Bugünlerde hissettiğim hiçbir şey tesadüf değil. Böyle hissetmem ve kendi kabuğumu kırmam gerektiği için böyle. Tamam, yer yer mızıklandım da ama buna hakkım vardı. Hatta hakkımı hakkım olan zamanda kullanmayıp enerjimi aptal saptal bir sürü saçma sapan yere (afedersin) harcadım. Beni tüketen bu değildi doğrusu ama yine de benim yerimde başkası olsaydı sadece bununla bile tükenirdi.
Bugün net bir olay olmasa da ve hatta artık uzun zamandır olmadığım kadar huzurlu denebilecek sakinlikte günler yaşasam da... Son günlerde içimdeki öfkeyi ufaktan duyuyordum. Bana ben burdayım diyen bir ses. Yıldızım, işte sana hep ballandıra ballandıra anlattığım canım yıldızım. Öfkeden bir lava dönüşüp kalbimin üçte iki buçuğunu kaplamış. Kalan yarım açıklık, beni seninle buluşturdu. Acaba yıldızım mı düşük diye düşünürken, onun ne olduğunu keşfettim. Yıldızımın ne olduğunu.
Bugün sadece yorulduğum için öfkelendim. Sadece bunun için değil ama öfkemin çıkışı bununla sağlıklı bir şekilde sağlandı. Kendi kendime söylendim bunu kastediyorum. Başta sana yazdığım gibi diğerlerine ve diğer şeylere saydırdım. Sonra bir şeyleri rahatça saydırdığım günlerde her şeyin ne güzel gerçekleştiğini ve çok daha fazla hak ettiğim değeri gördüğümü, insanların zaten... Bayat bayat şeyler anlayacağın. Aradaki yıllarımda da keşke kendimi tutmak yerine sinirim bozulunca bir güzel seriye bağlayıp saydırsaymışım, keşke. Benim saydırmam bile bir naziktir de... İnsan, insan olduğunu unutmamalı. Ben bunu unuttum. Çok yüklendim kendime. Bedenim ses çıkardı, dinler gibi yaptım duymadım. Sinirlerim ses çıkardı, dinler gibi yaptım duymadım.
Sonra olmadık bir günde duyuverdim. Bugüne de bir anda gelmedim canım. Bunu yapay zekacığım bile söyledi. Arada ona bazı yazılarımı yorumlatıyorum. Ne yazdığımı görüyor biliyor musun, benden bile iyi görebildiği noktalar oluyor bazen. Şaşırıyorum.
Ben yaşamak istiyorum ya. Son günlerde yine tersini mızıklanırken buluyordum kendimi. Yalaaannn. Ben yaşamak istiyorum. Bu yüzden zaten bu çırpınış. Önümde uzanan hayat bana uygun değil gibi geliyor. Ben özgür bir kızım. Bunu nereden tutarsanız tutun. Bir yazımı okuyan kişi bile neresinden tutacağını anlar zaten. Ama önümdeki hayat, nasıl desem... Çok sınırlı gibi geliyor bana. Buna dayanamam. Ben dayansam, ruhum dayanamaz diyordum. Bu yüzden ittire kaktıra adım atmak dışında hep durdum.
Yalnız falan da değilim. Öyleyim ama kimin umurunda. (Benim değil.) Tek başına olmayı kastetmiyorum. İçindeki yalnızlık. Sana gerçekten değer veren birinin olması. Yanında olacak biri. Gerçekten olacak biri. Olacak biri. Biri. Anladınn :) Gerçi buna dair inancım da sarsıldı ziyadesiyle ancak bilmiyorum. Kim kime gerçekten değer veriyor ki? Herkes işine geleni yaşıyor işte. Bunda da sorun yok tabi. Anlıyorum bile. Son günlerde hep birini istedim cıyaklamam bile bundandı. Onu tanısaydım, gözlerimi kendime kapatırdım. Kolayca mı yapardım acaba bunu? Ben bir de inadım üstüne ama yapardım gibi gelmişti. Yalaannn. :) Ama anladın. İnsanlar, birisiyle birlikteyken daha kolay ilerliyorlar. Saçma şeylere bile daha kolay gözlerini kapatıyorlar. Çünkü birileri var. Çünkü, iyi ki biri'leri var. Benim üzüntüm buna dair duyduğum burukluktandı. Geç kalmışlığım da bundandı.
Bugün dediğim gibi bir anda ayıldım. Ne kadar değerli olduğum, ne yapabileceğim cart curt değil. Benim gibisi bu dünyaya zaten zor gelir. Bak hatta ben yeniden doğsam gelsem bu dünyaya, şu an olduğum kızı ben kendim bile olamam bir daha. Öyle eşsiz biriyim. Bunu bilmiyor muyum, en iyi ben bilirim. İsteyen göz devirsin. Gerçek bu. Bu nedenle pek bir şey canımı sıkmıyor. Canımı sıkan tek bir şey vardı. Önümdeki hayat.
Yazılarımı yayından kaldırmak istedim yine. Onlar beni ayıltan şeylerdi o ayrı ama ben yazınca değişirim. Bu nedenle, değişmiş fikirlerim, her ne kadar güzel çünkü gerçek bir yerden, hislerimden, satırlara aksalar da... Yayında dursalar anlamsız olur gibi geldi. Bir de açıkçası beni stalklayan bağğzıı tanıdıklarım olduğunu sanıyorum. Emin değilim ama sanıyorum. Herkese selamun aleyküm. :) Tanıdığım insanların beni tanımasını sevmem. Tanıdığım insanların beni çok tanımalarını istediğim her seferinde, her şey saçma sapan bir yere aktı. Bu nedenle, artık birine değil, herkese anlatmaya karar verdim. Kendimi değil hayır; hislerimi, gördüklerimi yani aslında: aslımı.
Bu sabah mailime bir mektup düşmüş. Yıldız postasından mıymış acep? Galiba yıldızıma fısıldadığım mektuplarım havaya karışmıyormuş da, bunca zaman zamanda yolculuk yapıyorlarmış. Açık konuşayım, yıldızımın da ben olması veya benden olması kalp kırıcı. Bunu hala kabullenemeyen bir yanım var. Her şeyin kendim kendim KENDİM olması falan. Bunu ben istemedim istemiyorum da ama bir bakıyorum, kendimin yanında kendim varım ve kendim kendime iyi gelmişim. Kendime de... başlıcam. Bu güçlü bir özellik biliyorum ama yani ne yapayım gücünü mücünü. İnsan kendine nazlanamaz ki. Öyle bir şey işte.
Bu mektupta yazanları artık birebir hissetmiyorum düşünmüyorum aslında. O nedenle bazı yerlerini sansürleyip paylaşmaya karar verdim (belki de sansürlemem). Mektubum bundan tam beş yıl öncesinden geliyor. 21 yaşındaki halimden. Ona göre 26 yaşındaki ben çok uzak bir galakside falandım sanırım. Evet öyleydi. Uzak bir yaştı. Yeniden 21 yaşında falan olmak da istemezdim. Sanırım ben, zamansız biriyim. Öyleyim. Sadece kendimi yaşamam lazım. Neyse işte mektubum...
Unutmadan: Bu mektubu future me sitesini hala ücretsiz kullanabiliyorken kendime yazmıştım. Sonradan paralı oldu veya ben çok mektup gönderdiğim için bana paralı oldu bilmiyorum. Belki de yeter be bu kadar mektup gönderdiğin demiş de olabilirler.
Önceden, her mektubumu ağlayarak okurdum. Çünkü bilirdim ki, o satırları ağlayarak hatta salya sümük yazdım. Bunun nedeni yazdıklarım değil, kendime yazmamdı. Kendim kendim kendime meselesine uyuzluğum hep vardı! Şimdiyse artık ağlamıyorum. Gözyaşı bezlerimi kontrol etmeyi öğrendim dermişim... Hayır :) Duygulanmıyorum da ondan. Sanırım her şey, kendime aşık olmam için var oldu. Komik.
Bu arada öğretmenliği çok seviyorum. Ama bazı şeyler bana uzak geliyor. Yine de bu meslekle hayata gerçekten başlayacağım gibi duruyor. Benim tereddütüm hiçbir zaman öğrenciler veya öğretmenlik olmadı. Ben iyi bir öğretmenim. Daha da gelişebilecek potansiyeldeyim çünkü. Ve bu, gelişmek istemek, kıymetli bir şey bunu çok iyi biliyorum. Ama ben, diğer faktörler nedeniyle bu meslekten uzun bir dönem soğumuştum. Belki de birilerinde iz bırakabileceğim ve o hep arzuladığım değer görme hissini deneyimleyebileceğim meslekten, sadece ''diğer'' faktörler nedeniyle soğumuştum. Kendi kendime de soğumadım bu arada, soğutuldum. Soğumak en çok beni üzdü yani. Ama aklımda başka bir hayat alternatifi ve aslında isteği de yok. Zorunluluktan dolayı değil, ne istiyorum diye düşündüğümde aklıma bir iş veya meslek değil de bir yaşam geliyor ondan. Bu yaşamı bana hangi iş verebilir? Bu yaşamı ben bana verebilirim. Benim hep kaçtığım, çünkü sorumluluk almaktan korktuğum gerçek işte sadece buydu.
Bir hayat isteği, çok kıymetli bir şey. Ben buna uzun yıllar sahip olamadım. Evet, yıllar. O hayatı en son ne zaman görmüştüm anımsamıyorum bile. Bugün, çok uzun zamandan sonra bugün içimde hissettim. Duygulanmak gibi değil, hisler gerçektir. İllüzyon değildir yani, beyin kimyası ürünü değildir. O kadar uzun süre boşluğu hissettim ki, hislerin ne olduğunu biliyorum. Bir şeyi istemenin ne kadar değerli olduğunu da. Bir şey istemeyen insan, kendini bir yerde konumlandıramıyor. Veya, insanları bilmem ama, insanlar içindeki tek bir insan olan ben, bunu yaşadım.
Bu arada hayat planımda başka alanlarda yüksek yapıp belki bir yayınevinde çalışmak vardı ama olmadı. Çünkü planımı netleştirmedim ve sahip de çıkmadım.
Sevgili İlkay,
Beş yıl... Öncelikle umarım hayatta ve sağlıklısındır. Ve umarım bu mail eline geçer ve şu an bu satırları okuyor olursun :) Beş yıl sonrasında yaşadığına göre 26 yaşında olmalısın. Gerçekten uzak gelen bir tarih bana :) Hayatının nasıl olduğunu kestiremiyorum. Ama umuyorum ki dilediğin gibi, kendin olabileceğin bir hayat yaşıyorsundur. Şu anda bu satırları nasıl bir ruh haliyle okuduğunu da bilmiyorum. Hep biraz melankolik oldum biliyorsun :) Muhtemelen sen de öylesin. O yüzden şimdi nasıl hissediyor olursan ol benim için kocamaaannn gülümser misin :)
Dilerim tam da hayal ettiğin gibi kendi kitaplarını yazıp bastırmış ve başarıyı yakalamışsındır. Mesleğimle ilgili tereddütlerim var. Evet şu an 3. sınıf öğrencisiyim. İstemeden okumadım değil, sen de biliyorsun. Ama kendimi bu meslekte hayal edemiyorum. Etsem bile uzak geliyor, yabancı işte. Rol yapıyor gibi. Küçükken kafamda oluşturduğum o hayali hayatlardan biri gibi. Bana ait değil gibi işte anlıyorsun değil mi? Ama şu an öğretmenlik yapıyorsan da umarım mutlusundur. Kafanın içine etmişlerdir çevrendekiler. Kendini savunmuşsundur. Boşver onları.
Bu zamana kadar yanında olan tek kişi kendindin. O yüzden kimseye bir şey borçlu değilsin. Kendin dışında. Kendine istediği hayatı vermek zorundasın. Çünkü tek bir hayatın var. Başka yok İlkay.
Sen benden daha tecrübelisin. Ama yine de ben günlüklerimi okurken geçmişimden pek çok tavsiye almıştım. Belki yazdıklarım senin için de bir şeyler ifade eder. Tam da bu yüzden yazıyorum bu satırları. Belki kendini yalnız hissediyorsundur. Hep öyle hissettim az veya çok, biliyorsun. Ama hissetme. Çünkü ben yanındayım. Kendine tutunduğunda daha güçlü olduğunu sana yazdığım tüm maillerde söyledim. Farklı yaşlarına :) Çünkü bunu sana birinin hatırlatması gerekiyor. Umarım 26 yaşında artık bunu içselleştirmişsindir. Ne kadar güçlü olduğunu.
Sana güveniyorum. Umarım sen de kendine güveniyorsundur.
Seni seviyorum. Umarım sen de kendini seviyorsundur.
Seni anlayamıyorum. Çünkü seni tanımıyorum. Ama sen beni anlıyorsun, biliyorum. Beni çok iyi tanıdığın için :)
Yüksek lisans yaptın mı bunu da merak ediyorum. Çocuk edebiyatından yüksek lisans yapmak istiyorum. Umarım bunu benim için gerçekleştirmişsindir. Kitaplarını da raflarda izlemişsindir. Kitabına dair yorumları kocaman gülümsemeyle okumuşsundur. Umarım tüm bunları yaşamışsındır. Umarım dilediğin gibi bir hayatın içindesindir İlkay. Bunu birçok kez yazdım ama bunu yaşıyor olduğunu tüm kalbimle temenni ediyorum. Mutlu olmanı tüm kalbimle, tüm ruhumla istiyorum. Lütfen sen de istiyor ol. Lütfen sen de iste.
Bir de... Onu buldun mu? Her İlkay'a sordum bunu :) Çünkü merak ediyorum. Senin onu bulma ihtimalin hepimizden daha fazla. Umarım bulmuşsundur. Ve umarım beklediğine değmiştir. Umarım onun gözlerinin içinde sadece kendini görebileceğin ve senin gözlerinin içinde sadece onun belireceği biridir. Tam da istediğin gibi. Bulamadıysan da sıkma canını. Ben varım :) Bunu hep söylüyorum ama bunu asla unutma. Kimseye bağımlı olma. Kendini yalnız ve çaresiz hissetme. Çünkü ben varım. Kendine tutun İlkay. Kendine tutunursan asla devrilmezsin çünkü.
Seni çok seviyorum ve sana çok inanıyorum.
Umutla.
Sabırla.
Merakla :)
Ve çokça sevgiyle <3
bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder