![]() |
| Yazar: Hanzade Servi, Resimleyen: Volkan Korkmaz, Yayınevi: Tudem Yayınları |
Kitap yedi korku öyküsünden oluşuyor. Bu öyküler çocukların ana karakter olduğu gizemli ve belirsiz olayların yaşandığı tuhaf kurgulara sahipler. Kitap bir çocuk kitabı olduğu için öykülerdeki korku ögeleri basit düzeyde tutulmuş ancak bu halleriyle bile beni germeye, ah tamam!, korkutmaya yettiler diyebilirim. Hatta öyle ki kitabı okurken zihnimin arka planında ufaktan bir Carry on Wayward Son da çalıyordu.
Kitabın arka kapağında da yazdığı gibi çocuk korku edebiyatı ülkemizde yaygın olmayan bir alan. Korku türü deyince aklımıza basit anlatımlı tekdüze kurgular gelebilir. Ancak bu öykülerdeki kurgularda gerçekten var olan halk hikayelerinde olan inanışlar kurguların omurgasını oluşturuyor. Bu da olaylara çok boyutluluk ve gerçekçilik katarak merak unsurunu canlı tutmuş.
Kitaba dair getirebileceğim eleştiri ise, kitapta dönemine göre çocuk ve gençler arasında popüler olan (kitabın ilk baskısı olarak 2015 yılı gösteriliyor ancak daha erken tarihte yazılmış) sanatçılar, uygulamalar ve hitaplara yer verilmiş. Kitabın basım tarihinin üstünden bile 11 yıl geçtiği için vaktiyle hoş dokundurmalar olan bu ifadeler günümüz için demode kalmış. Ben özellikle çocuk\ genç kategorisindeki kitaplarda güncel hayatla paralel giden kullanımlara yer verilmesinin çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırması bakımından faydalı olabileceğini düşünüyorum. Ancak aradan zaman geçince, zamanımızda da popülerlik anlık bir hal olduğu için bu kullanımlar etkisini yitiriyor. Örneğin bu kitabı şimdi okuyacak 12-13 yaşlarındaki bir çocuk (daha küçük yaş grupları korkabilir) One Direction, facebook vb gibi kullanımlarla bağ kuramaz.
Diğer bir eleştirim ise, kitaptaki öykülerin çok net bir çizgide olmasıydı. Özellikle de Perizad'ın Kardeşi öyküsünde gördüğümüz gibi aile bireyi kaybı ve yas konusu çocuk kitaplarında yer almalı, çünkü bu konu hayatın bir gerçeği. Çocuk kitabı demek sadece hayatın iyi, güzel yanlarını yansıtan kurguları işlemek demek değildir; hayatın acı verici noktalarını da yaş grubu düzeyine uygun bir anlatım ve kurgu akışıyla bir hayat gerçekliği olarak vermek gerekir. Ancak bu öykülerde, korku-gerilim teması ön plana alındığından, bence bu duruma incelikle yaklaşılmamıştı. Bazı çocuklar için bu tip konular hassasiyet taşıyor olabilir. Bu duruma çocuk kitaplarında ayrıca özen gösterilmeli.
Kitabı gece okuduğum ve öyküler çok akıcı olduğu için kendimi sanki gece televizyonda denk geldiğim korku filmlerini izliyor gibi hissettim. Yukarıdaki fotoğraflarda da yer verdiğim üzere bence kitaptaki resimler bile ürperticiydi. Bu arada abartmıyorum gerçekten hakkını veren, insanı ürperten öyküler. Bir yetişkin için basit kurgulu olmakla birlikte, mistik anlatılardan ilham alarak temellendirilmiş kurgular oldukları için okura gerçeklik hissini de geçirebilen öyküler.
Hanzade Servi, kardeşimin çocukluk yazarıdır. Hatta kardeşimde bulunan yazarın tüm kitapları da onun adına imzalıdır. Karakura'nın Düşleri benim yazardan okuduğum ilk kitap oldu. Kardeşimin kitapları arasından dızladığım diğer kitaplarını da okuyacağım. :)
Kitaptaki yedi öyküyü de genel olarak beğendim ve etkilendim diyebilirim. Ama özellikle de kurgu olarak ayrıca başarılı bulduğum öyküler; Cadının Sadık Yardımcısı, Sakın Kapıyı Açma ve Karakura'nın Düşleri isimli öykülerdi. Bu öyküleri daha önde tutma nedenim, salt korku temasında yazılmamış olup gizem ve gerilim boyutunun da yüksek olmasıydı. Son Doğum Günü, Duvarın İçindekiler, Hortlak Gören İspinoz ve Perizad'ın Kardeşi isimli diğer öyküler ise korku ögelerinin daha baskın kullanıldığı ancak kurgu olarak daha zayıf bulduğum öykülerdi.
Benim ilgiyle okuduğum bir kitap oldu. Ancak benim bile öykülerden ufaktan korktuğumu düşünürsek, yaşı daha küçük olan çocukların da korkması kaçınılmaz olur. Kitap ergenlik düzeyindeki çocuklar için daha uygun olabilir diye düşünüyorum. Aynı şekilde sizler de bir yetişkinseniz ve korku-gerilim türünden hoşlanıyorsanız bence kitaba bir bakabilirsiniz. Çocuk kitabı deyip geçmeyin derim. Korku temasında gerçekten başarılı öykülerdi.
Kitaplarla kalın.
ALINTILAR
Doğum günlerinin önceden kutlanmaması gerektiğine dair bir inanış vardır. Beni hurafelere inanmakla suçlayabilirsin ama erken doğum günü kutlamaları, uğursuzluk getirir. (Sayfa 11 - Son Doğum Günü)
Belki uğursuzluk sadece, geleceğine inanıp ondan korktuğunuzda geliyordu. (Sayfa 13 - Son Doğum Günü)
Kitap kahramanı da olsanız, yaşadıklarınıza üzüldüm. (Sayfa 53 - Cadının Sadık Yardımcısı)
Belki ölümsüzlüğe yirmili yaşlarımda yakalansaydım, hayat eğlenceli olabilirdi. Ama doksan iki yaşında ölümsüzleşen bir adam için yaşamak, sonsuza kadar süren yorgunluk ve ağrılar demek. (Sayfa 57 - Cadının Sadık Yardımcısı)
Birine gerçeküstü bir şey anlatmanın en sıkıcı yanı buydu. Herkes abarttığınızı düşünürdü. (Sayfa 72 - Duvarın İçindekiler)
Onları bir daha görmemek üzere geride bıraktıktan sonra, arkadaş edinmenin ne anlamı vardı ki? (Sayfa 88 - Hortlak Gören İspinoz)
Bugün yanına gelmeyen herkes, onunla arkadaş olmak için Facebook sayfasının önünde sıraya girmişti. Önce onları reddetmeyi düşündü. Ama kendini kabul ettirmesi gereken bir okulda, bu pek de dostça bir davranış olmazdı. (Sayfa 88 - Hortlak Gören İspinoz)
Gülçe gece yarısına kadar, asıl saçmalığın yeni hayatı olduğunu düşündü. (Sayfa 88 - Hortlak Gören İspinoz)
Bir şeyi görmemek, ondan kurtulduğunuz anlamına gelmezdi. (Sayfa 97 - Hortlak Gören İspinoz)
Hadi ama... Yalancı bir çocuğa dördüncü kez inanamam. (Sayfa 106 - Hortlak Gören İspinoz)
Kabul et. Pek tekin biri değilsin. Ve büyüyü de sen bozdun. (Sayfa 117 - Hortlak Gören İspinoz)
Bilim adamlarının, uykuyu kaçırmadan tuvalete gidip gelmenin bir yolunu bulması gerekiyordu. (Sayfa 173 - Karakura'nın Düşleri)
Rüya görürken, ruhun yolculuk ettiği söylenir. (Sayfa 180 - Karakura'nın Düşleri)
Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.
.jpg)


.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder