Yıldız Tozu (Neil Gaiman) | Kitap Yorumu

Yazar: Neil Gaiman, Çevirmen: Berat Çelik,
Yayınevi: İthaki Yayınları

Bu, yetişkinler için yazılmış bir peri masalı. Gökyüzünden kayan yıldız Yvaine, duvarın öte yakasındaki peri diyarına düştüğünde ortalık bir hayli karışmıştı. Onu bulmak isteyenler arasındaki üç yaşlı cadı Limlimler, Stornhold'un Bey'i olmak için yarışan ezeli rakip kardeşler ve umutsuz aşık Tristran Thorn, kendilerini bulmacalarla ve kaderin bolca oyunuyla iç içe geçmiş bir maceranın içinde buluyorlar. Kitap boyunca duvarın öte yakasından aşkı için ayrılmış genç Tristran ile akşam yıldızı Yvaine'in başından geçenleri okuyoruz.

Bu kitabı sevmemin başlıca nedeni ana karakterinin bir yıldız olması, evet, itiraf ediyorum! Öte yandan, kitapta bunun dışında da sevilesi pek çok nokta var. Bunların en başında, pek tabii benim için, kitabın dil ve anlatımı geliyor. Tam bir peri dili. Yani, tam bir masal dili. Oyunbaz, ışıklı ve bu nedenle okuru peşinden sürükleyen cinsten. 

Kitabın kurgusu da oldukça yaratıcı. Bu öykünün geçtiği mekan keskin bir şekilde bir duvarla ikiye ayrılmış bir ülke. Bu ülkenin bir yanında sıradan insanlar yaşarken, duvarın öte yakasında cadılar, sihirbazlar, cüceler ve daha nicesini kapsayan perili alem yaratıkları yaşıyor. Hatta bu iki dünya arasındaki sınır olan duvar da insanlar tarafından sıkı bir şekilde korunuyor. Geçiş yapmak kesinlikle yasak. Yalnızca her dokuz yılda bir kez gerçekleşen panayır zamanında iki dünya varlıkları bir araya gelebiliyor. 

Öykümüzün en başında yine böyle bir panayır zamanında genç Dunstan Thorn, perili ülkeden bir güzele kalbini kaptırıyor gibi oluyor. Aradan çok zaman geçmeden sınırda bir notla birlikte bir bebek bulunuyor. Bu bebek bizim ana karakterimiz Tristran. Peri diyarının kanını annesi yoluyla taşıyan Tristran, yıldızını bulmak için öte tarafa geçebiliyor. Amacı kayan yıldızı bulup platonik aşığı olduğu kasaba güzeli Victoria'ya götürmek. Ancak bu yolculuğunda karşılaştığı yıldız toz ve kayadan değil, bir kadından oluşuyor.

Yıldız kadın Yvaine, bir yıldızın uğuruyla yeryüzüne düşüyor. Bu hüzünlü parlak yıldız ile Tristran, tehlikeler ve bir o kadar da lütuflarla dolu maceraları süresince pek çok şey elde ediyorlar. Hem de bir masalın var edebileceği kadar sınırsız pek çok şey.

Kitaba bayıldığımı ayrıca söylememe gerek yok sanırım. Kitabın ayrıca Stardust (Yıldız Tozu) isimli 2007 yapımı güzel bir film uyarlaması da bulunuyor. Şunun uyarısını da geçmeliyim, en başta da yazdığım gibi bu, yetişkinler için yazılmış bir masal; çocuklara uygun değil.

Kitaplarla kalın.


ALINTILAR

Her sevgili yüreğinde çılgının biri ve zihninde bir ozandır. (Sayfa 102)


''Senin türünden olanlar uyur mu?'' diye sordu ona. 

''Tabii ki. Ama geceleri değil. Geceleri ışırız biz.'' (Sayfa 132)


''Bir yıldızı bulmak için yoldayım,'' dedi cadı kraliçe, ''Belly Dağı'nın öte yüzündeki heybetli koruluğa düştü kendisi. Onu bulduğum zaman da battal bıçağımı alıp kalbini sökeceğim, o yaşarken ve kalbi ona ait iken. Çünkü yaşayan bir yıldızın kalbi yaşlılığın ve zamanın bütün tuzaklarına karşı mutlak çaredir. Kız kardeşlerim benim geri dönmemi bekliyorlar.'' (Sayfa 152)


Tek boynuzlu ata binmek sıradan bir ata binmeye benzemiyordu; bir at gibi hareket etmiyordu o; daha vahşi bir gidişti bu ve daha tuhaf. (Sayfa 163)


''Biz yalnızca karanlık yeriz,'' dedi, ''ve yalnız ışık içeriz. Bu yüzden aç de-ğilim. Yalnızım ve korkuyorum ve üşüyorum ve sersefil haldeyim ve tu-tutsak edildim, fakat aç de-değilim.'' (Sayfa 164)


''Görünen o ki,'' dedi, ''adeta senin bana olduğun kadar ben de sana bağlıyım.'' (Sayfa 164)


Kız ardına bakmadan karanlık ormanın içine dalarken tek boynuzlu atın boynuna sımsıkı yapıştı. Ağaçların arasında ay ışığı bile yoktu, buna karşılık tek boynuzlu at, aya benzer solgun bir ışıkla belli belirsiz parıldar ve ışıldarken kızın kendisi adeta ardında bir ışık tozu bırakarak pırıltılar saçıyor ve çevreyi aydınlatıyordu. Bu durumda, ağaçların arasından geçtiği sırada uzaklardan bakan birinin gözlerine, onun küçük bir yıldız gibi yanıp sönerek, sönüp yanarak parıldayan görüntüsü takılmış olabilirdi. (Sayfa 169)


Bir orman perisiyken nasıldınız bilmiyorum, hanımefendi, fakat harikulade bir ağaçsınız. (Sayfa 176)


...arayışında o ana değin sağlamış olduğu her türlü ilerlemeyi kendisine sunulan yardımı kabul ederek başarmıştı. (Sayfa 177)


Yolculukları esnasında yıldız bu ıslak, dostluktan uzak dünyaya düşmüş olduğu güne lanetler yağdırıyordu. Yukarıdan, gökyüzünden bakılınca öylesine zarif ve dost canlısı görünmüştü ki. O eskidendi. Artık ona dair ne varsa nefret ediyordu, tek boynuzlu at dışında... (Sayfa 193)


''Kız kardeşlerim bana Yvaine derlerdi,'' dedi ona. ''Çünkü ben bir akşam yıldızıyım.'' (Sayfa 214)


Çünkü her biri biliyordu ki, yıldız duvarı geçerek var oldukları haldeki nesnelerin dünyasına girecek olursa, bir zamanlar gökyüzünden düşmüş olan bir metalik kaya parçası yığınından farksız olacaktır bir anda; soğuk ve ölü ve de onlara hiçbir yarar sağlamayan. (Sayfa 218)


''Bazı geceler,'' dedi yıldız ona, ''kız kardeşlerim ve ben birlikte şarkı söylerdik. Buna benzer şarkılar, hepsi sevgili annemize, zamanın doğasına ve parıldamanın hazzına ve yalnızlığımıza dair.'' (Sayfa 230)


''İçinde hala fındık faresinden bir şey var,'' dedi siyah saçlı kadın. Kulakları sivri ve kedininkiler gibiydi, görünüşü ise Tristran'ın kendinden biraz yaşlıcaydı. ''Bazen insanları mı hayvanlara dönüştürüyor, yoksa içimizdeki hayvanı bulup serbest mi bırakıyor, merak ediyorum.'' (Sayfa 265)


Senin sorunların beni ilgilendirmiyor. (Sayfa 286)


Söylediklerine göre o her gece, devlet görevleri izin verdiğinde, yalın ayak ve aksayarak, tek başına, soğuk zirve rüzgarlarına aldırış etmez görünerek, saatlerce dikildiği sarayın en yüksek zirvesine tırmanır. Ne olursa olsun hiçbir şey söylemeksizin sadece yukarıya, karanlık gökyüzüne gözlerini diker ve hüzünlü gözlerle sayısız yıldızın sakin dansını izlermiş. (Sayfa 301)



Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.



4 yorum:

  1. Keşke her Gaiman amcanın kitabı İskandinav mitolojisi kadar şık olsa. Kitabı okudum, Tristan Victoria'ya platonik takılıyordu. Ancak bir yıldızın insan haline bürünmesi çok iyiydi. Yvaine ulaşılmaz sanılıp aslında yanımızda olan bir şeydi. Bu arada filmini izledin mi bilmiyorum, Stardust olarak uyarlanmıştı. Ancak film çok romantik tonda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kitabı filmden daha çok sevdim ya, vallahi gerçekten :) Film aslında daha romantik olduğundan mütevellit bir yere kadar öndeydi benim için ama bu kitabın dili büyülü asıl. Bu hikayeyi başkası yazsa yavan olurdu ama kitabın dili öyle lezzetli ki, kurguyu bir masalın uçuculuğuna dönüştüren de bence bu.

      Sil
    2. Kesinlikle katılıyorum, ben de kitabı daha çok beğenmiştim. Kitaptaki metaforlar efsaneydi ki ben buna çok önem veririm. Zaten Gaiman bir Aristoteles, Shakespeare kadar olmasa da benim gözümde metafor konusunda efsanedir.

      Sil
    3. Öyle tabi yani bir yazarın kavram dünyasının genişliği ve aslında derinliği anlatıma da canlılık ve derinlik katıyor ama ben bu kitapta bundan farklı olarak dil kullanımını sevdim. Pek bir mecazlaştırma yoktu açıkçası ama yine de masalsı, hoş ve akışkan bir dil kullanımı vardı ve bu kurguya çok yakışmıştı. Bazen olmadık yani zıtlık bildiren ifadeler bir arada kullanılıyordu örneğin, bu durum bile anlatıma hafiften mizah katmıştı, sevdim. Tipik masallardan farklı, belki de modernleştirilmiş bir masaldı. Zaten fantastik kurguda Gaiman baya yaratıcı. En son yıllar evvel okumuştum aslında, pek hatırlıyorum da diyemem yazarın diğer kitaplarını. Bir ara tekrar okumalı bakmalı bir.

      Sil

Popüler Yayınlar