Öncelikle seni çok
sevdiğimi bilmeni istiyorum. Hep yanında olduğumu, bana her zaman, evet
istediğin her zaman sarılabileceğini bilmeni istiyorum. Sormadan. Seninle
birlikte çilekli pasta yemek istiyorum. Evet, çilekli. Bolca çilek olsun;
içinde, üstünde. Hayır, kahve de içmeyelim. Kahveye olan bağlılığını ben
başlatmak istemiyorum. Biliyorum, yine ben başlattım ama... Bilmek ile
bildiğini bilmemek farklıdır. Sen tatlım, tatlım tatlım, sen evet sen benim
tatlımsın ve benim bildiğim her şeyi sen de biliyorsun. Sadece bildiğini
bilmiyorsun. Bunları da ben senin için öğreniyorum. Evet, bazen keşfediyorum,
bazen öğreniyorum. Keşfetmek güzel, öğrenmekse zor geliyor. Ama korkmuyorum,
çünkü içimde sen varsın. Tıpkı senin içinde benim olmam gibi.
Sevgili 14 yaşındaki
halim. Senden sonra bir sürü şey öğrendim. Ama uzun bir süre senden daha
bilgili olamadım. Aynı noktada durmayı seçtim. Durmayı ve sonra aynı noktada
hareket etmeyi akıl edebildim. Bazen aynı noktada hareket edebilmemiz gerekiyor
biliyorsun, veya bildiğini bilmiyorsun, başka noktalara da hareket edebilmek
için. Aslında bunu görebilmek için. Sevindiğim gün çok oldu biliyor musun?
Hahhahah, nasıl da şaşırdın; evet sevindiğim dedim, tatlım tatlım. Sevindiğim.
Buna izin verdiğinde, sevinmek çok kolaydır. Bu sana tanıdık geldi mi?
Gülümsemek, dünyanın en kolay işidir; o halde gülümsemelisin, hele de Tanrı
sana böyle güzel bir gülümseme hediye etmişken. Hayır, ah lütfen bana soğuk
davranma ama hayır. Sana gelecekten ''tüyo'' veremem. Kalbini çarptıran ve
titreten tüm o günleri senden alamam. Çok saçma davranacaksın; ama ne olmuş
tatlım tatlım, ne olmuş? Ergen olmak için kendine izin ver. Vereceğim tek tüyo
bu olabilir.
Acaba pastadan önce
yemek mi yeseydik? Lezzetli bir şeyler. Ne istersen. Bak bu sefer sağlıklı -
sağlıksız ayrımını bile yapmayacağım. Birlikte yiyelim. Yemekler lezzetli değil
mi? Sanki bunlar da bir hediye gibi. İnsanı mutlu eden yemekler, tadını alarak
ve severek yememiz -ve tabii tabağımızı mutlaka bitirmemiz- gereken o yemekler.
Aç bakalım ağzını. Uçak geliyo geliyo... Tatlım tatlım? Merak etme, hayatın
hareketlenecek. Hep böyle olmadı değil mi, hep aynı hissetmedin? Çok yakında
göreceksin, daha iyi hissedebileceğini. Sonra belki yine biraz düşeceksin ama
mutlaka kalkacaksın. Tıpkı küçükken olduğu gibi. Hatırlıyor musun o tümseği?
Hep aynı yerde düşer, sonra da kalkardın. Bacağın yaralanırdı sanki, sen daha
iyi hatırlarsın. Ama yine de, gün geldi, artık düşmeden geçtin o yolu. Düşersen
de sorun değil, biliyorsun. Neden korkuyorsun? Ah tabii. Yanında olduğumu
bilmiyorsun, o yüzden. Ama bak işte sana söyledim. Ben hep yanındayım ve
istersen alışverişe bile gidebiliriz. Kitaplar hakkında da konuşuruz. Sinema?
Buna ne dersin? Ne istersin tatlım tatlım... Ne, ben mi? Ah... Bu zor bir
soruymuş değil mi?
Senin yanına
gelemeyeceğim için üzgünüm. Bu adil değil biliyorum. Sen kalbimdesin ama ben
senin zihninde henüz yokum. Seni hayal kırıklığına uğrattığım her an için çok
üzgünüm. Ne?.. Önemli değil mi? Nasıl! Ne? Çilekli mi pasta mı? Ne... Kendime
iyi mi bakayım mı? Bana sarılıyor musun? Tatlın mıyım gerçekten? Ne, benim
mi.... tamam kalbimi okşama, gıdıklanıyorum inandım.
Teşekkür ederim sevgili
14 yaşındaki halim. Kan pompalayan devasa Tardis'ime misafir olduğun için. Çok
öptüm, sarıldım.
(07.05.24)
bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder