Olsaydı veya olursa, evrenin neresine gitmek isterdiniz, istersiniz? | Ağaç Ev Sohbetleri 171



Giriş Notu: Bu yazıyı 29 Kasım 2022 tarihinde yazmışım. Ama yine çok benden olduğu için güncel blog arşivime katmak istiyorum. İyi okumalar.


''Olsaydı veya olursa, evrenin neresine gitmek isterdiniz, istersiniz?''

Küçüklüğümden beri yıldızları izlemeyi çok severim. Hatta küçükken orada, yıldızların arasında, bir evim olsa, yazlık gibi falan, ne güzel olurdu diye düşünürdüm. Ama yazlık istemem ben. En sevdiğim mevsim baharlar. Artık ilkbaharcıyım hatta, sonbaharın yarısı fazla gri cık cık cık. Nisan ayının tamamını bu uzay boşluğunda süzülen baharlık evimde geçirebilirim.

Bir nevi Tardis gibi ha, ne dersin? Doktor'un yanında yol arkadaşı olmak da ortaokulun son, lisenin ilk yıllarındaki kariyer hedefimdi. Tabii bir Zaman Lordu aniden karşıma çıkmadığı için bu hayalime de elveda dedim çok geçmeden. Sonra da hukuk okuyacağım ben! demiştim ama o da benlik değilmiş. Belki yol arkadaşlarının iş tanımlarını savunan ünlü bir uzay birliği avukatı olabilirdim başka bir evrende en güzel halimle. Ama avukat olmak hayalim değildi çok da. Zaten sonra üç beş kez fikrim değişti. Şimdi kararlıyım ama! Ben çocuklarla yıldız gezisi yapacağımız Satürn'ün halkasına kurulmuş sevimli bir okulda öğretmen olacağım! Dünya'da öğretmen olmak için eğitim aldım ama olsun. Satürn'ün öğretmenlik sınavına girip atanmayı düşüneceğim. Özel okulu mu denesem yoksa? Yok yok iyisi mi, hayal bu ya, ben kendi okulumu açayım. Hem belki... Bir yıldız gezimizde Han Solo'yla çarpışırız.

Ya da aylak aylak gezeceğim ben. Belki bir uzaylı kardeş elimden tutar da çeker alır beni beyaz uzay gemisine. Sonra birlikte -tabii tüm mürettebat falan- ışık hızına çıkar aksiyon yaşarız. Ben yaşarım yani. Tabii onlar alışık. Ben ne bileyim, uzay gemisine mi binmişim hayatımda... Sonra o şaşkınlığım komik gelirdi belki onlara. Isınırlardı bana ve beni fazladan gezdirirlerdi beynimi açma seçeneğini bir kenara bırakıp. Birlikte kara deliklerin kapısına dayanır içeri bakardık. Acaba diyorum, ne görürdüm orada? Kendi kafamın arkasını mı? Hey sen, diye bağırırdım belki, senin adın ne? Cevap alamadan uyanırdım, uzay gemisinde canıımm.

Sonra bana senin adın ne derdi önlüklü mürettebat. Çocukken bir keresinde uzaylılar tarafından kaçırılmıştım, rüyamda. Aslında korkunç değildi ama korkmuştum. Neredeyim ben olmuştum. Korkma dünyalı biz dostuz dememişlerdi. Beni gezdirmemişlerdi bile! Hiç de misafirperver değillermiş. Ama hayalimdekiler böyle değil. Zaten benim kimseye ihtiyacım yok!

"Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi yoksa bu uzayda* başka türlü yaşamak da mümkün mü?" Ben bu galaksinin ötesini görmek istiyorum. Orada bir gezegene gitmek. Farklı bir gezegene. Ama ya beni oradan kovarlarsa? Ya orada uzaylılar bile yoksa ve ben uzaylı halimle öylece kalakalırsam? Issız bir yere gitmek mi, yoksa yaşam olan bir gezegene gitmek mi iyi olur acaba? Kutudan ne çıkacağı belirsiz tabii. Belki de aşmış bir medeniyettir. Beşinci seviyeye ulaşmış falan. Ama o zaman da beni yine istemezler ki! Dünyalısın sen derler. Neden distopik hayaller kuruyorum?.. Tamam toparlayacağım!

Velhasıl kelam, eğer uzayda bir yere gidebilecek olsaydım; yanında bonus olarak bir joker hakkımı kullanabilir miyim acaba derdim. Evet telefon joker hakkı. Dıt dıt dıt! Tüh aradığım numaraya ulaşılamıyormuş... İyi madem, tek başıma öylece gideyim ben de. Hem kervanı yolda tam ederim; aaa şurada bir kara delik varmış, bura da Andromeda galiba...

Güç seninle olsun!

:)


Not: (*) Burada uyarladığım alıntı Samed Behrengi'nin Küçük Kara Balık isimli kitabından bir alıntı: ''Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü?''

Not 2: Belki de artık beni gezdirmeyi kabul ederler, Dünyalı değil Neptünlü olduğum için. (Yıldızlara seslenir.) ''Hu huuu, orada kimse var mı?'' 

Not 3: Bu arada gerçekten uzaylılar tarafından (evet tarafından ahahahh) kaçırıldığım bir rüya gördüm. Hatta o yaz 4. sınıfa geçmiştim. Hayatta en çok korktuğum ilk şey İngilizceyi öğrenememek, ikincisi uzaylılar tarafından kaçırılmaktı :).



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar