Küçük
Bir Kesit #22 (Kelime Oyunu 103)
''Sanki kasımı yaşamaya devam ediyormuşuz gibi
değil mi?'' diye sordu genç kadın yavaşça yürürlerken. Neredeyse aralık ayının
ortalarına gelmelerine rağmen hava sahiden de güzeldi. Yağmur yerleri
ıslatmıştı, hava toprak kokuyordu ve bulutlar, hiç olmadıkları kadar yakın
görünüyordu ikiliye. Böyle düşündüler, o ılık akşam üstünde öylece yürürlerken.
Sonra, genç adamın telefonu çaldı. Genç kadın ilk
kez bakışlarını bulutlardan ayırıp genç adama çevirdi. ''Ozan,'' dedi
''açmasan.''
Genç adam, tam da bunu beklermiş gibi, telefonunu
sessize aldı ve ikili sessizlikten başka hiçbir şeyi duymadı. Uzun bir süre.
Yavaş yavaş yürürlerken. Gökyüzü bu kadar yakınken ve hava bu kadar durgunken.
Bulutlar kararmaya başladığında bile ikisi arasındaki sessizlik ışıl ışıl
kaldı. Eski günlerdeki gibiydi; ama değildi. Yeni günlerdeki gibi, diye düşündü
genç kadın. Bu onu gülümsetti.
''İletişim kurmak için... sadece sessizliğe ihtiyaç
var değil mi?'' dedi genç kadın bir süre sonra.
''Bunu senin söylüyor olman gözlerimi yaşarttı,''
dedi genç adam derinden gelen hafif bir gülüşle. Genç kadının vuruşu da
derinden ama ağırdı. ''Komik misin sen? Hah!''
''Aslı...'' dedi sadece, genç adam. Bakışları
parlaktı, tıpkı genç kadınınki gibi. Böyle anlarda, aralarındaki
görünmez bariyer kalktığında, hiçbir şey söylemelerine
bile gerek kalmadan düşündükleri uçurumlar kapanıyordu. Sadece hissetmeyi düşündüklerinde, fırtına uzaklarda kalıyor ve sanki gri
bulutlar sadece güzel anların şahidiymiş gibi gökyüzünde yükseliyordu.
''Kavramlarla düşünüyoruz,'' dedi bir an sonra genç
kadın. Sonra da sadece dalgın dalgın akşam sisini izledi.
''Ama,'' dedi genç adam, ''ama Aslı, kelimeler
değil midir zaten düşüncelerimiz? Ya neyle düşüneceğiz?''
''Neyle değil, nasıl?''
''Aynı şey değil midir? Kendinle çelişiyorsun.
Kavramsızlığı bile başka kavramlarla anlatıyorsun bana.''
''Kavramlar bize bir çember çizer
Ozan. Evet, belki bu gereklidir ama ya çemberlerin şekli, bir aradayken
diyorum. Bu çemberler hiç mi kesişmez, hiç mi paralel gitmez. Hiç mi
rastlantısallık yoktur peki? Her şey net midir, yoksa her şey akışkan mı?'' Bir
an durduktan sonra genç kadın devam etti. ''Rüzgara bak Ozan. Onu tut ve bırak.
Ne değişti? Hiç.''
Genç adam, genç kadının havada daireler çizen elini
tuttu. Genç kadın da, genç adamın elini. Çok geçmedi ki, ''Ozan'' dedi genç
kadın ''İçelim mi?''
''Bu sefer benimki kakaolu olacak ama,'' dedi genç
adam.
''Bu sefer ikisi de kakaolu,'' dedi genç kadın ve
ikili, pipetlerini çeke çeke, bulutların ardına saklanmış bir dünya yıldızın
altında sessizce oturdular.
(15.12.22)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder