Çizimler\ Mektupları ve Notlarıyla (Sylvia Plath) | Kitap Yorumu

Yazar: Sylvia Plath, Çevirmen: Güzin Ayan,
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi

Kitapta; şairin kızı Frieda Hughes'un kaleminden çıkmış bir önsöz, Sylvia Plath'ın 1956 yılında yazdığı biri eşine ikisi annesine olmak üzere üç mektubu, 1957 tarihli bir günlük metni ve şairin yine aynı yıllarda yaptığı çizimler yer alıyor. 

Bu kitabı şairin çok yönlü kişiliğini keşfetmek için merakla almıştım. Kızının yazdığı önsözde belirtildiğine göre Plath, ergenlik yıllarında özel olarak resim dersleri almış ve 20'li yaşlarının ilk yarısında yaptığı gezilerinde gördüğü nesne ve yerleri çoğunlukla eskizler olarak çizmiş. Kitapta yer alan çizimler için sanat eseri demek doğru olmasa da, şairin resim yeteneği ve çizimlerin başarısı ilk bakışta bile görülüyor. Şair bu çizimlerinde daha çok ilgisini çeken nesneleri fotoğraf çeker gibi kalemiyle çizmiş. Bu da tam olarak sevgili Sylvia'nın başvurabileceği bir yaratım yolu gibi geliyor bana. Bu, kitaba dair bana buruk da olsa bir gülümseme veren tek şeydi.

Bu kitabı okumak kalbimi çok kırdı. Özellikle de mektuplarında Sylvia'nın eşine olan aşkı, beklentileri ve umutları o kadar parlak ve güçlü ki... Şairin yaşamını ve yaşamının sonunu hazırlayan olaylar silsilesini bilmeseydim, bu ilişkiyi umut verici bir birliktelik olarak bile görebilirdim. Ondan bahsederken hep söylediğim gibi, Sylvia'yı ben hep sanatçı kişiliğinin ve başarısının da ötesinde, parlak bir genç kadın olarak görüyorum. Belki de onun hissetme biçimiyle derinden bağ kurup onu anlayabildiğim için, hissettiği yalnızlık beni hep çok üzmüştür. 

Bu kitabı okurken ise onun aşık tarafını, bu aşkı taşıyamayacak (Ted Hughes hayranları için üzgün değilim) bir adama doğrulttuğu için kalbim kırılmış hissettim. Sylvia'nın aşkının bağımlılığa kaydığını satır aralarındaki cümlelerinden fark ediyoruz ancak ilişkinin başlarında kendisine hayran bir karısının olmasından sevgili Ted Hughes Bey de pek şikayetçiymiş gibi gelmedi bana doğrusu... Sonra ne olduysa özgürlük adı altındaki bir sorumluktan kaçış Ted Bey'e cazip gelmiş gibi görünüyor ki, iki küçük çocuğu ile eşini bir başına bırakıp metresiyle (Sylvia ile hala evli oldukları için metresine sevgilisi diyemem) kendine bir yaşam kurmakta bir sorun görmemiş. Sylvia'nın psikolojik hastalığı veya başka sebepler... hiçbiri benim gözümde kocası Ted'in sorumsuzluğunu aklayamaz, kimse ve hiçbir şey! Adamdan bahsederken bile öfkeleniyorum. Hadi karına, sana bu kadar aşık karına hiç aldırmadın da iki küçük yavrunu da mı gözün görmedi be adam! Neyse, sakinim. Bu bir kitap yorumuydu, doğru. (Ted'in Sylvia'yı ''sadece'' (bu neden yeterli değilmiş gibi!) aldatması, karısını yalnız bırakması bile değil; söylemlerinin de elle tutulacak yanı yok beni asıl bu öfkelendiriyor. Şu yazımın yorumlar kısmında uzun uzun anlatmıştım. Dileyenler o yazımdan okuyabilirler olayları.)

Bana böyle hissettiren esas durum, Sylvia ile aynı noktayı özlememizdi belki de... Biriyle ''biz'' olmak. Biriyle gerçek bir takım olmak, ortaklık ve birliktelik kurmak. Bu ideal, hele de kanlı canlı bir eş olarak yaşamında da olduğu için, Sylvia'ya hatırı sayılır bir süre ilham vermiş. Ancak ne zaman ki bu ilhamı tükenmiş, Sylvia için işler üretici değil, tüketici olduğu bir yöne gitmeye başlamış gibi görülüyor. Ben bu hikayede en çok da çocuklara, özellikle de annesini kaybettiğinde henüz bir yaşında olan ve yetişkinlik yıllarında tıpkı annesi gibi intihar yoluyla yaşamdan ayrılmayı seçen Sylvia-Ted Hughes çiftinin oğulları Nicholas Hughes'a üzüldüm. Bu seçkiyi düzenleyen Sylvia'nın kızı Frieda Hughes'un hisleriyle empati kurabilmem ise mümkün bile değil...

Bu, keyifli ama yazarın yaşamını ayrıntılı bildiğim için benim için hüzünlü bir kitaptı. Sevgili Sylvia kısa yaşamına çok yönlü kişiliğinden oluşturduğu bir sürü tohum ekmiş. Henüz otuz yaşında vefat eden şair, kaşif ruhlu biriydi. Hem kendine, hem de dünyaya karşı bitmek tükenmek bilmeyen bir içsel keşif isteğiyle yaklaştığı, onun kendine ve diğerlerinin ona dair anlatımlarında net olarak görünüyor. Ben bu kitaptaki çizimlerine baktığımda da aynı durumu düşündüm; çizimleri de tıpkı şairin her yana ilerlemek için büyük isteği gibi, bir tohum ama büyüme fırsatı bulamamışlar... Bunlar güzel çizimler ancak onlara bakınca şairin yaptıklarının doyumunu değil, potansiyelinin eksik kalışının hüznünü hissettim.



Şairin hayranlarına ve çizime ilgisi olanlara önerebileceğim bir kitap. Kitap özelinde getirebileceğim öznel eleştirim ise, kitapta şairin kaleminden çıkmış daha çok mektup görmek isterdim. Madem kitapta şairin sadece çizimleri değil, mektuplarından parçalar da yer alıyor; o halde birkaç mektubuna daha yer verilmesi kitabı zenginleştirirdi diye düşünüyorum. Bunun dışında genel olarak beğendiğim bir kitap. Ara ara karıştırılacak, göz atılacak kitaplardan.

Kitaplarla kalın.


ALINTILAR

''Görsel bir hayal gücüm var. Örneğin, başka sanat biçimlerine dümen kırdığımda esin kaynağım müzik değil, resim oluyor... Böyle şeyleri ayan beyan görebiliyorum.'' (Sayfa 8)


...tuhaf tutku ve hırslarım sırasında hilkat garibesine dönüşüyormuşum gibi geliyor ve sanki insanlar buna işaret edecek. Bir kere kesinlikle yalnız olmayı tercih ediyorum; insanlardan zehirden kaçarmış gibi uzak duruyorum, basbaya istemiyorum onları; masada otururken yeni kızların sayısız sorusunu yanıtlıyorum; komiklik yaparken, insan ve olaylara dair tasvirlerimle onları güldürürken buluveriyorum kendimi, sonra da böyle mekanik bir biçimde, çok az duyguyla, aklı başında bir insanın alışkanlıklarını sürdürmeye devam ederek, hiç fark edilmeden hareket edebilmem hayret veriyor bana. Çok tatlı kızlar var burada; şeker, güzel, ciddi; ama kendimi buz çağını ve 40 günlük tufanı atlatmış, bir milyar yaşında bir kabile reisi kadın gibi hissediyorum; onlarsa yumurtadan yeni çıkmış serçeler gibi cıvıldıyorlar. (Sayfa 11 - 7 Ekim 1956)


...bu hayattan hoşlanmıyorum; ama yapıyorum işte. İyi bir kız gibi. (Sayfa 12 - 7 Ekim 1956)


...bir kum zerresinde Sonsuzluğu görüp duruyorum. (Sayfa 13 - 7 Ekim 1956)


...Ted ile beraber yaşamaya başladığımızda Bay ve Bayan Yets'ten daha iyi bir takım olacağız - o yıldız haritasını okuyan yetkin bir yıldızbilimci olarak, bense tarot kartlarıyla fal bakarak ve yeterince paramız olunca, bir kristal küre okuyucusu olarak. Bu haftasonu bitince sana kararımızı bildireceğim... Böylesine muhteşem ''açılı'' bir yıl varken güçlerimizi ayırmamız abes... (Sayfa 44 - 23 Ekim 1956)


Onun yanındayken mükemmelen yazıyor, düşünüyor ve çalışıyorum; ondan ayrıykense dağılıyorum ve ancak kısa süreliğine, o da acıya dayanarak, doğru düzgün çalışabiliyorum... (Sayfa 44 - 23 Ekim 1956)


Evliyiz ve herhangi birimizin ayrıyken tam ve sağlıklı olması imkansız... Teddy'm yanımdaysa yazabilir ve sınavlarda iyi sonuçlar alabilirim. (Sayfa 44 - 23 Ekim 1956)



Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.




2 yorum:

Popüler Yayınlar