Yuan Huan'ın Kulübesi (Miyase Sertbarut) | Kitap Yorumu

Yazar: Miyase Sertbarut, Çizer: Zülal Öztürk,
Yayınevi: Tudem Yayınları

İlhamilerin yeni Türkçe öğretmenlerinin verdiği ödev fazlasıyla zordur: Kitap okumak! Her hafta sınıfta bir hikaye anlatma ödevleri olan altıncı sınıf öğrencileri bu yeni düzene alışamaz. Her hafta nasıl kitap okuyacağı konusunda kara kara düşünen İlhami, arkadaşları Zümrüt ve Caner ile yaptığı park turunda dağılmış bir sirkten arta kalan gizemli bir telefon kulübesi bulur. Bu eski kulübedeki telefonu farklı kılan, ahizenin öte tarafından kendiliğinden ses gelmesidir. İlhami'ye derste anlatması için ihtiyacı olan öyküleri anlatan bir ses.

Kitap okumaktan hoşlanmayacağını düşünen İlhami, her okul çıkışı ve öncesinde soluğu bu telefon kulübesinde alır. Arkadaşlarından sır gibi sakladığı hikayeler anlatan telefon sayesinde, Türkçe dersinden yüksek notlar alır. Ancak zamanla İlhami yüksek notlar almakla değil, hikayelerle ilgilenmeye başlar. İlhami, merak eder. Kitap boyunca okumayı sevmeyeceğine inanmış çocuklara kurgusal dünyaların büyüsünü gösteren telefondaki gizemli anlatıcının öykülerine misafir oluyoruz.

Kitabı çok severek, gülerek ve büyük bir merakla okudum. Bu kitabı bana çok tatlı bir kütüphane görevlisi önermişti. Biraz da bu önerinin güvencesiyle kitabı okumaya başladım. Kitabı beğeneceğimi düşünsem de, okurken bu kadar eğleneceğimi ve kendimi kitaba kaptıracağımı düşünmemiştim.

Kitabın ana karakteri okumayı sevmeyeceğine yönelik inanç geliştirmiş bir çocuk. Ancak bu çocuk, dinlediği öykülere doymayarak ardı ardına hepsini ve dahasını öğrenmek istiyor. Okumak, bir çeşit keşif. Okumayı sevmediğine inanan çoğu kişinin ortak noktası bana göre keşfetmeyi bırakmaları. Hem de en başında! Bazı öyküleri sıkıcı bulabiliriz; çünkü insanız, hepimiz farklıyız ve bu öyküler bizim ilgi alanımızla örtüşmeyebilir. Hatta, evet, gerçekten ''sıkıcı'' bir anlatımla bile ifade edilmiş olabilirler. Önemli olan, sabretmek ve aramaya devam etmektir. Bu nedenle zaten özellikle çocuklar olmak üzere bireylerin gelişim düzeyleri ve ilgi alanları göz önüne alınarak kitaplar yazılmalı ve önerilmelidir.

Kitabın üzerinde durduğu bir diğer durum ise yapay zeka. Kitabın arka kapağında da ifade edildiği üzere: ''Yapay zeka edebiyatı reddetmez, yeter ki edebiyat onu reddetmesin.'' Yaşadığımız çağ, içinde bol çeşitliliği barındıran bir çağ. Evet, eskiden zor olan, aranması gereken pek çok şey artık elimizin altında. Bu durum da bireyleri, özellikle de çocukları hazıra ve kolaya alıştırma, dahası çabuk sıkılma eğilimine itebilir. Ancak yapay zeka korkulması veya reddedilmesi gereken bir durum değil; hayatımıza yararlı olabilecek şekilde uyumlandırılması gereken bir gerçekliktir. Yapay zeka destekli eğitim son yıllarda ön plana çıkmakla birlikte, yapay zekadan çeşitli etkinlikleri oluşturmak için eğitim öğretim alanında yararlanılmaktadır.

Yapay zekayı edebiyat ile uyumlandırma noktamız tabi ki kurguları bir makineye yazdırmak değildir, olmamalıdır. Bunu günümüzde yapan ve kitapları çok satanlara girerek paraya para demeyen (özellikle yabancı yazarlarda bunu gördüm ama yerlilerde de varsa bilemem...), işi edebiyattan alıp ticarete çeviren yazarlar da var. Onların yaptıkları düşüncelerini bir makineye satmak benim gözümde. Hayatta bence en kıymet vermemiz, sahip çıkmamız gereken şeylerden biri de, özgünlüğümüzdür. Çünkü özgün üretim olmazsa, kendimizi ne kadar kandırsak ve kolaya kaçmak rahatımıza gelse de, zamanla tüketicilerden ibaret oluruz ve iş özgün benliğimizi kaybetmeye kadar bile varabilir. Çağımızın bence en büyük sorunlarından biri de bu, evet abartmıyorum ve çok samimiyim, bu sorun: Özgünlüğümüzün değerini bilmemek.

Kitapta yapay zekanın edebiyat ile birleştirilmesi, özgünlüğün korunması fikriyle bir arada verilmişti. Yapay zeka öyküleri yaratmak için değil, dağıtmak için bir araç olarak kullanılmalıdır. Öyküleri var edenler, insanlardır. Bu var olan öyküleri daha fazla insana ulaştırma konusunda ise yapay zeka ile işbirliği yapabiliriz.

Kitabın çocuk dünyasını eğlenceli, anlamlı ve merak unsurunu ön planda tutan bir kurgu zinciriyle işlemesi en beğendiğim noktası oldu. Okumaktan hoşlanan ya da hoşlanmayan tüm çocukların ve yetişkinlerin sevebileceğini düşündüğüm, çok keyifli bir kitaptı. Yazarın başka kitaplarını da mutlaka okuyacağım.


Bu kitaptaki çizimlerin tarzında da hafif karanlık bir atmosfer hissedilse de, geçen yazdığım Masal Koleksiyoncusu isimli kitabın yorumunda (yorum yazım burada) eleştirdiğim çocuk kitapları için uygun bulmama durumunu bu kitapta yaşamadım. Çünkü önemli olan aslında kitabın bağlamıyla örtüşen çizimlere uygun yaş grubuna göre yer vermek diye düşünüyorum. Yani çizimler sevimli veya renkli olmak zorunda değil; yaş grubuna ve bağlama uygun olmak durumundadır. Bu kitaptaki çizimleri dolayısıyla beğendim.

Kitaplarla kalın.


ALINTILAR

Vakit yok diyenler, daha az internete girin, daha az televizyon izleyin. Hiç merak etmeyin, siz isterseniz zaman genişler. (Sayfa 9)


İlhami pazartesi günlerini sevmezdi. Hafta sonu tatili neden üç gün, dört gün değildi? İnsanlar haftayı hiç de adaletli bölmemişti. Beş gün okula gitme karşılığında verilen iki gün tatil çok azdı. Tersi daha mantıklıydı; iki gün okul, beş gün tatil. İşte o zaman okul sevilen, özlenen bir yer haline gelirdi. (Sayfa 38)


Bazı insanlar, kitap okurken hikayedeki karakterlerin odada dolaşmaya başladığını hisseder. Yani her şey üç boyutlu film gibi izlenebilir hale gelir... (Sayfa 53)


Bu çocuklar, gececiler... Her gece gelirler. Sen bazen okuldan kurtulmak istiyorsun ya, işte onlar tam tersini istediler. Okul onların kurtuluşu olacaktı ama bunu yapamadılar. Şu anda kim bilir neredeler, içlerindeki okuma hevesini buraya bırakıp gittiler. (Sayfa 76)


Hikayelerle her yere gidebilirsin. (Sayfa 78)


''Adın Yuan Huan olamaz, onu ben uydurdum.'' 

Karşıdan hafif bir gülme sesi geldi. ''Bu durumda sen de bir hikayecisin.'' (Sayfa 79)


Korkma, hikayeler kaybolmaz. (Sayfa 88)


Daha çok gençsin, doğru kitaplarla henüz karşılaşmamış olabilirsin, ama arayıp bulabilirsin. (Sayfa 89)


...yazarlar bazen büyücüden farksızdır. (Sayfa 92)


Yan karakterlere, ne yazarlar ne okurlar dikkat ederdi. (Sayfa 97)


Korkmasına korkuyordu ama onu bekleyen sıra dışı bir macera olduğunu da tam yüreğinde hissediyordu. (Sayfa 101)


Çünkü hikayeler bazen insanı üzer, bunu da bilmeni istedim. (Sayfa 112)


İçinde birikmiş ne kadar hikaye varsa hepsini anlatıp kurtulmak istiyordu. (Sayfa 120)


Çünkü dünya en büyük hikayedir ve yazılmaya devam etmektedir. (Sayfa 126)


İlhami bir şey demedi, bazen böyle alaycı sözlere hiç cevap vermemek en doğru seçenekti. (Sayfa 126)



Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar