Giriş Notu: Yine Kelime Oyunu etkinliğinden bir öykü. Bu öyküyü 16 Mart 2021 tarihinde yayınlamışım. O zamanlar üniversiteydim. Uzaktan mı eğitimdi acaba? Tam hatırlamıyorum. Yine de sanırım öyleydi. Bir dersimde işlediğimiz yazma (konuşma veya dinleme de olabilir bak... ne eğitimiydi ki o dersin adı... unuttum ama etkinliği hatırlıyorum) etkinliklerinden birini kendim bir öykümü yazarken kullanmışım. :) Cansız bir nesnenin ağzından olayları anlatmak. Keyifli olmuş bencesi. :) İyi okumalar.
Bugün benim doğum günüm. Tarih mi? Bilmiyorum. Bugün benim doğum günüm, çünkü gün yüzüne çıktım. O karanlık çekmeceden, sonunda çıktım. Yeni evimdeyim. Baştan başlamak heyecanlandırıyor beni. Yerimi başta yadırgadım ama şimdi alıştım. Yine de eskiyi özlüyorum. Yabancılık çektiğim çok şey var. Etrafımdaki renk renk komşularım, beni her seferinde heyecanlandıran nadir buluşmalarım ve kelimeler... Ah kelimeler! Öyle çok değişmişler ki. Yine de şanslıyım. Sanırım şu renkli tükenmez kalemlerin yerinde olsaydım kahrımdan ölürdüm.
Nesillerdir yarenlik ediyorum bu aileye. Ne çok şey paylaştık birlikte. Bazen en derin duygularını döktüm kelimelere, bazense en açık isteklerini. Kelimeler ve düşünceler arasındaki rabıtayı kurdum ben. Ele geçince çözülemesin diye ne olduğunu bir tek aşıkların bildiği muğlak mesajlar dizdim mektuplara. Bazense pestenkerani fikirleri gelişigüzel yazdım dağılmaya yüz tutmuş defterlere. Yaşlıyım, bu doğru. Kabullendim artık. Pek çok arkadaşımı geçmişin tozlu anılarında bıraktım. Ya bozuldular, ya bir köşeye atıldılar. Neredeler bilmiyorum. Geçmişi düşünmek kavi olmayı gerektiriyor. Üstelik düşündüğüm sadece kendi geçmişim değil. Yılların belleğini kaydettim. Hepsi benim mürekkebimden aktı kağıtlara. Yol arkadaşlarım bile değişti. Şimdilerde bembeyaz yüzeylere siyah kelimeleri kazıyorum. Çok hoşuma gidiyor. Kapağımın her açılışında sevgilisiyle buluşacak aşıklar gibi hissediyorum. O hissi de bilirim. Az mektup yazmadık hani.
Aslında pek bir beklentim yok artık. Dedesinden yadigar kaldım bu gence. Şimdiki gençler daha heyecanlı. Beni ne yapsın, diye düşünüyorum bazen. Eskiden öyle miydi ya? Ah eskiler eskiler... Ama yine de buradayım işte. Geçtim zamanın içinden. Ta buralara geldim, işte. Az şey mi bu? Az şey mi gördüklerim? Daha gencecik bir kalemken sergilendiğim vitrinde bize yoldaşlık eden görmüş geçirmiş bir siyah dolma kalemi vardı yanımda. O zamanlar anlamamıştım dediğini. Şimdi anlıyorum. Onun gibi bir sürü kelimeyle buluştuktan sonra anlıyorum. Diğerkâm olmak önemli bizim işimizde, demişti. Doğru. Diğerkâmlık önemli. Ne derse kelime sahibi onu yazar çizeriz. Şu içimi kararttı diyemezsin ki. O ne derse, o işte.
O ses de ne? Galiba geliyor bizimki. Çok nadir kullanıyor beni. Oysa ne çok seviyorum beyaz yüzeyde kayıp gitmeyi. Ama bıktım duygusuz kelimelerden. Yine mi dilekçe yazdıracak bana acaba? Ah bir sıkıcı görseniz. Bana aşk mektuplarımı verin!..
Notlar (hepsi TDK resmi sitesinden alınmıştır):
Rabıta: Bağ.
Pestenkerani: Saçma.
Kavi: Dayanıklı, güçlü, zorlu olan.
Diğerkâm: Özgeci. (Yani manasııı: ''Bireyin herhangi bir çıkar gözetmeden, dışarıdan ödül beklemeden hatta bazen de bir bedel ödeyerek diğer bireylerin veya toplumun iyiliği uğruna fedakârlıkta bulunmasını prensip edinen bir tutumdur'' - Google Amca).
* Bu kelimeler etkinlik için o hafta seçilmiş kelimelermiş. Bu etkinlikte o hafta seçilen kelimeleri öykü içinde kullanıyorduk. Ben de size güzellik yapıp anlamlarını paylaştım, ricalar. :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder