Ben ne zaman mutsuz olsam kendime dönerim. Sanki bunun tek sebebi benmişim gibi. Sanki, başka biri olsam sorunlarım çözülecekmiş gibi. Oysa alakası yok, bunu ben bile bilirim. Evet belki tepkilerim, kendimi önceliklendirmeye ve kendimi korumaya yönelik olacak olsa her şey farklı olabilir-di. Hangi konuda bilmiyorum, hatırlamıyorum. Sadece tatminsizim ve bu bende yer yer mutsuzluk yaratıyor. Sonra elimdekileri görüyorum, yapabileceklerimi. Sonra kızıyorum. Haklı olarak kızıyorum ama bunun kimseye faydası yok. Çünkü en başta, bir yerde bir suç ya da suçlu aramak hatalı.
İnsanlar bazı seçimler yaparlar. Bu, çok minik seçimler bile olabilir ancak her seçimimiz sonraki adımımıza şekil verir. Bazı dış etkenler irili ufaklı bize etki edebilirler ama sonuçta seçimi yapan biziz. Bu konuda ileri seviyede bir sorumluluk bilincine sahibim, malesef. Bu nedenle oklarımı hep bir noktada kendime döndürüp olayı ''başka biri olsaydım''a bağlıyorum. Bu kadar kökten, bu kadar ya hep ya hiç mantığına tutunuyorum, tutunuyorum ki kendi içinde bulunduğum tatminsizliğimi bir çıkmaz sokağa dönüştürebileyim. Böylece sorumluluk almaktan kaçayım.
Bunu rahatça yazıyorum. Kelimeler beni bulduysa rahatça yazarım. Çünkü biliyorum ki çoğu kişi böyle. En azından çoğu kişinin yarısı. Sadece çoğu kişi pata küte yaşıyor. En güzeli mi bilmiyorum, onların da başka sorunları vardır herhalde. Aynı döngüyü tekrar tekrar yaşamak gibi.
Ben aynı döngüyü -en azından- tekrar tekrar yaşamıyorum. Bir döngü bir döngüdür benim için. Sonrası, bitti.
Gece uyumadan önce yıldızları izliyorum. Bu beni rahatlatıyor ama üzüyor da, bilmiyorum. Yıldızları çok fazla izledim, bunun sebebi bu. Hayatımda hemen bu akşam, bu gece ilk kez yıldızları izleyecek biri olsaydım... hiç üzülmezdim.
O zaman öyle mi olayım? Bu, bizim elimizde olan bir şey mi? Sanırım evet. Bu akşam veya gece yıldızları izlersem -belki izlemem bilmiyorum- bunu deneyeceğim. Hayatımda ilk kez yıldızları izleyeceğim. Taze bir bakışla, taze bir hayranlıkla. Umutla falan değil, umut ne ki ya hadi ya... Yıldızlarda umut görenleri hiçbir zaman anlayamadım ne yalan söyleyeyim. Umudun tadı neye benziyor acaba... Tuzlu bir sıvı mı olsa ki? :) Şaka şaka.
Belki de yıldızları izlememeli miyim? Yıldızları izlemeyen biri olsaydım umudun nasıl bir tanımı olduğunu bilirdim ama tadını şu anki kadar net tarif edemez, o tuzlu tada yabancı olurdum. Bunun için geç. Yıldızları yeniden en baştan ilk kez izleyecek olsam bile geç.
Drama falan yapmıyorum. Sadece insan ne hissettiğini unutmamalı bence, yoksa döngüye girer. Benim gibi her hissi bir yıldıza isim niyetine de takmamalı tabi... Yine de, yıldızları taze bir bakışla...
Zaten hep söylüyorum, sorun hisler değil bence, düşünceler. Mantıklı olmakla düşünmek arasında dağlar kadar fark var. İnsanlar genelde ikisini eş değer tutarlar değil mi? Ben tutmuyorum.
Mantıklı hissetmek mümkün mü? Ben bunu denemek istiyorum. Bunun sıkışmışlığını yaşıyorum. Sen hiç yaşadın mı?
Yıldızlar benim için bile büyülerini yitirdiler. Hayır buna üzüldüğüm yok. Başta üzülmüştüm ama büyülerini yitirmelerine değil. Bu, doğal bir durum. Büyüler sonsuz değildir. Onları tazelemezsen... biterler.
Ben, büyüyü görebildiğim günlere mi üzülmüştüm acaba... Geçen ay falan buna üzüldüm evet. Sonra geçmese de hafifledi. Böyle saçma dramalarla boğuş o zaman deyip rest çektim kendime. Yaaa, iyi yapmış mıyım?
Yine de üzücü. Sanırım birinin bana bir şey için bile olsa yine de üzücü olduğuna dair hak vermesini bekleyen bir yanım varmış. Beni avutması için değil. Mesela kendime sarıldığımı falan hayal etmemem için. Büyüyü hala görebildiğim bir tarihte bunu yaptığımı hatırlıyorum. Sonra hepsi silindi. Geriye ne o ana neden olan olaylar kaldı, ne de gördüğüm büyü. Geriye yalnızca kendime sarılışımın anısı kaldı. Sanırım birinin buna... Önemi de yok aslında. Belki de büyü bu nedenle bayatladı, bozuldu, çürüdü.
Bu yazı gibi.
Bayat bir yazı. Buna rağmen sevdim. Sen de sevdin mi sevgili okur?
Artık yıldızlarla konuşamıyorum. Bunu bazen yapıyorum tabi, onlara kızmak için falan. Onlarsa parlıyor. Sonra uykum geliyor. Aslında kötü bir ruh halinde değilim. Öyle olsam kızmam. Neye kızdığımı da bilmiyorum. Ama bazen yıldızlara kızıyorum. Belki de haksızlığa uğramış hissediyorum. Belki de kendime haksızlık yapan bendim.
Aslında dün gece yıldızlara teşekkür etmiştim. Kalbimi kırdıkları için.
Kendimi tazelenmekle bayatlamak arasındaki çizgide görüyorum. Bir şekilde eninde sonunda tazelenme kısmına adım atacağım, bu kesin ama...
Tabi ki bayatlamak istemiyorum! Tabi ki istemiyorum...
Peki ama tazelenmek ne?
(sonraki yazımda anlatırım bir ara - kendime)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)