Küçük
Bir Kesit #9
''Bence bu tonlar seni
açtı.''
...
''Sen de ne çabuk
kızıyorsun. Neyse bak!''
Genç kız elindeki kırmızı
ruju taşıra taşıra dudaklarına sürdü ve genç adama dil çıkarıp göz kırptı.
''Peruk da taktık mı
tamamdır.''
Genç kız eline aldığı yeşil
peruğu çekiştire çekiştire genç adamın başına takmaya çalışıyordu ama pek de
başarılı olduğu söylenemezdi. En azından başının üstündeki baskı genç adama
böyle hissettiriyordu. Genç kız, genç adam kararından caymasın diye odadaki
aynayı kaldırmıştı.
''Tamam, oldu işte. Hazır
mısın?''
Genç adam hazır hissetmese
de başını salladı.
''Gözlerini kapat öyleyse.
Seni böyle göreceğim kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.''
Genç adam bezginlikle başını iki yana sallayıp yan taraftaki aynaya doğru hamle
yapsa da genç kızı geçmek çok da kolay değildi.
''Hoopp, dur bakalım! Biraz
farklılık gelse hayatına ne olur sanki. Somurt somurt nereye kadar?''
...
''Of tamam... geç o zaman!''
Genç kızın yana doğru
çekilmesiyle genç adamın kendini aynanın önüne atması bir oldu. Kıvırcık yeşil
saçları, kocaman benekli papyonuyla olabildiğince şapşal görünüyordu. Yine de
kendini görür görmez gülümsemeden edemedi.
''Çocuklar çok
sevinecekler.''
Zaten genç adamın bütün bu
saçmalıklara katlanmaktaki tek sebebi çocukların mutluluğuydu.
.
.
.
''Doğum günü kızı neredeymiş
bakalım?''
İçeri girmeleriyle beraber
çocukların etraflarını sarmaları bir oldu.
''Aaa palyaço!..''
''Ne palyaçosu kızım?
Görmüyor musun sessiz abiyle, güzel abla işte...''
Utancından kıpkırmızı
kesilen çocuk mahcup bakışlarını genç kıza çevirdi.
''Şey, hoş geldiniz abla. Sağ
olun Canan çok sevinecek.''
''Mustafacığım ne demek. Hadi
kardeşini getir bakalım.''
''Aaaa palyaço...''
Küçük çocuk bu sefer başını
iki yana sallayarak küçük kıza gülümsedi.
''Palyaço ya Canan palyaço.
Senin için gelmişler.''
''Benim için mi?'' Küçük
kızın sesi ağlamaklıydı. En sonunda gözlerinden iki iri gözyaşı aşağı süzüldü.
''Kızım sen de her şeye
ağlıyorsun ama. Bugün senin doğum günün değil mi? İnsan hiç doğum gününde ağlar
mı?'' diye çıkıştı küçük çocuk kardeşine. Bu sefer küçük kız daha da çok
ağlamaya başladı.
''Şşşş! Hadi bakalım dans
edelim. Bugün kimse ağlamayacak. Ağlamayacak değil mi sessiz abileri?''
Genç adam yüzüne nadiren
yerleşen kocaman gülümsemesiyle başını salladı.
''Evet kimse ağlamayacak
diyor. Ben onun yarı zamanlı tercümanıyım da.''
Genç adam kaşlarını çatmamak
için kendini zor tutsa da çocukların kahkahaları onun da gülümsemesini
sağladı.
''O zamaann uçalım. Vuuuu!''
Genç kız, bir eliyle genç
adamı diğer eliyle küçük kızın elini tutarak dönmeye başladı. Çok geçmeden
geniş salonda kahkahalardan oluşan kocaman bir hortum çıkmıştı.
.
.
.
''Teşekkür ederiz Aslı
Hanım, Ozan Bey. Onların hatırlanmaya, sevgiye öyle çok ihtiyaçları var ki,''
dedi genç müdüre minnetle.
''Ne demek Jale Hanım. Onlar
benim küçük arkadaşlarım. Artık sık sık geleceğiz. Geleceğiz, değil mi Ozan?''
Genç kızın omzunu serçe
dürtmesiyle kendine gelen genç adam hararetle başını salladı.
''Peki o zaman tekrardan
teşekkürler, iyi günler.''
''İyi günler!''
Müdürenin içeri girmesiyle
genç kızın kendi etrafında dönmesi bir oldu.
''Eğlendin ama, itiraf et.''
Genç adam tepki vermeksizin
yürümeye başladı. Bir yandan da yüzünde kalan boya kalıntılarını çıkartmaya
çalışıyordu. Ama evet, eğlenmişti. Hem de uzun zamandır bu kadar iyi
hissettiğini hatırlamıyordu.
''Sana kalsa doğum gününde
atölyende pinekleyecektin.''
Genç kızın telaşlı adımları
genç adamın adımlarına zar zor yetişiyordu. Genç adamın yolun ortasında aniden
durmasıyla genç kız afalladı.
''Yine ne oldu?''
...
''Hiç bakma bana öyle. Ozan
sen nefes alıp veriyorsun farkındasın değil mi?''
...
''Hatta bugün doğum günün.''
...
''Hatta bir yaş daha
yaşlandın.''
...
''Dur bakayım kaz ayakların
da iyiden iyiye belirginleşmiş mi senin?'' Genç kız gözlerini kısarak genç
adamın dibine kadar yaklaştı. Genç adam ne dese, nasıl davransa boştu genç kız
için. O da daimi sessizliğini korudu ve tepki vermeksizin yürümeye devam etti.
''Ozan!''
Sesin geldiği yöne dönen
genç adam birazcık şaşırdı. Genç kız yerinden bir milim dahi kıpırdamamıştı.
Aslında yapması gereken yoluna devam edip atölyesine dönmekti ama genç adamın
ayakları düşüncelerine itaat etmedi ve gerisingeri genç kıza doğru yürümeye
başladı. Soran gözlerle genç kıza baktı.
''Ozan tamam bir anlaşma
yapalım.''
...
''Ben gün boyunca bir daha
asla bu konu hakkında konuşmayayım, sen de beni gezdir. Olur mu?''
Genç adam bu durumdan pek
bir şey anlamamıştı doğrusu.
''Yani biliyorsun işte.
Buraların yabancısıyım. Benden kaçık olmasın kaçık bir ev arkadaşından başka
tanıdığım kimse de yok buralarda. Bir de sen varsın işte.''
...
''Beni biraz gezdirir
misin?''
Genç adam, genç kızın
masumlaştırmaya çalıştığı bakışlarına bir gram dahi inanmasa da olumlu anlamda
başını salladı.
''Sahiden mi?''
Genç kız kendini bir anda
genç adamın kollarının arasına attı. Ne yapacağını bilemeyen genç adam öylece
kalakalmıştı.
''Çok çok çok teşekkür
ederim Ozan. İnan çok sevindim.''
Genç adamın olağan
tepkisizliğini fark eden genç kız anında toparlandı. Hem de dikkat çekecek
kadar hızlı bir şekilde.
''Sadece artık sıkıntıdan
aksiyon olsun diye kendimi kesme kıvamına gelmiştim de, bu gezi iyi oldu benim
için.''
...
''Hem bakarsın artık başına
bela olmadan kendim tek başıma da gezebilirim.''
İşte şimdi genç adamın
duruşu dikleşmişti.
''Ama bana pek çok yeri
gezdirip yerlerini öğretmen lazım. Yoksa çabuk sıkılır yine başına kalırım bir
süre sonra benden söylemesi.''
Genç adam, genç kızın
blöfünü yutmuştu. Genç kız içten içe hoşnutluk hissetse de bu hoşnutluğunu
yüzüne yansıtmadı. Çünkü genç adam da en az kendisi kadar değişkendi.
''O zaman gidelim.''
.
.
.
Nereye gittiklerini bilmeden
pek çok yeri gezdiler. Hatta akşamı nasıl ettiklerinin bile farkında
değildiler.
''O zaman eve dönme
zamanı.''
Genç adam başını
onaylarcasına salladı.
''Teşekkür ederim, bugün çok
eğlendim.''
Kendine dahi itiraf etmek
istemese de genç adam için de güzel bir gündü. Ama genç kız yerinde
duramıyordu.
''Hadi gelsene. Çok güzel
çalıyorlar.''
Genç adamı kolundan yaka
paça çekiştiren genç kız atik bir hamleyle ellerini onun omzunda birleştirdi ve
dans etmeye başladılar.
''Oldum olası sokakta
çalınan müzikleri ayrı bir sevmişimdir.''
Genç adam şaşırsa da genç
kıza ayak uydurdu. Günün sonunda da genç kızın bildiğini okumasına izin verdi.
''Acaba biz de seninle bu işe mi girişsek bir ara, ne dersin?'' Genç kız muzipçe gülümsedi.
Genç adam da gülümsemeden edemedi. Ama sonra bir anda genç kız parmak uçlarında
yükselip genç adamın yanağına minik bir buse kondurdu. Hatta genç adam, genç
kızın onu öptüğünü belli belirsiz hissetti.
''Doğum günün kutlu olsun
Ozan. İyi ki doğdun.''
Genç adam tepki veremeden
genç kız ona sarıldı. Hem de sımsıkı. Çünkü dolan gözlerini genç adamdan son anda ancak böyle saklayabilmişti.
(15.02.18)