Ocak 2026.

 

Yeni bir yıldan herkese merhaba.

Nihayet eskisi gibi hissediyorum. Bu his bana ne yapmam gerektiği konusunda pusula olacak biliyorum. Aynı zamanda bu hissi bu yılımın hayat görüşü ve bir çeşit kavramı olarak şimdiden belirliyorum: İrade. Genelde yılın sonunda o yılı tanımlayan bir kavram belirlenir. Ancak bence bunu yılın başında yapmak çok daha faydacı bir yaklaşım. Her şey olup bittikten sonra verilmiş isimler genelde kişilere yarar sağlamıyor. 

İhtiyacım olan şeyin iç disiplin olduğunu fark ettim. Pek tabii bu da irade kavramını içselleştirmekten geçiyor. Böylece disiplin, benimsediğimiz bir zihinsel yapı halini alıyor ve içimizde yer buluyor. Ben görüp görebileceğiniz en sert iradeye sahip insanlardan biri olabilirdim. Önceden. Zamanla bu özelliğimin yerinde yeller esmeye, hatta tam tersi bir insana dönüşmeye başladım. Ancak benim için iradeli olmak ve adımlarını bu sağlamlıkta atmak her zaman önemli bir nokta olmuştur. Çünkü böylece, pes etmezsin. Dener ve bunun da ötesinde, olacağını bilerek ilerlersin.

Bu yıldan beklentilerim var. Buna dair eylemlerde de bulunacağım. Ne olursa olsun geri adım atmayacak, açık olacak ve bu yılı yaşayacağım. Yaşanmış durumları anımsamak, ihtimallere birer isim bulmaktan çok daha ferah bir his bunu biliyorum. 

Az evvel bu yıl için aldığım ajandayı detaylı inceledim. Gerçekten çok sevdim! Güzel bir tasarımı var. (Merak edenler için ajandamdan şu yazımda bahsetmiştim.) Bu yıl, daha evvelki yıllarda ertelediğim veya başlasam bile yarım bıraktığım her şeyi yapacağım. Sonuca dair tahminler yürütmeden adımlar atacak ve ilerleyeceğim. Daha mantıklı olacağım ancak daha çok düşüncelerimi kurcalamayacağım (zaten mantıklı düşünmenin ön koşulu budur, şşş). Daha çok üretmeye, var etmeye, öğrenmeye açık olacağım. Ve izin vereceğim, kalbimin evet dediği şeylere izin vereceğim.

Yeni yıla girerken dışarı çıktım. Havai fişekleri normalde sevmem ama yeni yıla giriş anlarını onlar olmadan düşünemiyorum. Yeni yılın gelişini bildiren bu parıltılar, beni adeta çocukluğumla bugünümde aynı anda var ediyorlar. Her yeni yıla giriş anında hızlıca bir dilek, eğer önceden çalışmışsam birkaç dilek, sıralarım. Bunu yine yaptım. Tam o anda yan komşularımız 10'dan geriye saymaya başladılar ve ben de onlara katıldım. Bu, iyi talihe işaretti. 

Sonra bir yıldız bulma umuduyla gökyüzüne döndüm. Gökyüzünün görebildiğim yarısını gece bulutları kaplarken, diğer yarısında birkaç yıldız ışıldıyordu. Bu da iyi talihe ikinci bir işaretti. Önce bir yıldıza dokundum, ilk dilek. Ah olmadı, daha güzel ifade etmeliyim! (Oh, havai fişekler hala patlıyor.) İşte, aynı yıldız. Bir kez daha aynı cümle... Olsun, sıradaki... zaman geçiyor! İkinci dilek. Üçüncü. Dördüncü. Beşinci... Yıldızlar mı çoğaldı ne?

Yıldız bulmaca oyunumu biliyor musun? Bu oyunu Neptün'de çok oynardık. :P Özellikle de bulutlu veya puslu havalarda oynarsan tadı çıkar. Ya da kirli ışıkla dolu bir gökte. Yaaa, rahatlıkla oynayabileceğin bir oyun yani ahhahahah. :) İşte, bulutlu bir gökyüzünde -ama aralarda açıklıklar da olmalı, yoksa o da olmaz- bir yıldız bulacaksın. Mutlaka biri iricedir ve gözüne ilişir. Ona gözlerini dikecek ve sonra da tutacaksın. Sonra fark edeceksin ki hemen yanında bir ikincisi parlıyor. Sonra cılız başka bir ışık, sonra bir diğeri, diğeri, diğeri... Gökyüzünün, öyle bir gökyüzünün bile yıldızlarla dolu olduğunu kavrayacak ve çok kıymetli bir şeyi bulmuş biri gibi hissedeceksin. Böyle hissetmek için fazla ''yaşlıysan'' çocukluğunda oynadığın bir oyunda çoğunluğu yendiğin andaki hınzır kazanma hissini bir küçük hissedeceksin. Tıpkı iğne batması gibi. Bu yerine göre tuhaf, yerine göre tatlı gelecek. Senin ''yaşlılık'' seviyene göre değişir.

Dileklerimi diledikten ve 2026'ya ''hoş geldin 2026'' dedikten sonra (nezaket önce gelir) biraz gökyüzünü izledim. Ah, bunu çok özlemişim! Havalar soğuduğundan beri yapamadım. Aslında geçen hafta baya kötü bir gribimsi hastalık geçirdim ve yeni toparlandım ama yine de bu gece üşümedim ki! Bulutlar bile o kadar yumuşaktı ki, bulutlarla yıldızların dansını izlemeden içeri giremedim işte. Sonra gözüme bir ışıltı çarptı: Sevgili dostum Ay. Gece bulutlarından yüzüne tül yapmış, yeni bir yılı karşılayan yeryüzünü gözlüyordu. Bunu kim bilir kaç saattir yapıyor olacak, biraz uyukluyor gibiydi ama bozuntuya vermedim. Çevresinde rengarenk bir hare vardı. Gökkuşağından bir hulahopu eteklerine tutturmuş soluklanıyordu. Onun bu hali beni pek bir eğlendirdi. Hatta tost makinesinden hallice olan telefon kameramla birkaç pozunu yakalamaya çalıştım ama kendimi veya telefonumu düşürmemek için çok da riske giremedim (bu nedenle görüntü yok). Yine de işte senin için onun bir resmini yazdım (gördün mü?).

Pek tabii hala içeri girmek istemiyordum. Böyle bir geceyi soluyabildiğim kadar... Ah hayır, gerçekten soluyamadım çünkü pis bir hava vardı! Ama güzelliği soludum. Bunu özlediğimi fark ettim. Güzelliği solumayı... Bunun ne olduğunu biliyor musun? Tabi ki biliyorsun! Sana bir sır vereceğim, şşşş, aramızda. Bu bloğu yalnızca güzelliği soluyabilen insanlar bulabilirler (Dünyalı bile olsalar evet). Zaten Neptünlü insanlar veya Uranüslüler veya Venüslüler veya başka galaksiden olanlar, insanlar, evet onlar da... Sahi, acaba onlar da bu bloğu bulabilirler mi? Belki bu yıl bu blog onları bulur. Ya da bu bloğun sahibesi. Olabilir.

İşte ne diyordum, bu bloğu yalnızca güzelliği soluyabilen insanlar bulabilir. Evet görebilmek yetmez, çünkü bunu her insan yapabilir. Evet, hepsi! Ama güzelliği herkes soluyamaz. Bu nedenle de, işte, bu bloğu yalnızca güzelliği soluyabilme yeteneğine sahip olanlar veya zamanla bu yeteneği edinebilenler bulabilir. Bu bir Neptün büyüsü (aramızda). İşte bu nedenle içim rahat. Sen, ne dediğimi zaten anlamışsındır sevgili okurcuğum.

Bir de içeri girmeden, evet evet bunu yapmadan olmazdı biliyorsun, uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yaptım: Yıldız postasına mektup bıraktım. Bunu yapmadan evvel kısa bir duraksama anı geçirdim tabii. Çünkü gece bulutlarının hareketi gökyüzünü bir denize çevirmiş gibiydi. Hatta öyle ki, sanki bulutlar sabit duruyorlardı da, onun ardındaki seçebildiğim boşluklardan akan yıldızlar (evet yıldız bulmaca oyunu sayesinde sayılarını artırmıştım ve evet gerçekten de gözle görülür şekilde artmıştı - tabii rüzgar da yardımcı olmuş olabilir...) ve sevgili Ay (hala uyukluyordu) hareket ediyor gibi gözüküyorlardı. Bu beni önce hayran bıraktı, sonra güldürdü, sonra çimdikledi. Tabii ya, yıldız postası... 

Alelacele bir mektup yazdım ve sonuna bir soru iliştirdim. Burası özel kısma giriyor, sana mektubumu açıp okuyamam (zaten artık postalandı). Ancak nasıl yıldız postası bırakabileceğini öğretebilirim. Bunu her gece yapabilirsin. Gökyüzünde yıldız olması yeterli. Eğer ki gündüzleri de (Güneş dışındaki) yıldızları görmek gibi bir süper gücün varsa (belki sen de Marslı falansındır :) onu bilemem. İşte! Yıldızların tek tükten galaksiye varan herhangi bir aralıkta parlayabildiği bir gecede dışarı çıkıyorsun (pencereden bakış da kabul tamam). Sonra bir yıldız seçiyorsun - ya da o seni seçiyor. Ona bakarak (gözlerini de kapatabilirsin) mektup yazıyorsun. İç sesinle. Mektubunu üç şekilde gönderebilirsin. Aksi halde komik olur ve zaten yıldızların da diğer seçeneklere tahammülü yoktur (aramızda).

1. Geçmişten tanıdığın, şu an Dünya'da olan ama konuşmadığın ya da Dünya'da artık olmayan birine yazabilirsin. (Dünya'daysa konuşmuyor olmalısınız, yoksa yıldızlar sizi ciddiye almaz. Tanıdığın birini arayıp sormalısın neticede. Yıldızların buna tahammülü yoktur!)

2. Şu an tanıdığın ama konuşmadığın birine yazabilirsin. (Onu özlüyorsan, yıldızlar bu mazareti kabul ederler.)

3. Gelecekte tanıyacağın birine ya da kendine yazabilirsin. (En güzel sorular da onlara sorulur - bir hile.)

Ben de bir mektup postaladım. Cevabım anında geldi. Yıldızlar bu geceki mutluluğumu hissetmiş olmalılar. Çünkü yüreğim o denli kabardı ki, binlerce ışık yılı öteden bile görülebildiğine eminim. Ruhumu hissettim. Güzelliği, umudu ve sevgiyi, tüm ruhumda hissettim. Çünkü öyle güzel bir gökyüzünü izlerken, zaten aksini yapamazdım. Bence sen de yapamazdın. Çünkü güzelliği soluyanlar bunu bilirler.

Dilerim güzel bir yılı deneyimleyelim.


Siz bu yılınız veya sadece bu ocak ayınız için yılınızı\ ayınızı tanımlamasını istediğiniz veya size yön gösterecek bir kelime belirleyecek olsanız, neyi seçerdiniz?


bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar