Küçük Bir Kesit #10
''Şşş sessiz
ol. Kuşları kaçıracaksın.''
...
Tangur tungur
merdivenleri çıkmaya çalışan genç adam sonunda yaptığı gürültünün kendisi de
farkına varıp bir süre olduğu basamakta kalakaldı. En sonunda sakince -ve
sessizce- basamakları kaldığı yerden çıkmaya devam etti.
''Hiç
konuşmayan birine göre fazla gürültülüsün,'' dedi genç kız daha çok kendi
kendine söylenircesine. Ama genç adam söylenenleri duymazlıktan gelip kuş
yuvasına hayranlıkla bakmayı sürdürdü.
''Çok
yaklaşmamalıyız yoksa anneleri bizi gagalayabilir.''
...
''Aslında
biliyor musun onlar da bizler gibi. Yani işte bilirsin, insanlar gibi.
Korkuyorlar...''
...
''Tabi ki
bilmedikleri şeylerden. Bilmedikleri şeylerden korktukları için onları
suçlayamayız.'' dedi genç kız dalgınlıkla. Sonrasında genç adamın şaşkın
bakışlarını üzerinde hissedince her zamanki alaycı gülümsemesi yerleşti
dudaklarına. ''Boşversene.''
Genç adam pes
edercesine başını iki yana salladı.
''Gel, sana
göstereceklerim daha bitmedi.''
...
''Hem baksana
onların da rahatını kaçırdık. Sanırım anne kuş birazdan bizi gerçekten
gagalayacak.''
Genç kız, genç
adamı kolundan çekiştire çekiştire terasın açık alanına götürmeyi
başardı.
''Aslında
yetişebileceğinden emin değildim. Ama tam zamanında geldin. Tebrikler!''
Genç kız
eliyle kızılla mavinin karıştığı gökyüzünü gösterdi. ''Tablo gibi.''
...
''Öyle değil
mi?''
Genç adam
başını hayranlıkla sallamakla yetindi.
''Yaşasın,
bakar körlüğe yakalanmayan sayılı insandan biriymişsin!'' Genç kız kocaman
gülümseyip genç adamın koluna girdi.
''Otursana.''
...
''Her şey
burada ve burada kapana kısılıyor öyle.''
Genç kız önce
beynini, sonra kalbini göstermişti. Kuşların şakımaları genç kızı susturdu.
Şimdi yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
''Onlar da
gidecek, yakında.''
...
''Ama
üzülmüyorum. Keşke ben de kuş olsaydım.''
Genç adam
bakışlarını genç kıza çevirdi.
''Ya da
boşver. Bir kedi olmak isterdim.''
...
''Kedilerin
yaşamı bana daha uygun.''
Genç adam
gülmemek için kendini zar zor tutuyordu.
''Yedi yirmi
dört gezginler, sonra uyuyorlar..''
...
''Hem onlar da
kuşlar gibi yarı zamanlı uçuyorlar sayılır.''
Genç adam
kendini daha fazla tutamayıp gülmeye başlamıştı.
''Ne, yalan
mı? Ninja gibiler. Öyle işte!..'' genç kız yalandan kaşlarını çatmış genç adama
bakıyordu.
''Hem
öfkelenince çok sinirli olurlar.''
Kaşlarını daha
da çok çatmaya çalışınca yüzündeki komik ifade genç adamı daha da çok güldürdü.
''Sadece,
sadece insanlar işi bozuyor.''
...
''Baksana sen
bile rahatlarını kaçırdın kuşların.''
Genç adam,
genç kıza yandan bir bakış atmakla yetindi.
''Tamam kızma,
ben de en az senin kadar suçluyum.''
Bir süre
sessizlikle oturdular. Gün iyiden iyiye doğmuştu.
''Hayatta en
çok korktuğun şey ne?''
...
''Cevap
vermeyeceğini biliyorum. Ama sakın ölüm diye düşünme. Rüya da ölüm dedi. Çoğu
kişi ölüm diyor.''
...
''Peh!
Ahmaklar.''
Genç adam
bakışlarını genç kıza çevirdi. Genç kız bir hayli hüzünlüydü.
''Boşver bunu.
Ben en çok neyden korkarım, korkardım, biliyor musun?''
Genç adam,
genç kıza ilgiyle bakmayı sürdürdü.
''Burasındaki''
-beynini- ''ve burasındakileri'' -ve kalbini göstererek devam etti-
''gösterebileceğim birini tanımadan ölmekten.''
...
''Çektiğim
fotoğraflar belleğimdekilerin ne kadarını yansıtır ki o küçücük kareye?''
...
''Hem baksana,
sana bile gösteremedim hepsini.''
...
''Kendime
bile gösteremedim.''
Böyle
durumlarda genç adam ne yapacağını bilemiyordu. Özellikle de karşısındaki genç
kız gibi değişken biriyse. Yanlışlıkla karaya vurmuş bir balık gibi etrafa
bakınmaya başladı. Genç adamın bu hallerini gören genç kız gülümsedi. İşte
gerçekten dengesiz diye düşündü genç adam.
''Korkma! Seri
katil değilim. Sana zarar vermem. Ama bir söz ver bana.''
Genç adamın
telaşının yerini merak almıştı şimdi.
''Sen de
fotoğraf çekmekten korkmayacaksın. İnsanlar ölümden değil, yaşamaktan
korkuyor.''
...
Oysa genç adam
da ölümden korkmuyordu. Ama bunu genç kıza söylemedi. Her zamanki gibi...
''O zaman
kahve zamanı!''
...
''Veya
kahvaltı, neyse ne.''
Genç kızın
peşi sıra aşağı inmeye çalışan genç adam, çıkarkenki gürültüsünü bile
aşmıştı.
''Böyle
giderse Rüya'yı bile uyandırmayı başaracaksın.''
...
''Aslı! Susun
artık kafam şişti sabah sabah.''
''Bak demedim
mi?''
...
İkilinin şamatasından kurtulan kuşlar da şakımaya kaldıkları yerden devam etti.
(21.02.18)
![]() |
| Bazı Yazlar Uzaktan Geçer, Murathan Mungan. |

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder