Özlem belki de bize kim olduğumuzu hatırlatan bir duygudur. Ne olduğumuzu, ne olabileceğimizi... Bir çeşit çapa, seni kendine demirleyen bir şey. Bu noktaya gelmek tabi ki kolay değil; insan, özlemin içinde boğulabilir. İnsan, kendine demirli değilse, bu çapayı başka varlık veya varoluşlara çapalayabilir. Böylece bu çapa, bir çeşit kancaya dönüşür. Seni aşağı çekiştiren, seni durduğun yerde tutan bağımlılıklara.
Bu hayatta en net öğrendiğim şey, evcilleşmekti. Bu eylemi tükürür gibi söylerdim. Son yıllardaki yıldız konuşmalarım bu sitemimle örülüdür. Artık tek bir yıldıza gözlerimi dikmezken bile... anlamak sorumluluktur. Çapanı atabileceğin bir yer bulamazsın. O çapa elinde kaldıkça, üzülürsün. Ben çok üzülmüştüm, biliyorum.
Artık tüm yaşamımı şu anki algımla anlıyorum. Tüm saflıklarımı, tüm kayboluşlarımı, gördüğüm haksızlıkları ve kendime yaptığım haksızlıkları... Anlıyorum çünkü üstüne düşünmüyorum. Düşünmek bile bir çeşit kancadır; hissederek düşünmelidir insan. Ben bir ''Neptünlü'' olarak -malesef- bu konuda uzmanım. Hep öyleydim ancak bu uzmanlık, ''Dünya'' topluluklarında denkliğe sahip değilmiş. Bunu hayretle gördüm. Defalarca.
Neyin ne olduğunu hep anlıyordum ama insanların bazı şeyleri anlamazdan gelmeleri beni şoka sokardı. Daha da delicesi, anlamamaları. Manipülasyon; tüm hayatım bunun içinde debelenmekle geçti. İnsanlar ''iyi niyetle'' bile olsa manipüle etme ve edilme eğilimindeler. Hatta çoğu kişi kandırıldığı ölçüde birisini sevme eğiliminde, üzgünüm çok üzgünüm. En büyük ''kusurum'' hep su gibi berrak bir dürüstlüğe sahip olmaktı. Kendimi manipüle ederken bile, bunu görüyorum.
Artık hayatım hareketlensin istiyorum. Son yağmur gezimde bulutların turuncu bakışlarında bunu görmüştüm: Tamam, kabul edildi. Keşke ben de yalancı olsaydım, artık bu cümleyi böylelikle kurmayı bıraktım. Benim gibi biri olmak çok zor biliyor musun? Çünkü ne kadar Dünya kurallarına göre çabalarsam çabalayım, temel noktalardan sınandım. Kaçamadım. İzin verilmedi belki de veya bilinçaltım bana böyle senaryolar oluşturdu bilmiyorum. Tesadüf olmak için fazla komik bir aynılık. Üstelik tepkilerim de değişmişti. En azından artık birilerine kaptırabileceğim saf bir (Dünya) enerjim yok.
Kalbim mi nihayet katılaştı diye düşünüyordum. Buna öfkeleniyordum bir de. Delice bir öfke! Dün bile öfkelendim. Ben gerçekten haksızlığa uğradım bu hayatta. Hepsini bir bir saydım, dün saydım hatta. Eski bir manipülasyon hilesidir bu; kendini manipüle etmek. Ben bunu yapamam. Bu da acı verici işte. Kendini manipüle etmek bir nimettir. Sorumluluk almak zorunda kalmazsın.
Artık yalnız hissetmiyorum. Kalbimde gözlerimi kapattığım bir özlem vardı. Bir onu atamadım içimden, bir onu. O kadar derin bir özlem ki bu... Bunu kelimelerle ifade edemem. Ben yıllarca içimde nasıl taşıdım bu özlemi, bunu artık ben bile anlayamam. Çünkü büyük kısmı dönüştü, belki sindirdim bilmiyorum. Sadece yıldızların anlayabileceği bir özlem bu. Kopkoyu bir özlem. Bunu burada anlatmamalıydım. Bunu ve hepsini. Ama kendimi uyutmazken aklıma geliyor bu özlem ne yapayım?
Bu özlemi çok seviyordum. O yüzden katlanılmazdı, biliyorum. Sevgi bu değil. Benim çapamdı bu, çapamı ona atmıştım. Özleme, belki de özlememe. Bu da bana komik geliyor ama hayatta daha komik tonlarca şey var. (Sıralamayacağım.)
Belki de bu, olgunlaşmaktır. Kendinde kalmak, bence hepsinin ötesinde olan bir şey. Tüm Dünya ve Neptün çevrelerinde, güçlükle fark edilen bir biliş. Belki de ben tipik bir ''Dünyalı'' olamam. Hem biliyor musun hayatım boyunca başka Venüslü, Merkürlü, Jüpiterli kişiler görmüştüm. Böyle tipik bir ''Dünyalı'' olmayan insanlar var. Bunun için kendimi zorlamayacak ve buna olan hiddetimden ötürü kalbimi taşlaştırmayı ummayacağım. Zaten ''Dünyalı'' olmak demek de bu değil.
Ben ''Dünya'' dilini iyi anlıyorum. Hatta iyi konuşuyorum. Ancak insanlar bu dilin bile içine... ahahhaha, yozlaştırmışlar hani. Sosyal medya dili gibi olmuş bu ''Dünya'' dili. Belki de Dünya dilini konuşmayı özlememek için ne kadar çok yazımı yayından kaldırırsam kaldırayım veya silersem sileyim kendimi hep burada buluyorum. Yıldız evimde.
Burası beni düzenlemiyor, rahatlatmıyor. İlham veriyor. Son günlerde nihayet ilham bulabildiğimi sanıyorum. Bu, kendimle ilgili değil; kendimden çıkmamla ilgili. Artık hiç olmadı yazmak istiyorum. Bir şeyleri var etmek. Belki de var etmeyi özlüyorum. Benim gibi birisi için var etmemek, üretmemek, enerjini somutlaştır(a)mamak cehennemdir. İnsan ilişkilerinde de bunu istiyorum. Var etmeyi. Tüm isyanım da buna ya zaten... İnsanlar ezbere konuşmayı alkışlıyor, seviyor; oysa ben, var etmekle ilgileniyorum.
.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)
.jpg)