Giriş Notu: Bu yazımı taaa eski bloğumda, 13 Aralık 2021 tarihinde, yayınlamıştım. Hatta hatırlıyorum (o zamanlar üniversitedeydim) derse geç kalmama neden olmuştu. :) Neyse. Bir yeni yıl öyküsü. İyi okumalar.
''Yıldızın
ışıl ışıl parlıyor gece göğünde,
Bana
senin sesinden şarkılar fısıldıyor.
Gözlerimi
kapatıyorum
Ve etraf
ışığınla aydınlanıyor.
Ama sen
yoksun…''
Noel Anne öleli tamı tamına 302 yıl 256 gün 22 saat
7 dakika 16 saniye geçmişti. Noel Baba, onun yokluğunun her bir saniyesini
yüreğinin çarpışında hissediyordu. Yüreği artık eskisi gibi atmıyordu. Bir
şeyler eksikti. Noel Baba aradan geçen asırlar sonrasında eksik olan bu şeyin
hep orada kalacağını kabullendi. Özellikle de son yıllarda –son çeyrek asırdır
iyice- kendini bir hayli salmış, tanınmaz hale gelmişti. Belki sakallarına çeki
düzen verse veya öğünlerine dikkat etse görüntüsü eski haline çabucak dönebilirdi.
Çünkü göklerde zaman farklı işlerdi. Ancak Noel Baba’nın eski haline
dönebilmesi için bundan çok daha fazlası gerekliydi. Zaman onun için hızla, hem
de ölümcül bir hızla ilerlemişti. Önceden ona sevimli bir hava katan ak
saçlarıyla sakalları birbirine girmişti ve bu karmaşıklığın arasından parlayan
gözleri öfkeyle bakıyordu. Yeryüzünden nefret ediyordu. Gülüşünden geriye
yalnızca anılarda kendini gösteren bir hayalet kalmıştı.
Kuzey rüzgarları acımasızca eserken Noel
Baba bulutların arasında kaybolmuştu. Kar yağacaktı. Soğuk değil ama kar
taneleri içini titretmişti. Kar kristallerinden nefret ediyordu. Tam 302
yıldır. Her yılın son gününde söylediği şiiri yeni bitirmişti. Şiir tüm
gökyüzünde yankılanıyordu şimdi. Siyah pelerinine iyice sarıldı. Kırmızı kürkünü çıkaralı
asırlar geçmişti. Her yıl yeni yıl zamanı yeryüzüne inerken giydiği
üniformasını yıllardır giymeye cesaret edemediği için onu odasında çürümeye
bırakmıştı. Hem zaten artık bir önemi kalmamıştı. Çocuklar yıllardır ondan bir
hediye almıyorlardı. Yeryüzüne bir daha asla inmeyeceğine dair kendine
bir yemin etmişti ve
bu yemini bozmaya hiç mi hiç niyeti yoktu.
Noel Baba aniden bir ses duydu. Rüzgara dikkat
kesildi. Yine fısıltılar mıydı acaba? Her yeni yılda çocukların isteklerini
getirirdi rüzgar. Ama ses yeryüzünden gelmiyordu. Gökyüzünden de. Noel Baba
korkmuş ve heyecanlanmıştı. O ismi söylemek bile yüreğini acıtıyordu. Karşılık
alamamaktan eskisinden de daha çok korkuyordu. Çünkü yüreği artık dayanıksızdı.
Onu da Noel giysileri gibi çürümeye bırakmıştı.
‘’Yürü!’’ dedi sert bir ses. Noel Baba bu sesi
anında tanıdı.
‘’Gabriella,’’ diye fısıldadı önleyemediği bir
sevinçle ‘’burada mısın?’’ Bu bir sorudan çok dilekti. Ses yalnızca az
evvel söylediğini tekrarladı. ‘’Yürü!’’
Noel Baba karşı koyamadığı bir gücün etkisiyle
rüzgarı arkasına alarak bulutlar üzerinde yürümeye başladı. Yüreği bir çocuğun
kalbi gibi heyecanla çarpıyordu. Bu heyecan onu korkuttu. Hayal kırıklığı
yaşamayı istemiyordu. Kalbinin bunu bir kez daha kaldıracağından emin değildi.
Ancak onu harekete geçiren içindeki bu güce karşı koyması ne mümkündü! O da
yalnızca itaat etti.
Yıllardır girmekten çekindiği evlerine girmişti.
Evin her yanını sarmaşıklar sarmıştı. Çürümeye yüz tutmuş kapıyı zorlukla açtı.
Kapıdan çıkan gıcırtılardan korkan gök fareleri oradan oraya kaçıştılar.
‘’Önce temizlik!’’ dedi Gabriella’nın sesi.
Noel Baba ‘’ama!..’’ diye itiraz edecek olduysa da
bunu başaramadı. Adeta ağzı mühürlenmişti. Az evvel karşı koyamadığı güç onu
yeniden ele geçirmiş gibiydi. Mutfağı sildi süpürdü. Ancak duramadı. Salona
geçti ve ardından da evin diğer odalarına. En zoru da biricik eşiyle paylaştığı
odasına girmek olmuştu. Ancak ses baskın çıktı. Noel Baba orayı da
temizledikten sonra kendini gıcırdayan kanepeye bıraktı. ‘’Gab…’’ diyecek oldu.
Eğer burada yanındaysa karısını görmek istiyordu. Ama yalnızca ses karşıladı onu.
Dudakları bir kez daha mühürlendi.
‘’Şimdi çileklerden turta yapacaksın!’’
dedi Gabriella. Noel Anne her yılbaşında herkese yetecek kadar çilekli turta
yapar ve Noel Babayla birlikte kızağa atlayarak yeryüzüne inerdi. Bu turtanın
kokusu bile yeryüzünün havasına bir tutam huzur, birkaç tutam dostluk ve bolca
mutluluk katardı. Turtalar her mutfakta bir şekilde yerlerini alırdı. Evsiz
insanlar iyice sarındıkları örtülerinin arasından baktıklarında yanı başlarında
lezzetli sıcacık bir tabak turta bulurlardı. Çilekli turta, Noel Anne’nin özel
yılbaşı tatlısıydı ve tarifini ondan başka bilen yoktu. Ta ki şu ana kadar.
Noel Baba kollarını sıvayarak içine dolan bir
ilhamla bu turtayı yapmaya başladı. Ses ona ne yapması gerektiğini aynı
buyurgan tonda söylüyordu. Arada da azarlamayı ihmal etmiyordu tabi. Noel Baba
şaşkındı. Aynı zamanda içindeki bir nokta yıllar sonrasında ilk kez
kıpırdamıştı. Eğer biri onu uzaktan izleseydi bir şeylerin değiştiğini
rahatlıkla görebilirdi. Ancak Noel Baba yalnızdı, hem de yıllardır.
Noel Baba yüreğinde duyduğu sesi dinleyerek yeni
yıl turtasını hazırladı. Fırından çıkan turtaları kızağına yerleştirdi ve
yıllar sonra ilk kez yeryüzüne indi. Noel Anne’yi yıllarca gökyüzünde
beklemişti. Bu bekleyiş uğruna yıllarını feda etmişti. Oysa onun
göklerde olmadığını şimdi anlıyordu. O yüreğindeydi ve yeni yılda heyecanla
çarpan diğer tüm yüreklerde. İşte bu yeni yılda Noel Baba 302 yıl sonra ilk kez
yeryüzüne iniyordu. Biricik karısını çocukların sevinçle parlayan gözlerinde
hissedecekti. Ses bunu ona söylemese de, o bundan emindi.
Son.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder