İnsan, mutlu hissettiği bir hayatı nasıl seçer?

 

Bunu konuşabileceğim kimse yok. Biriyle konuşsam bile bana ''sen bilirsin'' diyecek ve ardından aklıma ''kötü'' senaryo alt planlı ''belirsiz'' senaryoları sokacak. Bu yüzden ben seninle konuşmak istiyorum sevgili okur. İlk olarak seninle. Belki de kendimle konuşmak istiyorum bilmiyorum.

Hep bir şeyleri erteledim. Hep hayatımdan kaçtım gerçekten de. Çünkü gördüğüm hayattan ölümüne korktum! Gerçekten korkunçtu. Başta cazipti. Sonra... kendimle baş başa uzun süre de kalınca, insanın bu hayattaki temel sorumluluğunun kendine olduğunu ve günün sonunda da, bazen başında da tek olduğunu, bu nedenle ikinci bir insana veya duruma güvenmekten önce, kendine güvenmen gerektiğini fark ettim. Ben yeteneklerime hep güvensem de, belki de bir şeylerden kaçtığım bir bakışta bile sezildiğinden olacak (anlaşılmasa bile sezildiğinden) hiç bir yere tam oturamadım. En son yüksek lisans için gerçekten çok heyecanlanmıştım. Ancak bana hiçbir beklentimi vermedi. Dahası, benden heyecanlanma olasılığımı dahi aldı.

O zaman önümde uzanan hayattan nasıl kaçacaktım!? Ah... bundan nefret ettim. Bana yardımcı olacak bir ''yol arkadaşım'' olsaydı... Bu benim en gizli planımdı. Çünkü en vasat altı planım. Bir şey olacağından değil... Sevmediğimi düşündüğüm bir hayatı bana bir yol arkadaşı sevdirir diye, anladın mı? Ama belki de, hiçbir yol arkadaşı bize bu güvenceyi veremez. Vermemeli de. Bu, günün sonunda en çok ona haksızlık olurdu. En çok ona ve bu da bizim kendimize haksızlık olurdu. En azından bana, haksızlık olurdu. Çünkü sevdiğin birine haksızlık etmek aslında kendine haksızlık etmektir. 

Yeniden bir alanda yüksek lisans yapmayı düşündüm ama sonra da... Yeniden bir alana baştan başlayabilir miyim diye düşündüm. En baştan. Üniversite sınavı için bir yıl daha mı bekleyeceğim!? Aklım neden benim böyle geç geliyor... Bunu muhtemelen yapmam, yapsam mutlu olma garantim yok, böyle düşünürdüm eskiden. Ama ben, o kadar uzun süre çok mutsuz hissettim ki... Bu kadar mutsuzluğu başka biri hissetseydi onun adına üzülürdüm sanırım. Çünkü ben bu hayata mutsuz olmak için gelmedim. Çünkü ben, mutlu olduğum bir hayatı yaşamayı istiyorum. Ama bunu nasıl seçebilirim? İnsan, mutlu hissettiği bir hayatı nasıl seçer?

Hep kolay yolu seçtiğim için mutsuz olduğumu biliyorum. Hep, gözlerim bir yol arkadaşını aradığı için, bir destekçi veya öyle bir şey... Hep bu yolla birilerinin önerilerine kandığım için, kendimi savunmakta eksik kaldım ve kendimden uzak yaşadım. Ben heyecanla ilerlerim. Bir şeye ilgi duyarak bir kibriti kocaman bir yıldıza çevirebilirim! Ama o kibrit, o nerede... Bana onu kim verecek :), bunu çok uzun süre düşündüm. Ve yıllar, aktı gitti. Bir noktada o kadar mutsuz oldum ki, tüm bu parıltımla, içimde ne olursa olsun tutmaya çalıştığım bir ışıkla, o kadar mutsuz oldum ki... Çok mutsuz oldum.

Önümdeki tüm yolları deneyeceğim. Ama kalbim bana, baştan başla diyor. Önceden gençtin, anlamamış olabilirsin, ama şimdi büyüdün, şimdi anladın. İnsan anladıktan sonra bile kendine sırt çevirirse, büyük bir haksızlık yapmış olmaz mı? Hala gencim ama... Aynı zamanda hayat da bana yardım etti bence. Çoğu zaman mızıklansam da, hayatın evrenin ilahi güçlerin veya öyle büyük sistemlerin bana yardım ettiğini biliyorum. Hayatta en değerli varlığın önce sağlık, sonra da güzel bir kalp ve zihin olduğunu da biliyorum. İnsan, abuk sabuk şeyler için kendini sıkmamalı, yıpratmamalı. Bir yerde okumuştum, yol sen ilerledikçe oluşan şeydir, diye bir cümle. 

Ben hep tek bir şey istedim sanırım. Tek bir büyük bir şey. En büyük şey. Bazı insanlar bunu deneyimler evet. Belki bir gün ben bile deneyimlerim evet. Ama bunlar bile belki de, bizim en içimizin ihtiyaçlarına göre şekillenen durumlardır. Ben hep tek tek yıldız parıltılarını bulurum. Bundan keyif alırım, keşfetmekten. Kendim hakkımda bildiğim en net şey de bu, ben keşfetmediğim bir yaşamda yaşayamam. Yaşayan ben olmam. Ne olursa olsun benim tüm renklerim tüm pırıltılarım yayılmak, dağılmak ve uzanmak ister. Öğrenmek, değişmek, dönüşmek ve keyif almak ister. Bir şeyi sevmek, heyecan duymak ve diğer heyecanları da görmek ister. Ve böyle bir şeyi bize kimse veremez. Kendimiz bile, belki de sadece deneriz.

Yine de beklemek... hayatım zaten beklemekle geçti! Aklım başıma geç geliyor diye mi bu kadar çok bekliyorum bilmem... Yolda ilerlerken beklemek değil de, o yol bu yol mu şu yol mu kaygısıyla ilerlerken veya dururken beklemek... bundan yoruldum. Farklı bir yol fikri beni heyecanlandırmıştı. Ancak bu, kalıcı bir heyecan mı geçici mi? Yine de hala gencim. Bir şeyi sevdiğimde daha da gençleşebilirim. Dahası hayat, bana yardım edecektir biliyorum. Sadece, yanlış karar vermekten mi korkuyorum... Yalnız yanlış karar vermekten mi?

Yoksa en çok, beklemekten mi korkuyorum? Çünkü beklemek kaybetmektir, bunu çok iyi biliyorum. Ve, benim için ''kolay'' bulduğum yollar hep en zor yollar oldu. Çok zorlandım. Ben gerçekten çok zorlandım. Bu son cümleleri sen gör diye yazdım. Çünkü sadece ben görmek istemiyorum.


Sanat Kitabı.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar