Işığın hareketlerini izlemeyi seviyorum. Bana
kendimi canlı hissettiriyor. Yaprakların arasından süzülen ışıklar, binaların
arasından yansıyan ışıklar, duvarda şekiller oluşturan ışıklar... Küçükken bir
keresinde gözümü Güneş'e dikmiş ve tam şeklini bulmaya çalışmıştım. Resim
defterimdeki Güneş, kollarını açmış yeryüzüne kucak kucak kucak yaparken;
gökyüzünde gördüğüm Güneş, kendi içine dertop olmuş ve fazla aksiydi. Nitekim
sonrasında gözlerimde siyah siyah noktalar belirmişti de korkmuştum. Hayır yani
anneme söylesem bu sefer azar da işitecektim. Neyse ki uzun sürmemişti ve bana
ders olmuştu. Ben de bir daha Güneş'i yakından incelemedim.
Küçükken pek çok şeyi yakından incelerdim.
Yeryüzünü, gökyüzünü. Sana anlattığım cırcır böceği hikayesi de buradan
geliyor. Hep bir şeyleri merak ederdim. Hep bir şeyler hakkında konuşmak
isterdim. Bir şeyleri keşfetmek isterdim. Gerçi bu hala değişmedi. Neyse ve çok
şükür ki dünyaya hala bir kaşifin gözlerinden bakabildiğimi hissediyorum. Bazen
ben de bunalıyorum, sıkılıyorum, kızıyorum, üzülüyorum ve bunlardan bile en en
en en en fenası, umutsuzluğa kapıldığımı düşünüyorum. Ama öyle değil; dünyaya
bir kaşifin gözleriyle bakabildiğim sürece değil, biliyorum.
Bazen gökyüzüne baktığımda, geceleri veya
gündüzleri hiç fark etmez - yeter ki sakinlik ve sessizlik olsun, sanki
bakışlarım ve hayranlığım gökyüzüne yükseliyormuş da, sonra bana geri
çarpıyormuş ve ben böylece, hissettiğim şeyi çarpı iki kat fazla hissediyormuşum
gibi hissediyorum. Yani, hayranlığı! Bu yaz bir gece yine gökyüzünü izleyip
takım yıldızlarını bulmaya çalışıyordum. Aslında benim yaptığım -daha ziyade- yıldızlardan resim çizmekti. Evet evet, resim çizmek! Parmağım bir yıldızdan
öbürüne zıplardı. Sonra bir an, bundan belki onlarca, belki yüzlerce, belki de
binlerce yıl önce veya sonrasında başka bir kızın yıldızları izlemiş olduğu
gerçeğini düşündüm. Ne düşünmüştü, ne hissetmişti? Yıldızlar onun kalbine ne
söylemişti? Keşke onunla tanışabilseydim diye düşündüm kısa bir anlığına.
Keşke yıldız postası olsaydı ve biz gecenin bir
yarısı resimler çizen yıldız kaşifleri kendi keşiflerimizi birbirimizle
paylaşsaydık. Neyi yansıtıyorduk, baktığımız şeyde neyi görüyorduk? İçimizde ne
vardı ve dışarıdaki neleri önemseyip içimize çekiyorduk? Bunları merak
etmiştim. Sonra geçmişti; çünkü yıldızları izleyen çoğu kişi hemen hemen benzer
şeyleri hisseder. Önemli olan sonrasıdır. Yıldızları izledikten sonra, onları
artık göremedikten sonra; ne hissetmiş olabilirlerdi, ne düşünmüşlerdi ve ne yapmış,
nasıl bir hayat sürmüşlerdi?
Gökyüzünü birileriyle birlikte izlemeyi de çok
severim. Tercihen sevdiğim kişilerle. Öyle anlarda sevdiğim birileri
yanımdayken ışığın süzülüşünü daha bir derinden hissederim. Işık içime dolar,
ışık dışıma dolar; onu görürüm, ışığı.
Işık kalbimize dolsun ve
sonrasında onu yansıttığımız bir yaşama kucak açalım.
(25.12.23)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder