![]() |
| Yemekten çok hangi sembol çıkmış ona bakmayı severim. :) (reklam yok :P) |
Not: 2022 (kalanı) - 2023 mutluluklarını kapsıyor. :)
Mutluluk Yazıları | 2022 (05.10.22)
Mutluluk güzel şarkılar, güzel
şiirler, güzel hayaller gibi hissettiren bir şeymiş. Öylece
rastgeldiğin bir şey. Bu nedenle, onu tutmayı değil de o olmayı denemeyi bir
düşünmenin mantıklı olabileceği bir şey bir de. Çünkü... Çünküsü yokmuş. Çünkü
o, sen çünkü diyene kadar bitermiş. Çünkü... Bu da normalmiş. Çünkü... Tüm
çünküler aslında sadece asıl cümlenin bazen destekçileri, bazen engeliymiş.
Mutluluk
Yazıları #19 (12.10.22)
Mutluluk
saçma sapan, şebek şebek fotoğraflar çekilmek gibi bir şeymiş; hiç de ''cool''
olmamak gibi bir şey. Sadece öylece eğlendiğin bir şey. Öylece var olan bir
şey.
:)
Mutluluk
Yazıları #20 | 2022 (27.10.22)
Mutluluk
keşfedecek bir şeyler bulmak gibi bir şeymiş. ''.....ne kadar heyecan verici''
cümlesini kurmak ve noktaları kendince doldurmak gibi bir şey.
:)
Mutluluk
Yazıları #21 | 2022 (04.12.22)
Mutluluk
haribo paketi gibi bir şeymiş.
Böyle...
Çeşit çeşitmiş. Sen, benim en sevdiğim kolalı olan dermişsin, hep en sevdiğim
o. O o o. Seni seçtim pikachuuu, gibi. :) Ama her paket farklı farklıymış.
Bence en güzel paket karma olanıymış. Çünkü içindeeee, diğer tüm haribo
çeşitlerinden varmış. Hepsinin tadı benzermiş ama farklıymış da. Hepsinin şekli
sevimliymiş ama farklı farklı renkteymiş de.
Mutluluk
haribo paketi gibi bir şeymiş. Farklı farklı, renkli renkli ve her farklı
hariboda, seni seçtim Pikachuu, demek gibi bir şey.
:)
Mutluluk
Yazıları #21 | 2022 (23.11.22)
Mutluluk
amaç sonuç cümlesi gibi bir şeymiş. Amaç kısmı bile mutluluk verirmiş.
Küçükken
amaç sonuç ve sebep sonuç cümlelerini çok karıştırırdım. Koşul sonuç cümleleri
kolaydı tabi. -sa\-se ekini görürsen yapıştır koşulu... Ama diğerleri
öyle mi? Kardeş gibiler, baya da benziyorlar hani. Bazen kuzen gibi geldikleri
olurdu tabi, daha az benzer. Ama yine de benzer. Açık açık ''amacıyla'' ibaresi
varsa, o cümle çantada keklikti, sınavda artı iki puandı. Yoksa ezber
kurtarmazdı. Bilmek lazımdı.
Sonra
amaç sonuç ve sebep sonuç cümleleriyle işim bitti. Başka dil bilgisi konuları
gündemim oldu. Sonra zaman aktı. Pek çok başka konu gündemim oldu ve ben amaç
sonuç cümlesini nasıl bulacağımı temelli unuttum. Zaten ezberleyerek
öğrenmiştim ya hani, tam öğrenememişim. Ama sınavdan önce tüm defteri baştan
sona çalışırsın ya, bu yüzden öğretmenler ''defterine not al çocuğum'' derler.
Tabi bu da ezberci bir eğitimin ucundan kıyısından merhaba der. Hem yeni eğitim
öğretim yaklaşımları da var. Zaman değişti. Ama ben de öyle demeli insan.
Zorunlu olarak. Tüm defteri baştan sona çalışan bir çocuk gibi kendi yöntemiyle
öğrenmeli, beyne tıkmadan. O defteri tutturmadan evvel güzelce ve aktifçe dersi
anlatan öğretmen gibi, kendini vererek süreçte sadece bilgiyle değil sınıfla
bir bütün olarak kalarak. Böylece konu değişse de, ekler değişse de; yeni
cümlelerde yeni eklerin ışığında cümlenin adını bulabilirsin. Amaç kısmını da,
sonuç kısmını da. Eğlenerek. Kendini vererek.
:)
Mutluluk
Yazıları #22 (20.12.22)
Mutluluk,
sana bir masal fısıldayan ezgiler gibi bir şeymiş. Hiç beklemediğin anda seni
oturduğun yerde havalandırır, havalandırır, havalandırır ve uzak diyarlardaki
bir gözlemci yaparmış. Mutluluk, ilham perilerinin kılık değiştirmesi gibi bir
şeymiş. Hiçbir şey olmasa bile, hafif güzel bir ezgiyi öylece dinlemek gibi bir
şey.
Mutluluk,
salep kokusu gibi bir şeymiş. Hafif, hafif, hafif ve sıcacık hissedilen bir
şey.
Mutluluk,
rüzgara dallarını açan ağaçlar gibi bir şeymiş. Yeşil yeşil, sarı sarı, kırmızı
kırmızı, hatta yapraksız yapraksız; dallarını kocaman açıp gerinen ağaçlar gibi
bir şey.
Mutluluk,
gece gibi bir şeymiş. Çünküü, geceyi seversen gece mutlu olurmuşsun. Neyi
seversen onda mutluymuşsun.
:)
Mutluluk
Yazıları #23 (11.01.23)
Mutluluk,
bulutlarla kaplı bir gökyüzü gibi bir şeymiş. Her yanı çeşit çeşit bulutla
kaplı olduğundan maviliği hayal meyal seçilirmiş. Hatta böyle olduğunda, tabii
bulutlar birbirine sarıldığından olacak, bulutlar bile tek tek gösterilemezmiş.
Tüm o beyazdan griye uzanan gökyüzüne bakmak insana sonsuzluğa bakmak gibi
gelirmiş. Bir şekil seçmene gerek yokmuş, bir mavilik de. Çünkü işte o orada,
sonsuzca uzanırmış. Herkese yetecek kadar mutluluk varmış. Önce ben ben ben
demene gerek yokmuş. Sen bunu al, ben bunu diye kurnazlık yapmana da. Çünküüü,
mutluluk bulutlarla kaplı bir gökyüzü gibi bir şeymiş. Gri de olsa, beyaz da;
işte o sonsuzmuş. Herkese de yetermiş.
:)
Mutluluk
Yazıları #24 (12.01.23)
Mutluluk
amaç sonuç cümlesi gibi bir şeymiş. Amaç kısmı bile mutlu edermiş.
Aklına
gelen ilk amaç sonuç cümleni yapıştır gelsin sevgili okur. Çünkü akla ilk gelen
şık genelde doğrudur.
:)
Mutluluk
Yazıları #25 (15.01.23)
Mutluluk
küçük-cük bir çocuk gibi bir şeymiş. Oradan oraya koştururmuş. Bazen de seni
görünce saklanırmış. Senin onu görmediğini mi sanırmış bilinmez. Malum,
çocuklar her soruya yanıt vermez. Bu nedenle de küçük, hatta küçük ve üstüne
cük bir çocuk olan, mutluluğa ''neden beni görünce saklandın'' diye
soramazmışsın. Ya ''aaa neredeymiş bu'' diye oyunu devam ettirir ve sonra
aniden ''sobe sobe sobe'' dermiş ve kıkır kıkır gülermişsin (tabii küçücük bir
çocuk olan haylaz mutluluk ile birlikte), ya da oynamazmışsın ve kimse
gülmezmiş.
Bu
kadarmış. Çünküüüü... Mutluluk küçücük bir çocuk gibi bir şeymiş. Ve sadece
varmış; bazen kaçarmış, bazen saklanırmış, bazense sobelenir, miş.
:)
Mutluluk
Yazıları #26 (23.03.23)
Mutluluk
güneşli bir güne uyanmak gibi bir şeymiş. Sonra da nihhaaaa -veya öyle bir
şey- diye gerilmek gibi bir şey.
:)
Mutluluk
Yazıları #27 (24.03.23)
Mutluluk
gökyüzünün ne kadar mavi olduğunu fark etmek gibi bir şeymiş, bulutların
göründüklerinin aksine ne kadar da hareketli olduklarını keşfetmek gibi bir
şey.
Mutluluk
seni kocaman bir canavardan kurtaracak birinin geleceğini bilmek gibi bir
şeymiş. Sevgili böcekçik burası senin evin değil benim evim, deyince seni
dinlemeyen böcekten seni kurtarabilecek bir kahramanının var olduğunu bilmek
gibi bir şey.
Mutluluk
gülümsediğinde gözlerinin kenarları kırışan birisinin sana bakması gibi bir
şeymiş. Kaz ayakları da mutlulukmuş evet, gülümseme de, o gülümsemenin yönünün
sana dönük olması da.
Mutluluk
seni güldüren şeyleri sansürsüzce paylaşabileceğin birisi veya birileriyle
birlikte olmak gibi bir şeymiş. İster yan yana, ister bir telefon kadar uzakta.
Mutluluk,
hüzün bulutlarını dağıtan ışıkmış. Gün ışığı, bazen de ay ışığı. Hüznün
sakinliğinde aydınlanan bir şey. Belki de gaz lambası gibidir, kim bilir?..
Yoksa mum ışığı mı? Floresan lamba?
Mutluluk
kitap okumak gibi bir şeymiş; acaba ne olacak demek falan değil, sadece okumak,
okumak, okumak gibi bir şey. Okumayı hissetmek gibi bir şey. Bunun ne olduğunu
ancak hissedince anlarmışsın.
Mutluluk
ancak hissedilince anlaşılan şeyler gibi bir şeymiş. Mutluluk tek başına varlık
bulan bir şey miymiş, yoksa pek çok varlığın tarifi gibi bir şey mi?
Mutluluk
eşsiz bir şeymiş. Pek çok tarifin eşsizliğini görmek gibi bir şey. Mutluluk ne
kadar eşsizim diyebilmek gibi bir şeymiş. Ne kadar eşsizmişsin; ve bu, ne kadar
güzelmiş.
Mutluluk
neymiş bilinmez. Her tarif lezzeti bir ölçüde değiştirirmiş. Değişmeyen tek
şeyse, neşeymiş. Eşsiz tariflerin içindeki neşe, mutlulukmuş.
Mutluluk
Yazıları #28 (25.03.23)
Mutluluk
güzelce uykunu almak gibi bir şeymiş. Böyle çok dinlendirici, çok dingin
hissettiriciymiş bu doğru; hatta vücudunu geçtim, beyninin bizzat kendisi sana
teşekkür edermiş. Böylece gereksiz duygusallıklara da yer kalmazmış ve gerekli
duygusallıklar dolu dolu hissedilirmiş. :)
Mutluluk,
gerekli duygusallıkların yaşandığı bir oyun gibi bir şeymiş. Böyle havaya
renkli bir topu fırlatmak, o topun o kadar da renkli olmayan bir arabanın
altına kaçması ve bir anneannenin topu yakalayıp küçük torununa geri atması
gibi bir şey.
Bazen
de mutluluk havayı yarıp geçen topun kendisiymiş ve ondan kaçan çocuklara ''dur
bakalım elim sende'' dermiş. Herkes de hoplar, zıplar, gülermiş.
Mutluluk
bebek yapraklar gibi bir şeymiş. Yalnız dalların aylardır bekledikleri
sevdikleriymiş. Bir bebeğin gülümsemesi gibi güneşi yansıtırlarmış.
Mutluluk
ilk çiçekler gibi bir şeymiş. Baharın ilk çiçekleri gibi, ''duyduk duymadık
demeyin'' der gibi, pembe, beyaz iç içe, narin bahar çiçekleriymiş.
Mutluluk
bir kedi, bir köpek, bir fok, bir civciv, bir dinozor gibi bir şeymiş. Hayır
hayır, Bremen Mızıkacıları gibi değil; insanı gülümseten çocuk oyuncakları gibi
bir şeymiş. Oyuncaklardan da mızıkacı olur muymuş acaba, Bremen'e giden?
:)
Mutluluk
Yazıları #29 (26.03.23)
Mutluluk
bir cümleymiş. İki kelimeden oluşan ve bu iki kelimenin birbirine sıkıca
sarıldığı bir cümle: Seni seviyorum.
:)
Mutluluk
Yazıları #29 (28.03.23)
Mutluluk
fark etmek gibi bir şeymiş. Kendin için en iyi, en uygun, uyumlu ve sana iyi
hissettiren şey(ler)i fark edebilmek gibi bir şey.
Mutluluk
Yazıları #29 (28.03.23)
Mutluluk,
duymak isteyeceğin sözcüklerin değişmesi gibi bir şeymiş. Onların yerini
yenilerinin aldığını fark etmen gibi bir şey.
İçeriklerini
çok sevdiğim bir meditasyon kanalı var. Nefes Meditasyon ismi. Belli dönemlerde
ara ara o kanalın meditasyonlarını yapıyorum. Son dönemde yaptığım bir serisi
vardı. Bu seride her videoda belli bir soru üzerine yoğunlaşıyoruz. Bugün
yaptığım meditasyonun video içeriğinde ele alınan soru ise duymak isteyeceğimiz
cümlelerin neler olduğuydu. Bu video serisi ilk kez geçen yılın başında
yüklenmişti ve ben de ilk kez o zaman bu meditasyonu yapmış, bu soruya yanıtlar
vermiştim. Bu meditasyonun çok öncesinde de ihtiyaç duyduğum bu cümlelerin
farkındaydım aslında. Ancak bir an geldi ki, ben duymak istediğim bu cümleleri
başkalarına ve kendime söylemeye başladım. En önemlisi de, kendi duymak
isteyeceğim şekilde. İçtenlikle.
Şimdiyse,
benim için çok şaşırtıcı bir şey oldu. Tüm o cümleler göğüs kafesimden çıkıp
uçmuş gitmiş sevgili okur. Artık onların bana birinin söylemesine ihtiyaç
duymadığımı fark ettim. Daha doğrusu, artık bu cümleleri duymak için bağımlı
bir istek içinde olmadığımı fark ettim. Çünkü bu sözcükler özgür ve ben de
öyleyim; o halde ne yapmalı? Bu özgür cümleleri ben özgürce söylemeliyim.
Yeni
cümlelerim ise bir kafesin içinde değiller. Ancak içime doluyorlar. Biri bana
yazdığım ve söylediğim bir şeyin ona iyi geldiğini söylediğinde çok iyi
hissediyorum. Çünkü dış dünyadan alıp dönüştürdüklerimi yansıtıyorum ve karşı
taraf da kendinden bir şeyler bulabilirse çok mutlu hissediyorum.
Peki
sen sevgili okur, sen en çok hangi cümleyi duymak isterdin? Sen bu duymak
istediğin cümleyi ne sıklıkla başkalarına söylersin? Ne sıklıkla kendine
söylersin?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder