Küçük
Bir Kesit #29
''Şansımıza bu gece hava açık.''
''Gerçekten de öyle, şans...''
''Yaaa, ben sana demiştim! Ne olacağını asla
bilemezsin.''
Genç adam, genç kadına kısa bir bakış atarak
hafifçe başını salladı. Ancak genç kadın pek oralı değil gibi görünüyordu.
''Hem,'' dedi sonra genç kadın ''istediğin bir şey için bahane üretmemelisin.''
''Gökyüzü bulutluydu Aslı, ikimiz de gördük.''
''Ama şimdi değil.''
Gökyüzü, siyaha çok yakın bir laciverte bürünmüştü.
Bu lacivert tonun önünde sıraya girmiş bulutlar etrafa saçılmış gibi
görünüyorlardı. Tıpkı, düzgün bir sıranın ortasından geçenlere yol verir gibi.
Sahne şimdi yıldızlarındı.
''Hala bulutlu tabi,'' dedi sonra genç kadın omzunu
genç adama hafifçe çarparak. ''Bulutlar da biz gökyüzünü izlemek istediğimiz
için dağılmış değiller. Ama yine de...''
''Yine de geliyor gelmekte olan...''
Genç kadın genç adama yandan bir bakış atarak
konuşmasını sürdürdü. ''Yine de'' dedi dudaklarındaki belli belirsiz bir
gülümsemeyle ''eğer onları izlemek için dışarı çıkmasaydık, onları
izleyemeyecektik.''
''Evet'' dedi genç adam ciddi bir şekilde.
Bakışları düşünceliydi. Ancak bu bakışların ardında dolanan pırıltılar çoktan
dudaklarına yansımıştı.
''Gülmesene'' dedi genç kadın genç adama yine
hafifçe çarparak.
''Sen de güldürmesene o zaman.''
''Hadi bir yıldız seçelim'' dedi genç kadın biraz
sonra.
''Bir tane mi?''
''Bir tane.''
''Niçin?''
''Ona baktığımızda birbirimizi bulabilmemiz için.''
''Anlamadım.''
''Bak mesela'' dedi genç kadın eliyle bir yıldızı
işaret edip ''ben seçtim. Bu yıldız seni bana anımsatacak. Hadi sen de seç.
Böylece birbirimizden uzakta da olsak, o yıldıza baktığımızda bir arada
olabiliriz.''
''Aynı yıldızı bir daha nasıl bulacağız ki?''
''Hangi yıldızı bulursak bulalım. Birbirimizi
bulmak istersek yıldızların aynı olup olmamasının bir önemi kalmaz. Sadece bir
hatırlatıcı işte. Bir bahane.''
''Hımmm'' dedi genç adam. Bu sefer gerçekten
düşünceli gibi görünüyordu. ''O zaman,'' dedi biraz sonra da, ''o zaman senin
yıldızın da bu olsun.''
''Hangisi?''
''İşte şu Aslı...''
''O kadar küçük ki göremiyorum!'' Genç kadın
buruşturduğu yüzüyle uzunca bir süre yıldızına baktı. ''Neden o?'' dedi en
sonunda. ''Büyük değil, parlak bile değil; zar zor gördüm. Hatta onu şimdiden
kaybettim. Neredeydi göremiyorum...''
Genç adam, genç kadının elini kendi elinin arasına
alıp havaya kaldırdı. ''Bak orada'' dedi sonra da. ''Tüm bu parlak yıldızların
arasında bile o hep orada, gördün mü? Onu nerede olursa olsun bulabilirim.
Nereye gizlenirse gizlensin…''
''Bana biraz olayı kıvırmaya çalışıyormuşsun gibi
geldi ama neyse'' dedi sonra genç kadın omuzlarını silkip. Ama eli hala genç
adamın avucundaydı. Hava iyi ki karanlık, diye düşündü genç kadın, iyi ki
saçlarım salık...
''Peki sen,'' dedi biraz sonra genç adam, ''sen
neden demin gösterdiğin yıldızı seçtin? Büyük olduğu için mi?''
''Kolayca bulunabildiği için. Herkes onu kolayca
bulabilir.''
''Ah!..'' dedi genç adam boşta kalan elini kalbine
götürüp. ''Bir de bana laf söylüyorsun. Herkesin bulabileceği bir yıldız
benimkisi... Tamam...''
''Evet, o yıldızı herkes kolayca bulabilir. Ama
benim dışımdaki kimse ona benim baktığım gibi bakamaz. Çünkü kimse, onun senden
olduğunu bilmeyecek. Benim dışımda. Bu da onu benim yıldızım yapar. Senden bana
bir şey.''
''Bana da şimdi sen kıvırmaya çalışıyormuşsun gibi
geldi ama neyse...''
İkisi de birbirlerine omuz silkmiş yıldızlarını
izliyorlardı. Çok geçmedi ki genç kadın ayağa kalktı. Genç adamın elini hala
bırakmamıştı. ''Bu dansı bana lütfeder misiniz beyefendi?''
''Tabi ki hanımefendi ancak biliyorsunuz'' dedi
genç adam. Çoktan ayağa kalmış, diğer elini genç kadının beline götürmüştü.
''Ben dans etmeyi bilmem.''
''Ne tesadüf'' dedi genç kadın ''ben de.''
Sonra ikili yavaşça kendi etraflarında dönmeye
başladılar ve gökyüzü de, onların etrafında. Müzik yoktu; hatta hiçbir ses
yoktu. Ancak ikili bunu duymuyor gibiydi. Müziğin olmamasını.
''Aaaa yıldız kayıyor'' dedi sonra genç adam.
Meteor hızla üstlerinden geçmişti. Çok uzak bir yerlere düşmüş gibiydi ama o
anı ikisi de yakalamıştı. Sonra genç kadın genç adama baktı. Genç adam ona
bakmazken o, ona bakmayı sürdürdü ve nihayet genç adam da ona döndüğünde
''doğum günün kutlu olsun Ozan'' dedi kocaman gülümseyerek. ''İyi ki doğdun.''
(06.03.23)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder