Dudu perinin kızlarının fanilerle evlenmesi hakkındaki çekincelerini anlıyorum ve hatta arttırıyorum, onu haklı bulduğum bazı noktalar var. Ancak Dudu perinin bu konudaki katı tavrını anlamak için onun inanç ve yargılarını şekillendiren olayların yaşandığı gençlik yıllarına göz atmamızda yarar var. Öhömmmm...
Dudu peri henüz genç bir periyken -o yıllarda henüz sonrasında eşi olacak Tacettin ile tanışmamışlardı- babası, annesi ve kendisini başka bir kadın için terk etmiş, üstüne o kadından bir çocuk daha yapmıştı (şimdilik bu konuyu burada bırakıyorum). Bu olayın ardından pek tabii haklı olarak Dudu'nun annesi Merzuka peri perişan olmuş ve anne kız kötü günler yaşamıştı. Annesinin bu kalp kırıklığına yakından şahit olan genç Dudu için babasını kaybetmek bir yana, aşka dair inancı da sarsılmış ve kendisinde kalp kırıklığı korkusu oluşmuştu.
Bu olaydan çok geçmeden Dudu, genç ve yakışıklı Tacettin ile tanışmış ve ikili yıldırım aşkıyla evlenmişti. Biliyorsunuz ki Tacettin bir faniydi ve Dudu onun fani olduğunu, Tacettin de Dudu'nun peri olduğunu bilerek evlenmişlerdi. Hatta ikilinin bu aşk dolu evlilikten ikiz kızları olan Eda ile Betüş doğmuştu. Ancak ne yazık ki bu mutlu aile tablosu çok sürmedi. Bu ailenin mutluluğuna bir gölge düştü... Dudu perinin kıskançlığı.
Tacettin'in kendisini aldattığını düşünen (bunun doğru veya yanlış olduğuna dair elimizde yalnızca Taci ile Dudu'nun beyanları bulunmakta) somut bir veri yok. Ancak Dudu ne zaman duygusal boşluğa düşüp (ve yaptığı laneti kaldıracak büyüyü hatırlayıp) Taci'yi yeniden insana dönüştürse, sonrasında yine bu sefer temelsiz olduğuna emin olduğumuz bir şekilde kıskançlığa kapılıp (yani havadan nem kapıp) Taci'yi yeniden bir köpeğe çeviriyordu. Bu bakımdan benim kişisel görüşüme göre Tacettin aslında karısına gerçekten sadık ve aşıktı. Köpek olduğunda bile karısını asla terk etmemiş, Dudu'nun her türlü fiziksel ve duygusal şiddet ve manipülasyonuna boyun eğmiş bu adam, aşık olmasa o şatoda muhtemelen bir gün bile kalmazdı. Her neyse! Anlayacağınız üzere Dudu'nun babası nedeniyle oluşan erkeklere karşı güvensizliği, Tacettin ile birlikte ''fanilere güven olmaza'' evrilmişti.
Öte yandan Taci (köpek hali için bu kısaltma dizi boyunca kullanılıyor :) bir fani, yani ölümlü olması nedeniyle kısa bir ömre sahipti. Biliyorsunuz ki en uzun insan ömrü bile kısadır. Hele de bir perinin sonsuz yaşamıyla kıyaslarsak... bir faninin yaşam süresi bir andır bile denilebilir. Taci yaşlandıkça Dudu'da onu kaybetme ihtimalinin korkusu oluşmuştu. Bu bakımdan kızlarının kendi yaşadığı tüm bu aldatılma, terk edilme, ölüm gibi korkuları yaşamaması için onların kendileri gibi sonsuz yaşam ve sihir gücüne sahip perilerle evlenmelerini uygun görüyordu. Pek tabii bu, buzdağının görünen kısmıydı. Asıl neden çok daha bencil bir yerdendi.
Dudu, kızları dizinin dibinden ayrılsın istemiyordu. Sanıyordu ki, kızları perilerle evlenirse, hepsi cümbür cemaat aynı şatoda yaşayabilirler. Veya öyle olmasa bile, kızlarını bu yolla hakimiyeti altında tutmak daha kolay olacaktı. Çünkü periler sonuçta aynı kültürden, yaşam stilinden geliyorlardı. Alışkın olduğu bu tarzın içindeki kızlarının yaşamını kontrol etmek çok daha kolay olacaktı. Ancak kızları fanilerle evlenirlerse, işte o zaman onu bırakıp kendi yaşamlarına gideceklerdi. Nitekim öyle de oldu. Betüş peri bir fani ile, hele de iki çocuklu ve düzeni oturmuş bir fani adamla evlenerek, kendine bir anda bir aile kurmuş oldu. Yani ana ocağından, şatodan, ayrıldı. Ne demiştik... Dudu'nun en büyük yarası, ayrılmaktı. Babasından ayrılmak, eşinden ayrılmak, kızlarından ayrılmak.
Dudu ikiz kızlarını büyütürken Perihan'dan yardım almıştı. Bu nedenle kendisi Betüş ile ilgilenirken, Eda'nın tüm sorumluluğunu Perihan üstlenmişti. Eda, annesinin duygusal yokluğuyla büyümüş birisi olduğu için dizinin en azından ilk bölümlerinde Dudu'nun düşünce yapısını benimsiyor gibi davranarak, kız kardeşi Betüş'ün evliliğinin bozulmasında annesine yardım ediyor ve aşkı küçümsüyordu. Bu durum Eda'da gerçekten birine aşık olana dek devam etti. Evet, bir faniye. Ancak malesef ki bu faniyle olan ilişkisi bir noktada Eda'ya acı verdi. Bu durum bile aslında Eda'nın kişiliğinin dönüşümünde büyük bir eşikti. Tarık ile biten evliliği sonrasında Eda kendi yaşamına ve bir yarı peri olarak fani yanını sorgulamaya yöneldi. Tüm bunlar olurken ise Eda'yı, evet, aşk buldu. Gerçek bir aşk.
Bu sefer Dudu'nun asli projesi Betüş değil, Eda'nın ilişkisini bitirmeye döndü. İşin komik tarafı ise kızlarının fanilerle gerçek bağlar kurmasına inatla karşı çıkan Dudu peri (örneğin Yavuz ile Eda'nın birbirlerine olan aşkını net bir şekilde gördüğünü itiraf etmişti) kendisi de hep fanilerle flört ediyordu (önce Umur, sonra Kendal Bey). Tüm bunlar olurken ise şatoda köpek haliyle onu bekleyen Taci'yi asla bırakmıyor ve hatta Taci'yi en yakın arkadaşı Perihan'dan (Taci'nin köpek haliyle) kıskanıyordu.
Peki tüm olayı net bir şekilde hatırladığımıza veya öğrendiğimize göre şimdi de gelelim bezelyenin faydalarına... Ben neden böyle sorunlu bir periye hak veriyorum? Tabi ki Dudu perinin insan ve peri iradesine giren sihirlerini onaylamıyorum. Aynı şekilde aldığı bencilce kararları da doğru bulmuyorum. Öte yandan onu temelde anlıyorum.
Eda ile Betüş çevrelerindeki bütün fanilere yalan söyleyerek ve onların yaşamını etkileyerek kendilerine bir hayat kurmuşlardı ve bu hayatı yine yalanlarla sürdürüyorlardı. Örneğin Avni ile Suzan'ın evlerinden kavganın eksik olmama sebebi bile yine perilerin fütursuzca yaptıkları sihirlerdi (şu zavallı adamın zihninden peri olduklarını bir türlü silmemeleri ise oldukça hayret verici - biliyorum biliyorum... bunu yapsalardı dizideki olaylar azalırdı!).
Periler farklı bir türdür. İnsanlardan farklı bir tür. Onlar için sihir; yürümek, uyumak gibi doğal bir beceriyken, faniler bu becerilere doğaları nedeniyle sahip olamazlar. Bunu Dudu biliyordu. Ve hatta dizinin son sezonundaki son bölümlerde -SPOILEEER- periler çevrelerindeki fanilere peri olduklarını itiraf ettikten sonra Sadık'ta bir çeşit aşağılık kompleksi davranışları baş göstermişti ve evde huzursuzluk hakim olmuştu. Yavuz nispeten daha esnek ve uyumluydu.
Bu itiraf bölümleri gelmeden önce ise özellikle Eda'nın kızı olan Toprak peri en azından babasına olsun peri olduklarını itiraf etmek istiyordu. Bu isteği için çocuğu suçlayabilir miyiz? Tabi ki hayır! Zaten Eda'nın tuhaf davranışlarından Yavuz da şüpheleniyor ve yer yer bu nedenle araları açılıyordu. Özetle, periler mecbur kalıyor olsalar bile fanileri kandırıyorlardı. Dahası faniler, perilerin güçleriyle tanıştıklarında onların dünyasını anlayamadılar. Saygı duymaları için zaman geçmesi gerekti.
Periler perilerle evlenseydi ne olurdu? Mutluluk muhtemelen garanti olmazdı. Örneğin Betüş'ün gençlik sevgilisi Tuna peri egolu (narsist yazmayım dedim) bir periydi ve Betüş'ün kişiliğiyle onun bu özelliği çok uyumsuzdu. Betüş'e olan takıntısı dizide koca bir sezon boyunca kullanılmıştı. Demek ki önemli olan aynı tür olmak da değil, anlaşabilmek diyebiliriz. Öte yandan Tuna peri ile Tuna'ya başlangıçta platonik aşık olan Yosun peri zamanla çok uyumlu bir peri çift oldular. İkisi de peri oldukları için anlaşmaları da bence çok daha kolay bir şekilde gerçekleşti. Ancak bunun olması için öncesinde Tuna perinin ego kalkanını indirmesi ve Yosun'u görmesi gerekmişti. Aynı şekilde Yosun'un da kırgınlıklarına gerçekçi bir yerden bakması gerekmişti. Yani emek vermeleri gerekmişti! Peri olsalar bile ilişkileri için emek verdiler. Çünkü bu böyledir.
Tamam... Evet... Öhömmmm. Tamam! Perilerle faniler de sağlıklı bağlar kurabilirler; çünkü bu, aslında iki tarafın da emek vermesiyle oluşabilecek bir durum. Öte yandan bu bağın içinde hep bir farklılık teması da bulunmak zorunda, bunu da bilmeliyiz. Bu bakımdan Dudu periyle empati kurulabilecek noktalar mevcut diye düşünüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder