Küçük
Bir Kesit #27 (Kelime Oyunu 108)
''Bir söylentiye göre şafak sökmeden
evvel buraya gelen yolcuların hayatlarındaki karmaşa çabucak
çözülürmüş.''
''Yine de o kadar erken burada olmayabilirdik
sanki...''
Genç kadın genç adamı duymamış gibi konuşmasını
sürdürdü. ''Bazen... İçimde acı hissediyorum Ozan. Bana ait olmayan ama bana
ait olan bir acı.'' Genç kadın biraz durakladıktan sonra hafifçe, çok hafifçe,
konuşmaya devam etti. O kadar hafifti ki kelimeleri, sanki, bu kelimeler genç
kadının ağzından çıkar çıkmaz havaya karışıyorlardı. Bu nedenle de genç adamın
tüm dikkati genç kadının üzerindeydi şimdi. ''Daha evvel yaşam ve yaşamak
hakkında konuşmuştuk hatırlıyor musun?''
''Evet, tabii'' dedi genç adam beklemeksizin.
''Yaşam budur,'' kollarını iki yana açarak çevresinde bir tur döndükten sonra
onları genç kadının bedeninde kavuşturdu ''ve yaşamak da bu.''
Genç kadın, kelimeleri gibi hafifçe gülümsedi.
''Biliyorum'' dedi biraz sonra da. İkili serin havadan çok uzakta, sıcacıktı
şimdi. Genç kadın başka bir şey söylemedi, genç adam da. Zaten o an araya
girecek kelimeler her ne olurlarsa olsunlar, ikili için bir
zaman hırsızından öteye gidemeyeceklerdi. Hem belki de o anı
uzatabildikleri kadar uzatmak ve günün ilk ışıkları karanlığı aydınlatırken,
hafif, çok hafif olmak istiyorlardı. Işık gibi.
(18.02.23)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder