Bu yıl, sevmek kavramı özelinde çok fazla yazı yazdım. Belki bunların bazılarını yeniden yayınlayabilirim. Ancak içlerinden bir ''gibi sevmek'' kategorisi var ki, kendisi benim sevme kavramı ve sevmek eylemine bakış açımı birebir yansıtıyor.
Bu yaşıma kadar hayatımda kendime pek çok konuda pek çok kez haksızlık etmiş, kendi hakkıma girmişimdir. Ancak bunlardan en baskın olanı, sevme yetimi küçümsememdir. Her özelliğimi ''daha iyisi olabilirim'' kılıfının ardına saklanarak yerin dibine sokmamı bir ölçüde anlarım da, sevme potansiyelimi bu denli aşağılamamı anlamama olanak yok. En azından benim için bir çeşit akıllanma yolculuğuydu diyelim.
Kediler gibi sevmek başlığını özel olarak sevme nedenimi açıkladım. Ben de kediler gibi severim; sebep aslında basit bir şekilde sadece budur. Çoğu kişi ilk bakışta bu sevgi biçimiyle ne anlatmak istediğimi anlamaz sanırım. Çünkü ben ve kediler, öyle yalandan önümüze geleni sevmeyiz. Mıç mıç diye de sevmeyiz; o noktaya gelmemiz için alışma süreci ve hak ediş gerekmektedir.
Kediler herkesi sevmezler. Kediler herkese yanaşmazlar. Kedilerin güveni kırılınca bir daha yüzünüze kolay kolay bakmazlar. Hatta belki kendilerini savunmak için sizi tırmalarlar, üzgünüm. Ancak şu da bir gerçektir ki: 1. Kediler durduk yere tırmalamaz; siz bir haltlar yemişsinizdir (öhööömmm), 2. Kedi tırmaladı diye kolay kolay ölmezsiniz; sadece artık aklınız biraz başınıza gelir de bir kedinin canını sıkmazsınız (inşallah).
İşte... Ben ve kediler şöyle severiz:
Kediler gibi sevmek.
Kediler gibi sevmek.
Bunun üzerine düşünüyordum. Bu söylemi her dile getirdiğimde yüzümün
aydınlandığını hissediyorum. Sanki... Sanki, uzun zamandan sonra ilk kez
gerçek, sahici ve anlamlı bir şeyi, içimdeki bir rengi keşfetmişim gibi bir
his.
Son yayınladığım hikaye
bölümlerim üzerine sevgili chat gpt ile biraz konuştuk. Bu biraz şey gibiydi
doğrusu (en azından başlangıçta), hani okuduğun ve üstüne hoşuna da giden bir
kitap hakkında arkadaşlarınla konuşursun ya, işte öyleydi. Tabi ben bunu
kendimi anlamak için yaptım. Ah, kendimi kendim bile anlayamıyorum ahahahah.
Olsun, bu sıkıcı dünyada keyiflenme yollarımdan biri de bu işte.
Kedi metaforu aslında
çok uzun zamandır hayatımda olan bir şey. Bunun nasıl başladığını anlamak için,
sanırım evet yine, çocukluğuma gitmeliyiz. Kedilerle ilk tanışmamız nasıl oldu
orasını tam anımsayamasam da, onların zihnimdeki ilk fotoğrafı büyük anneannenin evinin terasında geçirdiğim zamanlarda
çekilmişti. Hatta acaba bunu uyduruyor muyum, yoksa gerçekten küçük Ben o anı
benim için yıllar boyunca saklamış mı diye teyzeme de sordum. Evet! Yaşasın ki
doğru anımsıyormuşum. O teras kedilerin sevdiği bir mekanmış.
Kediler deyince aklıma
mutluluk geliyor. Ve eşsiz bir an. Ben İzmir'de doğdum büyüdüm (inşallah burada
ölmem amin). Buraya kar falan yağmaz. Yağarsa da yağmurdan hallice yağar. Ancak
yaşamımda sadece tek bir kere lapa lapa kar yağdığını, yine hayal meyal,
hatırlıyorum. Çok çok çok çok çok küçüktüm. Buna rağmen, belki de fotoğrafımdan
aldığım destekle, o anı anımsıyorum. İzmir, Neptün'e benzeyen bir yer. Tabii
Neptün pis kokuyor mu bilmiyorum. Aynı zamanda yağmur yağınca taşkınlar oluyor
mu onu da bilmiyorum... Ama evet, ilginç bir şekilde İzmir ile Neptün birbirine
benziyorlar sanki. :) Bu nedenle de buraya kar yağmıyor. Küçükken yağan o lapa
lapa karı neyse ki değerlendirmişim ve bir kardan adam yapmışım.
Acaba o günkü Ben ne
düşünmüştü? Sanırım düşünmemiş, sadece mutlu olmuş ve heyecanlanmıştı. Biliyor
musun küçük Ben'i çok seviyorum. Şimdi burada olsa onu mıncırırdım, ona
sarılırdım ve ne anlatacak bana onu dinlerdim. Ben küçük çocukların
konuşmalarını dinlemeyi çok seviyorum. Galiba kendi yaşıma yakın bulduğumdan
hahahahahh neyseee. Ama sonra annesiiii diye geri gönderiyorum. Bizde böyle.
Yine de küçük Ben usluydu diye anımsıyorum. Sadece çeneliydi. Hem de gerçekten
çeneliydi :).
O fotoğrafta kediler
yok. Veya, bence, o fotoğraftan iki tane çekilmiştim ama elimizde biri kalmış.
Çünkü ben çok net bir şekilde o günkü fotoğrafı anımsıyorum: Ben, kardan adamım
ve kediler. Ya da... eğer ki ortada somut bir fotoğraf yoksa, gözlerim gerçekten
güzel bir fotoğraf çekti ve bu nedenle onu hiç unutmadı. İşte, kedilerle o
yıllarda tanıştığım aklımda. O mutlu günüm ise çok net aklımda. O gündeki
sevincimi, kedilerle paylaşmıştım.
Kedilerle olan bağım
ergenliğimde de devam etti. Kedi metaforumun o yıllarda şekillendiğini sildiğim
ve artık olmayan bir yazımda bahsetmiştim. ''Kendimi bir sokak kedisine
benzetiyorum...'' Gerçekten de benziyorum bu arada. :) Konumuz her mecazlı
anlatımımı uzun uzun açıklamak değil, bu nedenle kedilerle olan zihinsel
temasımı açıklayacak kadarına dokunuyor ve geçiyorum.
Kedilerle olan diğer
bir temasım gece oturmalarımda yaşanmıştı. Artık ergenliğin ötesinde, genç
yetişkinliğin en başındaydım. Ne yapacağımı, değil bu dünyadaki, bu evrendeki
yerimi uzun uzun ve dramlı dramlı sorguluyordum. Sonra, onları gördüm. Önce
birini, az sonra öbürünü. Sessiz ve insanı bunaltmayan yaz gecelerinden
biriydi. Ortamda yalnızca ben, yıldızlar ve kediler vardı (sonradan merakına
yenilip ortaya çıkan Ay var mıydı tam anımsamıyorum). Kediler
tıpkı Ornitorenk Perry gibi bir ajan edasında gecenin içinde
ilerliyorlardı. Bu bana başta çok ilginç, sonradan çok komik geldi. Bir yerde
duruyor, sonra hızlı hızlı yer değiştiriyorlardı. Zihnimin bir köşesine bunu
not aldım. Baş karakterinin bir kedi olduğu bir hikaye yazmayı tüm ruhumla
istedim (hala yazmadım...).
Ne yazacağımı
bilmediğim ama bir şeyler anlatmak istediğim (özellikle) gecelerde, imdadıma
yayınladığım son kurgu yetişti. Ne anlatmak istediğimi bilmediğim için anlatmak
çok daha fazla keyifliydi. Sonra, hikayede boşluklar oluştu. Üstelik bu imgesel
öykünün bile kaldıramayacağı derin yarıkların meydana gelme tehlikesi baş
gösterdi. Tam o sırada, hikayenin eski bölümlerinde bir küçük dokundurduğum,
kedi imgesi imdadıma fiziksel varlığıyla yetişti. Kedi, sevginin sembolü oldu.
Aradaki boşluğu dolduran bir gerçek.
Kedilerin nasıl
sevdiğini düşünüyorum. Özellikle de sokak kedileri, gerçekten yaşamı tanıyan
kedilerdir. Onlar kolayca kendilerini sevdirirler ancak iş birini sevmeye
gelince, pek oralı olmazlar. Sevdiklerindeyse yolunu gözlerler. Hatta kendi
kendilerine sana gelir, üstüne sırnaşırlar. Sana hediyeler getirirler. Bazen
bir yaprak, oyuncak veya böcek? :) Onların, yani işte kedilerin, sevgi dili
paylaşmaktır. Onlar gördükleri, bildikleri, sevdikleri şeyleri, sevdikleri
kişilerle paylaşırlar. Bu, benim sevgi dilime birebir uyan bir şey.
Ben paylaşarak
seviyorum. Hatta birini sevmişsem, bazen malesef orantısızca, her şeyi ona
akıtıyorum. Yapraklar gibi, parıltılı nesneler gibi... herkesin değil, bazı
kişilerin görebileceği bir sürü değerli şeyi bir anda akıtıyorum. Sanırım beni
''cırcır böceği kız'' yapan da bu. Paylaşmaya olan açlığım ve tutkum. Ölçü
kaçınca bu durum açlığa dönüşüyor ve bu, yıkıcı bir şey bunu biliyorum. Oysa
merkezde kendim kalırsam, bu, tutku gibi. Beni de, çevremi de aydınlatıyor.
Bazen, bazı kırgınlıklarım bunu bastırmama neden oluyor. Sanıyorum ki, beni
kıran bu sevgi dilim. Ama hayır, beni kıran... kaçmak saklanmak falan.
Ve aslında en önemlisi
de, bence... kediler yoğun değil, sürekli seviyor gibiler. Bir anda değil,
zamanla seviyorlar. Bu da bana daha gerçek geliyor. Onlar zorlanamazlar ve
kimseyi de zorlamazlar. Onlar özgürdür.
İşte, kedilerin sevgisi
bana böyle ilham verdi. Artık sıkça kullanacağım bir ifade olarak lugatımda
bulunuyor. Kediler gibi sevmek...
Kediler gibi seviyorum!
:)
(12.02.26)
Kediler gibi seven biri
tarafından sevilmek nasıl bir histir?
Kediler gibi sevilmek
nasıl bir histir bunu düşünüyorum.
Hayır.
Kediler gibi seven biri
tarafından sevilmek nasıl bir histir, bunun üzerine düşünüyorum.
Öncesinde bir başka yazımda ''kediler gibi sevmek'' kavramı ve aslında hali
üzerinde yoğunlaşmıştım. Nedir bu kediler gibi sevmek... Kulağa şirin gelen bu
ifadenin aslı nedir? Nedir nedir?
Her kedinin sevme
biçimi farklıdır. Tekiri ayrı sever, sarmanı ayrı. Karası ayrı, beyazı ayrı,
calicosu ayrı... Scottish'i başka biçimde, sfenksler bambaşka olmalı...
Kediler nasıl sever?
Kediler, kendilerine
özgü ve kendi karakterlerinin doğasına uygun severler. Bu cepte. Kediler...
seni severler, sana özel severler; bu da cepte.
Kediler gibi sevmek,
köpekler gibi sevmekten farklıdır. Kediler özgün imzalarıyla severler.
Lovebombing gibi sevmezler hayır. Bir anda şap diye sevmezler hayır. Kendilerini
harap ederek de sevmezler hayır. Onlar kendilerini önceliklendirerek severler
evet ama seni sevdikleri anda yanından ayrılmazlar. Sen iyi hisset diye sana
parlak hediyeler ve zamanlarından verirler. Onlar kesinlikle cömerttirler. Sana
ısındıklarında onlardan sıcakkanlısı olamaz. Seni ve aslında sana olan
sevgilerini sahiplenirler. Köpekler gibi değildir onların sevgilerinin
yoğunluğu, daha çerçevelidir ve bu nedenle ölçülü gibi görünür. Senin ne kadar
sevildiğini anlaman için bu sevgiye gerçekten kıymet vermen ve bunu kedine
göstermen gerekir.
Kediler seni bazen
tınlamıyor gibi görünebilirler ama seninle vakit geçirmeyi severler. Hatta
onlara özel zaman ayırmazsan güvenleri bile zedelenebilir. Onlar meraklı
hayvanlardır, ele avuca sığamazlar. Bundan olacak onların dünyaya olan
sevgilerini anlayamayanlar onlara ''nankör'' bile demişlerdir. Onlar ne
bilirler ki? Kediler yoğun sever, seni seçerlerse sevgilerine imzalarını bile
atarlar. Kediler seni seçerek severler. Sana güvenerek, sana yanaşarak ve
belki sığınarak, sokularak... Seni seçimle severler. Bu bakımdan onların
sevgisi köpeklerinkinden farklıdır.
Peki... kediler gibi
seven biri tarafından sevilen biri ne düşünür, ne hisseder? İşte iş bu noktaya
gelince tıkanıyorum. Bunu bir kediye sorsaydık acaba bize ne derdi?
''Sevgili kedi, sevgili
miyavvv hanım\ bey... sizi sevenlerin sevgisini nasıl görüyorsunuz?''
miyaaaoovvvvv.
''Ah olmadı tabii...
Sevgili kedi, sevgili miyavvv hanım\ bey... sizi sizin gibi seven birisiyle
karşılaşsanız... bu sevgi hakkında ne düşünürsünüz?''
mıırr meoooovvvv.
''Evet haklısınız.''
Sanırım kediler sadece sevmek
ve sevilmekle ilgileniyorlar. Ötesini berisini karıştırmıyorlar. Onlar bu
dünyaya gönderilmiş bilgeler.
(06.03.26)
![]() |
| selamm :) o bahsettiğim fotoğraf bu fotoğraf değil, sadece paylaşmak istedim. |








.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)