Küçük
Bir Kesit #23 (Kelime Oyunu 104)
''Sence şu an evrenin neresindeyiz Ozan?''
''Ne?'' Genç adam soran gözlerle genç kadına
bakıyordu.
''Ah pardon, haklısın yürürken tam konumu
bulamayız.''
Artık kış gelmişti. Hava soğuk, yeni yıl kapıdaydı.
Genç kadın, artık tüm yapraklarını dökmüş dalların altındaki bir banka oturarak
bulutlarla kaplı gökyüzünü izlemeye başladı.
''Gökyüzü ne kadar güzel değil mi Ozan?'' dedi
bakışlarını yeryüzüne indirmeden.
''Hava da ne kadar soğuk değil mi Aslı?'' Genç
adam yerinde hoplayıp zıplarken, genç kadın hiç oralı değildi.
''Bulutların uçuşunu kaçırıyorsun,'' dedi genç
kadın biraz sonra.
''Bence biz otobüsü kaçırıyoruz Aslı.''
Genç kadın, bakışlarını genç adama doğrultarak
hafifçe çenesini kaldırdı. ''Bari tatil gününde bir yere yetişmesek olmaz mı?''
''Olur mu?'' dedi genç adam kaşlarını hafifçe
kaldırarak. Sonra da banka oturarak genç kadının gözlerini parlatan şeyi
gökyüzünde bulmaya çalıştı.
Genç kadın kollarını birbirine daha sıkı bağlıyordu
şimdi. Genç adam bir şey demedi. Nasıl olsa birazdan üşüdüğünü kabul edeceksin,
diye düşündü. Genç kadının kafasında dönen düşünceleri içten içe merak
ediyordu.
''Evrende hangi konumdayız bilmiyorum ama Aslı...''
''Ama Ozan?''
''Ama Aslı... Biz yan yanayken evrendeki diğer her
şeyden uzakta, hatta onların dışındaymışız gibi geliyor.''
''Ah!.. Bunları senden duymak...'' Genç kadın
dramatik bir şekilde ellerini kalbinin üzerinde birleştirmişti ''çok
duygulandırıcı.''
''Abartma,'' dedi genç adam. Genç kadının aksine
bakışlarını kaçırmamıştı.
''Şşşşş,'' dedi biraz sonra genç kadın.
Bakışlarıyla bir yeri işaret ediyordu.
''Zaten,'' diye başlayan genç adam sesini bir
fısıltıya dönüştürerek devam etti ''zaten susuyoruz Aslı ne oldu?''
''Şuradaki yaşlı kadın...''
''Neredeki?''
''Şuradaki.''
İkili şimdi dip dibe gelmiş aralarında
fısıldaşıyorlardı. Genç adam, şuradaki yaşlı kadının yerini bir türlü
bulamamıştı. Genç kadınsa iç çekerek kaş göz hareketleriyle bir yeri işaret
ediyordu. ''Ha şuradaki,'' dedi genç adam biraz sonra.
''Şşşşş.'' Genç kadın belerttiği gözlerini genç
adama dikti. ''Şüpheli görünüyor...''
''Gerçekten de öyle,'' diye fısıldadı genç adam,
fark ettirmeden yaşlı kadını süzmeye çalışarak.
Genç kadının gösterdiği yaşlı kadın gerçekten de
tuhaf görünüyordu. Upuzun kırmızı bir palto giymiş, aklar düşmüş
saçlarına siyah bir şapka kondurmuştu. İkilinin az uzağındaki bir banka oturmuş
gayet rahat bir şekilde ara ara genç adam ve genç kadına bakıyor, sonra da
elindeki deftere bir şeyler yazıyordu.
''Bir ajana benziyor,'' diye fısıldadı genç adam
kısık gözlerle genç kadına bakarak.
''Tavırları da mekanik, robot gibi.''
Genç kadın duruşunu iyice dikleştirmiş, bir bulmacayı çözmeye çalışır gibi
yaşlı kadını izliyordu.
''O kadar da değil Aslı, abartma.'' Genç adam
bakışlarını yaşlı kadından ayırarak tamamen genç kadına döndü.
''Bana abartma diyene bak! Ajanmış...''
''Tabi ki dalga geçiyorum Aslı, oturmuş kadını
izliyoruz. Ne diyebilirim?'' Genç kadının çatık kaşlarının altındaki kocaman
açılmış gözleri genç adamı eğlendiriyordu.
''O da bizi izliyor ama,'' dedi genç kadın
beklemeksizin. ''Gerçekten şüpheli...''
''Bence şu an biz daha şüpheli görünüyoruz,'' dedi
genç adam. Artık fısıldamayı bırakmıştı. Sonra da arkasına yaslanarak yaşlı
kadını izleyen genç kadını ortaya çıkardı.
''Ozan...''
''Aslı?..''
''Önümde durup beni kamufle etmelisin yoksa...''
Genç kadın aniden önüne dönmüş ve aklına gelen her konuda nefes almaksızın
konuşmaya başlamıştı. ''Dünya kupasını izledin mi? Bugün de hava soğukmuş...
Çalışmalar nasıl gidiyor? Yılbaşı için programın var mı? Şu an okuduğum
kitaptan bahsetmiş miydim? Geçen şuraya gittim?''
''Ne?'' dedi genç adam kısık kahkahalarla gülerken.
''Şuraya... Hah evrenin merkezine!''
''Ne diyorsun Aslı anlamıyorum?''
''Yaşlı kadın bize bakıp gülüyor ve defterine bir
şeyler yazıp duruyor ve... Şimdi daha çok gülüyor, kesin azılı bir suçlu!''
Genç kadın nefes almadan konuşmuştu.
''Aslı...'' Genç adam başını belli belirsiz
sallayarak genç kadını izliyordu.
''Ne?''
''Bazen ciddi misin, numara mı yapıyorsun
anlayamıyorum. Gülsem mi, şaşırsam mı...''
''Ben de anlayamıyorum.'' Genç kadın kocaman
gözlerinin ardından hafifçe gülümserken genç adam öylece kalakaldı.
Çok geçmeden yaşlı kadın da yerinden kalktı ve bir
baş selamıyla ikilinin yanından yavaş adımlarla geçip gitti.
''Ah, ne kadar da havalı duruyor!''
''Az önce kadına azılı bir suçlu diyordun...''
''Belki de müthiş bir kahramandır...''
''Ne?''
''Zaten yazarlar bir şekilde kahramandır.
Karakterler yaratan süper kahramanlar! Belki biz de... Yarım bir kurgunun içine
sıkışmış iki karakterizdir.''
''Anlamıyorum...''
''Boşver Ozan, zaten anlamamız gerekmiyor. Sadece
güzelce yaşayalım.''
Genç adam pes edercesine başını iki yana salladı
bir kez daha.
''Ateş
böceklerine benziyorlar,'' dedi genç
kadın yine uzaklarda bir yere bakarken. Genç adam da genç kadının baktığı yere
döndü. ''Gerçekten de öyle,'' dedi gülerek. İkili, yolun karşısındaki dükkanın
vitrinindeki yeni yıl ağacına bakıyorlardı şimdi. Ağacın etrafına dolanmış
ışıklar daha hava aydınlık olmasına rağmen pırıl pırıl parlıyorlardı.
''Biz de ağaç yapalım mı?'' dedi sonra genç kadın.
''Olur, yapalım tabi,'' dedi genç adam da genç
kadının hevesli haline bakıp gülerek. Çok dikkatli bir şekilde genç kadını
izliyordu.
''Ne var?'' dedi genç kadın dikkatle.
''Böcek!'' diye aniden bağırdı genç adam.
''Nerede, nerede?!?!''
''Şurada,'' genç adam genç kadının kafasının sağ
tarafını işaret ediyordu, ''hayır şuraya geçti şimdi de...'' Genç kadın dağınık
saçlarını daha da karıştırmıştı şimdi. Ancak genç adamın kahkahaları onu
durdurdu. Ateş saçan gözlerle genç adama döndü. ''Ozan!''
''Ne? Komikti bence.'' Genç adam hala gülüyordu.
''Hahaha, çok komik!''
Genç kadın çatık kaşlarıyla dudaklarını ısırıyor,
arada da genç adama yalandan öfkeli bakışlar atıyordu. Sonra, aniden, genç adam
genç kadının dağınık saçlarındaki bir noktaya dokundu.
''Kar!'' dedi genç kadın ayağa fırlarken. ''Ama
nasıl olur?.. Ozan bak...'' Genç kadın, genç adama baktığında onun da kendisini
izlediğini gördü ve kar taneleri hızını arttırırken ikili bir süre daha evrenin
merkezinde oturdular.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder