Her şey gelip geçiyor, baksana.

 

Küçük Bir Kesit #19

''Gülümsee!''

''Aslı...''

Çıkan patırtı genç kızı yerinden sıçratmıştı. Oysa genç adam yerinden bir milim bile kıpırdamamış, gözlerini öylece genç kıza dikmişti.

''Şu işe bak Ozan! Kenara çekil de şurayı süpürelim. Görüşmeyeli bir arpa boyu yol katedememişsin. Hala misafirlerini adamakıllı karşılamayı bilmiyorsun. Çıkçıkçık!''

Genç kız, genç adamı azarlaya azarlaya garajın içinde turlamaya başladı. Gülmemek için yanağını kemiriyordu.

''Üstelik hala oldukça dağınık ve pasaklısın!'' Genç kızın sesinde sahte bir azar vardı. Motor yağının kokusunu bile özlediğini düşündü.

''Aslı...''

''Ne Aslı Aslı? Adımı mı ezberliyorsun?''

...

''Zaten görmeyeli etrafı kendi haline bırakmışsın belli. Her yer kir pas içinde!''

''As..''

''Şu haline bak! Yüzün de iyice çökmüş. Yemek de mi yemiyorsun?''

''A...''

''Ah şu çocuk! Cidden çocuk gibisin Ozan!''

Şimdi genç adam ve genç kız yüz yüze, hatta dip dibelerdi.

''Ama buna rağmen... Buna rağmen seni çok özledim.''

Genç kızın kolları genç adamın boynuna dolanmıştı.

''Aslı boğulu..''

''Kendine daha iyi bakmanı söylemedim mi ben sana? Niye böyle yapıyorsun? Hep burnunun dikine gidiyorsun Ozan!''

...

''Ah!''

''Aslı!''

''Ne Aslı Aslı?'' 

...

''Tamam biliyorum... Sadece seni daha farklı bulmayı ummuştum.''

...

''Daha enerjik?''

...

''Bir de seni duyamayacağım diye çok korktum. Ama şu hale bak şimdi de lafı ağzına tıkıyorum değil mi?''

Genç kızın gözleri dolu dolu olsa da yüzüne yerleşen kocaman bilindik gülümsemesi genç adama iyi geldi. Gerçekten de uzun zaman olmuş olmalı, diye düşündü genç adam. Bu anı görmeyi ne kadar da özlediğini göz ardı etmeye çalışarak. 

''Kafa dinlemek bana da iyi gelmiş olmalı aslında.''

''Yalancı!''

''Niye yalancıymışım ha, niye niye?''

''Çünkü sen de gülümsüyorsun.''

''Kim? Ben mi!''

''Yalancı!''

''Ah sen... Yine başlıyoruz değil mi?''

Genç kız bakışlarını çizmelerine indirip muzipçe başını salladı. Ayakkabıları çamurluydu.

Dışarısı yağmurlu, diye düşündü genç adam. Üşümüş olmalı.

''E içeri gel o zaman burada seninle çene çalacak vaktim yok.''

''Ona ne şüphe...''

''Efendim?''

''Hiç... Düşünüyordum da, görüşmeyeli çenen açılmış sanki.''

''Sen!..''

Genç kızın gülümsemesi yine genç adamı susturmuştu. Bunu nasıl başarıyor olabilir, diye düşündü. Birden numaradan da olsa genç kızla atışacak hali olmadığını fark etti. Daha fazla bir şey söylemeden içeri girdi. Pot kırmaktan hala çok korkuyordu.

''Ama ya burası?''

...

Genç adam oralı değildi.

''İyi o zaman çöp ev olsun burası!''

...

''Çöp garaj...''

...

''Hıh, peki bana neyse?''

.

.

.

''Pek çok yeri gezdik.''

''Belli. Yine bir şeyler anlatacaksın değil mi?''

''Tabi ki! Ne yani o kadar macera boşa mı gitsin?''

Genç adam bıkkınlıkla başını salladı. Ama dudaklarına yapışmış yarım bir gülümseme vardı.
''Anlat o halde dinliyorum.''

Genç kız anlatıyor, anlatıyor ve anlatıyordu. Sanki başka bir dünyada gibi, diye düşündü genç adam. Sanki anlattığı ana geri dönmüş gibi, gözü hiçbir şeyi görmüyor gibi. Genç kız anlatmayı heyecanla sürdürürken, genç adam onu arada başıyla onaylasa da anlattıklarını dinlemekten ziyade anlatışını izliyordu. 

''Bir sürü, bir sürü, bir sürü fotoğraf çektik bir görsen.''

''Göster de göreyim o halde.''

''Olmaz. Sergiyi bekleyeceksin. Kimseye torpil yok!''

''Kimseye mi?''

''Kimseye.''

''Peki...''

''Ama senin de hatırın var tabi şunun şurasında.''

''Tabii.''

''Sana tek bir kare gösterebilirim.''

''Tek bir tanecik mi?''

''İstemiyorsan...''

''İstiyorum!''

Genç kız sırt çantasından çıkardığı defterin arasından tek bir fotoğraf karesi çıkardı. ''İşte.''

Genç adamın gülümsemesi yüzünde donmuş kalmıştı.

''Görsen harika bir yerdi. Denizin kokusu, konser, müzik...''

Genç adam fotoğrafı bakışlarını üzerinden ayırmadan genç kıza uzattı. ''Güzel gibi gözüküyor.''

''N'oldu?''

''Hiç...''

''Ozan!''

''Burada olduğun için mutluyum.''

''Açıkçası ben de.''

Genç kız dikkatle genç adama bakıyordu. Numaracı, diye düşündü. Beni daha iyi geçiştirmeyi öğrenmelisin.

''Zaman ne çabuk geçmiş. Sanki daha dün vedalaştık, daha dün sesini ilk kez duydum gibi.'' Genç kız her gergin olduğunda yaptığı gibi dudağının bir köşesini ısırıp bakışlarını genç adamın yüzüne çevirdi. 

''Aslı...''

''Tamam tamam. Neden, niçin yok!'' 

...

''Soru yok!''

Genç kız elini dudağının bir ucundan diğerine götürerek genç adama göz kırptı. Zaten nedenini, niçinini biliyordu. Belki de genç adamdan bile daha fazla.

''Her şey gelip geçiyor baksana. Tüm anlar. Tüm şimdiler. Her şey gelip geçiyor.''

...

''Geriye kalan tek şeyse biz oluyoruz, değil mi?''

Genç adam soran bakışlarını genç kıza yöneltti.

''Geriye kalan tek şey biziz Ozan. Tüm geçmiş ve şimdilerde geriye kalan tek şey biziz.''

''Yani?''

''Yani... Daha fazla gülümsemelisin.''

''Nasıl?''

Genç adamın bakışları hala hüzünlüydü. Bu bir gün değişebilecek mi acaba, diye düşündü genç kız. Ama sonrasında, hüzünlü bakışlarının altında genç adam da tıpkı genç kız gibi gülümsedi. Belki biraz daha buruk. 

''İşte bunun gibi.''

(21.11.18)


 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar