![]() |
| Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer: Yakut Kırmızı - Kerstin Gier. |
Bileğimde bir doğum lekesi var. Anneme bu ne diye sormuştum sanırım. O da ben demiş. Oysa doğum lekesi bu, ben değil. Ama her neyse. Ben de o lekeyi annem olarak algılamışım. Ben, dedi ya. İnsanlar doğum lekemi göstererek bu ne diye sorduklarında annem diyormuşum. -Sevimlii. :)-
Küçükken öğle uykusuna yatıyordum. Yatmak
istemiyordum sanırım. Annem de beni dondurmayla kandırıyormuş. Ama dondurma
yerine külah yiyormuşum. Bu hayal meyal aklımda. Aklımdaysa çok da küçük
değilimdir. Nasıl bunu yemişsem... -Masuumm. :)-
Külah demişken... Anneannemlerin mahallesinden
dondurmacı bir amca geçerdi. Onun yolunu gözlerdim. O amca sonra kışları tatlı
satmaya başlamıştı da algım şaşmıştı. O dondurmacı amcaydı çünkü. Şimdi onu
hatırlamak bana kendimi bir öykü okumuşum gibi hissettirdi. Çünkü artık böyle
şeyler öykülerde kaldı.
Küçükken çizgi film cd'lerimi çok severdim. Annem
iş yaparken kardeşime bakmak için bu cd'ler üzerinden pazarlık yapardım. Şu
kadar cd'ye şu kadar sallarım beşiğini gibisinden. Evet işte bu akıllıca bir
hamle. :)
En sevdiğim cd'm ise Karlar Kraliçesi'ydi. İki
yakın arkadaşın macerasını anlatıyordu. Arkadaşlardan birini Karlar Kraliçesi
kaçırıyordu. Diğeri de her yerde onu arıyordu ve Karlar Kraliçesi'ne baş
kaldırmak pahasına arkadaşını kurtarmak için tehlikelere göğüs geriyordu.
Filmin başında her şey güllük gülistanlıkken bu iki arkadaşı oyun oynarken
görüyorduk. İkisinin evleri yan yanaydı ve bu iki evi birbirine bağlayan bir
nevi balkon vardı. O balkona çok imrenirdim. Oyun oynamak için mükemmel bir
yerdi bence. O filmi sonra nette bulamadım. En azından izlediğim o versiyonunu,
o çizimleriyle falan. Artık cd'm de yok zaten. Ama beni o cd'ler kadar
heyecanlandıran çok az hediye oldu yıllar içinde. Kitaplar bile ikinci sırada,
sen düşün okur.
Küçükken moda tasarımcısı olmak istiyordum.
Defterlere kağıtlara giysiler çizdiğim aklımda. Ama sadece kızlar için. Çünkü
erkekler ne giymek ister bilmiyordum muhtemelen. Bunu bilmeden nasıl tasarım
yapabilirdim ki! Sadece fikir yürütüyorum tabii. Muhtemelen sebep çok daha
basittir. Sonra ilkokula başlamıştım. Ne olmak istersin sorusuna moda
tasarımcısı dememiştim hiç. Neden acaba? Bilmiyorum. Belleğim kuvvetlidir ama o
kadar da değil. Ben de öğretmen diyordum. Sahiden de bu bölümü okudum. Ama tabi
o kadar ileri görüşlü veya tutkulu değildim ufacık bir çocukken.
Küçükken bir çocuğa platonik aşıktım. İlkokulun ilk
yılları olmalı. Çocuk da her hafta başkasına platonikti. Bir ara sıra arkadaşı
da olmuştuk. Sırasına o sıralar kime aşıksa onun adını yazıyordu. Ben de seni
öğretmene söyleyeceğim diye tehdit ediyordum. O da sıranın altındaki klasörüne
yazmaya başlamıştı. Muhtemelen bana gıcık kapmıştır. :) Komik ama, şimdi öylece
aklıma geldi ilkokul demişken.
Ortaokula giderken aşırı derecede Alexander Rybak
fanıydım. Ama öyle böyle değil. Tabi fangirl gibi de takılmıyordum.
Fangirllüğümü içimde yaşıyordum. Her gün düzenli olarak şarkılarını açardım;
sadece dinlemek için değil, izlenme sayısı artsın diye. :)) Kaldı mı böyle
seven... Hatta sırf o twitterda aktif diye hesap açmıştım da ona yarım
İngilizcemle bir paragraf mesaj yazmış, tweetlemiştim. Baya kişi rt yapmıştı
yani tweetimi paylaşmıştı ama o beni takip etmemişti. Alacağın olsun Alex!
bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.
Not: Bu, taaaa eski bloğumdan bir yazı. Derli toplu olmasından ve bu blogda anlatmadığım konulara değinmesinden mütevellit paylaştım. 28 Eylül 2022'de yazmışım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder