra kendini gıcırdayan kanepeye bıraktı. ‘’Gab…’’ diyecek oldu. Eğer burada yanındaysa karısını görmek istiyordu. Ama yalnızca ses karşıladı onu. Dudakları bir kez daha mühürlendi.

‘’Şimdi çileklerden turta yapacaksın!’’ dedi Gabriella. Noel Anne her yılbaşında herkese yetecek kadar çilekli turta yapar ve Noel Babayla birlikte kızağa atlayarak yeryüzüne inerdi. Bu turtanın kokusu bile yeryüzünün havasına bir tutam huzur, birkaç tutam dostluk ve bolca mutluluk katardı. Turtalar her mutfakta bir şekilde yerlerini alırdı. Evsiz insanlar iyice sarındıkları örtülerinin arasından baktıklarında yanı başlarında lezzetli sıcacık bir tabak turta bulurlardı. Çilekli turta, Noel Anne’nin özel yılbaşı tatlısıydı ve tarifini ondan başka bilen yoktu. Ta ki şu ana kadar.

Noel Baba kollarını sıvayarak içine dolan bir ilhamla bu turtayı yapmaya başladı. Ses ona ne yapması gerektiğini aynı buyurgan tonda söylüyordu. Arada da azarlamayı ihmal etmiyordu tabi. Noel Baba şaşkındı. Aynı zamanda içindeki bir nokta yıllar sonrasında ilk kez kıpırdamıştı. Eğer biri onu uzaktan izleseydi bir şeylerin değiştiğini rahatlıkla görebilirdi. Ancak Noel Baba yalnızdı, hem de yıllardır.

Noel Baba yüreğinde duyduğu sesi dinleyerek yeni yıl turtasını hazırladı. Fırından çıkan turtaları kızağına yerleştirdi ve yıllar sonra ilk kez yeryüzüne indi. Noel Anne’yi yıllarca gökyüzünde beklemişti. Bu bekleyiş uğruna yıllarını feda etmişti. Oysa onun göklerde olmadığını şimdi anlıyordu. O yüreğindeydi ve yeni yılda heyecanla çarpan diğer tüm yüreklerde. İşte bu yeni yılda Noel Baba 302 yıl sonra ilk kez yeryüzüne iniyordu. Biricik karısını çocukların sevinçle parlayan gözlerinde hissedecekti. Ses bunu ona söylemese de, o bundan emindi.

Son.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar