Dua etmenin gözyaşlarımı temizlediğini hissediyorum. Sanki bahar yağmuru gibi. Ferahlatan, etrafa toprak kokusu yayan birkaç damla gözyaşı ve burun çekişi.
Rahatlama. Kaybolmuşum da olduğum yere çökmüşüm ve işte bir zaman sonra toprak kokusunun her yanımı doldurduğunu fark etmişim gibi.
Sonra ne olur bilmiyorum ama kalp ritmimin düzelmesi uzun zamandır hissetmediğim bir şeydi. Üstüne düşünmeyi bıraktığım ama ben bıraksam da onun beni bırakmadığı bir şey. Darlanma.
Öfke. Halsizlik. Sabırsızlık. Korku. Telaş. Ve daha nicesi.
Şimdiyse durulma.
Dün gök gürültülerini hissetmiştim. Yine de bu histen çekinmedim. Konuştum konuştum. Eskiden tekrarladığım kelimeler, dilimde yeniden ruh kazanmış gibiydi. Bunun adı inançtı. İsteklerime inanç. Bunu kaybetmek beni çok yormuştu. O kadar çok yormuştu ki... Nereye bakacağımı bilemedim, ne yöne döneceğimi... Kendimi çok yalnız hissettim. Yapayalnız. Evrendeki en yalnız insan.
Kimse yok. Böyle hissettim. Gerçekte yok. Yok yok.
Yokluğa o kadar odaklandım ki, yokluk büyüdü büyüdü. Onu genişlettim. Çünkü inanmadım. Var olabileceklere hiç inanmadım. Kırıldım. Kırıldığım yerleri umursuyorum sandım. Zaten başka kimse umursamaz ki, diye düşündüm. Belki de öyledir bilmiyorum. Ne önemi var? Tam da bu nedenle önemi yok. Her şey ve herkes her zaman unutulur, akıldan çıkar, geride kalır. Sonra gülünür, yürünür, bir şey yok gibi olur.
Ama var mıdır? Ne önemi vardır? Yoktur. İşte genişleyen yokluk, bu sandım. Ne önemi var, yok.
Ama ben varım...
Ben var mıyım? Nasıl varım, nasıl var olmalıyım, nasıl var oldum?
Geçen yıl yokluğa saplanmıştım. Bu yıl bunu yapmayacağım! demiştim. Yapmadım da.
Bir soru sordum. Benim neyim var! Bunu sordum. Büyük bir kırgınlıkla. Diğerlerine bakıp bunu boşluğa sordum. Gelen yanıt, pek çok yazımdı. Yetenek.
Geçen gün haksızlık ettiğimi düşündüm ve yediğim yemeğin güzel olduğunu itiraf ettim. Bu, lezzetli bir yemek. İşte, benim lezzetli bir yemeğim var şu an önümde! Gelen yanıt, o yemeği takip eden diğer lezzetli bulduğum yemeklerdi.
Yokluk dağılmaya başladı.
Sonra dua ettim. Başta mahcup. Ama biliyordum ki, beklemenin mantığı yok. Ezberlediğim şeyleri tekrarladım. Sonra bu tekrarlar, yeniden canlandı. Varlığa odaklandım. Varlık genişlemeye başladı.
Eğer ki kalbinde sadece sana ait istekler varsa, iyi niyetli istekler, o şeyler dilerim ki en güzel şekilde gerçek olurlar!
bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder